Mektepli Gazete

Tolga Kıray: Çocukluk, yetişkinliğin kısa versiyonu mu?

Paylaş
Yazı boyutu
100%

Çocukluk, yetişkinliğin kısa versiyonu mu?

Çocuk nedir, çocuk zihni nedir, estetik bilinç nedir, klasik eser nedir... Bunların hiçbir önemi yok anlaşılan. Kitabı alın, suyunu sıkın, posasını atın, çocuğun önüne koyun.

Kısaltmayın efendim. Bırakın okumasınlar. Vakti gelince tam hâlini okusunlar.

40 sayfaya indirilmiş Sefiller gördü bu gözler. Romanda geçen isimleri alt alta yazsanız 40 sayfa tutar. Sefillik hakikaten.

Üstelik mesele yalnızca edebiyat da değil.

Çocuğa nasıl bir okuma alışkanlığı öğretiyoruz?

Sabretme.

Oyalanma.

Betimlemeleri geç.

Uzun cümleleri atla.

Hikâyeyi öğren, gerisini boş ver.

Olmadı özetine bak.

Sonra çocuk büyüyor, romanda betimlemeleri atlayan, uzun yazının üçüncü paragrafında fenalaşan, filmin “gereksiz sahnelerini” ileri saran, sonunda da parmağıyla reels kaydıran bir canlıya dönüşüyor.

Acaba o çocuğu biraz da biz yaratmadık mı?

Madem mesele kitabı çocuğun yaşına göre küçültmek, işin sonunu getirelim:

6 yaş için Ulysses:

Leopold Bloom bir gün Dublin'de dolaşmaya çıkar. Yürürken zihninde laf lafı açar, zirilyon tane esere gönderme yapar. Bunlar yaklaşık yarım gün sürer. Eve döner.

Fetüs için Suç ve Ceza:

Raskolnikov bir gün baltayı eline alıp nüfus planlamasına çıkar. Sonrasında bol vicdan azabı, bol soruşturma, bol ahlak nutku, bol Doğu-Batı sancısı, bol “yakalandım mı yakalanmadım mı” tırsması... En sonunda itiraf eder, rahatlar. Kapanış.

Zigot düzeyi Yüzyıllık Yalnızlık:

Evvel zaman içinde José Arcadio Buendía diye

biri Macondo adinda hayali bir köy kurmuş. Aynı isimlerden oluşan üç dört nesil geçmiş. Kimin kim olduğu bir yerden sonra zaten karışmış. Ama aslında hepsi çok yalnızmış.

Hadi uyu Berkciğim...

Burnunu karıştırma bakayım.

İlgili Haberler

Mektepli Gazete | Tolga Kıray: Çocukluk, yetişkinliğin kısa versiyonu mu?