CHP’li Sarıbal'dan Bakan Şimşek'e: "Yazık ediyorsunuz bu ülkenin topraklarına, halkına, çiftçisine"
CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, “Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e bir kez daha söylüyoruz; Cumhurbaşkanlığını bir kez daha buradan mesleğimiz açısından, bu ülkenin geleceği açısından uyarmak isteriz, yazık ediyorsunuz bu ülkenin insanına, bu ülkenin topraklarına, bu ülkenin halkına, bu ülkenin çiftçisine” dedi.

(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, “Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e bir kez daha söylüyoruz; Cumhurbaşkanlığını bir kez daha buradan mesleğimiz açısından, bu ülkenin geleceği açısından uyarmak isteriz, yazık ediyorsunuz bu ülkenin insanına, bu ülkenin topraklarına, bu ülkenin halkına, bu ülkenin çiftçisine” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, partisinin genel merkezinde yaptığı basın açıklamasında, yaz boyunca üretimde, tarımda çiftçinin büyük sıkıntılar çektiğini söyledi.
Hükümetin açıkladığı, Orta Vadeli Program’a (OVP) değinen Sarıbal, “İktidar ne yazık ki bugüne kadar orta vadeli hiçbir programın orta vadelisini bırakın, en kısasını bile yerine getirebilme özelliğine maalesef sahip olamamıştır. 2027-2029 Orta Vadeli Programı'nı 6 Eylül günü yayımladı. Elbette çok geniş rakamlar, çok geniş bilgiler, binlerce, yüz binlerce sözcükle donatılmış; her zaman olduğu gibi yazıyla çiziyle algıyı yöneten bir mekanizmaya dönmüş. Daha işin başındayken 2025-2028 Orta Vadeli Programı'nda, 2026 yılının enflasyonunun yüzde 16 olacağını söyleyen bu saray iktidarının ve Recep Tayyip Erdoğan'la birlikte Mehmet Şimşek programının 2026 yılında yüzde 16 olarak öngördüğü enflasyonu, ne yazık ki 2027 Orta Vadeli Programı'nda yüzde 28 olarak revize ettiler. Hemen hemen yüzde 100'e yakın bir değişiklik, yüzde 100'e yakın bir değişim. Gerekçe gösterilebilir; İran Savaşı gerekçe gösterilebilir, başka gerekçeler ortaya konabilir. Ama bu kadar büyük bir değişim asla sadece İran Savaşı, Körfez mücadelesi üzerinden konuşulamaz, söylenemez, ortaya konamaz" ifadelerini kullandı.
“ÇOK NET SÖYLEYELİM, TUTMAYACAK”
Programın öngörüsüzlükle hazırlandığını savunan Sarıbal, "Orta Vadeli Program 2027 yılı için enflasyonu yüzde 21, 2028 için yüzde 13,5 ve 2029 için de yüzde 9 olarak öngörmektedir. Çok net söyleyelim, tutmayacak, tutmayacak. Ama bir şey yapmaya çalışıyorlar, ortaya koydukları enflasyon rakamlarıyla kamunun kendisine dair fiyatlandırmaları dizginleyebilmek, planlayabilmek ve onu piyasa üzerinde egemen kılmak için yapıyorlar" diye konuştu.
İktidarın tarım politikalarını eleştirerek, “bunlarla asla olamaz” diyen Sarıbal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çukurova'dan Yüreğir İlçe Başkanımız Celal Güven aradı. 'Çiftçi perişan, narenciyenin ne olacağı belli değil' dedi. 'Bizim çözümümüz var mı?' dedi. Elbette var dedim. Sarayı göndereceğiz, Mehmet Şimşek'i de göndereceğiz gittiği, gideceği yere. Biz bu ülkeyi hakkaniyetle, adaletle yöneteceğiz ve tarımı bu ülkenin en onurlu işi yapacağız. En onurlu işi. Çiftçi bu ülkenin en onurlu insanı hâline getirilecek. Yazın 40 derecesinde, kışın -30'unda, -20'sinde çalışan insandan daha ne istiyorsunuz? Daha ne istiyorsunuz? Dolayısıyla çok net, çözüm var ama bunlarla asla olamaz, mümkün değil. Bunların bir tek derdi var, şatafat, lüks yaşam ve kamu kaynaklarının inanılmaz bir şekilde kötü kullanılması, var olan merkezi bütçenin de tercihlerle yönetilmesi.
Orta Vadeli Program'da bakın, bütçede stratejik önceliklere ilave kaynaklar var. Milli savunma harcamaları yüzde 229. Gayet güzel, kimse itiraz etmez. Peki tarıma? Evet, merkezi bütçeden 2026'da tarımın 500 milyarın üzerinde, 541 milyarlık bir ödeneği vardı. 2027 Orta Vadeli Programı'nda tarımın toplam ödeneği ne yazık ki 383 milyar. Tam yüzde 30 azalmış arkadaşlar, yüzde 30 azalmış. Ama siz milli savunmaya yüzde 229 ek bütçe yapıyorsunuz ki yapabilirsiniz, doğrudur; kimsenin itirazı olmaz buna, doğru yerde ve doğru biçimde kullanılıyorsa. Ama tarımın bütçesini yüzde 30 düşürüyorsunuz. Rakamlarla insanları bir şekilde yanlış yönlendirebilirsiniz ama biz farkındayız, siz de farkındasınız. Bile bile yapıyorsunuz iktidar yetkilileri, bile bile yapıyorsunuz. Bile bile bunu yapıyorsunuz çünkü başka çareniz yok, çünkü tercih yapıyorsunuz.
“BU OVP, ÜLKE ÇİFTÇİSİNİ BİTİRMEYE DÖNÜK ÖZEL BİR PROJEDİR”
Aynı tarihsel dönemde tarımsal ödenek yüzde 29 azalırken peki ne artmış olabilir? Mehmet Şimşek neyi artırarak bu halkın sırtına yüklediği, artık haraç olarak topladığı vergilerden kime ne kadar pay vermiş olabilir? Elbette faize. 2026'da 2,8 trilyon TL faize ayırmış; 2027 Orta Vadeli Programı'nın 1'inci yılında 3,7 trilyon. Siz ortalama buna 1 trilyon artış deyin. Neye denk gelir? Yüzde 40 artışa denk gelir. Peki sizce burada para mı yok, yoksa halkın sırtından, halkın derisini, damarını, dokusunu yolan iktidarın halkın sırtından topladığı paraları kendi keyfine göre, kendi tercihine göre nerelerde kullanacağına dair net bir tutumu mu var? Evet, net bir tutum var. İktidar tercihini halktan, tarımdan, çiftçiden, köylüden yana yapmamaktadır. Net, açık. Bu Orta Vadeli Program acı bir reçetedir. Bu Orta Vadeli Program, tarımda ülke çiftçisini bitirmeye dönük özel bir projedir.”
Sarıbal, hayvancılık sektöründeki sorunlara da işaret ederek, şunları kaydetti:
“Geçen yılın aynı tarihsel dönemine göre yaklaşık toplam 500 bin baş hayvan almışız ve 50 bin ton civarında kırmızı et. Ne garip değil mi? 20-25 yıl önce bu topraklarda 'Biz kırmızı et alacağız.' dediğimizde herkes gülerdi. 'Biz dışarıdan canlı hayvan alacağız.' dediğimizde evet, toplumun bütün geniş kesimleri buna gülerdi; 'Hadi oradan ya, olur mu öyle şey' derlerdi. Ne yazık ki bugün tarihi rekorlar kırıyoruz ve yıl sonunda Cumhuriyet tarihinin onlarca ithalat rekorunun kırılacağını şimdiden söyleyebiliriz. Kırmızı ette, büyükbaşta, mısırda, soyada, buğdayda ve birçok üründe Cumhuriyet tarihinin en ama en büyük rekorlarını kıracağımızı şimdiden açık ve net söylemek isterim. Yani kısaca, bir taraftan tarım kan ağlarken bir taraftan ithalat sopasıyla artık piyasaları regüle etme değil, iktidarın tarım politikasına dönüşen temel bir durumla karşı karşıyayız.”
Sarıbal geçen yıl aynı dönemde 1 trilyon civarında olan çiftçinin borcunun bu yıl 1 trilyon 450 milyar liraya çıktığını ifade ederek, “Bir yılda yüzde 40'ın üzerinde bir artış... Hani diyorlar ya 'Çiftçi bankalara borcunu ödüyor.' diye. E dürüst adam, ne yapsın? Yapacağı ne var çiftçinin? Ödüyor, takla attırıyor, borcu kapatmıyor. Kazanarak borcu azalmıyor; takla attırarak borç büyüyor. Ne demek bu? Kartopu gibi başlayan borç; sürekli üzerine ilave edilerek kocaman bir çığa dönüşmüş durumda. Ve yine geçen senenin aynı tarihsel dönemi içerisinde 5 milyar civarında takipte borcu olan çiftçinin bugün nereden bakarsanız bakın 25 milyar takipteki borcu var; 4 kat, 5 kat artmış" şeklinde konuştu.
Sarıbal, şöyle devam etti:
"Kısaca; bu Orta Vadeli Program çiftçinin hızlıca mezar taşlarını oyan, mezar taşlarını hazırlayan, cehenneme giden yollara iyilik taşları döşer gibi sunulan bir programdır. Bu Orta Vadeli Program'da çiftçinin girdi fiyatlarını kontrol altına alan bir düzenleme var mı? Yok. Mazot parasını, gübre parasını, ilaç parasını... Sen yüzde 21 enflasyon öngörüyorsun, o zaman çiftçinin girdilerini de yüzde 21'e göre destekleyeceksin. Mazot yüzde 21'i aşarsa destekleyeceksin, gübre yüzde 21'i aşarsa destekleyeceksin. Buna dair bir düzenleme var mı? Yok.”
"ÇİFTÇİ İLE TÜCCAR ARASINDA BİR KAMU KURUMU GÜVENCESİ YOK"
Sözleşmeli tarıma ilişkin de değerlendirmede bulunan Sarıbal, “Sözleşmeli tarımda devlet güvencesi var mı? Ne demek bu? Yapılan sözleşmelere göre tüccar çiftçinin hakkını ödeyecek mi, bunun güvencesi kim? Çiftçi ile tüccar arasında bir kamu kurumu güvencesi var mı? Yok. Taban fiyat var mı? Yok. Maliyete göre, çiftçinin yaşam payına göre bir fiyatlandırma var mı? Yok. 'Sal çayıra, Mevlam kayıra' Bunların cevabı var mı Orta Vadeli Program'da? Yok." dedi.
Sarıbal, şunları kaydetti:
"Baskı, zulüm, sahipsizlik, çiftçiye reva görülen iş bunlar. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e bir kez daha söylüyoruz, Cumhurbaşkanlığını bir kez daha buradan mesleğimiz açısından, bu ülkenin geleceği açısından uyarmak isteriz. Yazık ediyorsunuz bu ülkenin insanına, bu ülkenin topraklarına, bu ülkenin halkına, bu ülkenin çiftçisine. Şunu hep söyledim, bir kez daha duyun diye söylüyorum, bu çiftçi elindeki son toprağı, son metrekareyi sattığında bu ülke özgürlüğünü ve bağımsızlığını yitirecektir. Ha, şu söylenebilir: 'Ya işgaller 100 yıl önceki gibi mi?' Hayır. Bugün artık emperyalizm sizin her şeyinizi teslim alır. Ekonominizi, yer altı ve yer üstü kaynaklarınızı, insanınızı metalaştırır. Okulda veli müşteridir, öğrenci müşteridir; hastanede halk müşteridir. Paranız varsa mutebersiniz, paranız varsa bir itibarınız var; paranız yoksa itibarsızsınız. Kim demişti? İktidar demişti: 'İtibardan tasarruf edilmez' diyerek halkın sırtından aldığı paralarla şatafatı sürdürmüştü. Yapmayın, etmeyin. Bu çiftçiye sahip çıkın. Başka yerlere verdiğiniz parayı en azından verdiğiniz söze uygun olarak buraya da aktarın; söylediğiniz sözü yerine getirin. 'Milli savunma, milli güvenlik meselesi' diyorsunuz ama onun yanında çok daha düşük bir tarım desteği verilmesi elbette kabul edilebilir değil. Bunu bir an önce düzeltin, yoksa yarın bu krizler bitmeyecek. Dünya krizler dünyası, dünya haydutlar dünyası, dünya zorbalar dünyası.
Paranız da olsa 2019-2020 Kovid döneminde nasıl buğday alamadıysanız; bugün yine Rusya'nın kapılarına gidip 'Yeniden bir tahıl koridoru için yeniden masaya oturalım, yeniden bir şeyler yapalım, yeniden bir yol bulalım.' diyorsanız bunun da sonu gelir. Toprağımız var, çiftçimiz var, güneşimiz var, her türlü imkânımız var. Bütün kaynaklarımızı sonuna kadar kullanalım. O kaynakları doğru planlayalım, oradan alınabilecek verimi alalım. Varsa eksiğimiz elbette ithalat da yapılır.”