Türkiye Coğrafyası’nda Şiddetin Kök Nedenleri

Türkiye Coğrafyası’nda
Şiddet Kanseri Önlenemiyor!
Dr. Öğr.Üyesi Mustafa Karaağaçlı
T.C. G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi, EBB Öğr. Üyesi
1.Türkiye Coğrafyası’nda Şiddetin Kök Nedenleri
Son günlerde Türkiye Coğrafyası’nda şiddet yine kol geziyor. Yazması, okunması, anlatılması ve konuşulması “büyük insanlık kederi” olan okullarda şiddetin birden çok değişkenle çözülebileceği gerçekliği ise her zeminde ve satırda dillendirilesi gerekiyor.
Türkiye Coğrafyası son güncel olayda Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesine bağlı 3 farklı köyde pompalı tüfekle düzenlenen peş peşe silahlı saldırılarda 8 kişinin hayatını kaybettiğini ve 1 kişinin ise ağır yaralandığını gördü.
Bu son güncel şiddet olayı da şiddetin, salt kadın özneli cinayetler olmadığını toplumsal yapının her karesinde şiddetin yaşandığını bize gösterdi.
Şiddetin çıktığı fizik-mekanın, inançların, şehirlerin ayrı ayrı değerlendirmesi boş bir analiz çabası olacaktır. Çünkü; şiddetin şehri ve inancı yoktur.
TBMM’de kürsü dokunulmazlığına rağmen; şiddet yaşanıyor. 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a rağmen; şiddet artıyor. 6222 Sayılı Sporda Şiddet Kanunu’na rağmen; her düzey yarışmacı spor sahalarında şiddet gözleniyor.
Şiddet gibi sosyolojik, bağlamı çok değişkenli bir lekenin nedenleri de elbette çok öznelidir.
Şiddetin artmasında merkezi iktidar uygulmaları başat faktör olurken; şiddetten sakınmayan televizyon ve internet ortamlı yayınlar da şiddeti özendirmektedir.
Şiddetin beslendiği ortamlarda incitici dil, sosyo-ekonomik durumların zayıflıkları, sosyal eşitsizlikler
duyarsız davranış kalıpları, insan dışı uygulamalar, bireylerin topluma ve devlete, toplumun bireylere, devletin topluma yabancılaşması şiddeti artırmaktadır.
Suçun bireyselliğinin göz ardı edilmesi de şiddet olaylarını artırmaktadır. Adli uygulamlardaki “cezasızlık” ve “yapanın yanına kar kalıyor!” tuhaflıkları da şiddeti tetikliyor.
Artan hayat pahalılığı ve insanların alım gücünün azalması insanların normal davranmalarına engel olmaktadır.
2.Vargı ve Yargıda; “Şiddet Kanseri”
Şiddet toplumsal yapıyı kanser gibi zedelemektedir. Şiddetin kısa vadede azaltılması önelikle merkezi iktidarın alacağı “kontol-denetim” temelli “güvenlik” uygulamlarına bağlıdır. Uzun vadede ise Türkiye Coğrafyası’nın yaşadığı “ahlaksızlık, etiksizlik, ve vicdansızlık” gibi değişkenlerin “sosyo-kültürel bir devrimle” yeniden yeşertilmesine bağlıdır.
Zaten merkezi iktidarın “her şeyi yaptık-yapıyoruz!” ama “kültürel devrimi yapamadık!” itirafının alt yapısındaki eksiklik ve yetersizlik bu “Anadolu insanına özgü ve özel kültürel, manevi, gelenekçi, görenekçi, adaletçi, hakçı,hukucu ve sosyal eşitlikçi” uygulmalrdan uzaklık da bu memleket kederine kök nedenler oluyor.
3.Şiddet Kanserine Çözümler
Yazında vargı ve yargı olarak nesnel olarak betimlenen şiddet kanserinin önlenmesi yolunda “önce niyet sonra girişim” gereksinimi vardır.
Bu nedenle şiddet özneli olaylarda;
Kişisel ve toplumsal ölçekli yön kaybolmalarını gidermek için.
Kurumsal ve toplumsal kuralların hiçe sayılmaması için,
Toplumsal dokuların zayıflamaması için,
Canlarımızı kaybetmemek için “şiddet” olaylarının memleket gündeminden düşürülmesi gerekiyor.
“Yasama, yürütme ve yargı” güçler ayrılığının Cumhuriyetçi Demokrasi’nin Kuruluş kodları olan “Atatürk İlkeleri ve Cumhuriyet’in Kuruluş Felsefesine uygun politikaların ama-sız fakat-sız uygulanması gerekiyor.
Türkiye Coğrafyası’na kanser gibi yayılan ve artan şiddet olaylarının önenmesi için; öncelikle; “ulusal iradeli toplumsal destekli siyasi tercihler gerekiyor.
Ek olarak da;
6284 ve 6222 Sayılı Kanunların tam olarak uygulanmalıdır.
Anti sosyal ortamlardaki fenomen bozuntularının yaptıkları tuhaf ve bi işe yaramaz maymunlukları değil; ”iş, emek ve alın-teriyle elde edilen kazançlar bireysel ve toplumsal değerler olarak önemsenmelidir.
Mesleki etik iklimi merkezi ve yerel yönetimlerde ve kamusal alanlarda koşulsuz uygulanmalıdır.
Emevi ve gösterişli inançlara dayalı ahlak güzellemeleri yerine; erdem, insan ve iyilik” temelli ahlaki iklim yaşanmalıdır.
Kimlikçi ve yankesici ahlaktan vazgeçilmelidir.
Kamusal alandaki görev formasyonlarında nepotizm yerine; hak edenler olmalıdır.
Silahlanmaya sıfır hoşgörü gösterilmelidir.
Kutupcu, incitici ve zedeleyici dilden bir an önce insani olarak uzaklaşılmalıdır.
Etiksel Gerekçe ve İlke
Burada yer verilen görüşlerde Bilimsel Araştırma yöntem bilim ilkelerine göre; atıf ve alıntı kurallarına uyularak, herhangi bir yapay zeka minneti, intihal ve manipülasyon yapılmadığından, yapılan alıntılarda kaynak gösterilmesi emeğe saygıya ve etiğe uygun olacaktır.
İletişim ve Erişimi
Dr. Öğr. Üyesi Mustafa KARAAĞAÇLI
T.C.Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi, EBB Öğretim Üyesi
e-posta-1: [email protected]
e-posta-2: [email protected]
Web-1 : w3.gazi.edu.tr/~mkara
Web-2 :https://avesis.gazi.edu.tr/mkara
ORCID :https://orcid.org/0000-0003-3488-1021
Süren Yayın Ortamları ve Portalları
Futbol-spor-yorum :www.yurtspor.com.yazarlar
Eğitim,sosyoloji ve güncel:www.mektepligazete.com.köşeyazıları
Bilim-araştırma :www.mektepligazete.tebeşirbülten.com
Siyasal ve güncel :https://toplumsaltv.com.tr
Konuk yazarlığı-1 :www.bcp.org.tr
Konuk yazarlığı-2 :www.derslerdergisi.comr
Tüm yayınlar blogu :mustafakaragacli.blogspot.com
Bilişim Medyaları
Facebook-1 :Kirizma
Fa cebook-2 :Mustafa Karaağaçlı
X :M_Karaagacli_
İnstagram :mustafakaraagacli1
Youtube kanalı:http://www.akademikada.youtube.com/@
Linkedin : http://www.linkedin.com/nustafakaraagacli




