Bütçe Görüşmeleri Yaklaşırken MEB

Bütçe Görüşmeleri Yaklaşırken MEB
Türkiye’de eğitim bütçesi sosyal adalet, beşerî sermaye, bölgesel kalkınma, çocuk yoksulluğu, öğretmen niteliği ve kamu hizmetlerinin etkinliği bakımından stratejik devlet politikası meselesidir. Eğitim sistemi içinde gözlenen başarı farkları, büyük ölçüde öğrencinin sosyoekonomik arka planı, okulun fiziki ve kurumsal kapasitesi, öğretmen yeterlilikleri ve destek hizmetlerinin yeterliliğiyle ilişkilidir.
2027 yılı MEB bütçesi yalnızca öğrenci sayısına göre eşit dağıtılan genel bir kaynak olarak değil; ihtiyaç temelli, dezavantajı telafi eden, ölçülebilir ve hesap verebilir bir kamu yatırımı olarak tasarlanması gerekmektedir.
Okul çağındaki çocukların yeterli ve dengeli beslenmesi, yalnızca sağlık politikası değil doğrudan eğitim politikasıdır. Yetersiz beslenme; dikkat süresi, bilişsel performans, devamsızlık oranı, davranış sorunları ve uzun dönem akademik başarı üzerinde olumsuz etki yaratır. Özellikle düşük gelir gruplarında, okul yemeği desteği eğitim eşitliği bakımından vazgeçilmezdir.
Okulların temizliği, ısınma-soğutma durumu, tuvaletlerin hijyeni, içme suyu erişimi, havalandırma, bakım-onarım hizmetleri ve genel güvenlik standartları, öğrenme hakkının ayrılmaz parçasıdır. Sağlıksız okul çevresi, öğrencinin derse katılımını ve öğretmenlerin çalışma motivasyonunu düşürmektedir. Fiziki altyapıdaki yetersizlikler, özellikle dezavantajlı bölgelerde öğrenme kaybını derinleştirmektedir.
Eğitim ortamının sağlıklı hale gelmesi; sınıf mevcutlarına, öğretmen başına düşen iş yüküne, rehberlik hizmetlerine, özel eğitim desteğine, materyal erişimine ve okul iklimine bağlıdır. Bu nedenle eğitimde kalite, dar anlamda akademik ölçümlerle değil çocuğun bütüncül gelişimini destekleyen okul sistemiyle sağlanabilir.
Öğretmenlik mesleğinin toplumsal saygınlığı, ücret düzeyi, çalışma koşulları, kariyer güvenliği ve mesleki özerklik ile doğrudan ilişkilidir. Maaş iyileştirmesi, öğretmenlik mesleğinin niteliğini ve kamu hizmeti prestijini güçlendiren bir araçtır. Özellikle dezavantajlı bölgelerde görev yapan öğretmenler için ek teşvik mekanizmaları gereklidir.
Türkiye’de okul başarısı, çoğu zaman okulun bulunduğu yerleşim yerinin sosyoekonomik profiliyle yakından ilişkilidir. Aynı ülke içinde, farklı okul türleri ve farklı bölgeler arasında kaynak, personel, donanım ve öğrenme sonucu bakımından belirgin farklar vardır. Bu durum, eğitimde fırsat eşitliğini zedeleyerek toplumsal alanda dikey hareketi sınırlamaktadır
PISA ve benzeri uluslararası değerlendirmeler, eğitim sistemlerinde başarı dağılımındaki eşitsizlikleri görünür kılmaktadır. Türkiye bakımından temel çıkarım şudur: başarıyı artırmak için yalnızca sınav odaklı politikalar yeterli değildir; sosyoekonomik dezavantajı azaltan, okulun kurumsal kapasitesini güçlendiren ve öğretmeni merkeze alan bir bütçe yaklaşımı gerekmektedir.
2027 bütçesi, dezavantajlı okul ve öğrencilere daha fazla kaynak aktaran dengeleme mantığıyla kurgulanmalıdır.
MEB 2027 bütçesi aşağıdaki ilkeler doğrultusunda yapılandırılmalıdır.
● İhtiyaca göre kaynak tahsisi
● Öğrenci başı gerçek harcamada artış
● Dezavantajlı okullara pozitif ayrımcılık
● Öğretmen ücret ve itibarında iyileşme
● Okul beslenmesinin yaygınlaştırılması
● Temizlik, bakım ve güvenlik hizmetlerinde kurumsallaşma
● Rehberlik, özel eğitim ve psikososyal destek kapasitesinin artırılması
● Harcamalarda şeffaflık, izleme ve performans ölçümü
Bütçenin önemli bir bölümü öğretmen maaşlarının iyileştirilmesine, ek ders sisteminin adil biçimde düzenlenmesine, hizmet içi eğitimin niteliğinin artırılmasına ve öğretmenlerin iş yükünün azaltılmasına ayrılmalıdır. Öğretmen temelli iyileştirme, kaliteyi doğrudan etkileyen en önemli alandır.
Okul öncesi, ilkokul ve sosyoekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerde ücretsiz veya destekli okul yemeği uygulaması yaygınlaştırılmalıdır. Bu uygulama, sosyal devlet ilkesinin gereği ve öğrenme başarısının temel koşuludur.
Her okulda düzenli bakım-onarım bütçesi bulunmalı; temizlik personeli, hijyen malzemeleri, su ve ısınma hizmetleri sürdürülebilir biçimde finanse edilmelidir. Ayrıca deprem güvenliği, erişilebilirlik ve acil durum altyapısı bütçede açık biçimde yer almalıdır.
Dezavantajlı bölgelerdeki okullara daha fazla kaynak aktarılmalı; servis desteği, rehberlik hizmetleri, özel eğitim uzmanlığı ve okul-aile iş birliği programları güçlendirilmelidir.
Dijital erişim, sınıf içi materyaller, laboratuvar, kütüphane ve ölçme-değerlendirme kapasitesi bütçede yer almalıdır. Ancak dijitalleşme, sosyal ve pedagojik destek olmadan tek başına çözüm olarak görülmemelidir.
2027 yılı için MEB bütçesinde, toplam kaynak içinde aşağıdaki kalemlere öncelik verilmesi uygun olacaktır.
● Okul beslenme programının öncelikli ve yaygın kamu politikası hâline getirilmesi
● Dezavantajlı bölgelerdeki okullara ilave kaynak aktarılması
● Temizlik, bakım ve güvenlik hizmetlerinin bütçede görünür ve sürekli kalemler olarak yer alması
● Öğretmen maaşlarının reel olarak iyileştirilmesi
● Dezavantajlı bölgelerde görev yapan öğretmenlere ek teşvik sağlanması
● Rehberlik ve psikolojik danışmanlık kapasitesinin güçlendirilmesi
● Özel eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırılması
● Dijital altyapının, pedagojik amaçlarla ve eşit erişim ilkesiyle geliştirilmesi
● Okul bazlı performans ve ihtiyaç analizlerinin düzenli olarak yapılması
● Bütçe uygulamalarında şeffaflık ve hesap verebilirliğin artırılması
Bu kompozisyon içinde, bütçe artışının yalnızca bir değer girdisi olarak değil reel olarak gerçekleşmesi, öğrenci başı harcamanın artırılması ve özellikle düşük gelirli bölgelerde harcama yoğunluğunun yükseltilmesi gerekmektedir.
MEB 2027 bütçesi, yalnızca mevcut giderleri karşılayan bir kamu harcaması olmamalı; eğitimde kaliteyi, eşitliği ve toplumsal adaleti güçlendiren stratejik bir yatırım bütçesi niteliği taşımalıdır. Öğrenci beslenmesi, temiz ve sağlıklı okul ortamı, öğretmen saygınlığının yeniden tesisi ve okullar arası farkların azaltılması bir bütün olarak ele alınmadığı takdirde, eğitim sisteminde kalıcı kalite artışı sağlanamaz.
Bu nedenle 2027 bütçesi hazırlanırken kaynakların önemli bir bölümü doğrudan okulun günlük yaşamını iyileştiren alanlara yönlendirilmeli; öğretmen, öğrenci ve okul iklimi birlikte desteklenmelidir.
M. YILDIRIM
İlgili Haberler

TBMM Başkanvekili Beyazıt'tan fon krizi açıklaması: "Üzerini örtmek söz konusu değil"

Diyarbakır OSB Başkanı Fidan: “Sanayicilerimizin önünü açacak yatırımlar bütçede karşılık bulmalı”

TBMM’de bu hafta… Mekke Anlaşması’nın Genel Kurul’da görüşülmesi bekleniyor

TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan Hakkari’de şehit olan asker için başsağlığı mesajı

Milletvekili Kaya, DEVA Partisi’nden istifa etti...