Cevdet Yılmaz: "Artık diyoruz ki Türkiye'nin ayağındaki prangalardan da kurtulalım"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin terör nedeniyle en az 2,3 trilyon dolar kaybettiğini belirterek, "25 yıllık attığımız temelle artık diyoruz ki Türkiye'nin ayağındaki prangalardan da kurtulalım. En büyük pranga ne oldu bize bu dönemde? Terör meselesi. Terörün olduğu yerde ne demokrasi ne kalkınma istediğiniz kadar olmaz. İster istemez bir sınır getirir" dedi.

Haber: Erhan ÖZMEN
(OSMANİYE) - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin terör nedeniyle en az 2,3 trilyon dolar kaybettiğini belirterek, "25 yıllık attığımız temelle artık diyoruz ki Türkiye'nin ayağındaki prangalardan da kurtulalım. En büyük pranga ne oldu bize bu dönemde? Terör meselesi. Terörün olduğu yerde ne demokrasi ne kalkınma istediğiniz kadar olmaz. İster istemez bir sınır getirir" dedi.
Osmaniye'de çeşitli temaslarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti il binasında basın toplantısı düzenledi.
"Türkiye Yüzyılı'nda kardeşlikle kenetlenen, istikrarla güçlenen Türkiye adı altında tüm illerimizde bu programları icra ediyoruz. Teşkilatımız tüm arkadaşlarımız sahada. Sadece il merkezlerinde değil, ilçe ilçe tüm arkadaşlarımız vatandaşlarla buluşuyorlar. Bu aslında AK Parti'nin milletle siyaset yapma yaklaşımının somut bir yansımasıdır" diyen Yılmaz, şöyle konuştu:
"İlk başladığı andan itibaren AK Parti milletle yola çıktı. Cumhurbaşkanımız şöyle ifade ediyor; 'Bu partiyi millet kurdu tabelasını biz astık' diyor. O günden bugüne rotamızı her zaman millet çizdi. Milletimizin değerleri, talepleri ve beklentileri bizim siyasetimizin esasını oluşturdu. Bugün de aynı şekilde devam ediyor. Milletimiz bizden ne talep ediyorsa, ne bekliyorsa, bizden hangi çerçevede hareket etmemizi bekliyorsa biz de politikalarımızı projelerimizi ona göre şekillendiriyoruz. Ankara'da masa başında oturup milletin önceliklerini tayin etmiyoruz. Sürekli sahadayız. Sadece seçim zamanı değil. Bu çok önemli. AK Parti bazı partiler gibi sadece seçim yaklaşınca seçim zamanlarında değil. Her zaman sahada, her zaman evlerde, sokaklarda, insanımızda, esnafımızla, toplumun değişik kesimleriyle bir araya gelen bir yaklaşıma sahip ve buradan elde ettiğimiz fikirlerle, bilgilerle yolumuza devam ediyoruz. Bu çalışmanın da bize çok ışık tutacağına, yol göstereceğine yürekten inanıyorum.
"TÜRKİYE'NİN AYAĞINDAKİ EN BÜYÜK PRANGA TERÖR"
25 yıllık attığımız temelle artık diyoruz ki Türkiye'nin ayağındaki prangalardan da kurtulalım. En büyük pranga ne oldu bize bu dönemde? Terör meselesi. Terörün olduğu yerde ne demokrasi ne kalkınma istediğiniz kadar olmaz. İster istemez bir sınır getirir. Az önce bahsettiğim o tüm gelişmeleri biz teröre rağmen yaptık. Birçok engelleme girişimine rağmen başardık. Şimdi diyoruz ki bu prangadan kurtulup çok daha güçlü, hızlı bir şekilde Türkiye Yüzyılını inşa edelim. Ve bunun temeli de kardeşlik. Kardeşlik, birlik, beraberlik, gereksiz çatışmalardan, kavgalardan, milletimizin uzaklaşması, birbiriyle daha güçlü bir şekilde kucaklaşması, Türk’üyle, Kürt’üyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle, Alevisiyle, Sünnisiyle kim varsa bu topraklarda çatışmadan uzaklaşıp kaynaklarımızı, enerjimizi ülkemizin gelişmesine, kalkınmasına odaklamamız gerek.
TERÖRDEN DOLAYI TÜRKİYE’NİN KAYBI 2.3 TRİLYON DOLAR
Yaptığımız hesaplamaya göre en az 2.3 trilyon dolar ülkemiz kaybetti bu terörden. 10 yıllar boyunca hesapladığınız zaman bu kaynaklar ülkenin kalkınmasına gitseydi şu an hangi noktada olurduk takdirine bırakıyoruz. 2.3 trilyon dolar. Yapılamayan tarım, yapılamayan turizm, gelmeyen yatırım. Birçok boyutuyla birlikte hesapladığınızda tabii en büyük kayıp insan onun zaten hesabı yok. Bu vesileyle şehitlerimizi Allah'tan rahmet diliyorum. Gazilerimize şehit yakınlarımıza en derin şükranlarımı sunuyorum. Onların fedakarlığıyla biz bugün buralara geldik. Bu noktalara geldik ve inşallah onların emaneti olan bu vatanı, bu ülkeyi çok daha yükseklere çıkaracağız. Bunun da yolu belli. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge diyoruz. Meclis'imizde bütün partilerin bir grup katılımıyla çok önemli bir çalışma yapıldı. Bir komisyon oluşturuldu, önemli bir rapor çıktı.
"BİZ DİYORUZ Kİ KAVGALAR BİTSİN"
467 oyla tarihi bir mutabakatla bir kanun çıkarttı Meclisimiz ve bu kanun çerçevesinde de çalışmalar başlamış durumda. Bunun iki aşaması var. Çok net bir şekilde kanunun içine konmuş bu aşamalar. Birinci aşama fesih ve silahların bırakılması. Bu olmadan başka hiçbir şey olmuyor zaten. Dolayısıyla öncelikle fesih ve silahsızlanmanın gerçekleşmesi, daha sonra da belli tanımlamalar var orada, o süreçlerin işlemesi söz konusu. İnşallah amacımız Türkiye'de terörün kalıcı bir şekilde gündemimizden çıkması, bölgemizden de kalıcı bir şekilde terör gündeminin kalkması. Bunu isteyen kim, terör devam etsin, bu gündem olsun isteyen kim diye baktığımızda esas itibarıyla emperyalist odaklar. Uzun bir zamandır bölgemizde etnik kimlikler, mezhepler üzerinden bir siyaset yürütülüyor. Bu kimlikler çatıştırılıyor. Bunlar üzerinden istikrarsızlıklar oluşturuluyor ve bu istikrarsız ortamlarda bölgenin kaynaklarını gelip birileri sömürüyor. İşin özeti bu. Biz diyoruz ki bu kavgalar bitsin. Bölgenin kaynaklarını bölgenin insanı kullansın. Irak'ın kaynağını Iraklılar kullansın, onlara fayda sağlasın. Suriye'nin kaynaklarını Suriyeli insanlar kullansın. Bütün bölgemiz için geçerli. Böyle olduğu zaman hem daha huzurlu, daha müreffeh bir bölge oluşacak. Türkiye'miz de burada çok daha güçlü bir şekilde bu bölgede inşallah misyonunu icra edecek. Dolayısıyla bu çok kritik bir süreç. Bunu hep birlikte inşallah başaracağız.
YILMAZ'DAN BAHÇELİ'YE TEŞEKKÜR
Bu noktada Sayın Devlet Bahçeli'nin ezber bozan diyelim çıkışları, aldığı inisiyatifler gerçekten tam bir liderlik örneği. Herkes bunu yapamaz. Kısa vadeli sadece siyasi kaygılarla hareket eden siyasetçilerin yapabileceği işler değil. Dolayısıyla ülkesinin, milletinin, devletinin uzun vadeli menfaatlerini gören ve bundan kaygı duyan, bununla hareket eden siyasetçilerin yapabileceği işler bunlar. Bu anlamda Sayın Devlet Bahçeli'ye bu süreçteki katkılarından dolayı hakikaten şükranlarımızı sunuyoruz. Tabii esas liderliği burada yapan Sayın Cumhurbaşkanımız. Bu süreci sahiplenen Sayın Cumhurbaşkanımız, bunu bir devlet politikası haline getirmiş durumda."