AK Parti Sözcüsü Çelik: Cumhurbaşkanımızın sözleri erken seçim sinyali değildir
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 12 Eylül darbesinin Türkiye’de bıraktığı en büyük hasarlardan birinin anayasa olduğunu belirterek, “Hala siyasetin önünde yeni bir anayasa yapma ödevi vardır. Bu, gelecek nesillere karşı borcumuzdur. Mesele, sadece Anayasa'nın maddelerinin yenilenmesi, Anayasa'nın tekrar ele alınması meselesi değildir; öznesinin doğrudan millet olduğu bir anayasanın yapılmasıdır" dedi. Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sözlerinin erken seçim sinyali olmadığını söyledi.

(ANKARA) - AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 12 Eylül darbesinin Türkiye’de bıraktığı en büyük hasarlardan birinin anayasa olduğunu belirterek, “Hala siyasetin önünde yeni bir anayasa yapma ödevi vardır. Bu, gelecek nesillere karşı borcumuzdur. Mesele, sadece Anayasa'nın maddelerinin yenilenmesi, Anayasa'nın tekrar ele alınması meselesi değildir; öznesinin doğrudan millet olduğu bir anayasanın yapılmasıdır" dedi. Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sözlerinin erken seçim sinyali olmadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin MYK toplantısına başkanlık etti. Mali ve İdari İşler Başkanlığı'nın sunum yapacağı belirtilen toplantıda, TBMM çalışmaları da ele alındı.
Toplantı sonrasında konuşan Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Yeniden yapılanma bakımından yeni bazı kararlar aldık. Çeşitli illerdeki teşkilatlarımıza yeni binalar kazandırıyoruz. Hepsine hayırlı olsun diyoruz" dedi.
"12 EYLÜL'ÜN TÜRKİYE'DE BIRAKTIĞI EN BÜYÜK HASARLARDAN BİR TANESİ ANAYASA"
Çelik ayrıca, şunları söyledi:
"Geçtiğimiz günler biliyorsunuz tarihimiz açısından son derece önemliydi. 12 Eylül'ün darbesinin yıl dönümüydü. Hala darbelerin siyasi hayatımızda, toplumsal hayatımızda açtığı yaraların tamamen kapandığını söyleyemeyiz. Yıllar içerisinde görülmüştür ki aslında birçok bahanesi olsa da tamamen dış kaynaklı olarak Türkiye'nin demokrasisini sakatlamak, Cumhuriyet'in zeminlerini zayıflatmak, toplumsal birtakım travmaları daha da büyütmek için kullanılan manivela olarak tarihimize yerleşmiştir. Tabii 12 Eylül'ün Türkiye'de bıraktığı en büyük hasarlardan bir tanesi anayasadır.
Hala siyasetin önünde yeni bir anayasa yapma ödevi vardır. Bu, gelecek nesillere karşı borcumuzdur. Mesele, sadece Anayasa'nın maddelerinin yenilenmesi, Anayasa'nın tekrar ele alınması meselesi değildir; öznesinin doğrudan millet olduğu bir anayasanın yapılmasıdır. Vesayetin, darbeciliğin bölgesinde gerçekleşmiş bir anayasal atmosferin tümüyle ortadan kaldırılması meselesidir. Bu, demokrasimizin önünde, siyasetin önünde büyük bir ödev olarak, tarihi sorumluluk olarak durmaktadır.
Bu açıdan AK Parti, gelecek nesillere olan bu borcun ödenmesi için siyasetin bu mükellefiyetini doğru bir şekilde yerine getirmesi için her zaman hazırdır. Bunun zeminini oluşturup hep beraber gayet güçlü bir şekilde Türkiye'yi yeni bir anayasaya kavuşturacak imkanları sürekli olarak takip etmek, siyasetin bu şekilde bir zeminde bir araya gelmesinin ve bunu tüm meselelerin önüne koyarak, tüm meselelerden bağımsız olarak ele alıp gelecek on yıllara damgasını vuracak şekilde sonuca ulaştırmasının önemini bir kere daha ifade ediyoruz."
Çelik, Bakü’nün düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünü anarak, kahraman şehitlere Allah’tan rahmet, gazilere ise şükran diledi. Azerbaycan’a selam, saygı ve kardeşlik duygularını ileten Çelik, Türkiye’nin koşullar ne olursa olsun Azerbaycan’la dayanışmasını sürdüreceğini ifade etti.
"HÜRMÜZ BOĞAZI’NDAKİ İSTİKRARSIZLIK, DÜNYANIN ÖNÜNDE BÜYÜK BİR PROBLEM"
Bölgedeki gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Çelik, Hürmüz Boğazı’ndaki istikrarsızlığın dünyanın önünde büyük bir problem olarak durduğunu, İslamabad Mutabakatı’nın ardından arzu edilen kalıcı ateşkes ve barış ortamına geçilemediğini belirtti. Babülmendep’te de yeni sıkıntıların yaşandığına işaret eden Çelik, Irak topraklarından Suudi Arabistan’a yönelik İHA saldırılarını doğru bulmadıklarını, reddettiklerini ve kınadıklarını söyledi. Suudi Arabistan’ın gerilimi tırmandırmamak üzere sağduyulu davranmasının son derece kıymetli olduğunu vurgulayan Çelik, Irak hükümetinin saldırıları kınayarak olayın aydınlatılması ve sorumluların ortaya çıkarılması yönündeki girişimini de “son derece kıymetli” bulduklarını ifade etti.
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE TERÖRSÜZ BÖLGE BAĞLAMINDA GELİŞMELERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ"
Çelik, "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge bağlamında, pek çok oluşumun silah bırakması, devlet dışı güçlerin devlet otoritesine tabi olması konusundaki gelişmeleri çok yakından takip etmeye devam ediyoruz" dedi ve şöyle devam etti:
"Bu çerçevede Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin yaptığı açıklama çok önemli. YBŞ güçleri denilen grupların Şengal Dağı çevresindeki yapılanmalarından ortadan kaldırılarak, Irak hükümetinin otoritesine otoritesi altında bir entegrasyon içine gelecek olmaları bu bakımdan son derece önemli. Irak Başbakanı'nın yaptığı açıklamada da ifade edildiği gibi, 'devlet unsurları dışında kimse de silah olmaması, bütün bu silahlı grupların tek merkezden devlet otoritesinin altında toplanması ve oradaki yaşayan insanların hakkının, hukukunun, güvenliğinin koruyacağı önlemlerin hükümet tarafından atılması' son derece önemli.
Pek çok yerdeki problemin başında terör unsurlarının yanı sıra birtakım devlet dışı unsurların silahlı gruplar olarak durması var. Bölgede bunun başka güçler tarafından siyonist ve emperyalist temelleri olan güçler tarafından kullanıldığını sık sık görüyoruz. Toprak bütünlüğü korunmuş, devlet egemenliği tesis edilmiş, tek ordu prensibine göre çalışan siyasi kurumları güçlü komşular istiyoruz. Bazı başka ülkeler, emperyalist ve siyonist birtakım hesapları olan karanlık odaklar, hem bizim yakın bölgemizdeki devletlerin zayıflamasını, devlet kurumlarının çökmesini, orduların dağılmasını, toprak bütünlüklerinin zedelenmesini devlet egemenliklerinin zafiyete uğramasını arzu ediyorlar.
Bazı ülkeler, kendi güvenliklerinin garantisi olarak komşu ülkelerin zayıf olmasını, güçsüz olmasını ve kaos içerisinde olmasını arzu ederler. Biz ise bunun tam tersini düşünüyoruz. Devletlerin egemenliğinin korunması, kurularının güçlü olması, tek ordu prensibine göre güvenlik güçlerinin yapılanması ve aynı şekilde de toprak bütünlüklerinin korunması herkes için iyidir.
Dünyanın giderek daha çok türbülanstan geçtiği bir dönemde bu prensiplere, devlet egemenliğinin korunması ilkesine, toprak bütünlüğünün korunması ilkesine saygı duymak, barışı korumanın alfabesi olarak ele alınmalıdır. Bunlar ortadan kalktıktan sonra herhangi bir şekilde barışın korunmasının imkanı ve zemini kalmayacaktır. Bu gelişmeleri bu ilkeler çerçevesinde takip etmeye devam edeceğiz."
"EGE VE DOĞU AKDENİZ'DE PROVOKATİF YAKLAŞIMLAR ORTAYA ÇIKMAMALI"
Ömer Çelik, bölgedeki mevcut türbülans içerisinde Ege ve Doğu Akdeniz’de provokatif yaklaşımların ortaya çıkmaması gerektiğini belirterek, son dönemde ortaya çıkan görüntüler konusunda herkesi sağduyulu olmaya çağırdı. Türkiye’nin diplomasiye ve sorunların müzakere yoluyla çözümüne verdiği önemin “zaaf” olarak algılanmaması gerektiğini vurgulayan Çelik, Türkiye’ye güç gösterisi veya provokatif yaklaşımlarla mesaj verilemeyeceğini belirterek, “Bize bu yolla kim bir mesaj tebliğ etmeye kalkarsa, bu mesajı hiçbir şekilde taviz vermeyeceğimizi, hiçbir şekilde kabul etmeyeceğimizi net bir şekilde ifade ediyoruz” dedi. Çelik, Türkiye’nin hem masadaki hem sahadaki gücünün farkında olduğunu ve Ege ile Doğu Akdeniz’de yeni sıkıntılar ortaya çıkmaması için tüm tarafların diplomatik kapasiteyi kullanması gerektiğini kaydetti.
ÇELİK'TEN GKRY'YE SİLAH AMBARGOSUNUN KALDIRILMASINA TEPKİ
ABD’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne (GKRY) yönelik silah ambargosunu kaldırma kararını bir yıl daha uzatmasına da tepki gösteren Çelik, kararın doğru olmadığını ve Ada’daki iki taraf arasındaki güvenin daha da aşınmasına yol açacağını söyledi. Söz konusu kararın Ada’daki dengelerin korunması ve müzakerelerin farklı zeminlere kaymasının önlenmesi açısından “koruyucu bir önlem” niteliğinde olduğunu belirten Çelik, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) egemenliği ve Kıbrıs Türk davasının ilkeleri konusundaki kararlı duruşunun devam edeceğini vurguladı. Çelik, “Ana vatan ve garantör ülke olarak Türkiye, Kıbrıs Türk halkının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs Türk davasının meşru hak ve çıkarlarını korumak için her zeminde mücadelesini verecek. Bunun içerisine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin sağlanması da dahildir” ifadelerini kullandı.
ÇELİK'TEN YAPAY ZEKA UYARISI
Çelik, son aylarda yoğunlaşan yapay zeka tartışmalarının bu hafta daha da arttığını belirterek, yapay zeka alanında çalışan kurumların yöneticileri ve mühendislerinden, yapay zekanın insan kontrolünden çıkarak biyolojik silah üretimi ve istihbari faaliyetler gibi insanlığı tehdit eden alanlara yönelebileceği konusunda ciddi uyarılar geldiğini söyledi. Yapay zekaya ilişkin gelişmelerin artık yalnızca belirli ülkeleri veya bölgeleri değil, tüm insanlığı tehdit edebilecek sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Çelik, yapay zeka çalışmalarının yavaşlatılması ile kurallar ve prensiplerin belirlenmesine yönelik çağrıların arttığını ifade etti. Türkiye’nin yapay zeka yarışının dışında kalmayacağını belirten Çelik, aynı zamanda yapay zekanın insanlığın özgürlüğünü ve bağımsızlığını tehdit etmeyecek şekilde yönetilmesi için uluslararası düzeyde ilkelerin oluşturulmasına yönelik güçlü inisiyatifler ortaya koyacaklarını kaydetti.
Yapay zekanın önümüzdeki dönemde teknolojiyle sınırlı kalmayarak istihbarat, güvenlik, devletlerin egemenliği ve toplumsal dönüşüm gibi alanlarda da etkili olacağını belirten Çelik, Gazze’de yapay zekanın sivillerin öldürülmesinde kullanıldığına ilişkin haberleri hatırlattı. Venedik Film Festivali’nde gösterilen No Other Land filmine de değinen Çelik, İsrailli asker ve istihbaratçıların tanıklıklarına dayanan filmde Gazze’de ve Filistin topraklarında işlendiğini savunduğu suçlara ilişkin görüntü ve belgelerin yer aldığını söyledi. Çelik, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve hükümetinin faaliyetlerinin "tüm unsurlarıyla bir soykırım" olduğunu öne sürerek, İsrail makamlarının filmin ortaya koyduğu iddiaları tartışmak yerine yapımcıların vatandaşlıktan çıkarılmasını gündeme getirmesinin, "soykırım şebekesinin" amacının suçlarla yüzleşmek değil, bunları örtbas etmek olduğunu gösterdiğini ifade etti.
"BURDUR MİLLETVEKİLİ KORKMAZ İLE VALİ BİLGİHAN ARASINDAKİ TARTIŞMAYLA BÜTÜN BOYUTLARIYLA İLGİLENİYORUZ"
Çelik, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Çelik, AK Parti Burdur Milletvekili Adem Korkmaz’ın, Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan’ın kendisine yönelik tehdit niteliğinde ifadeler kullandığını öne sürerek Ankara Valiliği’nden yakın koruma talebinde bulunması ve daha sonra dilekçesini geri çekmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çelik, olayın duyulmasının ardından AK Parti Genel Merkezi’nin konuyla "bütün boyutlarıyla" ilgilendiğini belirterek, İçişleri Bakanı ile de istişarelerde bulunulduğunu söyledi.
Çelik ayrıca, şunları kaydetti:
"Günün sonunda bunun bir iletişim kazası olduğunu değerlendiriyoruz. Sayın Milletvekili de açıklama yaptı, dilekçesini de geri çekti. O sebeple bir iletişim kazası olarak ortaya çıkan bu tablonun, bizim açımızdan geride bırakılmış bir tartışma olduğunu ifade etmek isterim. Tabii tüm bunlar her zaman için biz şunu söyleriz; çeşitli makamlar arasında yanlış anlaşılmalar olabilir ve bazı sıkıntılar da olabilir. Bu doğrultuda bütün arkadaşlarımızın bunları doğrudan Genel Merkezimize taşıyarak, grup başkanlığımıza taşıyarak sorunları çözmesi gerekir. Burada kim haklı, kim haksız meselesi değil mesele. Bir iletişim kazası olduğunu değerlendiriyoruz, bir iletişim kopukluğu olduğunu değerlendiriyoruz. Bu açıdan, yapılan açıklamalarla bu sona ermiştir, geride bırakılmıştır.”
"BU BİR ERKEN SEÇİM SİNYALİ DEĞİLDİR"
Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vatandaşlara hitap ettiği sırada "Önümüzdeki seçimleri başarıyla atlatacağımıza inancımı yeniliyorum" şeklindeki sözlerinin erken seçim sinyali olup olmadığına ilişkin soru üzerine, Erdoğan’ın siyaset yapma tarzını bilenler açısından söz konusu ifadenin erken seçim anlamına gelmediğini söyledi. Çelik, Erdoğan’ın siyaset hayatında teşkilatları merkeze aldığını ve teşkilat çalışmalarına büyük önem verdiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Sayın Cumhurbaşkanımız siyaset hayatında her zaman teşkilatlarımızı çok merkeze alır ve en üst noktaya koyar. O sebeple ben çok iyi hatırlıyorum, bazen seçimden yeni çıktığımızda bile, bir seçimi kazanıp da seçimden yeni çıkıp bir ay sonra bir teşkilatımıza gittiğimizde Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Önümüzdeki seçimlere hazırlanıyor musunuz’ der onlara. Çünkü kendisinin yetişme biçimi, kendisinin siyaset yapma tarzı, teşkilatçılık üzerine ve bunun sürekli olarak her gün taş üstüne taş koyarak geliştirilmesi üzerine daimi bir şeydir.”
Erdoğan’ın sözlerinin teşkilatlara ve vatandaşlara yönelik sık kullandığı bir ifade olduğunu belirten Çelik, "Bu bir erken seçim sinyali değildir. Türkiye genel gündeminde şu anda bir seçim yoktur arkadaşlar" dedi.