Mektepli Gazete

YÜREĞİM VE YENİDEN YEŞERTMEYE ÇALIŞTIĞIM UMUTLARIM

Bir süredir yazamadım… Ne profesyonel alanım olan ekonomiye dair ne de güncel gelişmelere dair bir kelam edemedim… İçimden gelmedi, aslında yüreğim de yetmedi.

Paylaş
Yazı boyutu
100%

Öyle bir dönemden geçiyoruz ki hayata umutla bağlanıp devam edebilmek için sağır, dilsiz ve kör olmaBir süredir yazamadım… Ne profesyonel alanım olan ekonomiye dair ne de güncel gelişmelere dair bir kelam edemedim… İçimden gelmedi, aslında yüreğim de yetmedi.

k gerek. Hani ancak derin bir uyku halinde olsak yaşamak mümkün gibi.

Güzel ülkemin dört bir yanı başka bir yarasını sarmaya çalışıyor. Bir yandan geleceğimiz, ciğerlerimiz yanarken; öte yandan sular altında kalan hayatlarımız var. Genelimiz kanıksamış gözükse de her gün hala bir virüse mağlup düşüyoruz. Kafamızı biraz doğuya çevirdiğimizde ise koşarak sınırlarımızdan içeri giren ve elimizi yüreğimize getiren mülteci seli. Kontrolsüz mülteci akını ile patlamaya hazır mahallelerimiz ise cabası.

Bazen düşünüyorum, yaşamadığımız hangi felaket kaldı?

Bir yanda cebindeki son parası ile intihar eden bir babanın omuzlarımdaki yükü, öte yanda ultra lüks bir otelde bilabedel tatil yapan başkanın kızının gözyaşları.

Bir yanda zabıta iş ilanı için başvuran yüzlerce üniversite mezunu gelecek kaygılı gencin kalbimdeki ağrısı, diğer yanda hayırsever iş adamı diye göklere çıkardığımız, şanlı bayrağımızın önünde röportaj verdirdiğimiz uluslararası baş belamız.

Bir yanda çocuklarını saç kurutma makinası ile ısıtmaya çalışıp canına kıyan annenin kahreden gerçekliği, öte yanda gazetecilik kisvesi altında belediyelere çöküp mafya liderleri ile pazarlık yapanların sığlığı.

Bir yanda pandemi koşullarının altında ezilen esnafın çığlığı, diğer yanda henüz vaka bile görülmeyen Venezüella’ya maske götüren emanetçi başbakanın koca yürekli oğlu.

Bir yanda annesinin ölümünü seyreden bir kız çocuğunun mahvolan hayatı, diğer yanda annesine uçak kapatılan kız çocuğu. Yetmezmiş gibi üstüne bir de anne ve kızını takip edip aşırı zengin hayatlarına öykünen zaman katilleri.

Bir yanda yazdıkları doğruların bedelini demir parmaklıklar ardında ödeyen genç kalemler, öte yanda muktedirleri nasıl parlatacağını şaşıran sufleci düşkünlerin toplumu ortadan ikiye bölen kalemlerinin alkışlanması.

Bir yanda parçalara ayrılmış bedeni ile aramızdan ayrılan gencecik bir kız, öte yanda başlarında sarık altlarında son model otomobiller ile kadına ikinci sınıflığı hak gören sözde din adamlarının pespayeliği.

Bir yanda kırk yıl dişiyle tırnağıyla kurduğu hayatın yanışını seyreden babanın çaresizliği, diğer yanda kafalara tam isabet gramajı bile eksik çay paketleri.

Bir yanda yangından kaçan yaban hayvanlarının kulakları sağır eden çığlıkları, öte yanda ‘beyaz et’ vizyonu.

Bir yanda göz yaşı ve kan ile kurulan cumhuriyet, diğer yanda ihvancı kin odakları.

Bir yanda veresiye defterinin utancından değiştirilen yollar, öte yanda devleti devletin bankaları ile dolandıran emanetçi haramzadeler.

Daha neler, neler…

Ve ben bunca çirkinliğin içinde hala içimde umut yeşertmeye çalışanlardanım… Zor olsa da, biliyorum ama bir gün mutlaka yine yemyeşil açacağız. Yine meltemler esecek, yine umutla koşacağız yarınlara…

Bir gün mutlaka ve en kısa zamanda…

Mektepli Gazete | YÜREĞİM VE YENİDEN YEŞERTMEYE ÇALIŞTIĞIM UMUTLARIM