Mektepli Gazete

Yetenek sınavlarına girebilmek de yetenek istiyor!

Özel yetenek sınavlarının farklı şehirlerde olması başlı başına bir sorun yaratırken öğrenciler için sıkıntılar bununla bitmiyor. Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sınav sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte milyonlarca öğrenci tercih listesi telaşına düşmüşken bir başka telaş da özel yetenek sınavları konusunda yaşanıyor. Bugünlerde açıkta kalmamak için tercih listelerine gömülen üniversite adaylarının bir kısmı da yetenek sınavlarına odaklanmış, sınav duyurularını kaçırmamak için her gün onlarca fakültenin internet sitesini takip etmeye çalışıyor. Üniversitelerin ilgili fakülteleri tarafından birkaç gündür ilan edilmeye başlanan sınav takvimleri ise bu fakülteleri hedefleyen öğrencileri neredeyse nefessiz bırakan bir başka sorunu gün yüzüne çıkarmış durumda. Günyüzü derken bugün ortaya çıkan bir sorundan değil, yıllardır kanayan bir yaradan söz ediyoruz. Üstelik bu yara bir süredir Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) yapboz tahtası gibi kimi bölümleri yetenek sınavı kapsamından çıkarıp merkezi sınav kapsamına alması, gelen tepkiler üzerine vazgeçmesi şeklinde ilerleyen bir garabet haline de gelmiş durumda. Öyle ki aynı alanda bulunan aynı nitelikteki bir eğitim dalına kimi fakülteler yetenek sınavı ile öğrenci kabul ederken kimi fakülteler de doğrudan YKS ile öğrenci alımı yapabiliyor. Güzel sanatlar alanının özgünlüğü tarumar edilmiş durumda ve bu alana yönelmek isteyen öğrenciler, bu karmaşa içinde her bir fakültenin ayrı ayrı ilan ettiği sınav tarihlerini çakıştırmadan sınavlara katılabilmenin yollarını arasa da bu pratikte pek mümkün olmuyor. Zira şu ana kadar açıklanan sınav tarihlerine bakıldığında, genel olarak 20 Ağustos itibarıyla başlayacak olan bu amansız sınav maratonu aşağı yukarı yirmi günlük bir süre içerisinde tamamlanmış olacak.Dolayısıyla aynı dallarda olmakla birlikte farklı fakültelerin sınavlarına girerek istediği bir alanda eğitim alma olanağını arttırmaya çalışan adaylar için, fakültelerin, dolayısıyla da sınavların farklı şehirlerde olması başlı başına bir sorun olarak ortaya çıksa da, sınav tarihleri açıklandıkça söz konusu sorunu sorun olmaktan çıkaran başka bir problem ortaya çıkıyor.Zira fakülteler, sınav tarihlerini genellikle birbiriyle çakışacak ya da bir diğerine yetişmeyi imkânsız kılacak şekilde birkaç güne yayılmış olarak ilan ediyorlar. Hal böyle olunca çakışan sınavlardan biri dışındakilerin elenmesinden başka bir seçenek de kalmamış oluyor. Özel yetenek sınavı değil, sanki şehirlerarası amok/maraton koşusu! Her sene aynı cendere içerisinde kalan adaylar ise zaten hayat pahalılığının tavan yaptığı bir dönemde bir de üst üste gelen akaryakıt zamları nedeniyle artan ulaşım masrafları nedeniyle de bunalmış durumda. Çaresizlik içerisindeki binlerce aday içerisinde bu olanaklara sahip olduğu içinşanslı sayılabilecek sınırlı sayıdaki aday da çoğu örnekte sınavların çakışması nedeniyle aynı kaderi paylaşmak zorunda kalıyor. Tabi mali olarak sırtı yere gelmeyecek küçük bir azınlık için hazır bekleyen özel üniversiteler ise sadece eğitim değil, eğitim süresince onlara sunulacak farklı bir yaşam deneyimi için de her türlü seçeneği sunabiliyorlar. Yeter ki bedel olarak öne sürülen tutarı karşılayacak bir ekonomiye sahip olsun. Fakülte yönetimlerinin ise hem kendi sınavlarını farklı tarihlere yayan kademeli sınav uygulamaları, hem de bu sınavları kısa bir zaman aralığında da olsa aynı tarihlere denk getirme becerileri nedeniyle, sanki bu alana ilgi duyan adayların organize bir şekilde seyreltilmeye çalışıldığı gibi bir kuşku da ortaya çıkmıyor değil. Ülkede ve dünyada yaşanan yozlaşma ve yobazlaşmayla birlikte baştan aşağı çoraklaşmaya yüz tutmuş bir ülkenin, kültür sanat alanında akademik eğitim vermeye aday bir alanında yaşanan bu garabet, ne yazık ki söz konusu fakülte yönetimlerinin de hem bu çoraklaşmaya çanak tuttuğunu, hem de söz konusu çoraklaşmadan paylarına düşeni aldıklarını gösteriyor. Temel insan haklarıyla ilgili bütün alanlar gibi eğitimin de, merkezi bir planlamayla nitelikli ve baştan aşağı ücretsiz bir hak olarak hayata geçirileceği kamucu ve eşitlikçi bir düzen kurulmadan, bu basit garabetin bile düzelemeyeceği anlaşılıyor. Gençlik, bu yozlaşma ve çoraklaşmadan kurtulmak istiyorsa kendisini her düzlemde farklı bir garabete mahkûm eden bu düzenle köklü bir hesaplaşmaya girmek zorunda. Sol Haber

Paylaş
Yazı boyutu
100%
Özel yetenek sınavlarının farklı şehirlerde olması başlı başına bir sorun yaratırken öğrenciler için sıkıntılar bununla bitmiyor.
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sınav sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte milyonlarca öğrenci tercih listesi telaşına düşmüşken bir başka telaş da özel yetenek sınavları konusunda yaşanıyor.
Bugünlerde açıkta kalmamak için tercih listelerine gömülen üniversite adaylarının bir kısmı da yetenek sınavlarına odaklanmış, sınav duyurularını kaçırmamak için her gün onlarca fakültenin internet sitesini takip etmeye çalışıyor.
Üniversitelerin ilgili fakülteleri tarafından birkaç gündür ilan edilmeye başlanan sınav takvimleri ise bu fakülteleri hedefleyen öğrencileri neredeyse nefessiz bırakan bir başka sorunu gün yüzüne çıkarmış durumda. Günyüzü derken bugün ortaya çıkan bir sorundan değil, yıllardır kanayan bir yaradan söz ediyoruz. Üstelik bu yara bir süredir Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) yapboz tahtası gibi kimi bölümleri yetenek sınavı kapsamından çıkarıp merkezi sınav kapsamına alması, gelen tepkiler üzerine vazgeçmesi şeklinde ilerleyen bir garabet haline de gelmiş durumda. Öyle ki aynı alanda bulunan aynı nitelikteki bir eğitim dalına kimi fakülteler yetenek sınavı ile öğrenci kabul ederken kimi fakülteler de doğrudan YKS ile öğrenci alımı yapabiliyor.
Güzel sanatlar alanının özgünlüğü tarumar edilmiş durumda ve bu alana yönelmek isteyen öğrenciler, bu karmaşa içinde her bir fakültenin ayrı ayrı ilan ettiği sınav tarihlerini çakıştırmadan sınavlara katılabilmenin yollarını arasa da bu pratikte pek mümkün olmuyor. Zira şu ana kadar açıklanan sınav tarihlerine bakıldığında, genel olarak 20 Ağustos itibarıyla başlayacak olan bu amansız sınav maratonu aşağı yukarı yirmi günlük bir süre içerisinde tamamlanmış olacak.Dolayısıyla aynı dallarda olmakla birlikte farklı fakültelerin sınavlarına girerek istediği bir alanda eğitim alma olanağını arttırmaya çalışan adaylar için, fakültelerin, dolayısıyla da sınavların farklı şehirlerde olması başlı başına bir sorun olarak ortaya çıksa da, sınav tarihleri açıklandıkça söz konusu sorunu sorun olmaktan çıkaran başka bir problem ortaya çıkıyor.Zira fakülteler, sınav tarihlerini genellikle birbiriyle çakışacak ya da bir diğerine yetişmeyi imkânsız kılacak şekilde birkaç güne yayılmış olarak ilan ediyorlar. Hal böyle olunca çakışan sınavlardan biri dışındakilerin elenmesinden başka bir seçenek de kalmamış oluyor.
Özel yetenek sınavı değil, sanki şehirlerarası amok/maraton koşusu!
Her sene aynı cendere içerisinde kalan adaylar ise zaten hayat pahalılığının tavan yaptığı bir dönemde bir de üst üste gelen akaryakıt zamları nedeniyle artan ulaşım masrafları nedeniyle de bunalmış durumda. Çaresizlik içerisindeki binlerce aday içerisinde bu olanaklara sahip olduğu içinşanslı sayılabilecek sınırlı sayıdaki aday da çoğu örnekte sınavların çakışması nedeniyle aynı kaderi paylaşmak zorunda kalıyor.
Tabi mali olarak sırtı yere gelmeyecek küçük bir azınlık için hazır bekleyen özel üniversiteler ise sadece eğitim değil, eğitim süresince onlara sunulacak farklı bir yaşam deneyimi için de her türlü seçeneği sunabiliyorlar. Yeter ki bedel olarak öne sürülen tutarı karşılayacak bir ekonomiye sahip olsun.
Fakülte yönetimlerinin ise hem kendi sınavlarını farklı tarihlere yayan kademeli sınav uygulamaları, hem de bu sınavları kısa bir zaman aralığında da olsa aynı tarihlere denk getirme becerileri nedeniyle, sanki bu alana ilgi duyan adayların organize bir şekilde seyreltilmeye çalışıldığı gibi bir kuşku da ortaya çıkmıyor değil.
Ülkede ve dünyada yaşanan yozlaşma ve yobazlaşmayla birlikte baştan aşağı çoraklaşmaya yüz tutmuş bir ülkenin, kültür sanat alanında akademik eğitim vermeye aday bir alanında yaşanan bu garabet, ne yazık ki söz konusu fakülte yönetimlerinin de hem bu çoraklaşmaya çanak tuttuğunu, hem de söz konusu çoraklaşmadan paylarına düşeni aldıklarını gösteriyor.
Temel insan haklarıyla ilgili bütün alanlar gibi eğitimin de, merkezi bir planlamayla nitelikli ve baştan aşağı ücretsiz bir hak olarak hayata geçirileceği kamucu ve eşitlikçi bir düzen kurulmadan, bu basit garabetin bile düzelemeyeceği anlaşılıyor.
Gençlik, bu yozlaşma ve çoraklaşmadan kurtulmak istiyorsa kendisini her düzlemde farklı bir garabete mahkûm eden bu düzenle köklü bir hesaplaşmaya girmek zorunda.

Sol Haber
Mektepli Gazete | Yetenek sınavlarına girebilmek de yetenek istiyor!