Yazar Kenan Şahbaz'ın yedi kısa öyküden oluşan "Merhumun İlanı" kitabı okurlarla buluşuyor
MERHUMUN İLANI Yedi kısa öyküden oluşan Merhumun İlanı, bağımsız öyküler içermekle birlikte zamansal, mekansal bağların yanı sıra çeşitli karakterlerin farklı öykülerde sıklıkla karşımıza çıkmasıyla biribirlerine yaslanan bir bütünlük oluşturuyor. Tüm öyküler arasında farklı unsurlarıyla bağ kurulurken özellikle karakterler yeniden okur karşısına çıktığında eski bir tanıdığa rastlamanın verdiği güven ve rahatlığı hissettiriyor. Aynı zamanda farklı hikayelerin içinden çıkıp gelen bu karakterler aracılığıyla bütünsel bir izlek oluşuyor. Genel olarak öykü kitaplarında öykülerle ilgili ayrı değerlendirmeler yapmak daha doğru olmakla birlikte tematik olarak benzerlikler ve leitmotifler dikkat edilmesi gereken unsurlara dönüşür. Merhumun İlanı, bireylerin yaşadığı iç çatışma ve yüzleşmelerden yola çıkarak toplumsal çürümüşlüğe ve duyarsızlığa giden sürece odaklanan öykülerden oluşuyor. Bireyin kendi çelişkilerini öne çıkarırken bu çelişkilerle (kitapta daha çok ikiyüzlülük olarak vurgulanıyor) barışmak yerine yüzleşmeye yönlendiriyor. Toplumsal duyarsızlığa giden süreci ikiyüzlülükle yüzleşmek yerine bununla barışma tercihine bağlayan bir alt metinle yazılmış olan öykülerin sesi oldukça yüksek çıkarken slogan atmadan, net bir politik duruşla, dilin olanaklarını da ustalıkla kullanarak yüksek itirazın bir edebi metne dönüşmesini sağlıyor. İlk öykü Merhumun İlanı, ismi belirtilmeyen anlatıcının ölümü ile başlayarak geçmişe dönüşü ve yaşadıkları olaylar üzerinden bireysel ve toplumsal bir sorgulamaya gidişini anlatıyor. Daha çok bireyin ikiyüzlülüğü üzerinden başlayan eleştirel yaklaşımıyla toplumsal duyarlılığın kırılışı ve bireyselleşirken toplumda ilerleyen bu duyarsızlığa şiddetli bir itiraz geliştiriyor. Son öykü olan Beni Tanıdın mı? ise Merhumun İlanı’na cevap ve destek olarak yazılmış bir öykü. Anlatıcı karakter İlk öykünün anlatıcısının ölümü üzerine olay mahalline giden acil yardım görevlisi -anlatımdan aralarında bir bağ olduğu ve bu bağın niteliği öykü ilerledikçe ortaya çıkıyor- olarak ortaya çıkıyor ve bu karşılaşma şiddetli duygulanımların ortaya çıkmasına neden olurken benzer bir eleştirel dili taşıyor. Bu öykünün anlatıcısı bir yandan eleştirisini merhuma yöneltirken bir yandan da ona katılarak çarpık durumlara ışık tutmayı ihmal etmiyor. Arka kapak yazısı da Beni Tanıdın mı? isimli öyküden alıntılanmış ve bu alıntıyla yaşanan insanlık dramlarına dikkat çekmeyi görev bilinmiş. “Göbekli müteahhitlerin yıkılan binalarının molozları arasına sıkışıp kaldı son gözyaşları. Çocuklara tecavüz edilirken yurtlarda, katledilirken kadınlar sokak ortasında, köpekler zehirli iğneyle uyutulurken barınaklarda, kafalar kesilirken, siviller gaz odalarına tıkıştırılırken, anneler karnında bebesiyle süngülenirken, ölüler kimyasallarla üst üste yığılırken, ölüler törensiz gömülürken, ölüler leşçilere yem edilirken, ölüler toplu mezarlara, ölüler üzerlerine basılan postallarla fotoğraflar çekilirken, bütün bunları uzaktan izleyenler sevişirken…” -Arka Kapaktan- Pandemi döneminde yaşananların ironik bir dille anlatıldığı ve diğer öykülerle benzer yaklaşımın öne çıktığı Renkli Yüzler Panayırı ve Uzaktan Eğitim Masası öykülerinde yaşanan çaresizlikler, çare üretmekle yükümlü olanların sorunun bir parçasına dönüşümünü anlatıyor. Her ne kadar distopik bir kurmaca gibi görünse de gerçek yaşamdan anımsayacağımız kesitler anlatımı sahicileştiriyor. Merhumun İlanı ve Beni Tanıdın mı? öykülerindeki karakterlerin bir kısmının bu öykülerde de karşımıza çıkması öykü evrenini daraltarak kitaba bağımsız öykülerden ziyade bir novella havası veriyor. Görünmeyen öyküsü aynı mekanda gördüğümüz başka karakterlerin yaşamına odaklanırken, öykünün ana teması olarak bireysel olarak sevgiyi tadamamış ve doğumundan itibaren ailesinden başlayarak arkadaşlarına kadar uzanan çevresinde bir görünmez olan ve ötekileşen Baysal'ın hayal kırıklığı akıcı bir dille ifade ediliyor. Define isimli öyküde kısa yoldan zengin olmaya çalışan iki kafadar Kerim ile Murtaza'nın define arayışları ve bu arayış sırasında başına gelenleri konu alıyor. Önceki öykülerde olduğu gibi bu karakterleri de farklı öykülerden anımsıyoruz. Defineciler zenginleşme hayaliyle çabalarken bir anda ellerindekini yitirmelerine neden olan kişilerle yüzleşirler. Bu kişilerin zenginleşme yolları diğer öykülerde olduğu gibi toplumsal bir yaraya parmak basmaktadır. Bu olaylar yine ülkede yaşananların edebi bir anlatımı olarak satırlara yansır. Terzi Böke ise diğer öykülerden biraz daha bağımsız duran bir öykü olarak göze çarpıyor. Diğer öykülerden çeşitli karakterler bu öyküde de karşımıza çıksa da düğün meraklısı ve halay başı olmayı bir tutkuya dönüştüren bir karakterin bu tutku ve hırsının yarattığı duygu karmaşalarını yaşayışı anlatılıyor. Kendine bir rakip bulan Terzi Böke artık tutkusunu yalnız değildir ve rekabet var olan hırsının taşmasına neden olacaktır. Düğün artık onun için oyun alanı değil savaş meydanıdır.
