Mektepli Gazete

Türkiye için masal saati

Ve öğrenmeliyiz dedikleri gibi, karnımızı değil de yapılan yollara, havalimanlarına bakıp gözümüzü doyurmayı.

Paylaş
Yazı boyutu
100%

Didem Temel yazdı

Geçtiğimiz hafta oldukça kritik bir haftaydı ve görüyorum ki önümüzdeki aylar da kritik dönemlerin çokluğu ile sınanacağız.

Piyasanın psikolojik sınır olarak satın aldığı 1 Dolar 10 Türk Lirası bandı, Merkez Bankası’nın faiz indirimi ile 11 Türk Lirasına kadar yükseldi ve bu bandı da geçti. Henüz bitiremediğimiz kasım ayında dolara karşı liramız yüzde 11,4 oranında değer kaybetti. Daha net bir tabir ile yüzde 11,4 oranında fakirleştik.

Bu oranda fakirleşmemizin yaklaşık yüzde 2,5’luk kısmı doların diğer paraların karşındaki değer artışı idi; kalanı ise dünyada karşılığı olmayan, ekonomiye bakışımızın sonucu. Faiz, enflasyon ve kur arasındaki ilişkinin 20 yıldır ülkeyi yönetenler tarafından henüz anlaşılamamış olması cüzdanımızdan paraları uçurup götürüyor. Tüm bunların sonucunda cari açığın dengeleneceğini beklemek ise saf dillilik. Çünkü ülke risk puanı olarak basitleştirebileceğimiz CDS primimiz ortalamanın çok üstünde seyrediyor. Yani en yüksek değer kabul edilen 300 puanın bizdeki mevcut durumu 411; kim gelir de yatırım yapar! Aldığını kısıp, sattığını arttırmak ile de bu puanı normal seviyelere çekmek yani cari açığı dengelemek ancak bir masaldır.

Ama biz masal severiz…

Asıl dengelenmesi gerekenin enflasyon olduğu gün gibi aşikar, paramız pul olmuş, yatırımcının ve vatandaşın kaygısı tavan yapmışken böylesi ciddi sonuçları yönetemiyoruz. Yönetemediğimiz yetmezmiş gibi öyle açıklamalar yapıyoruz ki akıl tutulması bu olsa gerek diyoruz.

BİZ DAHA ÇOK BEKLERİZ

İktidarın bir vekili çıkıp, asgari ücret beklentisi sorusuna "ben bilmem, Allah yardımcıları olsun” diyorsa…

Ülkenin eski başbakanı, eski bakanı, en kritik belediyelerin zaman içindeki değişmeyen adayı, şimdinin Aksakallısı ekonomideki kötü gidişi anlatırken Pisagor’u mezarında ters çevirecek matematik bilgisi ile Amerika’daki enflasyonun bizden daha yüksek olduğunu anlatıyorsa…

Geçmişi FETÖ ile bal kaymak açıklamalar ile dolu, şimdinin grup başkan vekili çıkıp dünyanın üçüncü büyük ekonomisi Japonya’nın 30 yıldır değişmeyen döviz kurlarını, yaşasaydı Adam Smith’i ağlatacak kıyaslamalarla bize örnek verebiliyorsa…

Adını mafya sayesinde hepimizin öğrendiği iktidar partisi yöneticisi, milletin mutfağındaki yangın mahalleyi sarmışken hala dış güçler bizi faiz ile terbiye etmeye çalışıyor, biz köle olmayacağız diye bilimden uzak açıklamaları ile dosta güven düşmana korku saldığını sanıyorsa…

Ülkenin reisi yaşanan ekonomik krizi ve vatandaşın enflasyon karşısında verdiği yaşam mücadelesini ‘abartılı’ hatta ‘CHP ağzı’ olarak nitelendirip görmezden geliyorsa biz daha çok bekleriz…

Çok bekleriz refah seviyemizin artışını, çok bekleriz insani yaşam koşullarını, çok bekleriz işsizlik kaygısı olmadan yaşamayı, çok bekleriz borçsuz doğacak çocuklarımızı, çok bekleriz eğitimde dünya standartlarına gelmeyi, çok bekleriz yapısal reformları, çok bekleriz katma değeri yüksek imalat yatırımlarını, çok bekleriz masal yerine icraat dinlemeyi…

Ve öğrenmeliyiz dedikleri gibi, karnımızı değil de yapılan yollara, havalimanlarına bakıp gözümüzü doyurmayı.

Sayılar ve gerçekler gözümüzün önündeyken çözümler biz buradayız diye çığlık atarken; hamaset ile doymayı, masal ile uyumayı öğrenmekten başka yolumuz yok.

Başka çaremiz yok, çünkü gidecek başka yerimiz sığınacak başka bir ülkemiz yok. Bir Türkiye var kendi vatandaşı her geçen an fakirleşirken kaynaklarını mültecilere harcayan, o Türkiye’de de bizim kıymetimiz yok…

Mektepli Gazete | Türkiye için masal saati