Mektepli Gazete

TC Vatandaşı Olmayan Çocuklar, Pandemi ve Eğitim

Aylardır bir açılıp bir kapanıyor okullar. Kapalıyken uzaktan açıkken yüz yüze ve seyreltilmiş olarak yapılmaya çalışılıyor eğitim. İnternet erişimi ve dijital araçların yokluğu hep gündem oldu TC vatandaşı çocuklar için. Oysa yüz binlerce TC vatandaşı olmayan çocuk okuyor kamu okullarında.

Paylaş
Yazı boyutu
100%
TC Vatandaşı Olmayan Çocuklar,Pandemi ve Eğitim

Aylardır bir açılıp bir kapanıyor okullar. Kapalıyken uzaktan açıkken yüz yüze ve seyreltilmiş olarak yapılmaya çalışılıyor eğitim. İnternet erişimi ve dijital araçların yokluğu hep gündem oldu TC vatandaşı çocuklar için. Oysa yüz binlerce TC vatandaşı olmayan çocuk okuyor kamu okullarında.Dijital araçların yokluğunun yanında başta dil sorunu ve dışlanma olmak üzere pek çok sorun yaşıyor bu çocuklar. MEB Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğünün Nisan 2019 verilerine göre ülkemizde öğrenim çağına gelmiş 1.047.536’sı Suriyeli,186.903’ü diğer ülkelerin vatandaşı olmak üzere toplamda 1.234.439 çocuk bulunmaktadır. Bunlardan 648.592’si Suriyeli.88.143’ü diğer ülke vatandaşı olmak üzere toplamda 736.735 yabancı çocuk resmi okullar ile geçici eğitim merkezlerinde doğrudan Türkçe ve yoğunlaştırılmış Türkçe eğitim görmekteydi pandemi öncesinde.
Resmi okullarda eğitim gören yabancı çocuklar arasında büyük çoğunluğu oluşturan savaş ve şiddet mağduru sığınmacı çocuklar ve öğretmenleri büyük sorunlarla yaşamaktadır bu dönemde. Bu çocukların İstanbul’da yoğun olarak yaşadığı Esenyurt, Bağcılar ve Küçük Çekmece ilçelerinde görev yapan öğretmenlerden elde edilen bilgilerde öne çıkan temel sorunlar şöyle sıralanmaktadır:
-Çocukların birçoğunda anne, baba ve yakın akrabalarını savaşta kaybetmiş ya da Suriye de bırakıp gelmiş olmaktan kaynaklı travmatik davranışlar ve uyum güçlüğü.
-Kendi ülkesinde kaçıncı sınıf olduğuna ve yaşına bakılmaksızın birinci sınıfa kayıt edilmelerinden ötürü arkadaşlarıyla uyum problemleri yaşama.
-Toplumda etkili olan olumsuz "Suriyeli "algısı ve ötekileştirici dilin çocuklar yoluyla okul ortamına taşınması ve buna refleks olarak ortaya çıkan kendini ve kendinden olanı koruma gayretinin çeteleşmeye varan bir sonuç ortaya çıkarması.
-Yeterli düzeyde ve sayıda ders kitabı ve dijital araçların olmamasından kaynaklı akademik alanda geri kalma,
-Travmatik davranışları iyileştirecek ya da kontrol edebilecek yeterliliğe sahip olan psikolojik rehber danışman kadrosunun azlığı, psikolojik destek konusunun tam anlamıyla sağlanmaması veya görmezden gelinmesinden kaynaklanan sorunlar, hem çocukların hem de öğretmenlerin üzerinde yıpratıcı sonuçlar doğmasına yol açmaktadır.
-Kültürel farklılıklardan kaynaklı ortaya çıkan uyum sağlama güçlüğünün öğretmenler tarafından fark edilmemesi ve kültürel farklılıkların normal olduğu konusunda bilgilendirmelerin yapılmaması ya da eksik yapılması.
-Kendini ait hissedememekten kaynaklı devamsızlık durumunun salgınla birlikte başlayan uzaktan öğretim ve yüz yüze eğitim sürecini düzenli takip etmeme ve devamsızlığın yoğunlaşması
-Ebeveynlere yönelik bu dönemin öncelikli sorunu olan bulaşıdan korunma yollarının tanıtıcı ve bilgilendirici toplantılarının yapılamaması
-Uzaktan öğretim sürecinde TC Vatandaşı çocukların yaşadığı sorunların TC vatandaşı olmayan çocuklarda katlanarak yaşanıyor olması.

Dil Sorunu
-Dil öğretimi konusunda uzmanlığı olmayan ya da yetersiz olan sınıf öğretmenlerinin asimile edici dayatmaları ve baskılarına maruz kalma.
-Ana dilinde eğitim ve öğretim görmüyor olmaktan kaynaklı öğretmen ve akranlarıyla iletişim kurma güçlüğünün yaşanıyor olması,
-Türkçe bilmemeleri nedeni ile okuma-yazma çalışmalarında iletişim kuramama, anlama ve konuşma sorunu yaşamaktadırlar.
-Evde Türkçe konuşulmadığından dolayı çocuklar Türkçe'yi daha ağır öğreniyorlar ya da tam anlamıyla öğrenemiyorlar.
-Başarı düzeyleri istenilen seviyede değildir. Bunun nedeni dili öğrenmeye çalışırken diğer kazanımları kaçırmalarıdır. Öğretmeni anlamadıkları için derse katılamıyorlar.
-Özellikle ilk yıl yani 1. sınıfta iletişim sorunları daha üst düzeydedir. Öğrenci dili öğrenmeye başladıkça aile ile iletişim kurmada aracı olabiliyor. Dil bilmeyen öğrenci haliyle kurallara da uymuyor.

Velilerle Yaşanan Sorunlar
-Veli ile iletişim kurulamıyor.
-Veliler öğrencilerin dersleri ile ilgilenmemektedirler. Ödev takibi yapmamaktadırlar.
-Veli toplantılarına suriyeli veliler katılmamaktadırlar. Babalar çalıştıkları için toplantıya katılanlar daha çok annelerdir. Annelerle de dil sorunu nedeniyle iletişim kurulamamaktadır.
- Çocukların bakımları yeterli değildir.
- Öğretmenle görüşmemektedirler.
- Öğretmenler, öğrenci ile iletişim kurmakta zorluk çekmektedirler.
-Öğretmenler sınıflarına mülteci öğrenci almak istemiyorlar. “Okuma-yazma mı öğreteceğim, dil mi öğretteceğim” diye dert yanıyorlar.

Neler Yapılmalıdır?

-Dijital araçları bulunmayan TC vatandaşı olmayan bütün çocuklara bu araçların ücretsiz temini önemlidir. Zaman kaybetmeden araçları tedariği sağlanmalıdır.
-Okul ortamında mülteci çocukların akran zorbalığı ve dışlanma gibi sorunlar yaşamamamları için,okul aile birlikleri mülteci çocuklara yönelik koruyucu annelik geliştirmelidir.
-Yaşanan sorunlara çözüm arayışının bir birleşeni olarak mülteci çocukların ebeveyinlerinin okula aktif katılımı sağlanmalıdır.
-Ebeveyinlerin eğitimlerine hız verilmeli, kapsayıcı ve empatik bir dil kullanılarak oryantasyon/uyum sürecine katkıda bulunacak,etkileşimi ve iletişimi güçlendirecek araçlar geliştirilmelidir.
-Rol model örnekleri oluşturmak adına, mülteci çocukların ebeveyinleri ile TC vatandaşı çocukların ebeveyinleri birlikte etkileşim sağlayacakları ortam ve aktivitelerin çocuklarında katılımıyla gerçekleştirilerek ilişki ve iletişim bağları güçlendirilmelidir.
-Şiddet eğilimi ve duygusal sorunların çözümüne yönelik psikolojik destek ve danışma hizmeti daha etkin hale getirilmelidir.
-Okul reberlik ve psikolojik danışmanı/danışmanları sınıflardaki TC vatandaşı çocuklara yönelik mülteci çocukları ötekileştirici tutum ve davranışlara karşı anlamaya ve kabule dayalı önleyici farkındalık ve birlikte yaşam etkinlikleri planlamalıdır.Okul idareleride bu etkinliklerin yaşam bulması için azami düzeyde çaba içinde olmalıdır.
-Sınıflarında mülteci çocuk bulunan öğretmeneler yaşanan sorunların kaynağı olarak büyük oranda mülteci çocukları gören bir bakış açısına sahiptır.Öğretmenlerin çocuklara yönelik yaklaşımlarında;siyasi,dini,etnik ve ideolojik ön yargılı,ayrımcı ve dışlayıcı bir tutum sergilememeleri için hizmet içi kapasite geliştirme,çatışma çözme,iletişim becerileri gibi destek eğitimi programları uygulanmalıdır.

Sonuç olarak,
Sahada uygulayıcılar ve sorunları en sıcak biçimde yaşayanlar olarak yabancı çocukların ülke yurttaşı çouklarla birlikte eğitim görmesini olumlu bulmakla birlikte ortaya çıkan yeni sorunları saptamak,salt saptamakla kalmayıp çözüm önerileri de geliştirmek sürece yapabileceğimiz katkıların bir parçası olarak görülmesi gerekmektedir. Yeni durum öğretmenlerin yeterli ve gerekli düzeyde hazırlık yapmadan/yapamadan karşılarına çıkarılmış,bir tür emrivaki ile dayatılmış bir durumdur. O nedenle öğretmenler özellikle dil bilmemekten kaynaklı iletişim kurmakta güçlük çekmekte, çocuklara yararlı olamadıklarını düşünüp mutsuz olmaktadırlar. Çocuklar ise ilk defa karşılaştıkları kendi ana dilleri dışındaki bir dille eğitim yapmakta zorlanmakta,uyum sorunları yaşamakta ve değişik sorunların oluşmasına neden olabilmektedirler.

Farklı inanç,dil,kültür ve etnik yapılardan gelen yaklaşık 750 bine yakın çocuk ülkemiz çocukları ile birlikte eğitim öğretim sürecine katılarak okullarımızda bulunan ülkenin yurttaşı farklı inanç ve kimlikten çocuktan oluşan kültürel zenginlikle yan yana eğitim alması toplumsal barış ve kardeşlik adına olumlu bir tablodur.Bu tabloyu güçlendirecek adımlar atmaktan kaçınılmamalıdır.O nedenle, resmi dili öğretirken ana dilin eğitimini/öğretimini de yapmak gerekir.Dile kilit vurmak,önüne bariyerler koymak çocuğu kör,dilsiz ve sağır yapar.Erken yaşta eğitimden uzaklaştırır,kopuşa yol açar.Bu tutum aynı zamanda okulun,eğitmin,çocuğun ve toplumun demokratikleşmesine ket vurur. Gerek eğtim öğretim sürecinde, gerekse günlük yaşamda daha dikkatli,özenli ve ilkeli durmak kaybettirmez kazandırır.Her bir çocuk çok değerlidir. Bizlerin görevi bu bilinçle hayatın bütün alanlarında çocuklar ve büyükler arasında yaratılmaya çalışılan her türden düşmanlaştırmaya karşı sonuna kadar barışı ve kardeşliği savunmak olmalıdır.
Alaaddin dinçer/Eğitimci Nisan 2021


Mektepli Gazete | TC Vatandaşı Olmayan Çocuklar, Pandemi ve Eğitim