Tarikat yurtları kapatılsın
Tarikat yurtları kapatılsın

Tarikat yurtları kapatılsın
Antalya’da, ALİMDER’İN kaçak yurdunda bir üniversite öğrencisinin öldürülmesi gözleri tarikat ve cemaat yurtlarına çevirdi. İktidarın öğrencilerin barınma gereksinimini karşılamayarak boş bıraktığı alanı yıllardır cemaatler dolduruyor. Vakıf ve derneklere ait yurt sayısı beş yılda yüzde 93 artarak 3 bin 331 oldu
Birgün Mustafa BİLDİRCİN'in haberine göre; Antalya'da Antalya İlim ve Kültür Derneği isimli tarikata ait olduğu belirtilen yurtta aşçı olarak çalışan İhsan Güney'in, yurdun yemekhanesinde üniversite öğrencisi Mehmet Sami Tuğrul'u katletmesi tarikat yurtlarını tartışmaya açtı. 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe girişimi sonrası başlatılan tasfiyelerin ardından kamuda boşalan yerler, yeni cemaat ve dini örgütlenmelerle dolduruldu. İktidarın barınma ihtiyacını karşılamadığı öğrenciler, dini kuruluşların yurtlarına mecbur bırakıldı. Yurt sorununun devlet eliyle çözümü için yeterli kaynak ayırmayan iktidar, diğer yandan vakıf ve derneklere kaynak aktarmaktan da geri durmadı.
AKP iktidarında cemaat ve dini vakıflar için en cazip alan eğitim oldu. Mevzuattaki boşlukların yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı’nın protokoller yoluyla açtığı yoldan ilerleyen çok sayıda cemaat, öğrenciler üzerindeki etkisini de yıllar itibarıyla katlayarak artırdı.
BARINMA SORUNU ONLAR İÇİN FIRSAT
Cemaatler, hem gelir kapısı hem de örgütlenme aracı olarak kullandıkları öğrenci yurtlarıyla Türkiye’de bir türlü çözülemeyen öğrenci yurdu sorununu da adeta fırsata çevirdi. Ülkenin hemen her kentinde üniversite öğrencilerine yönelik açılan cemaat yurtlarının toplam kapasitesi, devlet yurtlarının kapasitesine yaklaştı.
KYK yurtlarının yetersizliği, yoksul ailelerin çocuklarını her geçen yıl daha fazla dernek ve vakıf yurtlarına itti. 2006'da 1723 olan vakıf/dernek yurtları sayısı, 2021 yılı itibarıyla yüzde 93’lük artışla 3 bin 331'e çıktı. Cemaatlere ait olan ve herhangi bir resmi kayıt olmaksızın kaçak faaliyet yürüten yurtların sayısına yönelik kesin bir veri bulunmazken “Merdiven altı” olarak tabir edilen bu yurtların sayısının bini aştığı tahmin ediliyor.
VAKIFLARA İKTİDAR DESTEĞİ
Cemaat yurtlarının yanı sıra iktidara yakınlıklarıyla bilinen dernekler de Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan aldıkları “Öğrenci başına para desteği”yle yurt ağını genişletti. Ensar Vakfı, toplam öğrenci yurdu sayısını 2021 itibarıyla 63’e ulaştırdı. Toplam sayıları 7 bine yaklaşan öğrenciler Ensar’ın yurtlarında kalırken vakıf, “Vakıf ve Derneklere Ait Yurtlarda Barınan Öğrencilere Yapılacak Yardım” yönetmeliğinde 5 Eylül’de yapılan değişiklikle her ay milyonlarca lira devlet yardımını garantiledi.
AKP-Gülen Cemaati kavgasının büyüdüğü dönemde kurulan TÜGVA ise tüm yatırımını yükseköğretim alanındaki öğrenci yurtları üzerine yaptı. 31 Mart 2019’daki yerel seçimlerin ardından belediyelerden aldığı yardımlar kesilen vakıf, yurtlarının bir bölümünü kapatmak zorunda kalsa da 44 yükseköğretim yurdunu açık tutmayı başardı. TÜGVA yurtlarında 2021 itibarıyla 4 bin 963 öğrencinin kaldığı bildirildi.
Yönetiminde çok sayıda AKP’li ismi barındıran TÜRGEV de yerel seçimlerin ardından girdiği ekonomik daralmadan Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın can suyu ile çıktı. Türkiye genelinde üçü ortaöğretim 18’i yükseköğretim olmak üzere 21 yurdu bulunan vakfın, yurtlarında barınan öğrenciler nedeniyle her ay 3,2 milyon TL devlet desteği almaya hak kazandı.
AKP döneminde, “Kamu yararına dernek” statüsü verilen İlim Yayma Cemiyeti’nin toplam yurt sayısının 189 olduğu biliniyor. Cemiyetin yurtlarının 27’sinin ortaöğretim, 163’ünün ise yükseköğretim düzeyinde hizmet verdiği öğrenildi.
İktidarın gözbebeği derneklerin yanı sıra cemaatler de büyük bölümü kaçak olan yurtlarda, çaresiz öğrencilere ağ attı. Örgütlenme yapıları itibarıyla Türkiye’de öne çıkan bazı cemaatlerin yurt faaliyetleri ise şöyle:
Varlığını türban sorunu ve Kuran eğitimi üzerine kuran Süleymancılar, AKP- Gülen Cemaati kavgasından en çok yararlanan oluşumların başında geldi. Milli Eğitim’de Gülen yapılanmasından boşalan kadroların, Süleymancılar tarafından doldurulduğu iddia edilirken cemaatin Türkiye genelindeki öğrenci yurdu sayısının 2 bini aştı. Varlığını büyük oranda Sağlık Bakanlığı ile olan ilişkileri ile sürdüren Menzil Tarikatı, eğitim alanını da boş bırakmadı. Semerkand ismini verdiği kuruluş ile ticari faaliyetler yürüten tarikatın aynı isimle açtığı öğrenci yurtlarının sayısı 150’ye ulaştı. Tarikatın yurtları, büyük oranda Ankara ve İstanbul kentlerinde yoğunlaştı. Nakşibendi geleneğinin Türkiye’deki en etkin grubu olan İsmailağa Cemaati’nin ise “Marifet Derneği” adı altında ülke genelinde açtığı çok sayıda öğrenci yurdu olduğu biliniyor. Genellikle eğitim almayan insanlar arasında örgütlenen İsmailağa Cemaati’nin mensupları devlet kadrolarında etkili görevler üstlenemese de dernek adı altında açtığı yurt ve Kuran kurslarıyla etki alanı genişletiyor. Cemaatin Müceddid Mahmud Efendi Külliyesi Kız Medresesi isimli bir okulu bulunuyor. Marifet Derneği’nin yanı sıra cemaat, İlkseç isimli vakıf aracılığıyla da öğrencilere ulaşıyor.
2006 yılında Ankara’da kurulan Hamiyet ve İrfan Vakfı, (AHİ) Gülen-AKP ilişkilerinin bozulmaya başladığı 2013 yılından bugüne etki alanını genişletmeye devam ediyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü’yle protokol imzalayan vakfın, Ankara başta olmak üzere İstanbul, Konya ve İzmir de çok sayıda öğrenci yurdu faaliyet gösteriyor.
KAÇAK YURTLARIN KAPASİTESİ 150 BİNİ AŞTI
Tüm Yurt ve Barınma Hizmetleri İşverenleri Sendikası Umut Gezici, Antalya’da yaşanan olayın, “Göz göre göre” geldiğini söyledi. Barınma sorunu çözülemeyen öğrencilerin kendi çarelerini üretmeye çalıştığını kaydeden Gezici, “Dernek, vakıf ve cemaat yurtlarına özel yurt gözüyle bakılmamalı. Buraların denetimlerinin özel yurtlar kadar iyi yapıldığını düşünmüyorum” dedi. Cemaat ve vakıf yurtları kadar kaçak ve ruhsatsız yerlerin de öğrenciler açısından büyük tehlike yarattığını ifade eden Gezici, “Kaçak bu yerlerin yatak kapasitesi 150 bini aştı. Aileleri bu tehlikeleri hiç bilmeden, ‘Aylık 100 TL ucuz' diye, çocuklarını bu denetimsiz yerlere bırakıp, memleketine dönüyor” diye konuştu.
CEMAAT YURTLARI KAMULAŞTIRILMALI
Yoksul çocukların iktidar eliyle cemaat yurtlarına yönlendirildiğini savunan Eğitim Sen 5 No’lu Şube Başkanı Mutlu Arslan ise şunları söyledi:
“Yurtlar, cemaatlerin yardım adı altında toplanan finansal hareketlerini gizleyebilmesi için bir örtü, hem de yoksul halk çocuklarını kendilerine bağlayabilmek için bir araç olarak kullanıyor. Sosyal politikalardaki kısıtlamalar nedeniyle ülkemizde öğrenciler için yeterli yurt imkanları yaratılmaması nedeniyle yoksul çocuklar bilinçli biçimde bu yurtlara yönlendiriliyor. Siyasi iktidar bu duruma sadece göz yummakla kalmıyor, sürekli yaptığı yasal düzenlemelerle daha da teşvik ediyor. Gerek devlet içindeki bağlantıları, gerekse yarattıkları korku iklimi nedeniyle bu yurtlar ne mekansal ne işleyiş ne de personel açısından denetlenebiliyor. Hal böyle olunca bu yurtlarda çok sayıda olumsuz durum, kimi zaman da vahşet derecesinde olaylar yaşanıyor. Dinci-gericilik açısından tümüyle kadrolaşma zeminine dönüşen bu yurtlar derhal kamulaştırılmalıdır. Cemaat ve tarikatların eğitimin herhangi bir aşamasına, herhangi bir biçimde dahil olmasına izin verilmemelidir.”