Mektepli Gazete

Şiddet sarmalı ve çocuklar

Şiddet sarmalı ve çocuklar

Paylaş
Yazı boyutu
100%
Öfke doğru ifade edilmediğinde istenmeyen davranışlar sergilenebilir. Aslında öfke insanı koruyan tehdit ya da tehlikelere karşı güçlenmemizi sağlayan bir duygudur. Ancak doğru yönetilmesi ve doğru ifade edilmesi için gerekli önlemlerin alınması gerekir. Öfkeyle baş edilmediğinde şiddete yönelmek en yaygın davranış problemlerinden biridir. Şiddet eğilimi çocuklukta başlar ve anne babaların tavırlarıyla şekillenir. Yani öfke ve öfkeyle baş etme becerimiz de pek çok davranışımız gibi ailede şekillenir. Bundan sadece şiddet gösteren anne babaların çocuklarının şiddet eğilimli olacağı anlamı çıkmamalıdır. Gizli ya da açık verilen tepkiler çocukların davranışlarını şekillendirmektedir.
Hiçbir anne baba çocuğuna doğrudan şiddet öğretmiyormuş gibi görünse de günümüzde; kendini korusun, aman dövülmesin kaygısıyla çocuğu şiddete yönlendirme eğilimi gözlenmektedir. Eğitimli ya da eğitimsiz pek çok ana baba çocuğuna ‘Biri sana vurursa sende ona daha çok vur ki bir daha sana vurmasın’ şeklinde ifadeler kullanmıştır. Oysa şiddet bir sarmaldır ve çocuğu bu sarmalın içine ne kadar itersek çıkarmamız o kadar zorlaşacaktır. Ve bu sarmalın, bir gün kendi çocuğumuz veya başkasının çocuğu, yetişkin olduğunda bizi de içine alması kaçınılmaz olacaktır.
‘Benim canımı yakarsan, bende senin canını daha çok yakarım’ bu anlayış kendini koruma anlayışı değildir. Ve can yakma, herkeste eşit eşiği olan bir davranış da değildir. Hiçbir ana baba çocuklarının canı yanmasın diye onlara böyle bir öç alma hakkı vermemelidir. Çünkü genellikle yaşıtı olan sınıf arkadaşının, yanlışlıkla veya dürtüsellikle canını yaktığında daha fazlasıyla karşılık vermek, ilk fırsatta onun canını daha çok yakmak için pusuya yatmak, kendinde bu hakkı görmek demektir. Kendinde şiddet hakkını görmek ise sonucunu kestiremeyeceğimiz kadar kötü olabilir. Canı yanan ya da haksızlığa uğradığında ne yapacağını bilemeyen bireylerin öç almak için bileylenmesi toplumda şiddeti meşrulaştıran ve ‘ne var ki benim yaptığımda’ diyerek kendini aklayan hastalıklı bir savunma psikolojisine dönüşür. Özellikle henüz empati becerisi gelişmemiş yada geliştirilmemiş çocuk ve ergende bu davranışlar; tahmin edilemeyecek kadar ağır şekilde sonuçlanabilir. Bir kaç kez etrafımda bu ifadeyi kullanan çocuğuna, gururla bakan ebeveyn gördüm. Bu aslında onların kendi karşılanmamış ihtiyaçlarını ve doyurulmamış güven duygularının boşluğunu çocuklar üzerinden doldurmaya çalıştıklarını söyler. Aslında şiddet pekiştirilirken beslenen, çocuklarından çok kendi içlerindeki çocuktur. Bunu yaparken, kendi çocuklarına zarar verip vermediklerini çoğu zaman düşünmezler bile. Oysa ana baba olmak her yaptığı davranışı çocuğun gözünden görerek bir kere daha değerlendirmeyi gerektirir.
Yapılması gereken şey, şiddete veya haksızlığa uğradığını düşündüğünde nereden yardım alınması gerektiğini öğretmektir. Öfkenin de diğer duygular gibi geçici bir duygu olduğu, bunu ifade etmenin ya da kendisiyle baş etmenin değişik yolları olduğunu çocuğa öğretmektir. En başta ana babalar bunun farkında olmalı ve gerekirse bir uzmandan danışmanlık almaktan çekinmemelidir. Kendi öfkemizin nedenini anlamaya çalışarak ve doğru ifade ederek çocuğa örnek olmalıdır. Öfkenin ya da şiddet davranışının altında yatan diğer duyguları ve ihtiyaçları bularak çözebiliriz. Çoğu zaman kıskançlık, değersizlik ve üzüntüyle baş etmekte zorlanan bireyler duygularını saklamak için öfkeli gibi davranma eğilimindedirler. Çünkü öfkeyi dışa yansıtmak çoğu zaman üzüntüyü yansıtmaktan daha kolaydır. Bunu bulmaya çalışmak için çocuğun duygularıyla ilgili konuşma fırsatı vermek ve soru sormak gereklidir. Oynarken topunu patlatan bir arkadaşına kızgınsa ‘git sen de onun topunu patlat’ demek yerine bunun altında yatan nedeni anlaması için sorular sormalıyız. ‘Arkadaşın topunu neden patlatmış olabilir?’ Uygun ifadelerle konuştuğunda muhtemel cevap ‘kıskandığı için’ olacaktır. Kıskançlıktan bahsederek bu bilgiyle kendisini arkadaşına karşı daha bilgili dolayısıyla daha güçlü hissetmesini sağlayabiliriz. Bir başka alternatif olarak ‘ sence onun topunu patlatırsan kendini daha iyi hissedecek misin? Sen topun patladığında ne hissettiysen o da öyle olacak. Onun da üzgün olması seni rahatlatmaya yetecek mi? Yoksa bunu onunla konuşmak, ne kadar üzüldüğünü söylemek ve onunla oynamaya biraz ara vermek ister misin?’ diyerek kendi duygularını düşünmeye sevk etmek yeterli olacaktır. Yeterince düşünen hiçbir sağlıklı birey, çocuk ya da yetişkin, kolayca şiddet davranışı göstermeyecektir. Anne ve baba da aynı şekilde kendi ihtiyaçlarının farkına vararak olumlu örnek olduğunda pek çok durumun çözüleceği gerçektir. Tüm çabalarınıza rağmen baş edilmeyen bir durum varsa bu konuda mutlaka yardım almak gerektiğini akıldan çıkarmamalıdır.

Eğitim bilim uzmanı

Psikolojik danışman RUHAN ÇAKIR

Mektepli Gazete | Şiddet sarmalı ve çocuklar