SES VER…
SES VER…

Eşitlik düzlemi içinde kadın kavramının yeri günümüz dünyasında hala tartışılıyor ve kadına yönelik şiddet her geçen gün artmaya devam ediyor.
25 Kasım -10 Aralık tarihleri arasında tüm dünyada Kadına Yönelik Şiddete dikkati çekmek için etkinliler düzenleniyor.
25 Kasım, Dominik Cumhuriyetinde, diktatörlüğe karşı özgürlük mücadelesi veren Mirabel kız kardeşlerin, diktatörün askerleri tarafından, tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde katledildikleri insanlık ayıbının günüdür.
1981'de Dominik’te toplanan Latin Amerika Kadın kurultayında; 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü” olarak kabul edilir.
Daha sonra 1985 yılında, BM tarafından ”25 Kasım, kadına yönelik şiddetin yok edilmesi için uluslararası mücadele” günü ilan edilir.
Kadına yönelik şiddetin yukarı doğru hızla arttığı günlerdeyiz.
Kadın ve şiddet kelimeleri yan yana geldiğinde tepki olumlu değil aksine olumsuza dönüyor.
Toplumun çoğu, kadın ve şiddet kelimelerini yan yana duymak istemiyor.
Çünkü çaresizliğin farkında, çünkü kadın ve şiddet konusunun çözümsüzlüğünü hissediyor ve bilinçaltı bu iki kelimeyi duyunca tepki veriyor.
Toplumun ortak hafızasında, uygun kadının özellikleri ve nasıl olacağıyla ilgili kültürel kodlar oluşturulmuş. Uygun davranışlar içindeki kadınlar, uygun giysiler giyerek ve itaat ederek toplumun sınırlarını somutlaştırıyor.
Ortak bilinçaltı kadınlara; devletin ve milletin devamlılığını sağlayan biyolojik üreticiler olarak bakıyor.
Kadınlar, değişimin sembolleri değil, geleneğin taşıyıcısı yapıldı erkek egemen dünya tarafından.
Hazzın erkeğe ait bir duygu olduğu düşünüldüğünden beri kadın bunu sağlayan araç oldu ve şiddete maruz kaldı. O günden beri kadın hakları eşitlik ve feminist hareketler daha göze batar hale geldi.
Kadınların şiddetle mücadele, eşitlik, özgürlük ve insan onuruna yakışır yaşam şartlarına sahip olma mücadelesi yüzyıllardır sürüyor.
Bu topraklarda yaşayan kadınların mücadele etmelerinin temel nedeni, siyasal ve toplumsal alanda her anlamda eşitliği sağlamak içindir.
Ayrıca her yıl 5 Aralık, Dünya Kadın Hakları Günü olarak kutlanmaktadır. 5 Aralık 1934 tarihinde yapılan anayasa değişikliğiyle kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmiş ve bu tarih, günümüze dek Dünya Kadın Hakları Günü olarak kutlanmaktadır.
Tarihten günümüze dek kadınların kazanım sağladığı temel hakları ise şunlardır;
1841- Kadı önünde evlenme hakkı
1845- Köle-cariye satın alma yasağı
1856- Kızlara mirastan hak verilmesi
1860’lar- Kızlar için rüştiye (ortaokul) mektebi, ilköğretimde eşitlik, kız öğretmen okullarının açılması
1917- İslam hukukunda ilk aile düzenlemesi ile evlenme ve boşanmanın kayıt altına alınması
1926- Medeni Kanun
1930 ve 1935- Seçme ve Seçilme hakkı
1985- BM Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin (CEDAW) imzalanması
1990, 1991- Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü ve Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı'nın kurulması
1998- Kadına karşı şiddetle ilgili ilk özel yasa olarak Ailenin Korunmasına Dair Kanun (4320)
2001, 2004, 2010- Anayasanın eşitlik (10) ve aile (41) maddelerinde yapıcı yönde değişiklikler
2002- Aile reisliğini kaldırıp eşlere eşit haklar getiren yeni Medeni Kanun
2004- TBMM’de Töre ve Namus Cinayetleri, Kadına ve Çocuğa Yönelik Şiddet Araştırma Komisyonu kurulması
2005- Kadın ve çocuklara karşı suçlarda etkili cezalar getiren yeni Türk Ceza Kanunu
2009- TBMM’de Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun kurulması
2011- Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin (İstanbul Sözleşmesi) imzalanması ve Türkiye’nin dünyada imzalayan ilk ülke olarak örnek oluşturması; Türkiyeli kadınların mücadelesi sayesinde, sözleşmenin izlenmesi ile ilgili kurul olan GREVİO’nun başkanlığına Türkiye’den bir kadının seçilmesi
2012- Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun (6284)
2013- Devletin ve belediyelerin kadına karşı şiddeti önlemek üzere sığınaklar açmasını sağlamak konusundaki kazanımlara ek olarak tüm illerde en az bir Şiddet Önleme ve İzleme Merkez’inin (ŞÖNİM) kurulması
Bu alınan tedbirler yeterli olamıyor ve kadına yönelik şiddet durdurulamıyor, kadın erkek eşitliği sağlanamıyor ve çözümsüzlük devam ediyor.
25 Kasım- 10 Aralık tarihlerinde on beş gün boyunca şiddeti ve cinsiyet eşitliğini konuşacağız, çözüm önerileri sunacağız sonra yine aynı telaşelerin arasında her şeyi unutacağız.
Şiddet, eşitsizlik, çözümsüzlük ve kadın baş başa kalacak.
Bir daha ki 25 Kasım’da 5 Aralık’ta tekrar aynı şeyleri görüşmek üzere, sevgiyle kalın.
Semra ATASOY