Seçimi kim kazansın?
Seçimi kim kazansın?

SEÇİMİ KİM KAZANSIN?
Hangi gazeteyi okursanız, hangi kanalı açsanız iki soru dillerde;
‘Millet İttifakının adayı kim?’
‘Seçimi kim kazanır?’
Seçimlerin zamanında yapılacağını varsayarsak bu soruların aslında zamanı değil. Ancak 2018 yılı itibari ile değişen rejim ile her geçen gün kötüye gidiş vatandaşın iliklerine işledi. Gelecek kaygısı sadece gençlerin isyanı değil, hepimizin ortak sorunu oldu. ‘Ne olacak bu memleketin hali?’ sohbetleri romantizmini kaybetti. Hepimizin kucağında gerçekler, artık bir alev topu.
Hal böyle olunca demokratik her ülkede olduğu kadar, bizim coğrafyanın da ana gündemi seçim oldu. Seçim, sihirli bir değnek gibi; hani olsun bitsin de ertesi gün düze çıkalım.
Tek adam rejiminin ülkemizi getirdiği çift kutuplu siyaset sığlığı, iki ayrı ittifak doğurdu. İttifaklardan birinin her pozisyona adayı belli; Recep Tayyip Erdoğan. Parti Başkanı, Cumhurbaşkanı, Varlık Fonu Başkanı…
Karşı ittifak ise henüz adayını açıklamadı. İşaretçi açıklamalar ile kamuoyunu hem ölçüyor hem de kamuoyuna yön veriyor. Akıllı bir strateji. Adayın yıpranmaması ve üzerine atılacak çamurlarla zaman kaybetmeden ülkenin selameti için kafa yorabilmesi için en mantıklı adım.
Bu denklem içinde benim için adayın kim olduğu değil, icraatlarının ne olacağı önemli. En güçlü muhalefetin sofradaki yangın olduğu, zamların yağmur gibi indiği, hane halkı borcunun gırtlağı geçip vatandaşı boğduğu böylesi bir atmosferde kişilere değil güçlü birlikteliklere ihtiyaç var. Elbette ki herkes gibi gönlümde bir aday var; ama asıl önemli gösterge adayın bütünleşik adımları.
Dolayısıyla yandaş medyanın tuzağına düşmeyelim ve isimlerden ziyade sistemleri konuşalım.
Savcının dilini yutmadığı, hakimin korkmadığı, avukatın güçlünün emrinde olmadığı; adaletin kelime anlamını yitirmediği, vatandaşın kendi adaletinin peşine düşmediği, mafyalaşan ve şirketleşen kimilerinin borsalaşmadığı bir yargı sistemini bize kim yeniden tesis edecekse…
Çiftçinin üretirken mutlu olduğu, marketin kartelleşmediği, tohumun yerli, devlet desteğinin hakkaniyetli olduğu; bir takım sermaye gruplarına bir avuç çiftçinin heba edilmediği, tarım politikalarını çağdaş ve her kesim için adil yeniden düzenlemesini kim yapacaksa…
Sanayicinin ağır vergiler ile perişan edilmediği, teknolojik yatırımlarının desteklendiği, üniversiteler ile el ele istihdamı kaliteli bir çokluğa ulaştırdığı, ürettiğini sadece iç pazara değil sınır ötesine pazarlarken teşvik edileceği; teknoloji üretmesinin her adımda arkasında durulacağı bir kalkınma hareketini kim başlatacaksa…
Yarının yetişkinlerini hurafeden uzaklaştırıp çağdaş, bilimsel ve akılcıl yöntemlerle eğitmeyi; ülkemizin en uzak noktalarına bile teknolojik eğitimi götürmeyi, İstanbullu Mehmet ile Vanlı Ahmet’i eşit koşullarda geliştirmeyi kim başaracaksa…
Üniversitelileri tarikatların ellerine bırakmayı ar edecek, üniversiteleri sadece bina değil gelişim yuvası haline getirecek, üniversite ile iş dünyasını koordineli projeler ile birlikte geliştirebilecek, gençlerin en ufak bir kaygı duymadan hür düşüncelerini hem sayacak hem de destekleyecek, çağdaş örneklerinin düzeyine taşıyacak her kimse…
Girişimciye melek yatırımcı olacak, yurt dışında rekabet edip öncül sektörler yaratacak gençlerin önünü açacak, geleceğin iş kollarını doğru görüp yürümeye başlayanları koşturacak; girişimciyi tembelleştirmeden destekleyip vergilerle yıldırmayacak kimse…
Bir yüzükle gelmesi ile övünüp yedi sülalesini ‘oktan’ mevzularla zengin etmeyecek, sadece kendisinin değil yol arkadaşlarının da siyasetten zenginleşmesine müsaade etmeyecek, bakanlığını kendi şirketi ile dolandırmayacak, dolandırdıysa gözünün yaşına bakmadan yargıya yollayacak, teröristlerin şanlı ordumuzun komutanlarına kurduğu tuzakları önceden görüp bir tuzağa savcı olmayacak, bir tarikattan diğerine savrulmayacak, hamaset değil icraat yapacak, her Allah’ın günü kendisine eleştiride bulunanlara lakap takıp kürsülerden eyyy demeyecek, işine gelmeyince kandırıldık deyip sıyrılmayacak, dillere düşen bakanlarının trol ordularından korkmayacak, vatandaşın emeğinin sonucu vergiler ile bir grup müteahhidi zengin etmeyecek, geçmeyeceğim köprünün inmeyeceğim havalimanının borcunu torunuma bırakmayacak, rüzgarın esiş yönüne göre bir ırkı bugün baş tacı yarın düşman bellemeyecek, anamı alıp gitmemi emretmeyecek, ölüm çukurlarında çalışanlara fıtrat deyip sırtını dönmeyecek, ülkemin gencine çapulcu demeyecek…
Hepimizi saracak, hepimizi sevecek, nezaketli olacak, kitap yazmanın değil kitap okumanın maharet olduğunu bilecek, benim derdimi dert edinecek, yurtta barış dünyada barış mottosunu aklından hiç çıkarmayacak, bu ülkenin öz değerleri ile barışık olacak ve her şeyden önemlisi Mustafa Kemal Atatürk’ü anarken kulağı ağrımayacak hatta ve hatta kendine lider görecek; onunla ve eserleri ile savaşmayacak…
Ne varsa bizden çalınan, onu geri verecek kimse adayımız da o olacak…
Didem TEMEL
Ekim,2021