Salgın döneminde genç olmak
Sonuç olarak salgın döneminde iki yıllık bir süre boyunca eğitim hayatının en kritik dönemlerini evlerinde geçiren, lise son sınıflarda olan veya üniversitenin ilk yıllarını okuyan gençlerimizin başarıları oldukça düşmüştür. Bu başarı hayata birey olarak katılımdaki başarıdır. Çünkü belirli bir yaşa gelindiğinde kendi ayaklarının üzerinde durmak ve kendi yaşantısını bağımsız olarak sürdürmek zorunda olan bireylerin yollarına önemli bir engel çıkmıştır.

Mete Akoğuz yazdı
Bu yazıda salgın döneminde liseyi bitirme aşamasına gelmiş veya salgının başlangıcında üniversiteye girmiş gençlerin yaşadıkları ele alınacaktır.
Salgın sürecine girilirken üniversiteye giriş sınavına hazırlanan öğrencilere verilen yüz yüze eğitim desteği bir anda yok olmuştur. Lise son sınıf öğrencilerinin yaşadığı psikolojik sorunlarla birlikte girdikleri sınavda başarılarını düşürecek birçok etken oluşmuştur. En başta sürekli değişen gündem, alınan kararlar ve verilen haberlerin tatmin etmemesi ülkeye duyulan güvenin düşmesine ve gelecek yaşama ilişkin karamsar düşüncelerin gelişmesine neden olmuştur. Özellikle ilk yıl sınav tarihlerinde yapılan değişiklikler ve sınava girdiklerinde virüs kapabilecekleri endişesi, morallerin bozulmasına neden olmuştur. Sığınacak hiçbir yer bulamayan gençler, uzun süre evde kapalı kalma ve sosyal medya gruplarından kendilerine aktarılan olumsuz mesajların da katkısıyla karamsar bir bakış açısı geliştirmiş, olumsuz duygular içine girmişlerdir. Bu dönemde en ufak bir bahaneye dayanarak, gerçeklerden kaçma eğiliminde olan gençlere, psikolojik destek verecek yapı ortadan kalkmış ve motivasyonları oldukça düşmüştür. Sağlam bir bilinç ve iç motivasyona sahip olmayan gençler bu dönemde kendilerini avutacak bahaneler bulup, sorumluluklardan kaçış yollarını tercih ederek normal zamanda yaptıkları işleri boş vermişlerdir.
BAŞARILI OLMA ŞANSLARI HİÇ KALMAMIŞTIR
Bir kısmının uzaktan eğitim olanakları olmadığı için tamamen kendi haline bırakıldığı lise son sınıfta veya üniversiteye başlamış gençlerimizin durumu ise içler acısıdır. Bu grupta yer alarak üniversiteye hazırlanan veya üniversiteye yeni başlamış öğrencilerin internet veya bilgisayar yoksunluğu nedeniyle başarılı olma şansları hiç kalmamıştır. Çünkü ortalama iki yıl boyunca uzaktan eğitim gerçekleşmiş ve kısıtlı teknik olanaklara sahip öğrenciler bu eğitimlerden yoksun kalmışlardır. Telafisi olmayan bu süreci teknik olanakları olmadan geçiren gençlerimizin durumunu düzeltecek olanaklar yaratılmamış, kendi olanaklarıyla çözüm bulmaya yönlendirilmişlerdir. Ekonomik olarak düşük seviyedeki ailelerden gelen bu gençlerin çaresizliği, eğitimlerini tamamen bırakmaya kadar giden sonuçlar doğurmuştur.
Uzaktan eğitim olanağı bulanların ise, alıştıkları yüz yüze eğitimin dışında aldıkları okul dersleri ve üniversiteye hazırlık için dershanelerden ders alarak ekran karşısında geçen uzun saatler, sıkıntı ve baskı yaratmıştır. Uzun sürelerle bilgisayar ekranı karşısında ders işlemelerin sonucunda kaçışlar oluşmuş, bu sıkıntılı ortamlar nedeniyle sorumluluktan kaçış yolunu seçen öğrenciler oldukça büyük zararlar görmüştür.
Son iki yılda sınava giren öğrencilerin gelecekte kendilerine ve çevrelerine sorunlar yaşatmaması düşünülemez. Sosyal medya izlemeleri, yüz yüze yapılan görüşmeler ve sosyal mekânlarda yapılan gözlemlerde boş vermişlik, başıboşluk ve değerlerde çöküşün oldukça yükseldiği görülmektedir.
ÜLKEYE VE YÖNETCİLERE OLAN GÜVEN AZALDI
Özellikle güven sorunu üst düzeye çıkmış, aile içinde çatışmalar büyümüş ve öncelikle aileye olan güven azalmış, buna bağlı olarak ülkeye ve yöneticilere olan güven alt seviyelere inmiştir. Bunun nedeni ise, başta uzun süre aile içinde kapalı olarak kalınmasıyla meydana gelen sorunların artması ve ülke yönetiminin aldığı kararların güven vermemesidir. Aile içinde meydana gelen çatışmalar bazen karşılıklı olmaktan çıkıp, kişi yansıtamadığı için iç çatışmalara dönüşmekte, bu da iletişim sorunlarını meydana getirmektedir. Aile ile ilgili çatışma ve iç çatışmaların yanı sıra arkadaşlarıyla ve yakın çevresiyle yaşanan iletişim bozuklukları da eklenince gencin yaşamındaki sorunlar kartopu gibi büyüyerek üzerine yük olmaya devam etmektedir. Yakın çevredeki bu sorunlara ülkedeki güvensiz ortamda eklenince, gelecek kaygısı oldukça yüksek bir nesil yetişmesinin yolu açılmaktadır.
KALICI TRAVMALAR ORTAYA ÇIKMASI MUHTEMEL
Duygusal olarak arkadaş arayışının üst boyuta çıktığı lisenin son senelerinde ve üniversitenin ilk yıllarında, birbirinin ortak sorunları ve dertlerini dinleyerek birbirine yaklaşan ve birbirlerinin ortak dertlerinden kaynaklı olarak duygusal bağ kuran gençler, salgın döneminde uzaktan iletişim yolunu seçerek duygusal eksikliklerini tamamlamaya çalışmışlardır. Yüz yüze gelinmeden gerçekleşen bu iletişimlerde, özellikle telefon konuşmalarındaki bir kelimenin ya da sosyal medyadaki bir paylaşımın çok farklı anlamlara dönüştüğü salgın döneminde, gençlerimizde bir günü bir gününü tutmayan davranışlar artmıştır. Duygusal beklentinin olduğu kişiden gelen bir mesaj ya da sosyal medya paylaşımı ile ders çalışmayı uzun süre bırakan gençlere çokça rastlanılmış, sorumluluklarını bir yana bırakmayı tercih eden bu gençler rüzgara kapılıp başka yönlere ilerlemişlerdir.
Salgın döneminde psikologlara yönlendirme oranları çok üst düzeye çıkarak, uzaktan danışmanlıklarla özellikle ergenlik ve sonrası dönemde yaşanan sorunlar kısmen çözülmeye çalışılmıştır. Kısıtlı sayıda öğrencinin yararlanıp, sorunlarını çözmeye çalışan psikolojik desteklerin uzaktan verilmesinin faydaları da ayrıca tartışılmalıdır. Yukarıda belirtilen aile, arkadaş ve ülke yönetiminin beklentileri karşılamaması nedeniyle yükselen psikolojik sorunları konuşacak ve paylaşacak bir yer bulamayan gençlerde, kalıcı travmalar ortaya çıkması muhtemeldir. Bu travmaların sonuçları ilerleyen yıllarda topluma farklı biçimlerde yansıyacaktır.
Salgınla ilgili olarak verilen haberlerdeki çelişkiler, başka ülkelerde yapılanlarla ülkemizi karşılaştırmaya olanak veren, sosyal medya ve kitle iletişim araçlarının yönlendirmesiyle gerçekleşen kaos ortamları da motivasyonu oldukça bozmuştur. Gelecek kaygısı içinde sonrasının ne olacağının belli olmadığı bir ortamda gençlerin iç motivasyon sağlaması oldukça zordur. Verilen haberlerde, salgın karşısında bütün dünyanın çaresiz kaldığı bir ortamda, ülkemiz yöneticilerine olan güvenin azalmasıyla birlikte gençler ne yapacağını şaşırmıştır.
Özellikle hazırlanmakta oldukları üniversitelerin mezunlarının bile ortada kaldığı ülkemizde, içten içe gelecek kaygısı yaşamamak imkânsızdır. Bu güvensiz ortamda bulunmak, gittikçe kendine güvensizliğe dönüşmekte ve hiçbir şey yapamayacağı, hiçbir şey olamayacağı kaygısı birçok psikolojik çöküntüyü birlikte getirmekte, korku, kaygı ve depresyona dönüşmektedir. Gelecekle ilgili belirsizliğin olduğu ortamlarda motivasyon bozukluğu üst düzeye çıkmaktadır. Kaygı, stres ve düşük motivasyonla yetişen gençlerin, toplumu nasıl etkileyeceği gelecek yıllarda ortaya çıkacaktır. Birçoğu aileye bağımlı yaşamaktan kurtulamayacak olan özgüvensiz bir neslin toplumu nasıl etkileyeceği düşündürücüdür.
KÖLELİK HAYATINA MAHKUM OLDULAR
Bir diğer sorun ise son iki yılı üniversiteye hiç gitmeden geçiren öğrenci grubu olmasıdır. Özellikle iki yıllık ön lisans programına kayıt yaptırmış olan öğrencilerin birçoğu hiç okula devam etmeden mezun olmuşlardır. Dar bir aile çevresinin baskısından kurtulmak hayaliyle üniversite okumak isteyen kız çocuklarının bu hayalleri boşa çıkmıştır. Çünkü iki yıl dersleri uzaktan izlemek zorunda kalıp, evlerinde ailelerinden ayrılamadan geçen üniversite yaşamlarında, hiç sosyalleşemeden önceki öğretim hayatlarında olduğu gibi ailelerinin yanında üniversite yaşamlarını tamamlamışlardır. Kapalı aile ortamında hiçbir özgürlüğü elde edemeden öğrencilik hayatını tamamlayan bu kızlarımıza evlilik yolu görünmüş, ne ekonomik ne de sosyal özgürlüğünü sağlayamayan bu kızlarımız, kölelik hayatını sürdürmeye mahkûm olmuşlardır. Diplomalı köle olarak hayata başlayacak bu kızlarımız, hayalleri bitmiş olarak toplumdaki yerlerini almışlardır.
Sonuç olarak salgın döneminde iki yıllık bir süre boyunca eğitim hayatının en kritik dönemlerini evlerinde geçiren, lise son sınıflarda olan veya üniversitenin ilk yıllarını okuyan gençlerimizin başarıları oldukça düşmüştür. Bu başarı hayata birey olarak katılımdaki başarıdır. Çünkü belirli bir yaşa gelindiğinde kendi ayaklarının üzerinde durmak ve kendi yaşantısını bağımsız olarak sürdürmek zorunda olan bireylerin yollarına önemli bir engel çıkmıştır. Bu engel salgın nedeniyle birçok fırsattan yararlanma olanağı bulamamaktan kaynaklanmaktadır. Yeterince kendine yatırım yapma olanağı ortadan kalkan gençlerimizin, gelecekteki yaşam standartları oldukça düşecektir. Salgın sonrasında ülkenin ve dünyanın ne olacağının belirsizliğini koruması da gençlerin hayata bakışını olumsuz olarak etkilemeye devam etmektedir.