Mektepli Gazete

Şafak Akça yazdı: Baraj altı üniversite

Fizik bölümüne bir tane bile fizik sorusu yapılamadan girilen bir sistemden ne beklenebilir ki? Ya da uluslararası yayını bulunmayan 68 rektörün olması, 55 rektörün uluslararası yayınının olmaması, 71 rektöre hiç atıf yapılmaması üniversitelerin yapısını yeterince göstermiyor mu? Yani gençler 0,5 netle bu üniversitelere girse ne kaybedecekler ya da okuyup da ne kazanacaklar?

Paylaş
Yazı boyutu
100%

Eğitimi çok planlı bir ülke olduğumuz için bir akşam otururken karşımıza şöyle bir son dakika haberi çıktı:

“ YÖK tarafından 2022 YKS’ye ilişkin alınan karara göre ön lisans ve lisans programlarını tercihte 150 ve 180 olan TYT ve AYT baraj puanları uygulaması kaldırıldı. TYT sınav puanının hesaplanması için Temel Matematik Testi veya Türkçe Testinden 0,5 veya daha fazla ham puan almış olma şartı uygulanmaya devam edecek.”

Daha açık bir ifadeyle, daha önceki yıllarda 160 sorudan 12 net yaparak lisans programlarına tercih yapmaya hak kazanılırken bu uygulamadan vazgeçildi. Artık 0,5 net yapılması durumunda her okul türüne (bazı fakültelerdeki sıralama barajı hariç) tercih yapılabilecek. Hatta 0,5 net ile çoğu bölüme girilebilecek ve lisans eğitiminden yararlanabilecek. Diğer bir deyişle de çocuklarımız üniversiteyi kazanmış olacak.

YÖK’ÜN RAPORU

Yazının ilk cümlesinde yer alan “planlılık” kavramına dönersek kararın hiç de planlı, bilimsel ve pedagojik bir yaklaşımla alınmadığını, ölçme değerlendirme sisteminin göz ardı edildiği net olarak görülmektedir. Çok değil, 4 yıl önce 2018 yılında Yükseköğretim Kurulu tarafından 38 sayfalık bir rapor yayımlandı. Raporun ismi “Yükseköğretim Politikalarında Yeni YÖK”.

Raporun 15. Sayfasında Yükseköğretime Giriş Sisteminde Baraj Puanının Yükseltilmesi başlığı yer alıyor ve bu başlık altında “Bilindiği gibi yükseköğretime giriş puanları 2009 tarihinden sonra üç defa düşürülmüştür. Bu uygulama, girdi esaslı bir olumsuzluk oluşturuyor ve eğitimin kalitesini olumsuz yönde etkiliyordu. Baraj puanının yükseltilmesi, girdi esaslı bir iyileştirme olup yükseköğretim süreçlerinde kalitenin yükseltilmesi adına önemli bir adımdır” ifadeleri yer alıyor.

Gerçi biz toplum olarak bu tür kararların alınmasına alışkınız, hatta 2018 yılında lise giriş sistemi olan TEOG sınavlarının kaldırıldığını dönemin Milli Eğitim Bakanı bir taksi durağında açıklamıştı. Aradan geçen 4 yılın sonunda bir ilerleme olduğunu görebiliyoruz, YÖK bu kararı 20 dakikalık bir genel kurul toplantısı ile almış.

Peki bu karar neden alındı? Çoğu kişi vakıf üniversitelerinin önemli bir kontenjanının boş kalmasını gerekçe gösterirken bir kesim de siyasal olarak iktidarın üniversiteye girişi kolaylaştırmak istemesini gösteriyor. Kuşkusuz iki önerme de doğruluk payı taşıyor.

2021 yılı yerleştirme sonuçlarına göre bazı örneklere bakacak olursak:

  • Pamukkale Üniversitesi Çevre Mühendisliği 21 kontenjanı var 4’ü dolmuş, 17’si boş,
  • Nevşehir Hacıbektaş Veli Üniversitesi Çin Dili ve Edebiyatı 31 kontenjanı var hepsi boş
  • Erciyes Üniversitesi Deri Mühendisliği 26 kontenjanı var, 10’u dolu, 16’sı boş
  • Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 31 kontenjanın 4’ü dolu
  • Şırnak Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 21 kontenjanın 1’i dolu 20’si boş
  • Akdeniz Üniversitesi Su ürünleri Mühendisliği 31 kontenjan var 1’i dolu 30’u boş
  • Atatürk Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Mühendisliği 21 Kontenjanın 5’i dolu
  • Düzce Üniversitesi Biyosistem Mühendisliği 31 kontenjanın 29’u boş
  • Çankırı Karatekin Üniversitesi Çalışmak Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler 36 kontenjanı var hepsi boş
  • Hitit Üniversitesi Uluslararası İlişkiler 52 kontenjanı var, 4’ü dolu 48’i boş

Bazı Vakıf üniversitelerinde ise:

  • Avrasya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler 17 kontenjanın tamamı boş
  • İstinye Üniversitesi Biyoenformatik ve Genetik Mühendisliği 20 kontenjanı var 5’i dolu, 15’i boş
  • İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Diş Hekimliği 34 kontenjanı var 11’i dolu
  • İstanbul Arel Üniversitesi İnşaat Mühendisliği 8 kontenjanın tamamı boş
  • İstanbul Gelişim Üniversitesi Uçak Mühendisliği 43 kontenjanı var 2’si dolu, 41’i boş

FİZİK BÖLÜMÜNE BİR TANE BİLE FİZİK SORUSU YAPILAMADAN GİRİLEN BİR SİSTEMDEN NE BEKLENEBİLİR Kİ

Yukarıda ismi verilen üniversite ve bölümler; 131 devlet üniversitesi (11 teknik üniversite, 2 güzel sanatlar üniversitesi ve 1 yüksek teknoloji enstitüsünün yanı sıra Polis Akademisi ve Milli Savunma Üniversitesi) ve 78 vakıf üniversitesi ile birlikte toplam 209 yükseköğretim kurumunun çok küçük örnekleri. Eğer meslek yüksek okullarının ön lisans programlarındaki boş kontenjanları yazsak sayfalar yetmez.

Bu karar kuşkusuz çok nedene dayanır ancak kanımca temel sorun ortaöğretim mezunlarımızın yetersizliğine-niteliksizliğine dayanıyor. Çünkü sınavlarda yapılan (gerek lise giriş gerekse üniversiteye giriş) net sayıları bugünü bize 15-20 yıldır gösteriyordu. Bu karara birden gelinmediğini düşünüyorum. Fizik bölümüne bir tane bile fizik sorusu yapılamadan girilen bir sistemden ne beklenebilir ki? Ya da uluslararası yayını bulunmayan 68 rektörün olması, 55 rektörün uluslararası yayınının olmaması, 71 rektöre hiç atıf yapılmaması üniversitelerin yapısını yeterince göstermiyor mu? Yani gençler 0,5 netle bu üniversitelere girse ne kaybedecekler ya da okuyup da ne kazanacaklar?

Eğitim sistemi 2012 yılında 4 4 4 olarak kademelendirilmişti. Şimdi bu kararla bir tane daha 4 eklendi ve eğitim sistemi 4 4 4 4 olarak düzenlenmiş oldu. Yani zorunlu eğitim zımnen 16 yıla çıktı. Maalesef bu sistemde kaybeden üniversite okuyan gençlerimiz ve ülkemizin geleceği olacak. Sınavda baraj puanını kaldırmak KDV’yi kaldırmaktan kolay olunca eğitim sistemi rahatça yapboza dönüşüyor.

Aristoteles “Gençlerin yetişmesine önem veriniz. Çünkü bu yolda herhangi bir ihmal, memleketin yapısını mahveder” diye asırlar öncesinden uyarmış, bizden hatırlatması.

Mektepli Gazete | Şafak Akça yazdı: Baraj altı üniversite