Prof. Dr. Murat Gürkan Gülcan yazdı: İlköğretimde yöneltme
"Yöneltme uygulamaları deneyimli ve öğrencileri ile daha uzun süre birlikte olan öğretmenlerce daha kolay uygulanabilirdir. Öğrencileri yeterince tanımadan ve öğretmenlik konusunda yeterli deneyime sahip olmadan öğrencilerin kişilik özelliklerinin yeterli düzeyde farkına varılamayacağı, ilgi ve yeteneklerine ilişkin yeterli fikre sahip olamayacağı anlaşılmış olup, deneyimsiz ve öğrencileri ile yeterli düzeyde etkileşimi olmayan öğretmenlerin yöneltme konusunda yaptıkları çalışmalarının etkililiğinin düşük olacağı görülmüştür."

Prof. Dr. Murat Gürkan Gülcan[1]
ÖZET
Toplumsal değişme ve gelişmenin bir sonucu olarak, bireylerin ilgi, istek ve yeteneklerinin bilinmesine; mesleki ve eğitsel yöneltmenin de buna uygun yapılamasına ihtiyaç vardır. Milli Eğitim Temel Kanunu’nda temel ilkelerden biri “Yöneltme”dir. Ancak ülkemizde öğrencilerimizin çoğu istedikleri bölümlerine girememekte veya gerçekten yapmayı istedikleri mesleği yapamamaktadırlar. Bu durum, ilköğretimde yapılan yöneltme faaliyetlerinin etkililiğine ilişkin kuşkuları ortaya çıkarmış ve öğrencinin kişilik gelişiminin izlenmesinde ve üst öğretime yönlendirilmesinde “İlköğretimde Yöneltme Yönergesi”nin uygulanmasının etkili ve kullanılabilir olduğu araştırma sonuçları ile değerlendirilmiştir.
Araştırma sonuçları, yönergenin uygulanabilirliliği ve öğrenci yöneltme konusunda öğretmenlerin deneyimlerinin ve öğrencilerle birlikte geçirdikleri zamanın yöneltme uygulamalarını kolaylaştırdığı, öğrencileri tanıma, ilgi ve yeteneklerine ilişkin fikir sahibi olmalarında avantaj sağladığını ortaya çıkarmıştır.
Anahtar Kelimeler
İlköğretimde yöneltme, mesleki ve eğitsel yöneltme.
GİRİŞ
Meslekî gelişimle ilgili bilimsel çalışmalar, yaşam boyu süren meslekî gelişim sürecinde, çocukluk döneminin anlamlı bir yeri olduğunu göstermektedir. Bu çerçevede ilköğretim sürecinde bireylere kazandırılması hedeflenen meslekî gelişim görevlerinin, meslekî gelişim sürecinin sonraki aşamalarını etkileme açısından önemi, diğer dönemlere kıyasla çok daha fazladır.
Okullarda yürütülen yöneltme çalışmaları, eğitimsel yöneltme ve mesleki yöneltme olmak üzere iki gruba ayrılır. Eğitimsel sorunlarla ilgili olarak eğitim sisteminde bireye ve bireylere götürülen yardım etkinliklerine eğitimsel yöneltme, bireye mesleksel tercihler yapmasında, bir meslek alanına yönelmesinde, bu meslek alanı içinde bir meslek seçmesinde ve mesleğe hazırlanmasında götürülecek etkinlikleri içeren yöneltme çalışmalarına meslekî yöneltme denilmektedir (Özoğlu 1982-98-99). Koçer (2005) ise “yöneltici rehberlik” kavramını kullanarak yöneltici rehberliği “Her bireyin kendine en uygun ve en yeterli doyum sağlayıcı bir alana yönelmesine ve orada başarıyla gelişme göstermesine yardım etmek” olarak tanımlamıştır.
Eğitimsel yöneltmenin temel ilkesi bireyi tanımak, onun kendisini tanımasına, yetenek, ilgi ve istekleri doğrultusunda başarıya ulaşmasına yardımcı olmaktır. Eğitsel yöneltme ve alan seçimi yöneltme sınıfında (9. sınıf) yapılır. Öğrenciler alan ve derslerini seçerken aynı zamanda bir mesleğe yönelmiş olurlar (Yazıcı, 2006-78).
Meslekî yöneltmede; tanıma izleme çalışmaları öğrencinin okul yaşamının erken yıllarında başlanmalı ve sürekliliği olan bir yöneltme programı seçilmelidir. Öğretim, bireyin meslek seçmesi gibi kısıtlı bir iş ya da eylem için olmaktan çok mesleksel gelişim kavramı içinde ele alınmalı, öğrenciler, gelişme ve olgunlaşma düzeyleri, psikolojik ve sosyal özellikleri dikkate alınarak, bir mesleği zamanından önce veya yanlış meslek seçme durumuyla karşı karşıya kalmamalıdırlar (Akt. Arslan ve Kılıç, 2000).
Okulun ve rehberlik servisleri yöneltme ile ilgili olarak her öğrenciye ait önemli bilgileri toplamalıdır. Okuldaki veya okullardaki farklı eğitim programlarını ve özelliklerini bilmeli, farklı eğitim programlarını ve dersleri öğrencilere etkili bir biçimde tanıtmalı ve mümkünse bilgi aktarmak yerine daha etkili ve öğrencilerin aktif olarak katılacakları yöntemleri kullanmalıdırlar. Ayrıca yeni öğrenciler için bir yöneltme programı hazırlamak da okul rehberlik servislerinin görevlerindendir (Özoğlu,1982:100).
Ülkemizde, zorunlu ilköğretim süresini sekiz yıla çıkaran ve 1997-98 öğretim yılında uygulamaya konan 4306 sayılı yasa ile eğitimin niteliğini arttırmak için öğrencilerin ilgileri, istekleri, yetenekleri ve akademik başarıları doğrultusunda uygun alanlara yönlendirilmeleri hedeflenmektedir. Yasa ilköğretim öğrencilerinin, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda üst öğretime yönlendirilmelerini, Milli Eğitim Sisteminin her bakımdan bu yöneltmeyi gerçekleştirebilecek şekilde düzenlenmesini, bu amaçla orta öğretim kurumlarına eğitim programlarının hedeflerine uygun düşecek şekilde hazırlık sınıflarının açılmasını öngörmüştür.
Öğrencileri ilgi ve yetenekleri ile iş hayatının ihtiyaçları doğrultusunda çeşitli programlara yönlendirecek rehberlik hizmetleri sunma amaçlı olarak 16. Millî Eğitim Şûrası’nda; ilköğretimin bütün sınıflarında meslek alanlarını tanıtıcı etkinliklere yer verilmesi, sekizinci sınıflarda meslekleri tanıma ve yönelmeye ağırlık verilmesi, öğrenciye en uygun olduğu düşünülen alan konusunda oluşturulacak tavsiye kararı ilköğretim dönemi sonunda öğrenci ve velisine bildirilmesi, iş hayatında geçerli mesleklerin güncel tanımları ve sınıflandırılması yapılarak standartları belirlenmesi gibi kararlar alınmıştır (Akt. Arslan ve Kılıç, MEB 1999). 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun altıncı maddesi ve 30. maddesinin 1. bendi, 4306 sayılı Yasa ile Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 23 üncü maddesine eklenen 3 üncü fıkra ve Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin ilgili maddeleri de “İlköğretimde Yöneltme” çalışmalarını zorunlu kılmaktadır. Yöneltme ve yöneltme bu çalışmada aynı anlamda kullanılmıştır.
2003-2004 öğretim yılında yürürlüğe konan “İlköğretimde Yöneltme Yönergesi” ile ilköğretim sürecinde yer alan öğrencilere yönelik etkili ve doğru yöneltme çalışmalarını gerçekleştirmekle görevli “sınıf öğretmeni” ve “sınıf / şube rehber öğretmenlerine” yüklenen görevler ile rehber öğretmenlerin ve yöneticilerin görevlerini etkin bir biçimde yerine getirebilmeleri hedeflenmiştir. Yönerge ilk birkaç yıl uygulanmış ancak devamlılığı sağlanmamıştır. Bunun yerine sınavla yöneltme tercih edilmiştir.
Yönergede; öğrencilerin; ilgi, istek, yetenek ve kişilik özelliklerini dikkate alarak; olumlu bir benlik kavramı geliştirebilmelerine, alternatiflerden haberdar olmalarına, potansiyellerinin farkında olarak onu geliştirmeye çalışmalarına, bu çerçevede kararlar alabilmelerine, aldıkları kararların sonuçlarını görebilmelerine ve sorumluluğunu almalarına yönelik bilimsel hizmetlerin düzenli ve sürekli bir biçimde verilmesi gerektiği belirtilmektedir. Yöneltme sürecinde öğrencilerin;
- Yeteneklerini, ilgilerini ve kişilik özelliklerini tanımalarına, isteklerinin farkında olmalarına,
- Sahip oldukları benlik kavramının kendi geleceklerini ve meslek seçimini etkileyeceğini anlamalarına,
- Tüm mesleklerin topluma yararlı olduğu bilincini geliştirmelerine,
- Eğitim sürecinde farklı programlar, kendilerini sınayabilecekleri seçmeli dersler, ders dışı etkinlikler, üst öğrenim kurumları ve çalışma alanları hakkında bilgi sahibi olmalarına,
- Meslek inceleme yöntemlerini kavramalarına ve bu yöntemleri uygulamalarına,
- Yaşamları ile ilgili kararlar alabilmelerine, uygulayabilmelerine ve alacakları kararların sonuçlarını önceden kestirebilmelerine,
- Akademik başarının üst öğrenim kurumlarına veya çalışma hayatına yönelmelerinde önemli olduğunu kavramalarına,
- Niteliklerine uygun akademik eğitime, meslekî ve teknik eğitime, güzel sanatlar eğitimine yönelmelerine yardımcı olmak hedeflenmiştir.
Ayrıca öğrencinin ilgi, istek, yetenek ve kişilik özellikleri hakkında velinin de bilgilendirilmesi ve yöneltme sürecine katılımını sağlamak amaçlanmıştır.
Öğrenciyi izlemeye dayalı olarak geliştirilen yöneltme sürecinde;
- Ana sınıfından itibaren her öğrenciye ait bir öğrenci dosyası tutulur.
- Her şube için, şubenin dersine giren sınıf öğretmenleri ve branş öğretmenleri tarafından sınıf gözlem formu doldurulur ve Nisan ayı sonuna kadar sınıf / şube rehber öğretmenine teslim edilir.
- Sınıf / şube rehber öğretmeni tarafından, veli bilgilendirme toplantısına kadar sınıf gözlem formlarına dayanılarak her öğrenci için gözlem raporu düzenlenir.
- Mayıs ayı içinde belirlenecek bir tarihte veli bilgilendirme toplantısı yapılır ve bu toplantıda gözlem raporlarının bir nüshası velilere dağıtılır.
- Gözlem raporunda, veli ve öğrencinin de görüş bildirecekleri bir bölüme yer verilir. Öğrenci ve / veya velinin eklemek istediği veya katılmadığı hususlar varsa raporda belirtilir. Bu raporlar, bir hafta içerisinde okula geri gönderilir.
- Gözlem raporları okul müdürü tarafından onaylandıktan sonra, öğrenci dosyasında saklanır.
Diploma almaya hak kazanan öğrenciler için, okul yönetimince müdür veya müdür yardımcısının başkanlığında öğrencinin dersine giren öğretmenler, rehberlik servisi ve gerekirse velinin de katılacağı “Yöneltme Öneri Kurulu” tarafından iki nüsha halinde yöneltme öneri formu düzenlenir. Bir örneği diplomayla birlikte öğrenciye verilir, diğer örneği öğrenci dosyası ile birlikte kayıt yaptırdığı öğrenim kurumuna gönderilir.
Yönergeye göre, öğrenci, yukarıdaki ölçütler ve akademik not ortalaması doğrultusunda aşağıdaki alanlardan birine yönlendirilebilir:
- Akademik eğitim amaçlı genel liseye,
- Mesleki teknik orta öğretimin ilgili bölümlerine,
- Güzel sanatlar veya özel yetenek gerektiren alanlara,
- Meslek eğitimi (çıraklık) merkezlerine.
Söz konusu Yönergenin uygulamaya konulmasının üzerinden dört yıl geçmiştir. Eğitimciler, veliler ve eğitimle ilgili sivil toplum kuruluşlarının görüşleri dikkate alındığında “İlköğretimde Yöneltme” sürecinin amaca uygun olarak işletilmediği yolundaki görüşler sıkça gündeme gelmektedir. Üniversitelerin önündeki yığılmalar ve üniversiteye giriş sınavı, gençler ve aileler için ülkemizde en önemli kaygı kaynağı, eğitsel ve meslekî açıdan ise toplumsal bir sorun niteliğindedir. Ülkemizde üniversite sınavına yüklenen gerçek dışı anlam ve beklentiler, yanlış koşullanmalar, gerçekçi ve uygun olmayan tercih sıralamaları ile üniversite sınavları, sadece kazanamayanlar için değil, bazen kazananlar için de hayal kırıklıkları ile sonuçlanmaktadır. Çünkü üniversite öğrencilerinin büyük çoğunluğu öğrenimlerini tercih ettikleri alanlarda sürdürememektedirler. Bir başka gerçek ise gençlerin tercihleri ile yetenek, ilgi ve koşullarının tutarlı olmaması, meslekler hakkında yeterli bilgiye sahip olmadan tercih yapmaları ve liseli gençlerin yeterli bir mesleki olgunluğa ulaşmadan üniversiteye geçiş sürecini yaşamalarıdır. Lise düzeyinde verilmeye çalışılan mesleki rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinin bu olumsuz durumu değiştirmede yeterince etkili olmadığı görülmektedir.
Sorunun kaynağı olarak, bilgilendirme eksikliği, sınıfların kalabalıklığı, sürecin karmaşıklığı ve formların aşırı bürokrasi içerdiği gibi aksaklıklar gösterilmektedir.
Yöneltmenin, ülkemizde sadece bir rehberlik ve psikolojik danışmanlık faaliyeti olarak algılandığı ve okul rehberlik hizmetleri içinde yer aldığı, bireyin ilgi ve yeteneklerini tanımasında önemli olan yöneltme hizmetlerinin iyi uygulanamaması nedeniyle öğrencilerin, yöneltme etkinliklerinin öznesi değil, nesnesi durumunda kaldıkları düşünülmektedir. Çünkü ilköğretim okullarının sekizinci sınıfının ikinci yarısından itibaren yapılan yöneltme hizmetleri, bir bakıma öğrencilerinin bu sınıftan sonra gidecekleri okulu tanıma hizmeti olarak sunulmaktadır. Görüldüğü gibi, öğrencilerin bireysel ve meslekî farklılıklarını sağlayan bir program uygulaması oluşturulamamıştır. Böylece işin program ve yöneltme faaliyetlerinin planlı bir şekilde uygulanmasını sağlayacak yönetim boyutu göz ardı edilmiştir.
Sonuç
İlköğretimde Yöneltme uygulaması, “İlköğretimde Yöneltme Yönergesi” sadeleştirilip işletilerek uygulamanın “yaptırımcı” bir sürece dönüştürülmesi, uygulamanın zamana yayılarak başarılı olabilmesi için tüm yönetici, denetici ve öğretmenler ile veliler ve öğrencilerin bilgilendirilmesi ve yöneltme sürecine aktif katılımlarının sağlanması gereklidir.
İlköğretimde öğretmenler öğrencilerin kişisel özelliklerini, ilgi ve yeteneklerini iyi bilmemektedirler. Bu nedenle iyi bir yöneltme yapamamaktadırlar. Sınıf öğretmenleri branş öğretmenlerine göre öğrencilerini daha iyi tanıyor ve ilgi ve yeteneklerini tanıma konusunda da daha başarılıdır; ancak sınıf öğretmenleri ilkokul kademesinde yer aldıklarından öğrenciler hakkında karar verme konusunda daha sınırlı görevlere sahiptir; yöneltmenin daha etkili olduğu düşünülen orta okullarda, çocukları daha az tanıyan ilgi ve yeteneklerinin daha az farkında olan branş öğretmenlerine bu görevi vermek sorun teşkil etmektedir. Bu nedenle de yöneltme hizmetinin etkiliği azalmaktadır.
Yöneltme uygulamaları deneyimli ve öğrencileri ile daha uzun süre birlikte olan öğretmenlerce daha kolay uygulanabilirdir. Öğrencileri yeterince tanımadan ve öğretmenlik konusunda yeterli deneyime sahip olmadan öğrencilerin kişilik özelliklerinin yeterli düzeyde farkına varılamayacağı, ilgi ve yeteneklerine ilişkin yeterli fikre sahip olamayacağı anlaşılmış olup, deneyimsiz ve öğrencileri ile yeterli düzeyde etkileşimi olmayan öğretmenlerin yöneltme konusunda yaptıkları çalışmalarının etkililiğinin düşük olacağı görülmüştür.
Öneriler
- İlköğretimde Yöneltme Yönergesinde yer alan öneri formu ve gözlem raporu öğretmenlerce daha kullanışlı hale getirilebilir.
- Öğretmenlerin öğrencilerle daha sık bir arada olacağı, sosyal aktiviteler anlamında daha fazla birlikte vakit geçirecekleri ortamlar yaratılabilir.
- Sınıf Öğretmenlerinden yöneltme hizmetlerinde daha fazla yararlanılabilir.
- Öğretmenlerin, öğrencilerle ilgili tuttukları gözlem dosyaların tam ve düzenli tutulmasına özen göstermeleri konusunda gerekli tedbirlerin alınabilir.
- Kıdemli öğretmenler yöneltme hizmetinin verilmesinde daha etkili olmaları bakımından daha az kıdemli öğretmenlere danışmanlık yapabilirler.
- Öğrenciyi yöneltme ile ilgili tüm süreçler kamuoyunun bilgisine sunulup, yazılı ve görsel basında eğitimle ilgili programlarda tanıtılabilir.
- Tek dereceli ve çoktan seçmeli sınavla üst öğretime yöneltmeden kademeli olarak vazgeçilip, öğrencinin hangi alana yöneleceğine ilişkin kararın okul-veli-öğrenci tarafından verilmesi sağlanabilir.
- Öğretmen yetiştiren yüksek öğretim kurumlarına yöneltme konusunda dersler ve programlar konulabilir.
- AB uyum süreci de dikkate alınarak mesleki ve teknik eğitim AB ülkelerine uyumlu hale getirilebilir, okul türleri, programlar ve diploma denklikleri karşılıklı olarak tanınabilir.
- Meslekler hakkında daha detaylı ve güncel bilgiler sunabilmek amacıyla konferanslar, meslek sergileri ve veliler için toplantılar düzenlenebilir, mesleklerle ilgili yayınlanan makaleler, broşürler ve dergiler vs. öğrencilerin bilgisine sunulabilir.
- İlköğretim altıncı sınıfından itibaren öğrencinin yeteneklerine yönelik zenginleştirilmiş programlar uygulanabilir. Bu programlar arasında yatay geçişler sağlanabilir.
- Öğretmenlerin tamamı ilköğretimde yöneltme ile ilgili bilgilendirici seminer ve kurslardan geçirilebilir.
KAYNAKÇA
Arslan, M. Metin, Kılıç, Çiğdem, Bazı Avrupa Ülkelerinde ve Türkiye’de Zorunlu Eğitimde Yöneltme Çalışmalarının Değerlendirilmesi, Milli Eğitim Dergisi S. 148 Ankara, Kasım 2000
Balcı, A. (2001) Sosyal Bilimlerde Araştırma; Yöntem Teknik ve İlkeler, Ankara, PegemA Yayıncılık
Binbaşıoğlu, C. (2000). Ailede Ve Okulda Eğitim Sorunları. İstanbul: MEB. Yayınevi.
Büyükkaragöz, S. (1990). “Okulda Uyumsuzluk ve Başarısızlıkta Ailenin Rolü” I. Aile Şurası Bildirileri. Ankara: Başbakanlık Aile Araştırma Kurulu Başkanlığı Yayınları.
Can, G.(Editör) Yazıcı H. (2006) Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Ankara: PegemA Yayınları
Colete, Dartois, Educational and Vocational Guidance Services for the 14-15 Age Group. Belgium, France and The Grand-Dutchy of Luxembourg. European Communities. Brussels-Luxembour. 1987
Dökmen, Ü. (1995). Sosyodrama ve Psikodrama. Ankara: Sistem Yayıncılık.
Erkan, S. (1997). Örnek Grup Rehberliği Etkinlikleri. Ankara: Pegem Yayınları.
European Commission, Education And Initial Training System, Luxembourg, 1995
Fidan, N. (1996). Okulda Öğrenme ve Öğretme. Ankara: Alkım Yayınları.
Gülcan, Murat G. AB ve Eğitim Süreci, Anı Yayınları Ankara, 2005
Güleryüz, H. (2000). Eğitim Programların Dili Ve Yaratıcı Öğrenme. Ankara: PEGEM Yayıncılık.
Hollingsworth ve Hoover. (1991). İlköğretimde Öğretim Yöntemleri. (Çeviren: Gürkan, T. ve diğerleri). Ankara: Ankara Ünv. Yay. No: 214.
Koçer, D. (225). Okulda Uygulamalı Rehberlik, Ankara: Piramit Yayınevi.
Kuzgun, Y. (1995). Psikolojik Danışma ve Rehberlik. Ankara: ÖSYM Yayınları.
Küçükahmet, L. (1997). Eğitim Programları ve Öğretimi. (8. Baskı). Ankara: Gazi Kitabevi Yayınları.
MEB Tebliğler Dergisi, sayı : 2504, 9 Eylül 1999
MEB, Ölçme ve Değerlendirme Sistemi Geliştirme 1: Ölçme ve Değerlendirme Sistemi Özel İhtisas Komisyonu Raporu Ankara 1990
MEB. (1996). 15. “Milli Eğitim Şurası” sonuç raporu. MEB. Yayınları.
MEB. 15. Millî Eğitim Şûrası Genel Sekreterliği. 2000 Yıllarda Türk Millî Eğitimi, Ankara, 1996
MEB. 16. Millî Eğitim Şûrası Hazırlık Dokümanı, Ankara 1998
Milli Eğitim Bakanlığı, Tebliğler Dergisi Ankara, Eylül 2003
Milli Eğitim Temel Kanunu, Milli Eğitim Mevzuatı, MEB Yayımlar Dairesi Başkanlığı Yayınları Ankara, 1999
Oğuzkan, F. (1993). Eğitim Terimleri Sözlüğü. (3. Baskı). Ankara: Emel Matbaacılık.
Öner, N. (1997). Türkiyede Kullanılan Psikolojik Testler. (3. Baskı). İstanbul: Boğaziçi Yayınları.
Özden, Y. (1997). Öğrenme ve Öğretme. Ankara: PEGEM Yayınları.
Özgüven, İ. E. (2005). Bireyi Tanıma Teknikleri. Ankara: PDREM Yayınları.
Özgüven, İ. E. (1999). Çağdaş Eğitimde Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Ankara: PDREM Yayınları.
Özoğlu, Süleyman Çetin, Rehberlik ve Psikolojik Danışma. İzmir 1982
Selçuk Z. (2000). “Bireyi Tanıma Teknikleri”. (Editör: Kuzgun, Y.). İlköğretimde Rehberlik. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.
Şimşek, A.(1999) Türkiye’de Mesleki ve Teknik Eğitimin Yeniden Yapılanması İstanbul: TÜSİAD Yayınları.
Yeşilyaprak, B. (2000). Eğitimde Rehberlik Hizmetleri. Ankara: Nobel Yayıncılık.
[1] Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi