Paradigma değişirken “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”
Taslak, din ile bilim gibi birbiriyle uyuşmayan ve çelişen, dayanakları ve varsayımları birbirinden tamamen farklı iki bilme ve düşünme biçiminin yan yana durmasının “ahlaki pusula” ve “sistem okuryazarlığı bileşenleriyle” bütünlük kazanabileceği iddiasında. AKP iktidarı altında neoliberal küreselleşme süreçlerine uyum ve AB ile dirsek teması döneminde başlayan “müfredat reformu” (2005) süreci daha açık biçimde dinselleştirme durağına gelmiş durumda. 2005’de postmodern vurgularla “müfredat reformu” olarak başlayan neoliberal dinselleştirme sürecinde bugüne kadar zorunlu eğitimin bütün kademelerine dört kez müdahale edildi. Eğitimin dinselleştirilmesi adım adım ilerletildi. Aynı zamanda laik okul kültürünün ve karma eğitim uygulamasının tahrip edilmesi konusunda da önemli gerilemeler yaşandı. Milli Eğitim Bakanlığı, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”1 taslağı ile zorunlu eğitimin bütün kademelerindeki ders programlarını dinselleştirmeye yönelik daha açık bir müdahaleye hazırlanıyor. Genel anlamında müfredat okullarda öğretim programı adı altında sunulan sistematik bilgi ve değerlerin kılavuz metnidir. Müfredatlar ortaya çıktıkları bağlamın toplumsal ve kültürel farklılıklarını yansıtan bir uzlaşmaya dayansa da içinde bulunduğu çağın, dönemin başat kültürel değerlerinin ve egemen ideolojinin damgasını taşıyan metinlerdir.2 Genelde radikal içerikteki iddialı değişiklikler toplumsal uzlaşmanın bozulduğu devrim ve darbe gibi olağanüstü koşullarda gündeme gelir. Cumhuriyet de bu yolda Osmanlı’dan devraldığı medrese sistemine dayalı din referanslı bilgi ve öğrenme biçimlerine son veren akla ve bilime dayalı pozitivist, hümanist yaklaşımla modern okul ve yetiştirme (halk eğitimi) sistemini kurmuştur. Bu sistemin tarihsel gelişimiyle zaman içinde edindiği kimi özelliklerin ve kusurların (eğitime erişimde eşitlik sorunu, Türk-İslam sentezci milliyetçi-muhafazakâr, eğitim içerikleri, ayrımcı, cinsiyetçi özellikler ve uygulamalar gibi) eleştirisiyle ilgili eğitim bilimleri alanında kayda değer bir bilgi birikimi oluşmuş, ancak genel özellikleri itibarıyla sistem laik eğitim paradigmasına bağlı kalmıştır. MEB, bütün bunları yok sayan bir yerden, kapalı kapılar ardında “yıllardır yapılan çalışmaların sonucu” olduğu vurgulanan bu “Maarif Modeli” için “toplumdan” görüş istemektedir. Öncelikle adı bile “milli eğitim” olan bir sistemi müfredat değişikliği yoluyla yüz yıl öncesine iade eder gibi “maarif” adı altında yeni bir modele sokma iddiası ciddi bir ideolojik içerime sahip. Bu “maarif modeli”nin eğitim hedefini ve perspektifini formüle ederken kullanılan dil ve seçilen sözcükler (maarif, kemâle erme, kâmil insan, fıtri özellikler, mefkûre) taslağın ideolojik içeriğini ortaya koyuyor (s. 1-5) Bu durum Öğretim Programlarının Perspektifi başlığı altında şöyle somutlanmaktadır: İnsan madde ve manadan oluşur. İnsanın varoluşunu olgunlaştırması, kemale erdirmesi esas itibarıyla eğitim ile gerçekleştirilebilir. İnsanın hayatında iyi, doğru, faydalı ve güzel; hep bu çerçevede farklı şekillerde ortaya çıkar. Bu bağlamda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, sahip olduğu mefkûre ile toplumu ve ülkesini imar eden şahsiyetler yetiştirmeyi ahlaki bir sorumluluk olarak ele alır. Bu çerçevede değerler, geniş bir perspektifle sistemi bütünleyen anlamlı bir olgu olarak ele alınır; programların ruhunda tabii bir şekilde yer alır. (s. 5) Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, Bu model; insanın fıtri özelliklerini koruma ve geliştirmeyi, karakterini olgunlaştırmayı, şahsiyet bütünlüğünü oluşturmayı merkeze alarak... toplum ile insan arasında akılcı ve ahlaki bir uyum oluşturmayı hedefler. (s. 13) Taslağın fikri dayanaklarından biri yukarıdaki pasajda da görüldüğü gibi, Türkiye radikal sağının ideolojik kaynağı olan Türk-İslam Sentezinin “ruh ve maddeden müteşekkil insanî denge” tezinden ilham almış gibi. 12 Eylül Darbesi sonrasında Türk-İslam sentezi müfredat ve ders kitaplarına belirgin bir milliyetçilik ve muhafazakârlık vurguyla girdi, ancak bu milliyetçilik indirgemeci de olsa Atatürkçü duruşu terk etmeyen bir yaklaşımla şekillendi. Bu Maarif Modeli ise, aynı rotada ancak programların içeriğini din-maneviyat yorumunu derinleştirerek, dinden ilham alan milliyetçilik yorumuyla (Kurtuluş Savaşı’nın bile cihat olarak tanımlanması gibi) ve Atatürk ve ilkelerinden arındırarak şekillendirme iddiasında. Atatürk ilkeleri eğitim sistemimizin “laik” niteliğini tanımlayan temel özelliği olarak biliniyor. Laik eğitimi geriletmek isteyenlerin buradan ilerlemesi şaşırtıcı değil. Maarif modelinin siyasal anlamını ve ideolojik içeriğini bu bağlamda değerlendirdiğimizde, MEB’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” olarak sunulan müfredat taslağıyla Cumhuriyet’in akla ve bilime dayalı laik eğitim paradigmasına son vermeyi tasarladığı anlaşılıyor. Maarif modeline damgasını vuran “programların ruhu” olarak belirtilen bu dinselleştirme hamlesi ikili bir formülasyonla düzenlenmiştir: 1) Erdem-Değer-Eylem Modeliyle “yetkin ve erdemli insan” yetiştirme hedefi. Din ve inanç aracılığıyla erdeme ulaşmayı “yetkinleşme” olarak tanımlama dinsel bir temadır. Din ve inanç-iman yoluyla aklı ve benliği düzenleme iddiası, bilimsel düşüncenin tam zıddıdır. Ortaçağda da eğitimi bu anlayış biçimlendiriyordu. 2) Tüm Programların Pusulası: “Ahlaki Pusula Milli Manevi Değerler” olarak belirlenmiştir: Müfredatı dinselleştirmeye yönelik ikinci önemli formülasyon tüm programların içeriğine giren beceri ve değer alanları içinde “ahlaki pusulaya” yüklenen rolde somutlanmaktadır. Bu çerçevede pusula olarak tanımlanan “milli ve manevi değerler” hemen tüm ders ve kazanımlarına “değer telkini” adı altında yansıtılmıştır. Müfredat değişikliğinin ikinci dayanağı olan neoliberal yönelimle ilgili olarak sunulan beceri seti içinde AKP’nin neoliberal eğitim politikalarıyla uyumlu OECD’nin 21. yüzyıl becerileri bile zayıf biçimde yer almıştır. Sistem okuryazarlığı altında toplanan (bilgi, dijital, finansal, kültür, vatandaşlık, veri, sanat, sürdürülebilirlik okuryazarlıkları) becerilerle ilgili “Öğretim programlarındaki okuryazarlık becerileri, öğrenme çıktılarında vurgulanmayan örtük bir yapıda ele alınmaktadır” (s. 55) ifadesinden bunların bir süs olarak taslakta yer aldığını anlıyoruz. Maarif Modeli eğitimin bütün düzeylerinde ve bütün programları ikili bilgi sistemi (bilimsel ve dinsel) içinde yeniden yapılandırmayı hedeflemektedir. Taslak, din ile bilim gibi birbiriyle uyuşmayan ve çelişen, dayanakları ve varsayımları birbirinden tamamen farklı iki bilme ve düşünme biçiminin yan yana durmasının “ahlaki pusula” ve “sistem okuryazarlığı bileşenleriyle” bütünlük kazanabileceği iddiasında. Bilimsel bilgi ile dinsel bilgi arasındaki çatışma ve uyumsuzluk uzlaştırılamaz; bunların yan yana durması beklenemez. Dolayısıyla bu çatışma öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal dünyalarına ve derslere-öğrenme ortamlarına mutlaka yansıyacaktır. Bu adeta okulları medreseleştirme girişimidir. Bunun yanında biyoloji, fizik, matematik gibi programların içeriğindeki bilimsel bilgi (evrim ve integral gibi) “sadeleştirilirken” dinsel bilgiyi insanı, doğayı ve evreni anlamak ve açıklamak için kullanmaya kapı aralayan anlamlar ve yeni içerikler oluşturulmuştur. Özellikle sosyal ve din bilgisi alanlarında içerik daha açıkça dinselleştirilmiştir. Birey, ahlaki gelişim, değerler, aile, toplum, toplumsal ilişkiler, cinsiyet kimlikleri ve ilişkiler, hak ve özgürlükler gibi konular bu alandaki bilimsel bilgi birikimini, verili hukuki çerçeveyi ve laik toplumsal gerçekliği dikkate almayacak ölçüde dinsel gerici bilgiye açılmıştır. Özellikle kadınların konumu, aile ve toplumsal cinsiyet ilişkileriyle ilgili oluşturulan içeriklerde kullanılan “milli manevi değerler” deposu eğitim alanında cinsiyetçiliğin resmî eğitim politikası haline gelmesine dayanak olacaktır. İçinde bulunduğumuz sistemin ve çağın ileri bilgisini, kavram ve becerilerini yansıtan eğitim içerikleri oluşturmak için laik, demokratik ve bilimsel öğrenme ortamlarını ve araçlarını güçlendirmeye ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde, önümüzde böyle bir taslak var. Türkiye’nin laik ve demokratik eğitim imkânlarını ve iradesini bu taslağı benimseyecek kadar tüketmediğini düşünüyorum. 1 Bu değerlendirme Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli olarak sunulan kapsamlı müfredat taslağının siyasal anlamının ve ideolojik içeriğinin somutlandığı 110 sayfalık Öğretim Programları Ortak Metnine dayanmaktadır. 2 Apple M.W. Cultural Politics and Education, Open University Pres. Buckingham. 1996: 31-35. Fevziye Sayılan - Doç.Dr. BirGün
