ÖMER ÜZEN: “FELSEFİ DÜŞÜNCENİN ÖZELLİKLERİ”
Felsefi düşünce ve özellikleri konulu haber başlığını ele olan Ömer Üzen; araştırmacı/yazar, politikacı, mühendis, girişimci ve internet (web, yazılım) uzmanlığı gibi kimlikleriyle öne çıkan bir isimdir.

ÖMER ÜZEN: “FELSEFİ DÜŞÜNCENİN ÖZELLİKLERİ”
Felsefi düşünce ve özellikleri konulu haber başlığını ele olan Ömer Üzen; araştırmacı/yazar, politikacı, mühendis, girişimci ve internet (web, yazılım) uzmanlığı gibi kimlikleriyle öne çıkan bir isimdir.
Felsefi düşünce, en başta eleştirel bir düşüncedir. Daha açık bir anlatımla felsefe, kendisine veri olarak alacağı her türlü malzemeyi akıl eleştirisinden geçirmelidir. Sözünü ettiğimiz malzemenin doğrudan kendisine yönelinen varlık alanı tarafından sağlanabilir olmasının yanı sıra, birincisinden daha sık rastlanan ve bu varlık alanları ile ilgili olan başka entelektüel etkinlikler ile de sağlanabilir.
Örnek vermek gerekirse -ki yerinde olacaktır- felsefeci tarih, toplum, doğa üzerine eleştirel bir bakış açısıyla düşünebilir olmasıyla birlikte, çeşitli bilimler ve kendi deneyleri aracılığıyla kendisine sağladığı malzeme, veri üzerinde de düşünebilir. Bunun yanı sıra, bunların sınırlarını ve gerçeklik derecelerini de sorgulayabilir.
Bu bilgiler doğrultusunda felsefenin, “refleksif bir düşünce faaliyeti” veya “bilginin bilgisi” olduğunu söylemek yanlış bir tanımlama olmayacaktır. Refleksiyondan kasıt, kendi üzerine dönme anlamındadır. Zihin kendi üzerine döner ve sahip olduğu bilgiler üzerine düşünür, sorgular. Herhangi bir sanat icrası, bilimler veya ampirik hayatın kendisi bize bir dizi veriler sağlar. Esas itibariyle felsefe, bu bilgilerin üzerinde düşünme, soruşturma ve temelini yoklama, değerini yoklama faaliyetidir.
FELSEFİ DÜŞÜNCE ve BİLİMSEL DÜŞÜNCE
Felsefi düşüncenin diğer bir özelliği ise, bilimsel düşünce ile paylaştığı ortak kavram ve soyutlamalar kullanmasıdır. Felsefe, kullandığı bu kavram ve soyutlamalar yardımıyla ilkeler ve yasalar ortaya atar. Bu özellik felsefenin genelleştirici ya da genel sonuçlara varmak isteyici bir özelliği olarak adlandırılabilir. Bilimin “emek, fiyat, mülkiyet, talep, enerji” vb. gibi genel, aynı zamanda soyut kavramlarla uğraşmasına karşılık, felsefe ise “bilgi, anlam, deney, doğruluk, Tanrı, erek, doğa” vb. kavramlar ile çalışır.
Felsefe ve bilimler arasında, bilimlerin kavramlarının farklı özel varlık alanlarına ilişkili olması, felsefenin ise daha genel belli başlı kavramlar kullanmasından söz etmek doğru olacaktır. Metafizik diye adlandırılan ve felsefenin bir kolu olan araştırma alanı “varlık olmak bakımından varlık bilimi” olarak adlandırılmıştır. Daha açıklayıcı bir tanımlama yapmak gerekirse, her varlık alanında ve araştırma alanında kendini gösteren karakterlerin incelenmesi denilebilir.
Bunlara örnek olarak şunlar söylenebilir;
- Madde,
- Form,
- Olumsallık,
- Yasa,
- Süreç,
- Oluş,
- Neden,
- Eser,
- Yapı,
Metafizik, listelenenler vb. gibi ve bunları da ifade eden kavramların analizi olarak tanımlanır.
DEĞERLER FELSEFESİ
Değerler felsefesi, bilimlerin ele almadığı güzel-çirkin, iyi-kötü gibi değerleri ele alan disiplindir. İyi-kötü kavramı ahlak felsefesinin, güzel-çirkin kavramı ise sanat felsefesinin konusudur. Ahlak felsefesi “etik”, sanat felsefesi “estetik” olarak da adlandırılır.
Bu konuda Aristoteles’in uyarısına dikkat çekmekte fayda olacaktır. Aristoteles haklı olan uyarısına göre, birey planında iyi ve kötüyü, yani bu kavramların yönetimini konu alan felsefe disiplini “siyaset felsefesi” olarak ele alınabilir.
Aristoteles’ten daha ileri giden bazılarına göre, ahlaki bakımdan değil fakat, bilimsel-olgusal bakımdan doğru-yanlışı norm olarak ele alan ve bu bilginin doğruluğunu konu edinen mantık ya da bilim felsefesini de bir tür değer felsefesi olarak düşünmek mümkündür.
“Din”i bir olgu olarak inceleyen “dinler tarihi” ve “karşılaştırmalı dinsel inceleme” gibi bilimsel çalışmaları değil fakat, “din”i bir değer alanı olarak ele alan ve ibadet, günah, sevap, Tanrı, insan, kurtuluş vb. dinsel kavramları felsefi, değerlendirici bir soruşturma konusu haline getiren “din felsefesi” de bir tür “değer felsefesi” olarak ele alınabilir.
FELSEFENİN ANALİTİK ve SENTETİK İŞLEVİ
Felsefenin bir diğer özelliği ise, analitik(çözümleyici) sentetik(kurucu, inşa edici) işlevidir. Felsefi düşünce konusunda analitik işlevden bahsedildiğinde anlatılmak istenen, filozofun bizzat kendisinin de içinde yer aldığı ve şüphesiz bir parçası olduğu dünyayı kavramak ve anlamak için kendisine sunulan her çeşit bilgi, algı, deney, sezgi sonuçlarından oluşmuş olan malzemeyi kendi bilgi, algı, deney ve sezgi yetileri doğrultusunda düşünmesi, analiz etmesi ve aydınlığı kavuşturmasıdır.
Fakat filozof, asla bununla yetinmez. Dünyayı parçalanmış, parça parça ayrılmış bir şekilde bırakmaz. Buna paralel olan bir diğer düşünme ile bahsi geçen bu üzerine düşünülmüş, çözümlenmiş ve aydınlığa kavuşturulmuş veriden veya malzemeden hareket ederek dünyayı yeniden kurar, dünyayı yeniden inşa eder ve bir bütünlüğe, birliğe kavuşturur. İşte buna da felsefenin sistemleştirici(sentetik) işlevi adı verilir.
Sofistler, David Hume ve Viyana çevresinde yer alan bazı filozoflar felsefenin analitik işlevi alanında seçkinleşmişlerdir.
Sistemci filozoflara örnek olarak da şu isimler verilebilir;
- Platon,
- Aristoteles,
- İbni Sina,
- Hegel,
Listelenen isimler, dünyayı bütün parçaları uyumlu ve bütünlük gösteren bir mimari yapı olarak yeniden kurmuş filozoflar olarak kabul edilirler.
FELSEFENİN BELLİ BAŞLI DİSİPLİNLERİ
Felsefenin belli başlı disiplinleri denildiğinde ele alınacak kategoriler sırasıyla şöyledir;
- Bilgi Felsefesi veya Bilgi Teorisi veya Epistemoloji,
- Bilim Felsefesi,
- Varlık Felsefesi veya Ontoloji,
- Ahlak Felsefesi,
- Siyaset Felsefesi,
- Sanat Felsefesi veya Estetik,
- Din Felsefesi,
- Eğitim Felsefesi,
Listelenen belli başlı disiplinlerin yanında “hukuk felsefesi”, “toplum felsefesi”, “dil felsefesi” gibi kategoriler de felsefi düşünce alanındaki belli başlı disiplinleri arasında yer almaktadır.