Mektepli Gazete

Okul yemeği çocuklar için sağlık ve gelecek demek: Dünyadaki örnekleri gösteriyor!

Dünyadaki örnekleri ücretsiz okul yemeği uygulamalarının çocukların eğitime katılımını artırdığını ortaya koyuyor. Türkiye ile aynı gelişmişlik düzeyinde sayılan Brezilya’da okul öncesinden başlayarak, orta öğretime kadar hak temelli yaklaşımla 42 milyon öğrencinin faydalandığı bir program uygulanıyor. Şili’de de 60 yıldan fazla bir süredir devam eden okul yemeği uygulaması var. Hindistan’da 79,7 milyonu ilkokul, 33,9 milyonu ortaokul öğrencisi olmak üzere toplam 113,6 milyon çocuğa yemek veriliyor. Finlandiya, İsveç gibi ekonomik ve gelişmişlik göstergeleri daha üst düzeyde olan ülkelerde de okul yemeği uygulamasını görüyoruz, buralarda devlet okullarında çocuklara verilen yiyeceklerin tamamı kamu bütçesinden karşılanıyor. ABD ve İrlanda’da devlet sıcak yemek programlarını karşılıyor. İngiltere, İskoçya, Galler, Kuzey İrlanda, İtalya, Fransa, İspanya, Hong Kong ve Japonya’da ise kısmen kamu tarafından sağlanıyor. 2012-2014 yılları arasında Kenya’da yapılan bir araştırmada okul yemeği programlarının okula kayıt oranlarında yüzde 7’lik bir artış sağladığı, Madagaskar’da ise okula kayıt oranını iki yıl içerisinde yüzde 88’den yüzde 98’e yükselttiği tespit edilmiş. Sahra Altı Afrika ülkelerinde okul yemeği okul kayıt oranlarında ilk yıl erkeklerde yüzde 22, kızlarda ise yüzde 28 oranında artış sağlamış. VERİLER UNICEF’in Ekim 2021’de yayımladığı Dünya Çocuklarının Durumu Raporuna göre 50 milyon çocuk beslenme yetersizliğinin bir sonucu olarak aşırı zayıflıktan mustarip. TÜİK rakamlarına göre; Türkiye, 30 Avrupa ülkesi arasında en yüksek çocuk yoksulluğu oranına sahip 2 ülkeden biri. Şiddetli yoksulluk yaşayan 16 yaş altı çocukların sayısı 6 milyon 500 bine ulaştı. TÜİK, 2022 yılı Türkiye Çocuk Araştırması'na göre anneleri tarafından ekmek veya makarna gibi tahıl içeren yiyecekleri her gün tükettiği belirtilen 6 aylık ve büyük yaştaki çocukların oranı yüzde 62,4 oldu. Meyveyi her gün tükettiği belirtilen çocukların oranı yüzde 50,5, sebzeyi her gün tükettiği ifade edilen çocukların oranı yüzde 33, olurken; et, tavuk veya balığı her gün tükettiği aktarılan çocukların oranı ise yüzde 12,7 ile sınırlı kaldı. Yaklaşık 3 milyon çocuk kronik yetersiz beslenme yaşıyor. Türkiye’de yaşayan çocukların dörtte biri çok düşük kilolu, dörtte üçü ise kansızlıkla mücadele ediyor. 2021 yılında Türkiye Aile Hekimliği dergisinde yayımlanan çalışma, araştırmaya katılan çocukların dörtte birinin çok düşük kilolu olduğunu, çocukların yaklaşık dörtte üçünün kansızlıkla mücadele ettiğini ortaya koyuyor. Türkiye’de Okul Çağı Çocuklarında Büyümenin İzlenmesi Araştırma Raporu kronik açlık nedeniyle Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki çocukların yüzde 3.5’inin, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki çocukların ise yüzde 5.4’ünün bodur kaldığını gösteriyor. Ekonomik yoksunluk nedeniyle korunmaya, yardıma ve bakıma muhtaç çocuk sayısı 2002’de 12 bin 75’ken 2019’da 198 bin 97’ye yükseldi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre ailesinin yanında temel ihtiyaçları karşılanamayan çocuk sayısı 150 bine dayandı. Türkiye’de artık her 100 çocuktan 34’ü yoksulluktan günde 1 kez bile dişini fırçalayamıyor. Milyonlarca çocuk için diş fırçalamak lüks oldu. Geçim, artan masraflar çocukların eğitimden koparılmasının önünü açıyor. Okulu bırakıp açık öğretime geçen öğrenci sayısı sürekli artıyor. Bu öğretim yılında açık öğretime geçen öğrenci sayısı 1 milyon 738 bine çıktı. Yani her dört lise öğrencisinden biri açıkta okuyor ya da yalnızca kayıtlı görünüyor. İçişleri Bakanlığı MERNİS kayıtları ve MEB verileri kullanılarak güncellenen verilere göre lise çağındaki kadınların yüzde 5’ten fazlası eğitimin dışında bulunuyor. Diğer eğitim kademeleri de göz önüne alındığında halen çeşitli nedenlerle eğitimi bırakan ya da zorla okuldan alınan yaklaşık 700 bin kız çocuğu bulunduğu tahmin ediliyor. Eğitim dışındaki, yani herhangi bir kademede okula kayıtlı olmayan çocuk oranı ise özellikle 13 yaştan sonra artıyor. Erkek çocuklarının yüzde 76.2’si ve kızların yüzde 79.6’sı ancak ortaöğretimi tamamlıyor. 2011-2012 öğretim yılında birinci sınıfa kayıt yaptıran 1 milyon 404 bin 857 çocuktan 341 bin 881’i on ikinci sınıfa ulaşmadan eğitim hayatı sonlandı. Her 4 öğrenciden 1’inin eğitimi yarıda bırakıyor. Doğu ve güneydoğu bölgesinde 14 ilde, okula başlayan çocukların yüzde 42’si 12’nci sınıfa ulaşamadı. Büyükşehirlerde, özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi göç alan bölgelerde 2011-2012 yılında kayıt yapan çocukların yüzde 19.45’inin 12’nci sınıfa ulaşamadan eğitime ara verdi. TÜİK verilerine göre her yıl binlerce çocuk doğum yapıyor. Bunlardan bazıları 15 yaşından küçük. Resmi verilere göre 2020 yılında 15 yaşında küçük 117 çocuk doğum yaptı. 2001’den bu yana 0-18 yaş arası 2 milyonu aşkın çocuk doğum yaptı. Doğum yapan 15 yaşından küçük çocukların yüzde 50’si yalnızca ilkokul mezunu. Hanehalkı İşgücü Araştırması 2022 yılı sonuçlarına göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 18,7 oldu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2022 faaliyet raporunda 2021 yılına göre 2022 yılında 15-17 yaş arasında çalışan çocuk sayısının 101 bin artışla 620 bine ulaştığı kaydedildi. OKULDA BİR ÖĞÜN ÜCRETSİZ, SAĞLIKLI YEMEK NE İŞE YARAR? Okulda verilen yemek ile çocuğun toplam sıcak yemek tüketiminin yüzde 16’sı karşılanabilir; bu da yoksul bir ailenin çocuğu için yaptığı harcamanın yaklaşık yüzde 10’una denk gelir. Okul devamsızlığı ve okul terkinin azalmasını sağlar. Beslenme bozukluklarının engellenmesinde ve sağlıklı yemek yeme alışkanlıklarının küçük yaştan oluşturulmasında rol oynayarak uzun vadede ortaya çıkacak kronik hastalıklar engellenir. Uzun vadede cinsiyet ayrımcılığının azalmasına katkı sağlar. Ekonomik krizlerin yarattığı toplumsal etkilerin olumsuz koşullarda, çocukları okulda tutan bir sosyal destek önlemi olarak işlev görüyor. Sağlıklı beslenmenin önemi nedeniyle öğrencilerin eğitimden yararlanma potansiyelini artırır, okul başarısını artırır, okullaşma oranında da artışa katkı sunar. Çocuğun kısa ve uzun vadede yaşam kalitesini çok yönlü olarak artırır; vitamin ve mineral eksikliğine bağlı sağlık sorunlarını azaltır. Çocuğun sağlığını ve fiziksel gelişimini olumlu etkiler, bağışıklık sistemin güçlendirir, enfeksiyonlara karşı direncini artırır, yemek yeme alışkanlıklarını iyileştirir, beslenme bilgisini artırır. Evrensel

Paylaş
Yazı boyutu
100%
Dünyadaki örnekleri ücretsiz okul yemeği uygulamalarının çocukların eğitime katılımını artırdığını ortaya koyuyor.
Türkiye ile aynı gelişmişlik düzeyinde sayılan Brezilya’da okul öncesinden başlayarak, orta öğretime kadar hak temelli yaklaşımla 42 milyon öğrencinin faydalandığı bir program uygulanıyor.
Şili’de de 60 yıldan fazla bir süredir devam eden okul yemeği uygulaması var.
Hindistan’da 79,7 milyonu ilkokul, 33,9 milyonu ortaokul öğrencisi olmak üzere toplam 113,6 milyon çocuğa yemek veriliyor.
Finlandiya, İsveç gibi ekonomik ve gelişmişlik göstergeleri daha üst düzeyde olan ülkelerde de okul yemeği uygulamasını görüyoruz, buralarda devlet okullarında çocuklara verilen yiyeceklerin tamamı kamu bütçesinden karşılanıyor. ABD ve İrlanda’da devlet sıcak yemek programlarını karşılıyor. İngiltere, İskoçya, Galler, Kuzey İrlanda, İtalya, Fransa, İspanya, Hong Kong ve Japonya’da ise kısmen kamu tarafından sağlanıyor.
2012-2014 yılları arasında Kenya’da yapılan bir araştırmada okul yemeği programlarının okula kayıt oranlarında yüzde 7’lik bir artış sağladığı, Madagaskar’da ise okula kayıt oranını iki yıl içerisinde yüzde 88’den yüzde 98’e yükselttiği tespit edilmiş.
Sahra Altı Afrika ülkelerinde okul yemeği okul kayıt oranlarında ilk yıl erkeklerde yüzde 22, kızlarda ise yüzde 28 oranında artış sağlamış.
VERİLER
UNICEF’in Ekim 2021’de yayımladığı Dünya Çocuklarının Durumu Raporuna göre 50 milyon çocuk beslenme yetersizliğinin bir sonucu olarak aşırı zayıflıktan mustarip.
TÜİK rakamlarına göre; Türkiye, 30 Avrupa ülkesi arasında en yüksek çocuk yoksulluğu oranına sahip 2 ülkeden biri. Şiddetli yoksulluk yaşayan 16 yaş altı çocukların sayısı 6 milyon 500 bine ulaştı.
TÜİK, 2022 yılı Türkiye Çocuk Araştırması'na göre anneleri tarafından ekmek veya makarna gibi tahıl içeren yiyecekleri her gün tükettiği belirtilen 6 aylık ve büyük yaştaki çocukların oranı yüzde 62,4 oldu. Meyveyi her gün tükettiği belirtilen çocukların oranı yüzde 50,5, sebzeyi her gün tükettiği ifade edilen çocukların oranı yüzde 33, olurken; et, tavuk veya balığı her gün tükettiği aktarılan çocukların oranı ise yüzde 12,7 ile sınırlı kaldı.
Yaklaşık 3 milyon çocuk kronik yetersiz beslenme yaşıyor.
Türkiye’de yaşayan çocukların dörtte biri çok düşük kilolu, dörtte üçü ise kansızlıkla mücadele ediyor.
2021 yılında Türkiye Aile Hekimliği dergisinde yayımlanan çalışma, araştırmaya katılan çocukların dörtte birinin çok düşük kilolu olduğunu, çocukların yaklaşık dörtte üçünün kansızlıkla mücadele ettiğini ortaya koyuyor.
Türkiye’de Okul Çağı Çocuklarında Büyümenin İzlenmesi Araştırma Raporu kronik açlık nedeniyle Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki çocukların yüzde 3.5’inin, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki çocukların ise yüzde 5.4’ünün bodur kaldığını gösteriyor.
Ekonomik yoksunluk nedeniyle korunmaya, yardıma ve bakıma muhtaç çocuk sayısı 2002’de 12 bin 75’ken 2019’da 198 bin 97’ye yükseldi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre ailesinin yanında temel ihtiyaçları karşılanamayan çocuk sayısı 150 bine dayandı.
Türkiye’de artık her 100 çocuktan 34’ü yoksulluktan günde 1 kez bile dişini fırçalayamıyor. Milyonlarca çocuk için diş fırçalamak lüks oldu.
Geçim, artan masraflar çocukların eğitimden koparılmasının önünü açıyor. Okulu bırakıp açık öğretime geçen öğrenci sayısı sürekli artıyor. Bu öğretim yılında açık öğretime geçen öğrenci sayısı 1 milyon 738 bine çıktı. Yani her dört lise öğrencisinden biri açıkta okuyor ya da yalnızca kayıtlı görünüyor.
İçişleri Bakanlığı MERNİS kayıtları ve MEB verileri kullanılarak güncellenen verilere göre lise çağındaki kadınların yüzde 5’ten fazlası eğitimin dışında bulunuyor. Diğer eğitim kademeleri de göz önüne alındığında halen çeşitli nedenlerle eğitimi bırakan ya da zorla okuldan alınan yaklaşık 700 bin kız çocuğu bulunduğu tahmin ediliyor.
Eğitim dışındaki, yani herhangi bir kademede okula kayıtlı olmayan çocuk oranı ise özellikle 13 yaştan sonra artıyor. Erkek çocuklarının yüzde 76.2’si ve kızların yüzde 79.6’sı ancak ortaöğretimi tamamlıyor. 2011-2012 öğretim yılında birinci sınıfa kayıt yaptıran 1 milyon 404 bin 857 çocuktan 341 bin 881’i on ikinci sınıfa ulaşmadan eğitim hayatı sonlandı. Her 4 öğrenciden 1’inin eğitimi yarıda bırakıyor. Doğu ve güneydoğu bölgesinde 14 ilde, okula başlayan çocukların yüzde 42’si 12’nci sınıfa ulaşamadı. Büyükşehirlerde, özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi göç alan bölgelerde 2011-2012 yılında kayıt yapan çocukların yüzde 19.45’inin 12’nci sınıfa ulaşamadan eğitime ara verdi.
TÜİK verilerine göre her yıl binlerce çocuk doğum yapıyor. Bunlardan bazıları 15 yaşından küçük. Resmi verilere göre 2020 yılında 15 yaşında küçük 117 çocuk doğum yaptı. 2001’den bu yana 0-18 yaş arası 2 milyonu aşkın çocuk doğum yaptı. Doğum yapan 15 yaşından küçük çocukların yüzde 50’si yalnızca ilkokul mezunu.
Hanehalkı İşgücü Araştırması 2022 yılı sonuçlarına göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 18,7 oldu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2022 faaliyet raporunda 2021 yılına göre 2022 yılında 15-17 yaş arasında çalışan çocuk sayısının 101 bin artışla 620 bine ulaştığı kaydedildi.
OKULDA BİR ÖĞÜN ÜCRETSİZ, SAĞLIKLI YEMEK NE İŞE YARAR?
Okulda verilen yemek ile çocuğun toplam sıcak yemek tüketiminin yüzde 16’sı karşılanabilir; bu da yoksul bir ailenin çocuğu için yaptığı harcamanın yaklaşık yüzde 10’una denk gelir.
Okul devamsızlığı ve okul terkinin azalmasını sağlar.
Beslenme bozukluklarının engellenmesinde ve sağlıklı yemek yeme alışkanlıklarının küçük yaştan oluşturulmasında rol oynayarak uzun vadede ortaya çıkacak kronik hastalıklar engellenir.
Uzun vadede cinsiyet ayrımcılığının azalmasına katkı sağlar.
Ekonomik krizlerin yarattığı toplumsal etkilerin olumsuz koşullarda, çocukları okulda tutan bir sosyal destek önlemi olarak işlev görüyor.
Sağlıklı beslenmenin önemi nedeniyle öğrencilerin eğitimden yararlanma potansiyelini artırır, okul başarısını artırır, okullaşma oranında da artışa katkı sunar.
Çocuğun kısa ve uzun vadede yaşam kalitesini çok yönlü olarak artırır; vitamin ve mineral eksikliğine bağlı sağlık sorunlarını azaltır.
Çocuğun sağlığını ve fiziksel gelişimini olumlu etkiler, bağışıklık sistemin güçlendirir, enfeksiyonlara karşı direncini artırır, yemek yeme alışkanlıklarını iyileştirir, beslenme bilgisini artırır.
Evrensel
Mektepli Gazete | Okul yemeği çocuklar için sağlık ve gelecek demek: Dünyadaki örnekleri gösteriyor!