Öğretmenlik Meslek Kanunu Meclis’ten geçti
Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK), eğitimcilerin ve eğitim meslek örgütlerinin tüm itirazlarına karşın Meclis’ten geçerek yasalaştı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ÖMK’nin yasalaşmasının ardından “Ana felsefesini öğretmenlik mesleğinin kutsallığından alan bu yasa, eğitim ailemize büyük bir değer katacaktır. Öğretmenlerimizin haklarını ve itibarını korumayı amaçlayan bu önemli adım, çocuklarımızın daha kaliteli bir eğitim almasını sağlayacak” açıklamasını yapsa da kanunun içeriği çok daha farklı. Kanunun hazırlık aşamasında iktidara yakınlığıyla bilinen Eğitim meslek örgütleri, kanunun ilk sunulduğu andan itibaren başlattıkları mücadelelerini sürdürürken ÖMK ile öğretmenlerin hali hazırda yaşadıkları sorunlar derinleştirecek. Milli Eğitim Akademisi: Eğitim fakültelerini bypass edecek olan akademi ile öğretmen adaylarının mesleklerine başlamaları için akademide 2 yıl sürecek olan eğitime katılmaları gerekecek. Eğitimin sonunda kurulacak komisyonun değerlendirmesi sonucunda “başarılı” bulunan öğretmenler 3 yıl sözleşmeli öğretmenlik yapacak. Bunun ardından “uygun bulunanlar” kadroya alınabilecek. Kariyer Basamakları: ÖMK’nin sunulduğu ilk andan bu yana eğitim istihdamında ayrımcılığa yol açacağı için tartışılan “öğretmenlik kariyer basamakları” uygulaması ile meslek “öğretmen-uzman öğretmen” ve “başöğretmen” olmak üzere üçe bölünmeye devam edecek. Milli Eğitim Akademisi’nden mezun olan öğretmenlerin ise “aday öğretmen” kabul edildiği bu sistemle ayrışma dörde yükseliyor. Kıdemle değil sınavla alınan “uzman” ve “başöğretmen” unvanlarıyla eğitimcilerin özlük hakları da ayrıştırılmış oldu. ‘Makbul olmayanı’ eleme: Bu madde ile Bakanlıkça “makbul” görülmeyen eğitimcilerin meslekten uzaklaştırılmasına zemin hazırlandı. 12’nci maddenin 13’üncü fıkrasındaki, “yüz kızartıcı ve utanç verici fiil ve davranışlarda bulunmak” eyleminin ucu ise açık bırakıldı. Öğretmenlerin meslekten atılmasını gerektiren durumları düzenleyen 25’inci maddesindeki, “müstehcenlik”in ucunun açık bırakılması ise “Öğretmenler sosyal yaşamlarında da baskı altına alınacak” eleştirisine neden olmuştu. Güvencesizlik: ÖMK ile Bakanlığın sözleşmeli öğretmenlik projesi de yeniden düzenlendi. Eğitim meslek örgütleri tarafından sık sık eleştirilen bu uygulamaya ilişkin teklifin 15’inci maddesiyle sözleşmeli öğretmenlik kanunla sabitlendi. Güvenlik soruşturması: Bu madde ile öğretmen adaylarına Milli Eğitim Akademisi öncesinde güvelik soruşturması ve arşiv taraması yapılacak. Kanuna göre; “Yasadışı örgüt ve oluşumların siyasi ve ideolojik görüşleri doğrultusunda propaganda yapmak, eylem düzenlemek, düzenlenmiş eylemlere etkin biçimde katılmak; bu örgüt ve oluşumlara üye olmak, üye kaydetmek, bağışta bulunmak, para toplamak veya kişileri bağışta bulunmaya zorlamak” akademiden çıkarılmayı gerektiren davranışlar arasında yer alacak. SIĞ BİR KANUN Yapılan basın açıklamasında Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun öğretmenlerin yaşadığı sorunları derinleştireceğini söyleyen Eğitim Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş, “Öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran, sorunlarımıza çözüm üretmeyen, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldıran, özlük haklarımızı zayıflatan, ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştirecek içeriğe sahip olan bu kanunun, öğretmenler nazarında bir anlamı yoktur. Öğretmenleri kariyer basamaklarıyla sınıflandırmak, buna göre bir ücret uygulamasına geçilmesi eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldırdığı gibi, meslekteki kıdemine bakılmaksızın bütün öğretmenlerin yaşadığı ekonomik yoksulluğu da yok saymak anlamına gelmektedir” dedi. MEB’in bu kadar sığ bir kanun taslağıyla eğitim emekçilerine yönelik şiddeti önlemeyi hedeflediğini varsaymak için çok iyi niyetli olmak gerekir” diye konuşan Güneş şunları aktardı: “ILO ve UNESCO ortak belgesi olan; ‘Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi’ metnini esas almayan bir meslek kanununun taleplerimize yanıt vermesi ve sorunlarımıza çözüm üretmesi beklenemez. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) daha önce verdiği iptal gerekçelerini dikkate almadan hazırlanmış bu kanunun tekrar AYM’ye götürülmesi durumunda verilecek olası iptal kararıyla yeni mağduriyetler ve hak kayıpları doğuracağı kesindir. Bu nedenle Eğitimin tüm bileşenleriyle tüm eğitim ve bilim emekçilerinin hak ve taleplerini kapsayan yeni bir meslek kanunu hazırlanmalıdır.” SOMUT ADIM ATIN Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ise yaptığı açıklamada ÖMK’nin içerisine taban maaş taleplerinin dahil edilmediğine dikkat çekti. Açıklamada şu ifadeler aktarıldı: “Taban maaşın patron dernekleri tarafından kabul edildiği, Meclis’te taban maaş talebinin karşılık bulduğu ve tüm kesimlerin hak verdiği bir atmosferde bu hakkın yasa ile buluşması doğru olandır. Asgari ücret düzeninin sözlü anlaşma ile ortadan kalkmadığı bir gerçektir. Öğretmenlere ödenen maaşlar bunun kanıtıdır. Talebimizi karşılayacak bir kanun için somut adım bekliyoruz.” BirGün
