OECD Açıkladı: Sınıflarda en az 2 metre mesafe!
Koronavirüs salgınından sonra okulları nasıl yeniden açabilriz? Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği örgütü OECD’nin(Organisation for Economic Co-operation and Development) Etkili Öğrenme Ortamları Projesi’nin danışmanlarından Alastair Blyth ve Julie Velissaratou COVİD19 sonrasında okulların nasıl yeniden açılması gerektiğini yazdı.

Paylaş
Yazı boyutu
100%
Koronavirüs salgınından sonra okulları nasıl yeniden açabilriz?
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği örgütü OECD’nin(Organisation for Economic Co-operation and Development) Etkili Öğrenme Ortamları Projesi’nin danışmanlarından Alastair Blyth ve Julie Velissaratou COVİD19 sonrasında okulların nasıl yeniden açılması gerektiğini yazdı.
Savunmasız öğrenciler desteklenmeli, eşitlik sağlanmalı ve çevrimiçi eğitim kapasitesi arttırılmalı
1,5 milyar öğrencinin yeniden eğitim alması, eğitime katılması ve evden uzaklaşması tüm dünya için çok önemli bir gündem. Fiziki öğrenme sürecinin başlamasının aileler ve de ekonomi için çok önemli olduğunu belirten Blyth ve Velissaratou, Covid19 salgınının yeni dalgalarının tehlikesinin de hala devam ettiğini ekliyor.
Blyth ve Velissaratou, eğitimin yeniden başladığı ve okulların açıldığı süreçte, salgın tehdidi devam ederken okulların eğitim sürecinde olmakla başetmeyi öğrenirken aynı zamanda dikkate alması gereken birçok konu olduğunu söyledi. Özellikle de savunmasız öğrencileri desteklemek, eşitliği sağlamak ve çevrimiçi öğrenme kapasitesini arttırmak gibi…”
Okulların açılması için sağlık otoriteleri ile birlikte ve de onların yönlendirmeleriyle hareket edilmesi gerektiğini söyleyen yazıda, herkese uyan tek bir çözüm olmadığını ve pek çok şeyin, koronavirüs salgınının tek tek ülkeleri nasıl etkilediğine ve onların dayanıklılıklarına bağlı olacağı belirtildi.
Eğitim Otoriteleri 3 Konuya Yoğunlaştı
Karar vericilerin salgın sonrası fiziksel öğrenme ortamları(okullar) hakkındaki tartışmalarının üç odak üzerinde yoğunlaştığını belirten yazıda bu odaklar; yeni hijyen alışkanlıklarının teşvik edilmesi; okullarda sosyal mesafeyi sağlamak; ve çevrimiçi öğrenmenin güçlendirilmesi olarak öne çıkıyor
3 başlıkta sıralanan eğitim otoritelerinin önemli gündemleri ve yapılması gerekenler yazıda şu şekilde sıralandı:
Yeni hijyen alışkanlıklarının teşvik edilmesi:
- Alanlar ve hizmetler: Okullar sosyal mesafeyi mümkün kılan sağlık tesislerine ihtiyaç duyacaktır. Okulların şüpheli bir COVID-19 enfeksiyonu için bir izolasyon odası sağlaması gerekebilir. Okul tesislerinin ek temizliği ve düzenli aralıklarla derin temizlik / dezenfeksiyon gerekecektir.
- Sanitasyon / hijyen ürünlerinin tedariki: Kullanım için dezenfektan jel, örneğin, bir sınıfa girmeden önce, masaların ve sandalyelerin temizlenmesi için antibakteriyel mendiller, maske ve / veya eldiven kullanma gereksinimleri. Belki katı sabundan ziyade sıvı sabunlukların girişi
- Eğitim: Okulların öğrencileri, öğretmenleri ve personeli temel hijyen ve bariyer jestler ve hatta koronavirüs semptomları ve etkileri konusunda eğitmeleri gerekebilir.
OECD’de okul zamanlarına dikkat çekti, İki eğitim yararlı olabilir!
Okullarda sosyal mesafeyi etkinleştirme:
Okullarda sosyal veya fiziksel mesafe, öğrencilerin birbirlerinden ve öğretmenlerden en az iki metre (yaklaşık altı fit) uzakta olmaları gerektiği anlamına gelir. Bu, küçük çocuklar için kolay değildir ve 60m2'lik standart boyutlu bir sınıfta (yaklaşık 600 ft2) 30 öğrenci sınıfı için ise imkansızdır.
- Ancak öğrenme alanlarındaki öğrenci sayılarını azaltmak, zamanlamayı değiştirerek sağlanabilir. Örneğin, her sınıfı daha küçük gruplara ayırmak, daha kısa okul saatleri planlamak, sabah ve akşam vardiyalarını planlamak (yaş gruplarına göre), kantinler, spor salonları, kütüphaneler ve salonlar gibi daha geniş alanları yeniden planlamak. Karma bir seçenek, bazı sınıfları okulda, bazıları ise çevrimiçi yapmak olabilir.
- Odak noktalarının çoğu okul binalarının içinde neler olup bittiğidir, ama sınıf dışındaki alanlar ne olacak? Daha ılıman iklimlerde, uygun gölgelendirme sağlandığı sürece okul binalarının etrafındaki dış alanları öğretim ve öğrenim için kullanmak mümkün olabilir.
- İyi havalandırılmış mekanlar öncekinden daha da önemli hale gelir. Okul mobilyaları, öğrencilerin birinden iki metreden daha yakın olmalarını engellemek için kullanılabilirken, diğer çözümler, süpermarketlerdeki kuyruklarda olduğu gibi, minimum mesafeyi korumak için zemindeki grafik öğelerini içerir.
Çevrimiçi eğitim artıyor, ancak eşitsizlikleri şiddetlendirme riski var!
Çevrimiçi öğrenmenin güçlendirilmesi:
Şüphesiz ki çevrimiçi kaynaklara erişim, evde birçok öğrenciye yardımcı olmasına rağmen, bunlara çok az erişimi olan veya hiç olmayanlar dezavantajlı durumdadır.
Bu eşitsizlikler, savunmasız öğrencilerin öğrenme boşluklarını ele alma ve refahlarını sağlama önlemlerine odaklanan birçok hükümet için endişe kaynağı oluşturuyor. Bazı yetkililer, öğrencilere dizüstü bilgisayarlar veya tabletler sunmaya ve 4G mobil ağlara daha iyi erişim sağlamaya odaklandı. Örneğin, İngiltere'de Eğitim Bakanlığı yakın zamanda çevrimiçi öğrenmeyi desteklemek için önemli bir paket duyurdu. Diğerleri, uzaktan eğitim için TV ve radyo gibi alternatif kanalları artırıyor.
Çevrimiçi Eğitimde Türkiye istatistikleri:
OECD’nin küresel salgın sürecinde eğitimde en çok öne çıkardığı ancak aynı zamanda eşitsizliği en çok şiddetlendirebilecek unsur olarak gördüğü madde “Çevrimiçi Eğitim”
Türkiye ilk korona vakası açıklandığı haftadan itibaren çok kısa süre içerisinde Online Eğitime geçiş yapabildi. Ancak açıklanan çevirimiçi eğitim ve katılım istatistikleri pek de iç açıcı değil.
Daha önce Eğitim Uzmanı Ali Taştan Bakanlığın yayımladığı istatistikleri değerlendirmişti. Ali Taştan: “okul öncesi hariç, örgün eğitim kapsamında 14.964.356 öğrenci bulunuyor.
Bu hesaba göre öğrencilerin yüzde % 51’inin EBA’yı kullanmadığı ortaya çıkıyor. MEB, bardağın dolu tarafını gösteriyor. Başka bir deyiş ile 7.581.143 öğrenci EBA’yı kullanamadı.
Bu çocukların EBA’yı neden kullanmadığını ise açıklayamıyorlar. Yüzdelikler üzerinden istatistikler verilerek, eğitime erişimi olmayan toplam öğrenci sayısının çokluğu manipüle ediliyor. 14.9 milyon öğrencinin %20si internet, %5’i TV’ye sahip değil. Bu istatistikleri sayıya vurduğumuzda 2.992.871 öğrenci internetten, 748.217 öğrenci TV’den, toplamda da 3.741.088 öğrenci EBA’ya, yani eğitime erişemedi. Eğitime erişimde eşitlik ilkesi nerede kaldı?” haberin detayları için tıklayın.