Neden Doğa Yürüyüşü ve Nasıl?
Düşünün sabah kalkıyorsunuz ve kafanızı dışarı çıkardığınızda ayağınızın dibine bir yaprak düşüyor. Düşünün, içinize ilk çektiğiniz havanın daha önce hiç kimse tarafından solunmadığı ve daha dün gece çadırınızın dibindeki ağaçtan size sunuluyor olduğunu. Kendinizi çimdiklemenize gerek yok. Bir ormandasınız doğanızla ve ilk halinizle baş başasınız.

Neden Doğa Yürüyüşü ve Nasıl?
Düşünün sabah kalkıyorsunuz ve kafanızı dışarı çıkardığınızda ayağınızın dibine bir yaprak düşüyor. Düşünün, içinize ilk çektiğiniz havanın daha önce hiç kimse tarafından solunmadığı ve daha dün gece çadırınızın dibindeki ağaçtan size sunuluyor olduğunu. Kendinizi çimdiklemenize gerek yok. Bir ormandasınız doğanızla ve ilk halinizle baş başasınız.
Burada her şeyi keşfetmek kendimize ilk doğamıza bir yolculuk gibi. Buradaki her şeyin gizemini keşfetmek için inanın asla ama asla yeterli doğaya sahip değiliz. O yüzden bu yolculuk sürekli ve sonsuz.
Doğada olmak dört duvar içinde bir kutuda olmamak demektir. Doğa etkinliği muhteşemdir. Doğada ilk adımı attığında, keşif artık başlamıştır. İlk adımdır arkhen. Her küçük adım hedefe götüren amacındır. Küçük adımlar küçük amaçlar. Fakat küçük amaçlar kocaman bir adım olur ve seni doğada örneğin bir dağın zirvesine çıkarır.
Doğayla konuşursun adımlarında. Bazen bir dağ, bazen bir dere, bazen de bir ağaç olursun. Olduğun varlığa saygı duyar onun kurallarıyla onun iznini alarak kocaman bir karşılıklı savaşa tutuşursun.
Yükselirsin doğada. İnersin. Bir dalın altından eğilir, bir çamura basar, sudan geçersin. Yürüdükçe aklında açılır. Daha çok şey görürsün.
Doğada olmak bir tür aydınlanmadır. Gökyüzü mavi, beyaz ve yeşildir. Yukarda gördüklerin aşağıdakilerden daha çoktur. Kitap çevirdikçe ışır, doğa ise yürüdükçe. Seni doğa uzaklara kadar ışıtır.
Doğa bir mücadele alanıdır. Durursun yol, rota ararsın. Doğa doğası gereği sana savaşı da öğretir. Sen doğasındır ve her bastığın toprak parçası sana seni anımsatır. İnsan kendini doğada gerçekleştirir. Doğada olan doğada kalmaz yani. Sende olan doğada olur. Doğa olan sende. Hepimiz kendi yürüyüşümüzü yapıyoruz. Kimsenin doğada yaptığı yürüyüş diğerinkiyle aynı değil. Tırmandıkça ışıyoruz, yürüdükçe anlıyoruz. Doğa bizim ilk halimiz, ilk halinize dönmek için doğayla savaşıyoruz.
Louv ormandaki çocukları anlatırken, “Tutku toprağın kendisinden çocukların çamurlu elleriyle çıkar; çimen lekeli giysi kollarından geçip yüreğe varır.” diyor. Ormandaki o tutku bizim için en önemli psikolojik de desteğimizdir. Çünkü orman, doğa bir terapisttir. İnsanın fiziksel ve psikolojik sağlığına çok önemli katkıları vardır. Bunları düzenli yürüyüş yapmaya başladığınızda belirgin şekilde hissetmeye başlarsınız. Fiziksel aktivite ile birlikte ormanın harmonisi, insan psikolojisini de besler. Stresi azalttığını görmek için bilimsel çalışmaları okumaya gerek kalmadan bunu kendiniz hissetmeye başlarsınız.
Doğa en iyi dostluktur. Gerçekten öyle. Örneğin iş yerinde birbiriyle konuşmayan, selam vermeyen insanlar doğada bir taşın üstünden diğer taşa çıkarken birbirinin elini tutuyor. Dereyi geçerken birbirine yardım ediyor. Orada hırslar yok. Orada kar amacı, küskünlük ya da daha güzeli kin yok. Doğada bizim hiçbir şey katılmamış ilk halimiz var. O saf sevgiyle bezeli halimiz. Doğanın bir parçası olduğunu fark eden insanlar doğadaki o güzelliği de kendilerine yansıtıyorlar. Yani benzeşiyoruz. Doğayla, birbirimizle. Bu anlamda gerçekten bir sosyalleşme ve bir tür arınma yaşanıyor.
Yürüyüş insanda mutluluk hormonu olan endorfin salgılanmasını sağlar. Doğada yapılan yürüyüş ise alınan oksijenle beraber bu mutluluk duygusunu arttırır ve bu duygu daha uzun sürmesini sağlar. Şehirde yürürken ister istemez trafiğin ve gürültünün yanındasınızdır ama doğada sadece kuşların sesi ve ağaçların hışırtısı sizinle beraberdir. Gökyüzü ile aranızda hiçbir şeyin olmadığını orada hissedersiniz. Doğada yürümek insana doğanın bir parçası olduğunu en sade biçimde hatırlatır. Yürürken soğuğu, sıcağı, yağışı, ağacı, rüzgarı hissetmek, kuşları, çiçekleri, dereleri gözlemlemek onun parçası olmaktır.
Bir dereyi geçerken, bir kayayı tırmanırken, derin karda yürürken ya da soğuk bastırınca karşılaşılan zorluklar, aslında insanın özünde olan mücadele etme duygusunu ortaya çıkarır ve daha da pekiştirir. Doğaya çıkma ve doğanın içinde kalma ise bireye yeniden bir özgürlük alanı yaratır.
Doğaya çıkmak, risk almak bir güven sürecidir. Kendine olan güven yolculuğudur. Doğaya erişmiş, doğanın risklerini almış her insan daha çok güven içindedir. Orman bir öğretmendir. Doğa, öğretmeye gerek kalmadan kendine uyum sağlatarak öğreten bir öğretmendir. Söylemeyen, gösteren, otorite kurmayan ama kurallara uyduran bir öğretmendir. Doğaya dönmek, özgürlüğüne geri dönmektir. Doğayı yeniden keşfederek öğrenmek, o kararı sadece doğanda olduğun için almaktır.
Doğada bir metre yükselsen ya da alçalsan yaptığın faaliyetin adı dağcılıktır. Doğaya çıkan ve ona kendini teslim eden herkes aslında birer dağcıdır. Dağcılığın farklı türleri var. Günübirlik yürüyüşlere hiking, kamplı bir günden fazla etkinliklere ise trekking adını verirken 2500-3000 metrenin üstündeki dağcılık etkinliklerine artık dağ tırmanma etkinliği diyoruz.
Doğaya çıkarken ilke şudur; kötü hava koşulları yoktur, kötü giysi, uygun olmayan giyim vardır. Öncelikle doğa yürüyüşünde mevsime göre havanın durumuna göre değişiyor. En önemli malzeme ayakkabıdır. Ayakkabımızda bileği ve ayağı kavrayan, sağlam ve dişli tabanlı, su geçirmez ve nefes alabilir botlar tercih edilmelidir. Giyim mevsime göre katmanlar halinde olmalıdır. İç ve ara katmanlarda hafif, soluyabilen ve çabuk kuruyabilen malzemeden üretilmiş kıyafetler, dış katmanlarda ise ek olarak su geçirmez özellikli malzemeler olmalıdır. Mevsim şartlarına göre eldiven, bere, kar maskesi, güneş gözlüğü, şapka ve tozluk kullanılmalıdır. Panço, yağmurluk türünde su geçirmez giysi ve ayakkabı tercih edilmelidir.
Etkinliğe göre çanta seçimi yapılmalıdır. Günübirlik bir doğa yürüyüşü ise sırt çantası 25-35 litre hacminde, tercihen bel perlonu bulunan çantalar tercih edilmelidir. Kamp yüklü etkinlikler daha büyük tüm malzemelerimizi içine alan 60-100 litre aralığında çantalar olmalıdır. Dağda tırmanma faaliyetlerinde ise kamp alanına kadar malzemelerimizi götüreceğimiz büyük çantalarının dışında zirve çantalarımız bulunmaktadır.
Her çanta da öncelikle rotanızın durumuna göre, yol üstünde su kaynaklarının durumu önemlidir. Çantanızda her zaman 1,5 – 2 litre su bulunmalıdır. Öğlen yemeği için ise, çeşitli sandviçler ve meyvelerden faydalanabilirsiniz. Suyun dışında atıştırmalık olarak fındık, fıstık, badem, kuru üzüm, incir, kayısı, vb. kolay taşınabilir ve enerji veren kuruyemişlerden getirebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kendinize yetecek büyüklükte bir termos ile sıcak su, çay veya kahve getirmeniz faydalı olacaktır. Her çantada düdük, çakı, ateş başlatıcı malzeme (çakmak, kibrit vs.), kafa lambası (yedek pil), güneş ve dudak kremi, kişisel ilaç ve ilkyardım malzemeleri, büyük boy bir çöp torbası, kâğıt peçete ve ıslak mendil olabilir.
Dağ malzemeleri özel ve çok önemli malzemelerdir. Yürüyüş de yaparken, dağ etkinliğinde de ya da kaya tırmanışı yaparken de malzeme önemlidir. Çünkü yanlış malzemenin sonucu çok ağır olabilir. Faaliyet sırasında kullanılan emniyet ipleri, yardımcı ip (halat), kuşaklar, düşme önleyiciler ile bağlayıcılar ile diğer çeşitli dağcılık ekipmanları için öncelikle alınacak malzemelerde uluslar arası özelliklere sahip olmalıdır.Doğa yürüyüşü malzemesinde markanın adı, malzemenin adı, üretim yılı, ağırlığı, çekeri, kullanım süresi, kullanım kılavuzu ve malzeme içeriği olmalıdır. 
Her mevsimin faaliyet türü farklıdır. O yüzden her mevsimin farklı güzellikleri olduğu gibi farklı faaliyet türleri vardır. Kış ve yaz doğa yürüyüşü ayrımı yapıyoruz. Yazın yaptığımız ve karşılaştığımız durumlarla kışın karşılaşmıyoruz. Her doğa etkinliğinin kendine özgü özellikleri var. Ona göre o yürüyüşü planlıyoruz.
İnsan neden doğaya çıkmak ister? İnsanın hayatı kendine tanıdığı şanslardan ibaret. Doğa da kendimize sağlayacağımız en güzel şanstır, olanaktır. Doğa, insanı çağırır, doğana uyarsın ve o çağrıya kulak verirsin. Doğa senin ilk halindir ve o ilk halinle yüzleşirsin. Şehirden uzaklaşır ve hayatında ıskaladığın her şeyi görürsün. Doğanın çağrısına uymazsan, ünlü bir Alman atasözünün dediği gibi karşıya geçmek için derenin gelip geçmesini bekleyen köylü gibi, hep derenin bu tarafında kalırsın. Hayat kendini değiştirmek isteyen ve bu cesareti gösteren insanlara sunulmuş bir armağandır. Doğayı dinleyelim. O dereye girip karşıya geçelim. Bu şansı kendimize tanıyalım.
İsmail KAYMAK
Felsefe Öğretmeni
Ankara Dağcılar Birliği Spor Kulübü Başkanı
