Muhammet Yıldırım: GÜÇ- MESEM
GÜÇ- MESEM Vitrindeki “GÜÇ”, Arka Plandaki Gerçek Gençliğin Üretim Çağı mı, Emeğin Ucuzlatılma Çağı mı? Türkiye’nin eğitim ve istihdam politikalarında son yıllarda izlenen “piyasa uyumlu” dönüşüm, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından duyurulan ve “Gençliğin Üretim Çağı” (GÜÇ) olarak adlandırılan yeni program, 6 Ocak’ta Cumhurbaşkanı tarafından tanıtılarak yeni bir evreye girmiştir. “Stajdan ilk işe, mesleki eğitimden sosyal uyuma” kadar geniş bir yelpazede sunulan bu paket, ilk bakışta genç işsizliğine karşı kapsayıcı bir çözüm gibi sunulsa da satır araları okunduğunda, MESEM ile başlayan “öğrenciyi işçileştirme” sürecinin bu kez üniversite ve mezuniyet sonrası süreçleri de kapsayacak şekilde tahkim edildiği ancak bunun işçi güvenliliği ve hakları yönünden ciddi problemler yarattığı görülmektedir. GÜÇ programı, gençlerin üretim gücünü değil; sermayenin ucuz iş gücü havuzunu güçlendirme projesi olarak okunabilecek detaylar içermektedir. MESEM’den GÜÇ’e MESEM, çocuk işçiliğinin yasal kılıfıdır. GÜÇ programı, bu yapının bir üst katmanı olarak karşımıza çıkmaktadır. MESEM, lise çağındaki çocukları “çırak” adı altında sanayiye entegre ederken; GÜÇ programıyla bu halka genişletilerek üniversite öğrencileri ve yeni mezunlar da “stajyer” ve “kursiyer” statüsünde güvencesiz istihdam piyasasına çekilmektedir. Programın “iş yaşamını tanıma” ve “tecrübe kazanma” vaatleri, aslında işverenlere “deneme süresi” adı altında, maliyetleri kamulaştırılmış esnek iş gücü sağlama stratejisidir. MESEM’deki “haftada 4 gün iş” modeli, GÜÇ ile birlikte “yarı zamanlı çalışma” veya “uzatılmış stajlar” yoluyla yükseköğretim gençliğine de dayatılmaktadır. GÜÇ programı, “istihdama kolay katılım” vaadiyle sunulsa da eğitimde fırsat eşitliği ve erişilebilirlik açısından ciddi tehditler barındırmaktadır. Programın üniversite hayatına entegre edilmesi, akademik eğitimin zaten sıkıntılı olan içinin daha da boşaltılması riskini taşımaktadır. Öğrencilerin dersliklerden ziyade iş yerlerinde vakit geçirmeye teşvik edilmesi teorik derinliği olan, sorgulayan bireyler yerine; sadece verilen işi yapan “operasyonel zihinler” yetiştirilmesine neden olacaktır. Maddi durumu iyi olmayan öğrenciler, cep harçlığı veya asgari ücretin bir kısmı karşılığında bu programlara mecbur bırakılırken; ekonomik sermayesi güçlü ailelerin çocukları dil eğitimi, yurt dışı eğitim olanakları ve mastır gibi akademik kariyerlere odaklanacaktır. GÜÇ programı, yoksul gençler için bir “geçim kapısı” gibi görünse de aslında onları düşük ücretli iş gücü piyasasına erkenden ve kalıcı olarak hapsedecek bir mekanizmadır. MESEM’le “kamu kaynaklarının sermayeye transferi” gerçeği, GÜÇ programında daha sofistike bir hâl almaktadır. Program kapsamında gençlere verilecek ücret ve sigorta desteklerinin yine “İşsizlik Sigortası Fonu” veya Hazine’den karşılanması öngörülmektedir. İşveren, normal şartlarda tam maaş ve tam sigorta ile istihdam etmesi gereken bir üniversite mezununu, GÜÇ programı şemsiyesi altında “tecrübe kazanıyor” gerekçesiyle çok daha düşük maliyetle çalıştırabilecektir. Bu durum, nitelikli istihdamın yerini “destekli ve geçici istihdamın” almasına neden olur. İşverenler, sürekli personel kadrosu açmak yerine, devlet destekli GÜÇ programından gelen sirkülasyon halindeki gençlerle işlerini yürütme yoluna gidecektir. Bu, istihdamda güvencesizliğin devlet eliyle teşvik edilmesi sonucunu doğuracaktır. Gençliğin “Üretim Çağı mı, İtaat Çağı mı”? GÜÇ programı, gençliğin enerjisini ve potansiyelini, mevcut ekonomik modelin çarklarını döndürmeye odaklamaktadır. “Sosyal uyum programları” başlığı altında sunulan bileşenler, gençlerin sistemle “barışık”, itiraz etmeyen, mevcut şartları kabullenen bireyler olmasını hedeflemektedir. Gençlerin örgütlenme, hak arama ve sendikalaşma gibi süreçlerden uzaklaştırılarak bireysel kurtuluş reçetelerine (sertifika programları, stajlar vb.) yönlendirilmesi, toplumsal muhalefetin sönümlendirilmesi yönüyle de siyasi, olumsuz bir işlev görmektedir. Üniversite mezunu işsizliğinin (“diplomalı işsizler”) yarattığı siyasi basıncı azaltmak için bu kitle GÜÇ programı aracılığıyla “istihdamda” gibi gösterilecektir. Ancak bu istihdam, nitelikli, güvenceli ve geleceği olan bir istihdam değil; geçici, düşük ücretli ve rotasyonu yüksek bir “ara dönem” istihdamıdır. Makyajlanmış Emek Sömürüsü Sonuç olarak GÜÇ Programı, MESEM ile başlayan sürecin üniversite ve mezuniyet aşamasındaki tamamlayıcısıdır. Hükümetin “genç istihdamında yeni dönem” sloganı, gerçekçi bir gözle bakıldığında “ucuz emek piyasasında yeni dönem” olarak okunmalıdır. Eğitim, bireyin özgürleşmesi hedefinden tamamen koparılarak piyasanın anlık ihtiyaçlarına göre şekillenen bir “insan kaynakları tedarik zinciri” ne dönüştürülmek istenmektedir. Gençlere “güç” verildiği iddia edilirken aslında pazarlık güçleri ellerinden alınmakta ve sermayenin insafına devlet sübvansiyonuyla terk edilmenin yolu açılmaktadır. MUHAMMET YILDIRIM KAYNAKÇA * Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. (2025). Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) Programı Tanıtım Kitapçığı. Ankara. * Standing, G. (2014). Prekarya: Yeni Tehlikeli Sınıf. (Çev. E. Bulut). İletişim Yayınları, İstanbul. * Yücesan-Özdemir, G. (2023). İnatçı Köstebek: Çağrı Merkezlerinde Gençlik, Sınıf ve Direniş, Yordam Kitap, İstanbul. * DİSK-AR. (2024). Genç İşsizliği ve Güvencesiz Çalışma Raporu, DİSK Yayınları, İstanbul.
