Mektepli Gazete

KISA ÇÖP UZUNDAN HAKKINI ALIR ELBET!

KISA ÇÖP UZUNDAN HAKKINI ALIR ELBET!

Paylaş
Yazı boyutu
100%

KISA ÇÖP UZUNDAN HAKKINI ALIR ELBET!

Kazan kaynadı, gündemimiz mafya siyaset ve medya üçlüsü arasında toz duman. Ancak bu fırtınanın arasında çok önemli bir rapor hak ettiği değeri bulamadı. Oysa ki raporun sebep sonuç bağı bizi yine güncel gündemimize taşıyor.

IMF tüm dünya genelinde pandemi süreci içerisinde ülkelerin vatandaşlarına yaptığı destekleri; ekonomik büyüklüklerini de göz önüne alarak sıraladı. Büyüklere masallar medyamızın aksine, gerçek sert bir şekilde yüzümüze vurdu. Zira Türkiye, Afrika ülkeleri ile bu kez aynı ligde. Bu tablo eminim ki her vatanseverin canını sıkmıştır. Zaten uzun süredir ivmesi hızla aşağıya düşen ekonomik parametrelerimiz cüzdanımızı mengeneye almışken, üstüne bir de Tanzanya ile rekabet şoku yaşadık. GSYİH büyüklüklerine göre baktığımızda ise rakiplerimiz Meksika, Arnavutluk, Cezayir, Ermenistan, Belize, Botsvana ve Romanya gibi ülkeler. Çünkü Türkiye GSYİH’ nın yüzde 2,5’inden az destek harcaması yapan ülkeler arasında; üstelik bu başarı (!) tablosuna GSYİH’ nın sadece yüzde 1,5’ ini harcayarak girdi.

Bir yılı aşkın süredir toplumun her kesimini derinden etkileyen pandemi sürecinde bırakın halka destek olmayı; iktidarımız her destek paketinde yeni bir makyajla karşımıza daha süslü kredi paketleri çıkartarak halkının yanında değil arkasında durmayı tercih etti. Tüm gelir kaynakları kısıtlanmış sektörlere can suyu vermektense borçlandırıp canına okumak yeni Türkiye’nin ekonomiyi yönetim anlayışı oldu. Özellikle 15 Temmuz sonrasında kevgire dönen hukuk sistemimizin verdiği aşırı güven ile afallayan yabancı yatırımcı ile malını yurt dışına kaçırmaktan başka çare göremeyen yerli yatırımcı el ele verip terk-i diyar etti.

Hiç kızmayın gidenlere, kalıp bizimle ağızları bir karış açık Sedat Peker videosu mu bekleselerdi? Çeteleşip bizim malımıza acaba hangi gün çökecekler mi deselerdi? Bugün selam verdiği bakanın soyu sopu ile hangi karanlık işlere bulaşacağını mı seyretselerdi? Yatırımcı güven sever; para yönetebileceği riskler içinde çoğalır. Riskin tanımı bile o kadar açıktır ki; bu çerçeve eski yeni bakan dinlemez, eski başbakan oğlu bilmez. Yatırım riski mafyanın eline verilmez.

Gelelim halka dağıtılamayan devlet kaynaklarına… GSYİH’ nın sadece yüzde 1,5’una layık bulunan vatandaş aldığı nefes için bile vergi öderken, emanetçi beşli çete verginin kelime anlamını unuttu. Hangi yollarla kazanıldığı bilinmeyen varlıklarına varlık katan, semirirken sanatçısından sporcusuna bakanından milletvekiline kadar boy boy fotoğraf veren yabancı uyruklu sözde iş adamları ülkeyi cennete (!) çevirdi çevirmesine ama o beyaz cennet bugün bir içişleri bakanının başını yedi. Bu adamlarla büyüyüp zengin olanlar kazanımlarını devletin kasasına sokma ihtiyacı bile duymadı. Etrafına korku salıp, elini yüreğini kirletenler beslendikçe beslendi; kıymetli oldu. Sistem bu kokuşmuş cüzdanların korunması ve gelişmesi için adeta vakfedildi. Yetmedi; devletin en kıymetli organları çeşme gibi görülüp cemaatlere pay edildi. Elli sene üretim yapıp, istihdam yaratan firmaların bile kasasında bugün bir cemaatin kasasında var olandan çok daha az nakit var. Tesadüf bu ya, tüm bakan çocukları ve hısım akrabası ticari deha çıktı; rüyalarında bile göremeyecekleri finansal büyüklüklere ve fırsatlara kavuştular. Bu obez tüccarlar ticaretin mi yoksa vergiden kaçınmanın mı uzmanı oldular?

Gökten üç elma düştü.

Elmaların yüzde 1,5’i; ki bu oran bir lokmanın suyunun suyuna tekabül eder, vatandaşın başına düştü. Ama ne düşüş, çay paketi fırlatır gibi! Elmaların kalan yüzde 98,5’i ise garantili iş olmazsa yapmayan inşaat çetelerine, dezenfektanını bakanlığına iteleyenlere, memuriyetten marinacılığa terfi edenlere, tek değeri dolar olan cemaatlere, ayakkabı kutusu sevenlere, bakara makaracılara, hısım akrabası ticari deha olan iktidar mensuplarına, kalemini çarkı bozana sopa olarak kullanan sözde gazetecilere, mafya eliyle bina bastıranlara, ipin ucunda kukla olan borsacı yargı mensuplarına, kısa yoldan zenginleşmenin yolunun makam odalarında fotoğraf çektirmek olduğunu keşfedenlere, ofis elemanı kimliği ile hak yerken yanında pudra şekeri çekip devletin polisine meydan okuyanlara…

Bu paylaşım iyilerle kötülerin paylaşımı; masumlarla hırsızların, doğru ile yanlışın mücadelesi… Sonucu ise kısa çöpün zaferi…

Didem Temel
Yazdı
MAyıs 2021

Mektepli Gazete | KISA ÇÖP UZUNDAN HAKKINI ALIR ELBET!