KESK: Sefalet Zammını Kabul Etmiyoruz!
KESK: Sefalet Zammını Kabul Etmiyoruz!

KESK: Sefalet Zammını Kabul Etmiyoruz!
KESK Adana Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Tonguç Özkan; İktidarın Kamu Emekçilerine Reva Gördüğü Sefalet Zammını Kabul Etmiyoruz!
KESK Adana Şubeler Platformu, TİS teklifine tepki göstererek, “TÜİK’in enflasyon oranı emekçileri yoksullaştırıyor” dedi.
“İnsanca yaşayacak bir ücret için” 20 Ağustos’ta Ankara’da mitingle son bulacak iki koldan yürüyüş yapacak olan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Atatürk Parkı’nda yaptığı eylem ile yaklaşık 3,5 milyon kamu emekçisi ve 2 milyon emekliyi ilgilendiren 2022-2023 Toplu İş Sözleşmesi’nde (TİS) hükümetin verdiği teklife tepki gösterdi.
KESK Adana Şubeler Platformu, Atatürk Parkı’nda yaptıkları basın açıklamasına Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, önceki dönem CHP Milletvekili İbrahim Özdiş, İHD Adana Şube Başkanı Av. Yakup Ataş ve birçok kurum temsilcisi destek verdi.
’20 MİLYON HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATILDI’
Basın açıklamasını okuyan KESK Adana Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Tonguç Özkan, enflasyon verilerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek bu rakamların emekçi kesimini her geçen gün yoksullaştırdığını ifade etti. İktidarın “İşçiyi, memuru, asgari ücretliyi, emekliyi enflasyona ezdirmeyeceğiz” söyleminin emekçilere bıkkınlık verdiğini dile getiren Özkan, aileleri ile birlikte 20 milyon yurttaşın hayal kırıklığına uğradığını ifade etti. Sokakta, çarşıda, pazarda karşılaşılan fiyatların TÜİK’in rakamlarının üzerinde olduğunu dile getiren Özkan, açlık ve yoksulluk sınırı 9 yılda yüzde 216 artarken en düşük maaşın yüzde 174’te kaldığını belirterek “2012’de başlanan Toplu Sözleşme sürecinden bugüne aradan geçen 9 yılda ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan dolar 450 dolar azalmıştır” dedi.
Özkan tarafından okunan basın açıklaması şu şekilde;
Sizlerin de takip ettiği gibi 3.5 milyon kamu emekçisinin 2 milyon emeklinin yaşamını doğrudan etkileyen toplu sözleşme görüşmeleri devam ediyor. 2 Ağustos tarihinde başlayan “toplu sözleşme” görüşmelerinde 12 Ağustos’ta Kamu İşveren Heyeti ilk zam teklifini açıklamıştır.
Hemen başta ifade edelim ki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından paylaşılan söz konusu teklif aileleri de kattığımızda 20 milyonu aşkın geniş bir kitleyi hayal kırıklığına uğratmıştır.
Nitekim Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin tarafından açıklanan teklife göre; kamu emekçilerinin ve emeklilerinin maaşlarında 2022 yılı için altışar aylık dilimler halinde%5 %6, 2023 yılı için ise%6 %6 artış önerilmiştir. Büyük bir lütufmuş gibi, altışar aylık dönemlerde enflasyon farkının oluşması durumunda söz konusu farkın maaşlara yansıtılacağı ifade edilmiştir. Yine her zaman olduğu gibi Teklif açıklanırken “Büyüyen Türkiye’de, işçiyi, memuru enflasyona ezdirmedik, ezdiremeyeceğiz.” nakaratı tekrar edilmiştir.
Öte yandan Çalışma Bakanı’nın konuşmasında maaş artışı dışında sadece 3600 ek gösterge ve sözleşmeli istihdam konularına birkaç cümle ile değinilmiştir. “3600 meselesinin bu sözleşme sürecinin içerisinde çözülmesi gerektiğini düşünüyoruz”, “Sözleşmeli personelin haklarının yeniden düzenlenmesi, kamu personelinin haklarına sahip olması konusunda da benzer bir yaklaşıma sahibiz” gibi ucu açık, içeriği net olmayan, vaat niteliğinde cümleler kurulmuştur.
Öncelikle KESK olarak 5,5 milyon kamu emekçisinin ve emeklinin yıllardır biriken yüzlerce sorunu dururken sadece birkaç başlığı içeren, üstelik vaat niteliğini aşmayan bir yaklaşımın “Toplu Sözleşme teklifi” gibi sunulmasını kınıyor ve de kabul etmiyoruz.
Maaş artışı teklifinden başlayacak olursak. Siyasal iktidarın “İşçiyi, memuru, asgari ücretliyi, emekliyi enflasyona ezdirmeyeceğiz” söylemi artık hepimize bıkkınlık vermiştir. Defalarca altını çizdiğimiz gibi TÜİK’in açıklamış olduğu resmi enflasyon rakamları gerçeği yansıtmamaktadır. Bu ülkede hiç kimse siyasal iktidarın talimatları ile belirlenen resmi enflasyon verilerine inanmamaktadır. Oysaki hepimizin de bildiği gibi sokakta, çarşıda, pazarda, mutfakta kısaca hayatımızın her alanında karşılaştığımız fiyatlar gerçek enflasyonu hangi seviyede olduğunu bizlere göstermektedir. Tüm emekçi kesimler yıllardır resmi enflasyon verilerinin temel alındığı maaş artışları ile daha fazla yoksullaştırılmış, reel gelirleri eritilmiştir. Bu durumu anlamak için gerçek hayat pahalılığını yansıtan döviz ve altın fiyatlarına, açlık ve yoksulluk sınırı verilerine bakmak yeterlidir.
• 2012’de başlanan Toplu Sözleşme sürecinden bugüne aradan geçen 9 yılda ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan dolar 450 dolar azalmıştır.
• Yine son dokuz yılda hem açlık hem de yoksulluk sınırı%216 artarken en düşük maaşta yaşanan artış%174’te kalmıştır.
• Son beş yılda ortalama maaşla alınan çeyrek altın sayısı 6,5 adet azalmıştır.
• Yine en düşük maaş ile alınan dolar son iki yılda 84 dolar azalmıştır.
• Son iki yılda asgari ücret%40 artarken kamu emekçilerinin maaşlarında yaşanan artış%29,85 ‘te kalmıştır.
• Son iki yılda temel tüketim maddelerinin fiyatlarında yaşanan artış%70’i aşmıştır.
Bizler KESK olarak;maaş artışlarımız konusunda en başından beri bu verilerden, 4 kişilik bir ailenin insan onurunun gerektirdiği zorunlu ihtiyaçları karşılayabilmesi için yapması gereken harcama düzeyi olan Yoksulluk Sınırını esas alıyoruz. Tekliflerimizi “Hiçbir Kamu Emekçisi Hanesi Yoksulluk Sınırı Altında Kalmasın” diyerek hazırladık.
Yıllardır yoksulluk sınırında yaşanan artış ile maaşlarımızda yaşanan artış arasındaki makas açılmıştır. Dolayısıyla toplu sözleşme dönemlerinde istediğimiz maaş artışı oranı da her yıl biraz daha artmıştır. Sadece son iki yılda hem açlık hem de yoksulluk sınırı%38,6 artarken kamu emekçilerinin maaşlarında yaşanan artış%29,85 ‘te kalmıştır.
Buradan hareketle bu dönem teklifimizde eşi çalışmayan, iki çocuklu en düşük maaşı alan kamu emekçisinin eline geçen tutarın eş, çocuk, kira, yakacak, ulaştırma, yemek, ikramiye gibi kalemlerle Haziran itibari ile 9.332 TL olan 4 kişilik ailenin yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasını temel alıyoruz.
Eşi çalışmayan, iki çocuklu en düşük maaşı alan kamu emekçisinin eline geçen tutarın söz konusu yardımlar ve ikramiye ile birlikte 2022 Ocak itibari ile 10.400 TL’ye çıkarılmasını teklif ettik. Buna göre tüm kamu emekçilerinin maaşlarının yardım, ikramiye kalemlerinin dışında%43,5 artırılmasını talep ettik.
2018 yılından itibaren daha fazla hissedilen, pandemi sürecinde daha fazla derinleşen kriz tüm kamu emekçilerinin reel gelirini çok daha hızlı eritmiştir. Dolayısıyla hangi sendikanın üyesi olursa olsun tüm kamu emekçilerinin yıllardır yaşadığı kayıp daha net görünür hale gelmiştir.
Tüm bunlara rağmen hükümetin yapmış olduğu zam teklifi hiçbir vatandaşın inanmadığı TÜİK enflasyon rakamlarının bile altında kalmıştır. Son bir yıllık genel enflasyonun yüzde 19, emekçi kesimler için en önemli kalem olan gıda enflasyonun yüzde 25, yine önemli bir diğer kalem olan ulaştırma enflasyonun yüzde 24,62 olduğu koşullarda 5,5 milyon kamu emekçisine ve emeklisine 2022 yılı için altışar aylık dilimler halinde%5 %6, 2023 yılı için ise%6 %6 zam oranları teklif edilmiş olup, tüm konfederasyonların tekliflerinde yer alan geçtiğimiz dönemin kayıplarının telafisi ve refah payı talepleri tamamen görmezden gelinmiştir.
Sadece maaş artışları konusunda değil, kamu emekçilerinin yıllardır yaşadığı gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesi, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, farklı adlar altında güvencesiz-sözleşmeli istihdam edilenlerin kadrolu-güvenceli istihdama geçirilmesi, ek gösterge adaletsizliğine son verilmesi başta olmak üzere temel sorunlarımıza yönelik hiçbir çözüm sunulmamıştır. Torpilin, kayırmanın kapsını sonuna kadar açan mülakat sitemine son verilmesinden, kamu emekçilerini Hakem Kurulu vasıtası ile siyasal iktidarın iki dudağı arasından çıkacak kararlara mahkûm eden-grev hakkımız yok sayan mevcut sistemin değiştirilmesine, OHAL KHK’leri ile sorgusuz-sualsiz işinden ekmeğinden edilen kamu emekçilerinin görevine iadesinden kadın kamu emekçilerine yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına kadar bir dizi önemli başlıklarla ilgili tek bir kelime dahi edilmemiştir.
Sözlerimizi kamu emekçilerine seslenerek tamamlamak istiyoruz.
Sevgili kamu emekçileri, sevgili emeklikler kim kendini nasıl nitelerse nitelesin her süreçte olduğu gibi bu süreçte de asıl “yetki” sizlerdedir.
Bugüne kadar sizin adınıza ‘yetkili’ olarak masaya oturanların yaptığı yanlışların, eksiklerin faturasını maaşlarınızda her yıl daha fazla erime, daha fazla yoksullaşma, daha fazla güvencesizleşme ile ödediniz. Ödemeye de devam ediyorsunuz. Artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir.
Bilin ki bu dönem diğer konfederasyonların özellikle maaş artışı tekliflerinde KESK’in teklifine yakın rakamlar sunar pozisyona gelmesi sizin tabandan yarattığınız baskının eseridir.
Ancak bu yeterli değildir. Daha önceki dönemlerde olduğu gibi bu dönem toplu sözleşme sürecinin de hayal kırıklığı ile bitmemesi hangi sendikanın üyesi olursanız olun sizlerin elindedir.
Asıl olan, ekonomik, sosyal, özlük haklarımızda yaşadığımız kayıpların doruk noktasına çıktığı bu kritik dönemde taleplerimiz için birlikte ortak bir mücadelenin büyütülmesidir.
KESK olarak bizler, kamu emekçilerinin, emekliklerin ortak hak ve çıkarlarını savunmak için üzerimize düşen sorumluluğun gereğini yerine getirmeye hazırız. Bu amaçla kamuoyunun da desteğini alarak taleplerimizin karşılanması için iki koldan Ankara’ya yürüyoruz.
18 Ağustos tarihinde Edirne ve Batman İllerinden başlayacak olan yürüyüş kollarından Batman yürüyüş kolu, 19 Ağustos Perşembe günü Adana’da olacaktır. Aynı gün yapacağımız basın açıklamasının ardından yürüyüş kolları, 20 Ağustos Cuma günü Ankara’da kitlesel bir basın açıklaması ile eylemlerini sonlandıracaktır.
Bunun için ayrım yapmaksızın hepinizi insanca yaşamaya yetecek bir ücret, güvenceli istihdam, güvenli gelecek, demokratik-adil bir çalışma yaşamı, halktan yana bir kamu hizmeti, grev hakkımızın önündeki engellerin kaldırıldığı gerçek bir toplu pazarlık sistemi için tüm konfederasyonları ve kamu emekçilerini birlikte ortak mücadele etmeye, omuz omuza vermeye çağırıyoruz.
İNSANCA ÜCRET’
HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, çarşıya ve pazara inildiğinde gerçek enflasyon ile TÜİK’in rakamları arasında uçurum olduğunu belirterek “Kamu emekçilerinin talepleri ortaktır. Bizler bir kez daha ifade ediyoruz ki bu taleplerin yanındayız. İnsanca yaşamaya yetecek bir ücretin yanındayız” dedi.