CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında gündemi değerlendirdi.Pandemi sürecinde eğitim konusunda yetersi kalan iktidarı eleştiren Kılıçdaroğlu, "Her türlü fedakarlığa hazırız, gerekirse bize 5 ay maaş vermeyin" dedi.
30 milyon veli var, anne-baba çocuğunun eğitiminden ve sağlığından kaygı duyuyor. Her anne- babanın, ideali çocuklarının iyi eğitim almasıdır. Bir anne- baba çocuğunun iyi eğitim almasından sonra çocuğuyla gurur duyacak.
Devleti yönetlerden, liyakatın önemli olduğunu söyledik. Öğretmenle eğitimle ilgili konuları kimler bilir? Öğretmenler, o konuda araştıranlar, o konuda sınıfa girip tebeşir tozunu yutanlar bilir. Eğitimle ilgili bir düzenleme yapılacaksa, oturur uzuzn uzun konuşursunuz uzmanlarla. Peki, bunlar ne yaptılar? 4 4 4 sistemini getirdiler. Peki bu eğitim şuralarında görüşüldü mü? Hayır. Peki, bu kanun teklifini parlemontaya verenler eğitici miydi? Hayır hiçbirinin alakası yoktu. Şimdi, bu acı tablodan ders çıkarmak ve gereğini yapmak zorundayız. Çocuklarımızı neden kobay olarak kullandılar? Düşündükleri şey, çocuğu okula alalım, çocuğu yetiştirelim bize oy versinler. Ama o çocuğun elindeki telefonla dünayaya erişebildiğnin farkında değildi. Tek tip çocuk yetiştirmek istediler.
Eğitimi aynı zamanda, rant uğruna kullandılar. 18 yılda eğitim sistemi nasıl bu hale geldi.
7 MİLYON 695 BİN ÖĞRENCİ EBA'YA ULAŞAMIYOR
12 Mart'ta okulun tatil edileceğini MEB Bakanı değil, İbrahim Kalın açıkladı. Cumhurbaşkanlığı sözcüsü... Yetkileri olmayan MEB Bakanı orada oturuyor, bütün yetki Saray'da. Devletteki çürümüşlüğe bakın.
23 Mart'tan itibaren uzaktan eğitim başlayacak diye açıklandı. Dünyanın en iyisi Çin, ondan sonra da biz geliyoruz diye açıkladılar.
Dünyadan ne kadar haberleri var şuna bakar mısınız. Sonuç, EBA'ya geçildi, 7 milyon 695 bin öğrenci EBA'ya ulaşamıyor. Öyle ya Çin'den sonra en iyisi biziz. Mizah konusu yapsanız abartı derler ama hayatın gerçeği bu. EBA'nın canlı kapasitesi 1 milyon öğrenci. Siz 15 milyon öğrenciyi eğitmeye kalkıyorsunuz. Erdoğan'ın gazıyla, dünyanın en mükemmel en gelişmiş devleti.
Okullar açılsın mı açılamasın mı tartışıldı. Sonra baktılar bunu yapamıyorlar. 57 bin 340 derslik lazım. Olmazsa, bu çcouklar pandemi koşullarında eğitim alamaycaklar. 16 Mart'tan bu yana bir tek derslik bile yapılmadı. 7 Ekim'de Sayıştay raporları geldi, 138 bin 393 öğretmene ihtiyaç var denildi. Ama öğretmen almıyorlar, çünkü onlar için çocuklarımız değersiz. Her türlü yardımı, desteği vereceğimizi ifade ettim ama bunların hiçbiri olmadı. Neden internet altayapımız yok? Kim engel oluyor? Türk Telekom bizim tarihimizin önemli yatırımlarından. Bunu aldılar, Hariri ailesine sattılar. Türk bankalarından kredi çekti, götürdü devlete verdi, gitti devlet bankalarına yatırdılar. Hariri ailesinin cebinden beş kuruş para çıkmadı. Ben ödemiyorum dedi, al Türk Telekom da senin olsun dedi. Dünyanın en büyük kazığını yedik.
Yapmadılar, alt yapıyı yapmadılar. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 2018'e kadar da başkan yardımcısıydı Türk Telekom'da. Hortumculuğun başkan yardımcısıydı.
İnternet alt yapısı bu kadar yetersizken, sen nasıl kalkar dersin dünyada birinci Çin, ikinci biziz. O görevi bıracaksın.
Evrensel Hizmet Fonu üzerinde de kimse durmuyor. Neden kullanmıyorlar? Hırsızlık yapmaktan fırsat mı bulamadılar? 3 milyon 37 bin öğrencinin interneti yok. 759 bin 493 evde televizyon yok. Milyonlarca çocuğun, öğretmenin bilgisayarı yok, neden? Para mı yok? Var. Ne oldu da bunların hiçbiri olmadı. Bir ülkeyi geri bıraktırmak için yapacağınız tek şey eğitim sistemini bozmak.
- Bilgisayarlardan alınan KDV'yi kaldırın.
- İnternet artık hava gibi, su gibi... Hepimizin yaşamının bir parçası artık. İhtiyaç sahibi olan öğretmenlere ve ailelere internetin ücretsiz olması lazım.
- Devlet, ihtiyaç sahibi öğrencilere ve öğretmenlere ücretsiz bilgisayar vermek zorunda.
- Televizyonu olmayan 759 bin 493 hane var. Bu televizyonlar açın kampanya açın, olmayanlara verelim. Siz açmıyorsanız biz açalım... Her evde televizyon olması lazım. MEB bize yazı yazdı, valilere talimat verdik, bu evlere valiler kaymakamlar televizyonu dağıttılar. Eğer yaptılarsa, teşekkür ediyorum. Eğer yapmadılarsa, evinde televizyon olmayanlar hemen kaymakamlığa gidip sorsunlar. Vermiyolarsa bana söyleyin kardeşim. İnterneti olmayan 3 milyon 37 bin öğrenci var. Bu ayıbın da kalkması lazım.
- Çocuklarımızın çağdaş koşullarda ders almaları 57 bin 340 dersliğe ihtiyaç var. 1 derslik dahi yapılmadı. Bakın buradan bütün milletin huzurunda ve bütün milletvekillerinin huzrunda şu sözü veriyorum; eğer MEB bu derslikleri yapmazsa, hazine dersliklerin yapılması için kaynak ayırmazsa, bize sadece yer göstersinler yıl sonuna kadar bütün derslikleri yapıp anahtarı MEB'e teslim edeceğiz. 57 bin 340 dersliğin yapımına talibiz, yer gösterin kardeşim.
- Dezenfektan, ateş ölçüm gibi ihtiyaçları velilerden almayın. Devlet okuluna gidenler gariban ailelerin çocukları, bunlardan ne isticeksin ya. Maske istiyorsan en yakın CHP'li belediyeye istediğin kadar maske, hijyen kapına gelecek.
- Pandemi süresince bir sağlık görevlisi ve bir rehber öğretmenin okulda olması gerekir.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın “Müminin görevi yoklukta sabretmektir" ifadelerine karşı, “Beyefendi sen niye sabretmiyorsun” diye tepki gösterdi. “21. yüzyılda bilgisayarla tanışmayan çocuk mu olur? Gerekirse bize beş ay maaş vermeyin. Çocuklarımıza bilgisayar verin. Sen vergi muafiyetini bir kişiye veriyorsun” ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, genelge ile baro seçimlerinin ertelenmesine sert tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, “Siyasi partilerin seçimleri serbest, her şey serbest ama baro seçimi yasak, Niçin? ‘Bir kişiyi yerinde tutabilir miyiz’ diye” ifadelerini kullanarak TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nu işaret etti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu' nun söylemlerinin ana başlıkları şu şekilde;
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın “Müminin görevi yoklukta sabretmektir" ifadelerine karşı, “Beyefendi sen niye sabretmiyorsun” diye tepki gösterdi. “21. yüzyılda bilgisayarla tanışmayan çocuk mu olur? Gerekirse bize beş ay maaş vermeyin. Çocuklarımıza bilgisayar verin. Sen vergi muafiyetini bir kişiye veriyorsun” ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, genelge ile baro seçimlerinin ertelenmesine sert tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, “Siyasi partilerin seçimleri serbest, her şey serbest ama baro seçimi yasak, Niçin? ‘Bir kişiyi yerinde tutabilir miyiz’ diye” ifadelerini kullanarak TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nu işaret etti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:
TÜRKİYE, NEDEN MASADA YOK: Azeraycan’dan hoş haberler gelmiyor. Toprakları işgal altında olan bir devlet, mücadele ediyor. Sayın Aliyev, ‘ben savaşacağım’ demiyor. ‘İşgalden topraklarımızı kurtarmak zorundayız’ diyor. Elbette bu arada Rusya’da masa kuruldu ama Türkiye masada yoktu. Bunu da tüm vatandaşlarımın hafızalarında bir yerde tutmalarını isterim. Bu sorunun çözümüyle ilgili madem her katkıyı yapmaya hazırız masada neden Türkiye yok?
10 EKİM’DE GARA GİTTİK KARANFİLLERİMİZİ BIRAKTIK: 10 Ekim’de bir grup arkadaşımızla evden ayrıldık. Ankara Garı’na gittik. Karanfillerimizi bıraktık. En büyük terör olaylarından birisiydi. Hala olay tüm boyutlarıyla aydınlığa kavuşmuş değil. Kaynağı ne olursa olsun, terörü insanlık suçu olarak görüyoruz. Terör tanımıyla ilgili olarak bizim ve diğerleri arasında fark var. Terörist eline silah alıp öldürüyorsa teröristtir. İnsanlara saygı göstereceğiz ama teröre asla izin vermeyiz. Terörün tüm ayrıntılarıyla ortaya çıkarılması, devleti yönetenlerin görevidir.
AĞACI YAKAN ZATEN TERÖRİSTTİR: Ağaçları, tabiatı seviyoruz. Ekosistemi seviyoruz. Gelecek çocuklarımız, torunlarımız güzel bir ekosisteme doğma hakkına sahipler. Bir ağacı yakmak en büyük günahtır. Kurdu kuşu yakmak… Hangi vicdan kabul eder? ‘Teröristler yaktı.’ Zaten yakan teröristtir. Daha dikkatli olmak zorundayız. Bu mücadelemizi de kararlılıkla sürdüreceğiz.
SEN NEREDE SABIR GÖSTERİYORSUN: Her mücadelenin haklı yönleri vardır. Siz haklılığınızı kanıtlamak için devleti, adaletle yönetmeye çalışırsınız. Adaletle yöneteceksiniz ki haklı ve haksız birbirinden ayrılsın. Yönetici, alçak gönüllü olmak zorundadır. Bir ekonomik buhran yaşıyoruz. Milyonlarca gencimiz işsiz, emekli geçinemiyor. Siz millete yoksullukla sabredin diyorsunuz. Beyefendi sen niye sabretmiyorsun? Bir hak talebinde bulunma diyor. Sen açlıkla, yoksullukla sabredeceksin diyor. Sen nerede sabır gösteriyorsun? Senin bir elin yağda, bir elin balda.
ESNAFI GÖZDEN ÇIKARDILAR: Söyledik, yeniden söylüyoruz. Esnaf Bakanlığı kurulmalı. Sicil affı çıkarılmalı. Kredileri faizsiz erteleyin. Kiralarda stopajı kaldırın. AVM’leri bir gün kapatın. Esnafın sosyal güvenlik primlerini ödeyin. Kira yardımı yapılması lazım. Bunun gibi 17 maddeyi saydık. Saydığımız 17 maddenin hiçbiri hayata geçirilmedi. Esnafı zaten gözden çıkardılar ama bütün yandaşa desteğe tamam.
GEREKİYORSA BİZE MAAŞ VERME ÇOCUKLARA BİLGİSAYAR VER: 21. yüzyılda bilgisayarla tanışmayan çocuk mu olur? Gerekirse bize beş ay maaş vermeyin. Çocuklarımıza bilgisayar verin. Sen vergi muafiyetini bir kişiye veriyorsun. Bir kişiye sağladığın imkanla binlerce kişi yararlanır. İBB, anket yapıyor. Evde bilgisayar kullanımı en düşük ilçeler, AK Parti’nin en çok oy aldığı ilçeler. Arnavutköy’deki geliri düşük aileye ben ver diyorum, o sana oy veriyor. Böyle bir paradoks yaşıyoruz. Niye vermiyorsun? Saraya soruyorum.
BU DÜZEN HARAMİ DÜZENİDİR: Esnaf kardeşlerim dinlesin. Beş müteahhitte ‘sana bu ihaleyi verdik’ diyorlar. Gazete, kanallar izlenmiyor, ‘ben öderim’ diyor. 9 Ekim 2020’de Resmi Gazete’de bir tablo yayınlandı. İhale verdikleri inşaat şirketine 9 milyar 449 milyon 995 bin 833’lük liralık vergi harç muafiyeti getiriyorlar. Çayın taşıyla, çayın kuşunu vuruyorsun. Esnaf kardeşlerime soruyorum: Senin kirana ödemiyor, adama 9 milyarlık ihale veriyor, 9 milyarlık da vergi ödemeyeceksin diyor. Bu düzen harami düzenidir. AK Parti’ye oy veren kardeşlerime sormak isterim. Bu düzeni savunuyorsan, sana diyecek bir şeyim yok kardeşim. ‘Ben bunu kabul etmiyorum’ diyorsan, ‘yeter artık düş yakamdan’ diyeceksin.
SARAY HÜKÜMETİ, TEFECİ HÜKÜMETTİR: Saray hükümeti, tefeci hükümetidir. Keşke beni mahkemeye verseler, rakamları götürüp hâkimin önüne koyup söylesem. Faizle esnafa para verdiler, takside bağladılar ödeyecekler, faiziyle beraber. Türkiye 2.5 milyar dolar borçlandı. 6.4 faizle. Hani Almanya bizi kıskanıyordu, hani Türkiye güçlü bir ülkeydi, hani dünya lideriydik biz? Doğru, faiz ödemede dünya lideriyiz. Faiz haramdır, faiz günahtır... Peki bu ne? Kimin parasıyla sen bu borcu alıyorsun, kim ödeyecek? Kalyon İnşaat mı ödeyecek? Hayır. Son 8 ayda bu memleketin, 83 milyonun Londra'daki bir avuç tefeciye ödediği borç 728 milyar dolar. Saray'da oturan zat, 'sabredin' diyorsun. 728 milyar doları 8 ayda ödeyen bu millete nasıl sabredecek. Ne zaman milletin yakasından düşeceksin?
BİR KİŞİYİ YERİNDE TUTABİLİR MİYİZ: Hukukun üstünlüğü, ‘bu ülkede yaşayan herkesin can ve mal güvenliği vardır’ demek. Birisi bir adaletsizle karşılaştığında, adalet yerini bulur. Öyle bir noktaya geldiler ki kanunları saymıyorlar. Baro seçimleri için genelge çıkardılar. YSK’ya başvurdu o da talimat aldı, ‘yapamazsınız’ diyorlar. Siyasi partilerin seçimleri serbest, her şey serbest ama baro seçimi yasak, Niçin? Bir kişiyi yerinde tutabilir miyiz diye. Bunu istiyorlar. Baskı yaptılar, nihayet bir baro kurdular. Kamu avukatlarına baskı yapıyorlar. Kamu avukatlarına sesleniyorum: Atacağın her imza kendi mesleğine ihanettir.
EĞİTİMİ RANT ALANI OLARAK GÖRDÜLER: 30 milyon velimiz var. 30 milyon anne baba, çocuğunun eğitim ve sağlığından kaygı duyar. Çünkü iyi bir eğitimle çocuğun yaşam standartları iyi olacak. Eğitim bir milli meseledir. 4 4 4 sistemi getirilirken, sana sordular mı? Bakanlar Kurulu’nda, eğitim şuralarında görüşüldü mü? Hayır. Bu kanun teklifini parlamentoya verenler, eğitimci miydi? Hayır. Bugün çocuklarımız böyle acı bir tabloyla karşılaşıyorlarsa biz zamanında uyarmıştık? Çocuklarımızı neden kobay olarak kullandılar? Büyüdüğünde bize oy versin diye düşündüler. O çocuğun dünyayı izleyebileceğini bilmiyorlardı. Her bakan kendine göre reform yaptı. Eğitimi rant alanı olarak kullandılar. Verilen paraların sonu ne oldu kimse bilmiyor.
BİZE YER GÖSTERİN, DERSLİK YAPALIM: Çocuklarımızın ders almaları için 57 bin 340 dersliğe ihtiyaç var, bir derslik yapılmadı. Şu sözü veriyorum. Eğer Milli Eğitim Bakanlığı yapmazsa, Hazine kaynak ayırmazsa. Bize yer göstersinler, biz bütün derslikleri yapıp, anahtarı Milli Eğitim Bakanlığı'na teslim edeceğiz. Biz kul hakkı yemiyoruz, ülkede güzellik istiyoruz. O çocuğun da interneti olsun. Onların günahı ne? Fakir olmak mı? Bunları değiştireceğiz.
ÇİN'DEN PARA GELECEK DİYE: Bahçeli, 'CHP, bize parmak sallayamaz' demiş. Kimseye parmak sallamak benim örfümde adetimde yoktur. Sayın Bahçeli, bilsin. Türkmenlere biz yardım yaptık ama bunun reklamını yapmadık. Bizim işimiz reklam değil. İnsan hakları denilen kavram önemlidir. Neden imza atılmıyor? Ben söyleyeyim, Çin'den para gelecek diye.
ANKARA’NIN BAŞKENT OLUŞUNUN 97. YILI: Zor günlerden geçiyoruz ama hep birlikte zorlukları aşacağımız konusunda hiç şüphem yok. Biz mücadelemizi sürdüreceğiz. Ankara’nın Başkent oluşunun 97. yıl dönümü… Milli Kurtuluş Savaşı’nın verildiği bir kent. Seymenlerimiz Mustafa Kemal’i karşıladılar. Büyükelçiler, başta buraya gelmek istemediler ama şimdi tüm büyükelçilikler Ankara’da.





