KAMU EMEKÇI·LERI·NE VE DEMOKRATI·K KAMUOYUNA ZORUNLU AÇIKLAMA
KAMU EMEKÇI·LERI·NE VE DEMOKRATI·K KAMUOYUNA ZORUNLU AÇIKLAMA

KAMU EMEKÇI·LERI·NE VE DEMOKRATI·K KAMUOYUNA ZORUNLU AÇIKLAMA
Yaklas¸ık bir yıldır KESK ve bagˆlı is¸ kollarında yürüttügˆümüz sendikal program ve mücadele hattına ilis¸kin genel tartıs¸malara, özellikle de EGˆI·TI·M SEN 11. Olagˆan Genel Kurulunda ve sonrasında yas¸anan gelis¸melere dair Demokratik Emek Platformu olarak bir açıklamanın yapılması zorunlu hale gelmis¸tir.
Öncelikle; EGˆI·TI·M SEN Genel Kurulu sürecinin tüm muhataplarınca özeles¸tirel bir tutumla ele alınması ve önümüzdeki sürecin bu tutumun geregˆi olarak bir pratigˆe dönüs¸türülmesi gerektigˆi açıktır.
Demokratik Emek Platformu olarak; son bir yıldır çok yogˆun tartıs¸malar, okumalar, atölyeler, çalıs¸taylar yaparak 2020 genel kurullar sürecini yeni bir heyecanı açıgˆa çıkartacak, moral ve motivasyon sagˆlayacak, kadın örgütlülügˆünü büyütecek, içinden geçtigˆimiz zorlu süreçte mücadelede kararlılıgˆı artıracak s¸ekilde sonlandırmayı hedeflemis¸tik. Bunun için de tüm siyasal ve sendikal anlayıs¸ları kapsayacak, es¸itler arası ilis¸kiyi esas alacak demokratik bir hazırlık süreci öngörmüs¸tük. Ortaya çıkan sonuçtan bagˆımsız olarak söylemek gerekirse bunun gerçekles¸mesi için de ciddi çabamız ve emegˆimiz oldu.
Degˆerlendirme, düs¸ünce ve önerilerimizi öncelikle sınıf biles¸enleriyle, siyasal anlayıs¸larla, kamu emekçileriyle, dostlarımızla, yoldas¸larımızla, bireylerle yüz yüze ve uygun/is¸levsel platformlarda, organlarımızda paylas¸mayı esas alıyor, dogˆru buluyoruz. Sosyal medyanın kimi zaman kendini ifade etme bir yana meramını tam anlatamamadan kaynaklı sorunları çözmekten ziyade daha da derinles¸tiren bir özelligˆinin oldugˆu, kimi zaman da niyetten bagˆımsız olmasını umdugˆumuz fas¸izme hedef göstermeyi içeren bir araç olarak kullanıldıgˆını düs¸ündügˆümüzden çok nadiren kullanmaktayız. Ancak EGˆI·TI·M SEN 11. Genel Kurulu sürecinde ve sonrasında yas¸anan gelis¸meler, özellikle de DSD anlayıs¸ının genel kurul delegasyonu üzerinde bir basınç olus¸turmayı, genel kurulu anlamsızlas¸tırmayı, ortaya çıkacak iradenin mes¸ruiyetini tartıs¸tırmayı ve kamuoyunu kendi düs¸ünce ve amaçları dogˆrultusunda yönlendirmeyi hedeflemesi ile olus¸an sisli havanın dagˆıtılması için ve gerçekte neler yas¸andıgˆına dair kendi düs¸üncemizi ilkesel boyutta ifade etme amaçlı bu açıklamayı yapmak kamu emekçilerine, KESK’in kurulus¸undan bu yana birlikte mücadele ettigˆimiz arkadas¸larımıza saygımızın da bir ifadesidir.
EGˆI·TI·M SEN 11. Genel Kuruluna kadar gerçekles¸en 9 sendikamızın genel kurulunda sendikal anlayıs¸ımızı ifade eden bros¸ürümüzü dagˆıtmıs¸ olmamıza ragˆmen, yas¸anan kriz sonrası adeta ilk kez yaklas¸ımımız ögˆrenilmis¸, kes¸fedilmis¸çesine bas¸latılan tartıs¸mayı tüm çarpıtma ve karalamalara ragˆmen olumlu buldugˆumuzu ifade etmek isteriz. Bu tartıs¸maların geleneksel sendikal anlayıs¸ların sorgulanmasına vesile olmasını, kapitalist sistemin yeni sermaye birikim rejiminin her yönden gelis¸en saldırılarına yanıt olamayan sendikal yapıların yenilenmesine yönelik somut önerilere dönüs¸mesini umuyoruz. Demokratik Emek Platformu olarak özellikle son birkaç yıldır bu yönlü yogˆun bir tartıs¸ma, arayıs¸ ve giris¸imler içerisindeyiz.
Nitekim giderek hantal bir yapıya bürünen, kendini tekrar eden, erilles¸en ve bürokratikles¸en anlayıs¸ ve organlarımızın yarattıgˆı sorunlarımızın as¸ılması, sınıf ve kitle sendikacılıgˆın geldigˆi noktada is¸kollarında ve KESK içerisinde var olan yapısal ve örgütsel sorunlara ilis¸kin 2017 kongresinde birçok is¸kolunda bizlerin önerisi ve digˆer birçok anlayıs¸ın da ortaklas¸masıyla “Program ve Tüzük Kurultayı”nın karara dönüs¸tügˆünü ancak geçtigˆimiz dönem içerisinde kimi dirençler nedeniyle maalesef ki hayat
bulamadıgˆını hatırlatmak isteriz. 2017 genel kurulların bitimiyle birlikte bu kurultayın yapılması gerektigˆini defalarca dile getirmis¸ olmamıza ragˆmen Emek Hareketi ve DSD tarafından genel kurulumuzun bize yükledigˆi sorumluluk ihtiyaç olarak görülmemis¸, “zor bir dönemden geçiyoruz, tüm enerjimizi çalıs¸malara verelim, kurultayın aciliyeti yoktur” denilerek savus¸turulmus¸tur. Aynı arkadas¸ların s¸imdi çıkıp da bildiri üzerine bildiri yayınlayarak ciddi yapısal sorunların oldugˆunu, yönetimlerde olup olmamaktan ziyade esas olarak bu sorunların tartıs¸ılmasının gerektigˆini belirtmelerini hayretle izliyoruz! Bu yaklas¸ım en bas¸ta da sosyal medya üzerinden yürütülen tartıs¸maların sahiciligˆine gölge düs¸ürmektedir.
Kurultay kararının bos¸a çıkarılması kars¸ısında, geçen yılın bas¸larında, yaklas¸an genel kurul nedeniyle benzer bir tartıs¸mayı siyasal anlayıs¸larla toplu ya da tek tek görüs¸melerde yapmaya yönelik giris¸imlerimiz de sonuç vermemis¸tir. Geride bıraktıgˆımız bir yıl içerisinde örgütsel, yapısal ve programsal düzeyde sorunlarımıza dair kendi içerimizde gerçekles¸tirdigˆimiz çalıs¸taylar sonucunda açıgˆa çıkardıgˆımız temel bas¸lıklar (seçim sistemi, karar organlarımız, kadın mücadelesinin kurumsallas¸ması, es¸it temsiliyet ve es¸bas¸kanlık, ortak örgütlenme, esnek ve güvencesiz çalıs¸ma biçimine kars¸ı mücadele, emeklilerin ve üniversite gençligˆinin örgütlenmesi, ihraçlara dönük daha güçlü bir mücadele hattının örülmesi, güvencesizlerin örgütlenmesi, demokrasi mücadelesinin güçlendirilmesi vb.) dostlarımızla pek çok kez bir araya gelinerek paylas¸ılmıs¸ ve bu konularda fikir ve önerileri istenmis¸tir. Amacımız kongreleri temsiliyetlere sıkıs¸tırmadan temel sorunlarımızı tabandan bas¸layarak çok önceden tartıs¸maya açmak, kollektif bir emek ve üretimle kongrelerin önünün açılmasını sagˆlamak idi. Ancak yine üzülerek ifade etmek isteriz ki; her defasında genel geçer sebeplerle bir oyalama yaklas¸ımıyla kars¸ılas¸tık ve ortak tartıs¸ma zeminlerini daha sonra gelis¸en pandeminin de etkisiyle gerçekles¸tiremedik. O dönemde bu tartıs¸malardan ısrarla ve nedenini anlayamadıgˆımız kaygılarla kaçınılmasaydı egˆer, bugün yönetimsel organ ve temsiliyet üzerinden açıgˆa çıkan suni gündemlerle emekçiler mes¸gul edilmez, örgütlerimiz dogˆru bir mücadele pratigˆi içerisine girmis¸ olurlardı.
Özellikle DSD ve Emek Hareketi’nden arkadas¸larımız yas¸anan krizin öznesi olmamasına ragˆmen ısrarla sendikal mücadele anlayıs¸larımızın uzlas¸maz noktada oldugˆunu dile getirip kendilerinin sınıf mücadelesi yürüttüklerini, bizim ise “emek sermaye çelis¸kisini ve emegˆin devrimci rolünü taliles¸tiren, kültür-kimlik politikalarını esas alan, devlet-sivil toplum kars¸ıtlıgˆı ekseninde bir radikal demokrasi projesi tezahürüne dönüs¸müs¸ sendikal anlayıs¸” içinde oldugˆumuzu ifade etmektedirler.
Öncelikle bu açıklamanın amacı genel kurulda yas¸anan krizin ana sebebini izaha yönelik olup sendikal mücadele anlayıs¸ımız, sınıf mücadelesine yaklas¸ımımız daha genis¸ degˆerlendirme konusudur. Kaldı ki, yıllardır aynı düs¸ünce ve pratikle bu arkadas¸larımızla birlikte mücadele yürütmekteyiz. S¸imdiye kadar, hatta EGˆI·TI·M SEN 11. Genel Kurulu’na kadar, daha da ötesi kongrenin iki gün öncesine, yani Pers¸embe gününe kadar sorun olmayıp da bu dönem genel bas¸kanlık düzeyinde bir temsiliyete sıcak bakmadıgˆımızın ifade edilmesi sonrası soruna dönüs¸türülmesini, “uzlas¸maz tutum” olarak degˆerlendirilmesini kamu emekçilerinin, demokratik kamuoyunun, sınıf biles¸enlerinin takdirine bırakıyoruz.
Yine de sendikal mücadele anlayıs¸ımıza dair birkaç söz söylemek gerekirse; Kapitalist sömürü ilis¸kisi; is¸çisi, kamu emekçisi, mevsimlik tarım is¸çisi, kadını, genci, is¸sizi, emeklisi, kısacası toplumun tüm kesimlerini kapsayacak s¸ekilde en kılcal damarlarına kadar nüfuz ediyor. Güvencesizlik sadece is¸, sosyal güvenlik, ücret vb degˆil gelecek ve can güvenligˆi açısından da temel yas¸am biçimi haline getirilmek
istenmektedir. Bir avuç azınlık dıs¸ında kimsenin güvencesi kalmamıs¸tır. Kapitalist sistem en vahs¸i dönemini yas¸ıyor dersek yanılmıs¸ olmayız. Örgütlü tek bir birey dahi bırakmamak dönemin ruhu haline gelmis¸ durumdadır. Böylesi bir sürece sendikaların yüzyıllık yapılarıyla ve daha çok da fordist üretim biçimine göre s¸ekillenmis¸ yapılarıyla cevap olamayacakları açıktır ki zaten olamamaktadırlar. Endüstriyel kapitalizm döneminin çalıs¸ma ilis¸kilerine göre biçimlenmis¸ sendikal yapılar, gerek örgütlenme gerekse de mücadele anlayıs¸ı itibariyle yeni süreci kars¸ılayamamakta ve sermayenin bu saldırı dalgasıyla bas¸ edememektedirler. Bu durum sendikal harekette duraklamaya, daralmaya ve giderek bir krize yol açmaktadır. Bu sendikal anlayıs¸ı as¸an yeni arayıs¸ların tartıs¸ılması gerekmektedir.
Dolaysıyla günümüzde sendikalar salt emekçilerin is¸ yas¸amlarında yas¸adıkları sömürüye kars¸ı mücadeledeki araçları olarak ele alınamaz. Bu dar bakıs¸ın emekçileri sisteme yedekledigˆi biliniyor. Sistemin çizdigˆi çerçevede hareket etmek sendikaları bilinçli ya da bilinçsizce sistemin organları haline getirmektedir. Gerek ülkemizde ve gerekse de dünyada bunun sayısız örnegˆi bulunmaktadır. Bu açıdan sendikaları emegˆin ve toplumun özgürlük ve es¸itlik mücadelesinin önemli bir biles¸eni olarak yeniden ins¸a etmek gerekir. Sendikalar emekçileri devletçi-sınıflı sistemden koparma göreviyle bir mücadele yürütmek zorundadırlar. I·s¸te sınıf mücadelesi tam da budur. Sınıf mücadelesini toplumsal mücadeleden koparan tüm anlayıs¸lar eninde sonunda sistemle uzlas¸ır, uzlas¸maktadırlar. Gerisi laf-ı güzaftır...
Geleneksel sendikal anlayıs¸lar, toplumsal mücadele ile sendikal mücadeleyi bir türlü bütünles¸tirememekte, dar sendikal haklar ve ücret sendikacılıgˆından kurtulamamaktadır. Geleneksel anlayıs¸ın, tüm bu çıkmazlar kars¸ısında on yıllardır denenen mücadele ve örgütlenme modellerini dayatması, klasik sınıf indirgemeci yöntemler dıs¸ında bir hedef koyamaması, aynı zamanda sıgˆınmacı bir kolaycılıgˆı da ifade etmektedir.
Ülkemizde de sendikal kriz yas¸anmakta ve dogˆru tes¸his kadar dogˆru yönelim içine girilememesi nedeniyle kriz her geçen gün biraz daha büyümektedir. Demokratik Emek Platformu olarak en temel çıkıs¸ noktamız, arayıs¸ımız, tartıs¸malarımız, önermelerimiz bu tespitlere dayanmaktadır.
Emek ve toplumsal mücadelenin bütünles¸tirilmesi amacı ve kaygımız ülkemizde çok dogˆal olarak temel sorunların çözümüne dair yaklas¸ımımıza, mücadele çizgimize yansımaktadır. Sendikalar nasıl ki, dogˆanın talan edilmesine, yolsuzlugˆa, cemaat ve tarikat örgütlenmelerine, gericiligˆe, deprem vergilerinin deprem dıs¸ında her s¸eye harcanmasına, kadına yönelik s¸iddet, taciz, tecavüzlere vb sessiz kalamaz ve tavır almak zorunda iseler Kürt sorununun çözümüne, anadilinde egˆitime, fas¸izme kars¸ı demokrasi cephesi gibi birlikte mücadele platformlarında yer almaya da kulaklarını tıkayamaz, isteksiz davranamazlar. Kimi DSD’li arkadas¸lar gibi “anadilde egˆitimi” söylememek için kırk dereden su getirip sonunda da “Türkçe dıs¸ındaki diller” gibi tanımlamalara giris¸emezler, giris¸memelidirler. Siyasal soykırım operasyonlarını “çatıs¸malı sürecin sonuçları” diyerek sıradanlas¸tıramazlar, görmezden gelemezler. Yalnızca bir ilden 30 üyesi gözaltına alınmıs¸ken “sendikal gündemli bas¸ka çalıs¸mamız var” diyerek gönülsüzce ve son gün bir ziyaretle yetinemezler!..
Bu tür örnekler çogˆaltılabilir, ancak bu tartıs¸maların sonu gelmez ve bu tartıs¸maların yeri yetkili organlarımızdır, kurullarımızdır. Bizler en sert tartıs¸malarımızı dahi is¸yerlerinden bas¸layarak Genel kurullarımıza kadar tüm as¸amalardaki organlarımızda ya pmayı, sonrasında ise mücadeleyi büyütmeye hizmet edecek s¸ekilde sonlandırmayı dogˆru bulmaktayız. Bu nedenle as¸agˆıdaki hususlara ilis¸kin yas¸ananları, düs¸üncelerimizi, yaklas¸ımımızı ve tutumumuzu ifade ederek esas olarak on yıllardır olus¸an kültürümüzün, birikimimizin ve hukukumuzun geregˆi olarak krizlerimizi,
sorunlarımızı ve çözümünü de sendikal süreç içerisinde, organlarımızda arayacagˆımızın altını çizmek istiyoruz.
EGˆI·TI·M SEN 11. Genel Kurulu sonrası öne çıkan bazı temel bas¸lıklara ilis¸kin;
1- Bilindigˆi üzere KESK ve bagˆlı sendikalar üç yılda bir genel kurullarını yapmaktadırlar ve son genel kurullar süreci 2017 yılında gerçekles¸tigˆi için 2020 yılında tüzüklerimiz geregˆi genel kurullarımızı yapma zorunlulugˆu bulunmakta idi. Ancak 11 Mart 2020 tarihinde resmi olarak ülkemizde de korona virüsten kaynaklı salgının bas¸ gösterdigˆinin açıklanması, sonrasında ise genelge ile tüm etkinliklerin 31 Temmuz 2020 tarihine kadar ertelendigˆinin duyurulmasıyla tüm kongrelerimiz belirsiz bir tarihe kadar iptal edilmis¸tir. Genelge tarihinin bitimi ve 1 Haziran’da aniden “normalles¸meye” geçilmesiyle birlikte çagˆrımızla tüm sendikalarımızda genel kurulların yapılıp yapılmaması ve tarihlendirme tartıs¸maları bas¸lamıs¸tır. Genelgeye göre 1 ay içerisinde, yani Agˆustos ayı içerisinde bitirilmesi gerektigˆi belirtilmis¸ ise de yogˆun tartıs¸malar sonrasında günümüze kadar sarkan bir takvimlendirme ortaya çıkmıs¸tır. Bizim yaklas¸ımımız kısaca; pandeminin sınıfsal es¸itsizlikleri daha da derinles¸tirdigˆi, is¸sizligˆin, güvencesizligˆin hiç olmadıgˆı kadar yaygınlas¸tıgˆı, sagˆlık alanı bas¸ta olmak üzere emekçilerin özlük hakları kadar sagˆlıklarının da ciddi tehdit altında oldugˆu, pandeminin ne kadar sürecegˆi, sonlanıp sonlanmayacagˆının belli olmadıgˆı, as¸ının ne zaman bulunacagˆının muamma oldugˆu, mevcut haliyle sendikalarımızın ve konfederasyonumuzun oldukça atıl kaldıkları, ciddi bir mücadele programı çıkaramadıkları, alınan kararların ise yeterince hayata geçirilemedigˆi, dolaysıyla yaz aylarının da etkisiyle vaka sayılarının görece azaldıgˆı, dolaysıyla gerekli tedbirleri alarak kongreler sürecini hızla bitirmek gerektigˆi s¸eklindeydi. Kaldı ki siyasal partiler, barolar, odalar, TTB vb. birçok kurum da bu süreçte genel kurullarını yapmakta idi.
Bu çerçevede yapılan görüs¸melerde genel kurulların iki gün s¸eklinde planlanarak bitirilmesi, konus¸maların kısa tutulması, üzerinde genis¸ uzlas¸ma sagˆlanan önergelerin verilmesi ancak temel hususlardaki önergelerin, tüzük degˆis¸ikliklerin önümüzdeki bir yıl içinde yapılacak program ve tüzük kurultayına bırakılması konularında genis¸ bir mutabakat sagˆlandı. Bu mutabakata EGˆI·TI·M SEN 11. Genel Kuruluna iki gün kalana kadar DSD tam anlamıyla katılmıs¸, bu dogˆrultuda hareket etmis¸tir. DSD grubunun açıklamalarında geri çekilmelerinin ana gerekçelerinden biri yaptıgˆı pandemi nedeniyle genel kurulun ertelenmesi önerilerinin kabul edilmemesi gerekçesi dogˆru degˆildir, pandemi nedeniyle haklı kaygısı olanların duygularına hitap ederek gerçekleri ört bas etmedir. DSD’li arkadas¸lar genel bas¸kanlık dıs¸ında hiçbir yönetim formülasyonunda yer alamayacaklarını belirterek görüs¸meleri terk etmelerinden hemen sonra s¸ubeleri, arkadas¸larını arayarak pandemi nedeniyle genel kurulun ertelenmesi baskısı olus¸turmaya çalıs¸mıs¸lardır. Uzun uzun açıklamalarda bulunmak yerine sadece s¸unu sormak isteriz: geride bırakılan 9 sendika genel kurulunda pandemi yok muydu, vaka sayıları daha az mıydı, koronavirüs salgını sadece EGˆI·TI·M SEN genel kurulunda mı tehlikeli hale geldi? Arkadas¸larımızı samimiyete davet etmeye hakkımız oldugˆunu düs¸ünüyoruz. Çünkü digˆer 9 genel kurulda da tüm süreci birlikte tartıs¸ıp, delegelerimizin sagˆlıgˆını korumak için hangi tedbirlerin alınması gerektigˆine dair en ince ayrıntısına kadar konus¸up ardından süreci birlikte örgütlerken akıllarına pandemi gelmeyip de EGˆI·TI·M SEN’de gelmis¸ olmasının bir kars¸ılıgˆı yoktur. Arkadas¸larımızın artık bu gerekçeye sıgˆınmaktan vazgeçmesini temenni ediyor, gerçekle yüzles¸meye davet ediyoruz. Biliyor ve eminiz ki, genel bas¸kanlık talepleri kars¸ılık bulsaydı bugün ne bu kriz yas¸anacak, ne pandemi akla gelecekti!
2- DSD açıklamasında “Sendika yönetimlerinde bulundugˆumuz her dönemde oldugˆu gibi, geçtigˆimiz 3,5 yıllık dönemde de, Egˆitim Sen’de bu anlayıs¸ dogˆrultusunda mücadele ettik. Kapitalist sömürü düzenine kars¸ı haklarımızı, neoliberal yagˆmaya kars¸ı kamunun çıkarlarını, gerici karanlıgˆa kars¸ı aydınlanma degˆerlerini, dinsel dayatmalara kars¸ı laikligˆi savunan sınıf temelli bir anlayıs¸ı egemen kıldık. Gerek üyelerimiz, gerek emekçiler, gerekse toplumun genis¸ kesimleri arasında büyük destek bulan, Egˆitim Sen’i yeniden bir umut haline getiren bu anlayıs¸, anlas¸ılan o ki, Demokratik Emek Platformu’nu rahatsız etmis¸tir.” Demektedir. Degˆerlendirmedeki tutarsızlık hemen göze çarpmaktadır. Sendikal anlayıs¸larını hakim kılmıs¸larsa o halde bizi niye “kendi görüs¸lerini hakim kılmakla” suçluyorlar? EGˆI·TI·M SEN’de bu mücadele anlayıs¸ı hâkim kılınmıs¸sa sadece iki kis¸inin çabası ile mi hayata geçirilmis¸tir? Laiklik, kamuculuk eksenindeki mücadele anlayıs¸ına denk düs¸en eylem ve etkinliklere digˆer MYK üyelerinden herhangi bir s¸erh düs¸ülmüs¸ müdür?
Elbette öyle bir durum yoktur. Yaklas¸ım ahlaki olarak da sıkıntılıdır. 3 yıl boyunca yapılan faaliyetlerin, gösterilen çabaların olumlu yanlarını kendilerine mal etmek ama genel kurulda aklanmayı, olası eles¸tirileri beklemeden çekip gitmenin hiçbir izahı yoktur. Bırakalım yoldas¸lık hukukunda, sıradan bir arkadas¸lıkta dahi böylesi bir tutumun kars¸ılıgˆı yoktur, bu hususta bizden bir anlayıs¸ da beklenmemelidir.
Elbette bu arkadas¸larımızın mücadele anlayıs¸ına yönelik eles¸tirilerimiz olmus¸tur. Kaldı ki, kendilerinin de mücadele çizgimize yönelik defalarca eles¸tirileri olmus¸, kimi zaman gerginliklere, ufak krizlere kadar da varmıs¸tır. Ancak bu tür eles¸tirilerden kaynaklı olarak hiçbir zaman “biz çekiliyoruz” demedik, demeyiz.
Ülkemizde gericilik vardır, laiklik kars¸ıtı faaliyetler hız kazanmıs¸tır. Toplumsal ilis¸kiler bu çerçevede s¸ekillendirilmek istenmektedir. Diyanet I·s¸leri Bas¸kanlıgˆı üzerinden kamusal hizmetlere müdahale edilmekte, fetvalarla toplumsal ilis¸kilerde yeni normlar olus¸turulmak istenmektedir. Hakeza özelles¸tirmelerle, kamu hizmetlerinin piyasaya açılmasıyla sosyal devlet ortadan kaldırılmakta, kaynaklar silahlanmaya ayrılmakta, merkezi otorite daha da katı hale getirilmekte, yerel demokrasiye dair kırıntılar da ortadan kaldırılmakta, kamu kaynakları talan edilmektedir. Sendikalarımız, konfederasyonumuz bu konularda ciddi bir mücadele yürütmektedir ve yürütmelidir.
Ancak nasıl bir laiklik, nasıl bir kamuculuk, “aydınlanma degˆerleri” ile resmi ideoloji ilis¸kisi ve daha bazı hususlarda elbette farklı bakıs¸ açılarımız vardır. Bu hususlar bu yazının kapsamını fersah fersah as¸acak niteliktedir. “Nasıl bir laiklik, nasıl bir kamusallık ve nasıl bir bilimsellik” bas¸lıkları da dahil olmak üzere temel gündemlere dair dönem dönem dostlarımızla birlikte tartıs¸mak istedigˆimizde ise çok olumlu yanıtlar alamadıgˆımız en bas¸ta bu arkadas¸larımız bilmektedirler. Bugün otoriter rejimin toplumsal denetimi arttırmak için türlü bahaneler ürettigˆi (pandemiyle ayyuka çıktıgˆı üzere) kadın bedeni ve emegˆi üzerindeki sermaye ve devlet tahakkümünün giderek arttıgˆı bir süreçte kamusallıgˆın özellikle de kadınlar açısından daha da kritik hale geldigˆi ortadadır. Yine inanç özgürlügˆü temelinde yaklas¸tıgˆımız laikligˆe dair sahada birlikte mücadele ettigˆimiz yoldas¸larımızla kavramsal düzeyde birlikte tartıs¸ma ihtiyacımızın tarafımızca dönem dönem belirtilmesinin (birbirimizi daha iyi anlamak niyetiyle oldugˆu açık olmasına ragˆmen) eles¸tirilerimizin bugün manipüle edilerek sanki EGˆI·TI·M SEN genel kurul sürecinin tıkanmasına neden olan temel meseleymis¸ gibi sunulması çok açık bir s¸ekilde DSD'nin genel kurul biles¸enine yönelik sorumsuzca bir tutumudur. Yaklas¸ım farklılıklarımızı laiklik kars¸ıtıymıs¸ız gibi sunmak asgari mücadele hukukunu dahi zedeler niteliktedir. I·deolojik bakıs¸
farklılıklarının tartıs¸ma zeminleri bellidir ve bundan sonra da bu zeminlerde görüs¸lerimizi, düs¸üncelerimizi ifade etmeye devam edecegˆiz.
Arkadas¸larımıza eles¸tirimiz niçin laiklik ve kamuculuk üzerinden bir mücadelenin tarif edildigˆine dair degˆil, bütünlüklü bir mücadelenin yürütülmedigˆine dairdir. Toplumsal sorunlarda sadece bir alanı görüp digˆer sorun alanlarına kulaklarınızı ve gözlerinizi kaparsanız orada bir sıkıntı vardır. Bunu dile getirdik, eles¸tirdik. Bu eles¸tirilerimizden dolayı EGˆI·TI·M SEN genel kuruluna kadar da “çekilebiliriz”in iması dahi yapılmadı. Çok samimi olarak belirtmek isteriz ki, laiklik ve kamuculugˆun çekilmeye gerekçe yapıldıgˆını ilk kez genel kurulun birinci günü, yani cumartesi günü duyduk! Demek ki, arkadas¸larımız sadece EGˆI·TI·M SEN’de böyle bir anlayıs¸la mücadele ediyorlarmıs¸, digˆer sendikalarda böylesi bir gündemleri yokmus¸! Bunu da bu vesileyle ögˆrenmis¸ olduk!
DSD açıklamasında, kendi yaklas¸ımlarını kast ederek “Gerek üyelerimiz, gerek emekçiler, gerekse toplumun genis¸ kesimleri arasında büyük destek bulan, Egˆitim Sen’i yeniden bir umut haline getiren bu anlayıs¸, anlas¸ılan o ki, Demokratik Emek Platformu’nu rahatsız etmis¸tir.” Demektedirler. Birincisi, EGˆI·TI·M SEN ve digˆer sendikalarımız geçmis¸ten bugüne kamu emekçilerinin umudu ve biricik gerçek temsilcisidir ve olmaya devam edecektir. Bunda is¸yerinde bildiri dagˆıtan üyemizden tutalım, s¸ube yöneticilerimize ve her anlayıs¸tan MYK üyesine kadar herkesin emegˆi, katkısı vardır. Madalyonun ikinci yüzüne gelince; EGˆI·TI·M SEN’in son üç yılda üye sayısı 100 binlerden 70 binlere düs¸müs¸tür. Bu sonucun içs¸el ve dıs¸sal pek çok sebebi oldugˆu gibi söz konusu nicel küçülmenin sorumlulugˆu da bas¸ta biz olmak üzere hepimizindir!
Özcesi, digˆer kongrelerde ayrıs¸ma gerekçesi yapılmayan ve ortak bir liste ile gidilen kongre sonuçları ortada iken yas¸anan krizin asıl gerekçesinin Genel Bas¸kanlık ısrarından/dayatmasından kaynaklandıgˆı açıktır.
3- Genel Kurul sonrası tartıs¸ma bas¸lıklarından biri de nispi temsil sistemine ilis¸kindir.
Özellikle Emek Hareketi bu konuda eles¸tirilerde bulunarak cumartesi aks¸amı ilkin yönetime ve üst kurula isim vererek ardından gecenin ilerleyen saatlerinde divan bas¸kanlıgˆını arayarak seçimden çekilmesinin ana gerekçesi olarak sunmaktadır. Demokratik Emek Platformu olarak geçmis¸ten bu yana nispi temsil sistemini mevcut durumda demokratik temsiliyeti ortaya çıkarmaya en yakın seçim yöntemi olarak görmekle beraber tabanın söz ve karar gücü haline gelmesi için sihirli degˆnek olarak görmemekteyiz. Bu nedenle Genel Meclis, çalıs¸ma birimleri, kadın meclisleri gibi meclis tarzında örgütlenme modelinin demokratik temsiliyetin açıgˆa çıkarılmasında daha da önemli oldugˆunu düs¸ünmekteyiz. Ne yazık ki, genel kurullarımızda bu yönde bir kararlas¸ma çıktıgˆı halde Emek Hareketi altı yıldır KESK Genel Meclisinde, çalıs¸ma birimlerinde ve kadın meclisinde yer almamıs¸, önümüzdeki dönemde de yer almayacagˆını ifade etmis¸tir. Bunun Genel Kurul kararlarını, dolaysıyla ortak irade hukukunu hiçe sayma anlamına geldigˆini söylemeye bile gerek yoktur sanırız. “Karar da olsa biz dogˆru bulmuyoruz, dolaysıyla hayata geçirmeyecegˆiz” denilir ve 6 koca yıl bu noktada ısrarcı olunursa, bu kurullarda alınan kararları yerellerde uygulamada da gönülsüz davranılırsa elbette kollektif irade as¸ınacak, adeta koalisyon görüntüsü ortaya çıkacaktır. Emek Hareketi önümüzdeki dönemde de tavrında bir degˆis¸iklik olmadıgˆını, “organlara ihraç üyeler aday olursa oy vermeyiz ama sizinle aynı yönetimlerde de yer alabiliriz” demis¸tir. Sınıf mücadelesi yürüttügˆünü belirten ve bu konuda kendisi dıs¸ında hiçbir anlayıs¸ın mücadele çizgisini dogˆru bulmayan bu arkadas¸larımızın sendikal mücadele yürüttügˆü için ihraç edilen 4285 üyesinin seçilme hakkını yok sayması, kusura bakmasınlar ama devletin ihraçlar politikası kars¸ısında uzlas¸macı bir yaklas¸ıma denk düs¸mektedir. Kendileriyle defalarca görüs¸ülmesine ragˆmen tutumlarında bir degˆis¸iklik olmadıgˆı gibi kürsülerde bu tutumlarını savunamadıklarından konuyu es geçmis¸lerdir.
Emek Hareketi’ndeki arkadas¸larımız; kendi içine kapanan, geriye çeken, statükoda direnen, birikim rejimindeki degˆis¸iklikleri görüp buna uygun bir yapılanma tartıs¸masından kaçan, sorunu sadece nisbî temsile bagˆlayan bir tutumun içerisine girmis¸lerdir. Kongrelerin yapılıp yapılmaması konusunda net bir görüs¸ün sahibi olamamıs¸lardır. I·s¸ kollarından bas¸layarak komisyonların olus¸ması, çalıs¸anların sorunlarını kongre gündemine tas¸ıması önerilerimize kars¸ılık, daha çok bunu tartıs¸tıran bir tutumun içerisine girmis¸lerdir. Genel Meclis, Es¸ Bas¸kanlık gibi sendikal yapısal organlara yönelik eles¸tiri yapmalarına, altı yıldır bu organlara katılmamalarına ragˆmen SES is¸ kolunda birkaç hafta önce gerçekles¸en genel kurul sonrası görev dagˆılımında es¸ bas¸kanlık temsiliyeti istemis¸lerdir! Bu tutarsızlıgˆa ragˆmen es¸bas¸kanlıkta geldikleri noktayı olumlu buluyoruz. EGˆI·TI·M-SEN genel kurulu öncesi Emek Hareketi yönetimde yer almak istegˆini ifade etmis¸tir. Ancak bununla beraber nisbi temsil konusunu da gündeme getireceklerini ifade etmis¸lerdir. Oysa temel degˆis¸ikliklerde genis¸ mutabakatın esas alınacagˆı, temel tüzük degˆis¸ikligˆi önergelerinin bir yıl içinde yapılacak tüzük ve program kurultayına bırakıldıgˆını bilmekte idiler. Yıllardır kars¸ı çıktıkları nispi temsili bu dönem grupsal ihtiyaca göre savunmaları durus¸ları açısından s¸as¸ılacak bir s¸ey olmasa da, tüzük ve program kurultayına bırakılması kararımızı eles¸tirmeleri yerinde bir eles¸tiri olmamıs¸tır. Bizim nispi temsili savunmamızda bir degˆis¸iklik yoktur ve kurultayda temel gündemlerden biri olacaktır. Öte yandan Emek Hareketinin kongre divanına sunulan çars¸af listeye isim bildirmis¸ olmasına ragˆmen, gece saat on ikide listeden çekilmesinin emek ve demokrasi mücadelesine katkı sunmadıgˆını yoldas¸lıgˆın geregˆi olarak ifade etmek isteriz.
4- I·hraç olup buna kars¸ı aldıkları kendi grup kararlarının bütün bir KESK’e dayatılmasının kabul edilmemesi sonrasında bir yılı as¸kın süre konfederasyon binamızın is¸gal edilmesi, Konfederasyon ve bazı sendika yöneticilerinin afis¸e edilerek hakaret ve tehdit edilmesi gibi açık tüzüksel ve ortak hukuka yönelik suçlar kars¸ısında digˆer tüm diyalog, sorunu çözme giris¸imleri tükenince hemen tüm siyasal anlayıs¸lar disiplin kurullarının is¸letilmesi gerektigˆine dair bir mutabakat olus¸tugˆu hatırlanacaktır. Yine yönetim biles¸eni siyasal anlayıs¸lar disiplin kurullarında ne karar çıkarsa arkasında durulması konusunda da hem fikir olmus¸lardır. Disiplin kurullarında gerçekles¸en suç fiilleri nedeniyle ihraç edilmeleri kararı çıkmıs¸tı. Tüzüklerimiz geregˆi bunun resmiyet kazanması için genel kurula sunulması gerekmektedir. Dolaysıyla ilki BES kongresinde disiplin kurulunun ihraç kararı onaya sunulmus¸ ve kabul edilmis¸tir. Hemen öncesinde sosyal medya üzerinden ve imzaya açılmıs¸ kimi deklarasyonlarla ihraç kararının yok sayılması yönünde görüs¸ler ifade edilmekteydi. Bunu dile getiren arkadas¸lar ve çevreler çok yerinde olarak yapılanlara odaklanmayıp daha çok adı geçenlerin cezaevinde olmalarını, dolaysıyla bu ortamda ihraçlarının s¸ık ve dogˆru olmayacagˆını ifade etmis¸lerdir. Demokratik Emek Platformu olarak konu sık sık gündemimize gelmis¸, bir formül bulunmaya çalıs¸ılmıs¸tır. Bu arayıs¸ımız EGˆI·TI·M SEN genel kurulu sürecinde yogˆunlas¸mıs¸, ancak anlayıs¸lar açısından genel bir mutabakat sagˆlanamamıs¸tır. Özellikle KESK’I· is¸gal edip yürütmedeki emekçileri fas¸izme hedef gösteren pratigˆin sahibi olan KHK’li siyasal anlayıs¸ın salonda dagˆıttıgˆı bildiri sorunun çözümünü zorlas¸tırmıs¸, diyalog giris¸imlerinin önüne geçmis¸tir. Kamuoyunda gelis¸en tepki sonrasında DSD’nin ortaya çıkan sonuçtan kendini sıyırmaya çalıs¸masının küçük burjuva kurnazlıgˆına denk düs¸tügˆünü özellikle belirtmek isteriz. Disiplin Kurulu bas¸kanlıgˆını yapan
anlayıs¸ın “belli bir siyasal grubun disiplin kurulu eliyle tasfiyesinin zemini haline getirilmesi de, mücadele gelenegˆimize uygun düs¸memektedir” demesinin bas¸ka bir izahı olamaz.
Sonuç olarak; EGˆI·TI·M SEN 11. Genel Kurulunda açıgˆa çıkan ve yas¸anan pratigˆe dair degˆerlendirme ve eles¸tirilerimiz olmakla birlikte Demokratik Emek Platformu olarak, sorundan ve yas¸anan sorunun yükledigˆi sorumluluktan sıyrılma, kaçma gibi bir yaklas¸ım içinde olmadıgˆımızı ve olmayacagˆımızı belirtmek istiyoruz. Çözüm odaklı tüm çabalarımıza ragˆmen EGˆI·TI·M SEN Genel Kurul sonucunda ortaya çıkan tablo bizim için bir yogˆunlas¸ma konusudur.
Yas¸anan sürece dair bize yönelik gelen, gelebilecek asılsız suçlamalar ya da ayıbını kendilerine bıraktıgˆımız, süreci “Game Of Thrones” gibi bir benzetmelerle tarif etme dıs¸ındaki tüm eles¸tirilere, degˆerlendirmelere degˆer veriyor, anlam biçiyoruz. Hiçbirimizin kolaycılıgˆa kaçma, çekilme, altı bos¸altma, güçten düs¸ürme, mes¸ruiyet tartıs¸ması açma, yandas¸ sendikaları sevindirme hakkı ve lüksü yoktur, olamaz.
Bununla birlikte 11. Genel Kurulun mes¸ru iradesiyle seçilen yeni yönetimi tebrik ediyor, bu zorlu dönemde kendilerine bas¸arılar diliyoruz. Üç yıl boyunca görev yürütecek olan bu arkadas¸lara her as¸amada güç ve destek vermenin, fas¸izme, gericiligˆe kars¸ı emek, demokrasi ve kadın özgürlük mücadelesini büyütmenin hepimizin tarihsel ve toplumsal sorumlulugˆu oldugˆunun altını çizmek istiyoruz.
Gerek pandemi ve gerekse de kapitalist sistemin saldırıları artarak devam ediyor. Bu yönelim KESK’in kurucu fikri olan kollektif irade, ortak akıl, birlikte mücadele ve es¸itler arası hukukla bos¸a çıkarılacaktır. Bu tür krizleri birbirimizi güçten düs¸ürerek, hedef göstererek degˆil anlayarak, tartıs¸arak, samimiyetle, çabayla as¸acagˆımıza inanıyoruz.
YAS¸ASIN EGˆI·TI·M SEN YAS¸ASIN KESK
DEMOKRATI·K EMEK PLATFORMU