KADIN ERKEK İLİŞKİLERİ ÜZERİNE BİR KAÇ SATIR
KADIN ERKEK İLİŞKİLERİ ÜZERİNE BİR KAÇ SATIR

KADIN ERKEK İLİŞKİLERİ ÜZERİNE BİR KAÇ SATIR
Evrenin dinamiği karşıt kutuplar üzerine kuruludur. Karşıt kutupların birbiriyle etkileşimi sayesinde oluşum gerçekleşir.
Ölüm- doğum
Gece – gündüz
Acı – tatlı
Yer – gök
Kadın –erkek
Zıtlıkların çatışmasıyla yaşam döngüsü başlar ve zıt kutuplar birbirinden ayrılmayarak bütünü oluşturur.
Evren kendi içinde harika bir döngüde ahenkle akarken insanlar bu döngüyü bozmaya başladı. İnsan ilişkileri; dinlere, doğaya ve yaşama isyankâr davranışlar içine girdi.
Evler ve istekler büyüdü fakat aileler küçüldü. Teknoloji arttı ama vicdan yok oldu. Uzaya gider olduk, komşuluğu unuttuk. İletişim araçları çoğaldı, muhabbetler azaldı. Çünkü insanlar bizliği birliği unuttu, ben oldu.
İnsan, tüm yaşamın yalnızca kendisine hizmet etmesini istedi.
Bu bencilliğin en büyük yansımasını ikili ilişkilerde görmeye başladık. Yıllarca kadın çalışmaları yapmış ve onlarca kitap yazmış biri olarak öyle hayat hikâyeleri gördüm ki hepsini yazmaya ömrüm yetmez.
Muhafazakâr olduğunu her fırsatta dile getiren canım ülkemin yalancı dindarlarıyla ilgili bir olay var ki birkaç kez daha karşıma çıkınca, hadi bunu da yazayım da şu ikiyüzlülüğü dile getireyim dedim.
Çocuklarını tek başına büyütme mücadelesi veren bekâr bir arkadaşım evlenme teklifi alınca beni aradı ve müjde deyip evlilik teklifi aldığını söyledi. Ben de, “yarını bekle hala aynı karardaysa o zaman kabul edebilirsin,” dedim. Nedenini ısrarla sorunca da yarın anlatırım deyip kapattım.
Ertesi gün arkadaşım arayıp, evlilik teklifinin geçersiz olduğunu iletti. Karşı taraf, bütün gece düşünmüş ve çocuklu dul bir kadınla evlenirse elalem ne der düşüncesiyle vazgeçmiş. Cesaret edememiş.
Ülkemin korkak dindarlarının dinleri de imanları da gösteriş üzerine olduğundan gencecik bir kadının kendini kusurlu hissetmesine sebep olmuş bir sahte Müslüman daha…
Allah’ın izni olmadan yaprağın dahi yere düşmeyeceğine inananların, boşanmaların da kader olduğunu görmezden gelmeleri çok enteresan ve kusuru da kadına yüklemeleri çok daha enteresan…
Erkek istediği ile eğlenir, torunu yaşındakilerle dahi oynaşır ve evlenir ama boşanmış çocuklu kadını kim alsın, mantığı hâkim olmuş elhamdülillah Müslümanım’cılara…
Şimdi okuyanlar hemen yargılayacak beni, nasıl sahte Müslüman derim diye, kulu Allah bilir yalnızca, deyip uzun bir içi boş nutuk çekecekler.
Ben şimdi açıklayayım neden sahtekâr Müslüman olduklarını;
M.S. 595 yılında Arabistan gibi ilkelliğin dibinde olan bir ülkede 25 yaşındaki genç erkek, kendinden 15 yaş büyük dul ve çocuklu bir kadın ile evlenme cesaretini göstermiş.
O kişi, Müslüman âleminin peygamberidir. Peygamber efendimizin yaşam tarzı, yaptıkları ve söyledikleri ona inanlar için sünnet olmuşken günümüzde Müslüman olduklarını söyleyip insanları yargılayanlar nedense işlerine gelmediği için bazı sünnetleri görmezden gelir.
Elalem ne dermiş, çocuklu kadınla evlenmektense bekâr birini bulup evlenirmiş ve bunlar da Müslümanmış.
Benim nazarımda değil!!!
Öyle sadece namaz kılarak, oruç tutarak Müslüman olunmaz.
Hiçbir insana faydan dokunmasın, sünnetleri de işine gelmediği için uygulamayıp insanları küçümse, etrafındakilere destek olma, bir fakire el uzatma, darda kalmış bir kişiye yardım etme, kurbanını kes ama sadece eşinle akrabanla otur ye, kul hakkına gir ama namaz kılıp oruç tutunca tüm günahlarından kurtul!
Hadi oradan!
Kim sizleri buna inandırdıysa yanlış söylemiş.
Hiçbir din ve öğreti, sadece kendine faydayı inanç olarak kabul etmez. Bizliğe, birliğe hizmet edenlerin cennete gideceğini veya ödüllendirileceğini söyler.
Gece gündüz, sadece kendi affı için namaza duran inançlı değil, bencil ve yalnızca kendi kurtuluşunu düşünendir.
İnsanlara fayda sağlayan ve bütüne hizmet edenler, gerçek inananlardır.
Öyle kolayına gelen sünnet ve farzları yap ama işine gelmeyenleri yapma, kimseye fayda sağlama, sonra ortalıkta insanım veya Müslümanım diye dolaş…
Bu düşüncede olanlar devam etsin, diğer tarafa geçtiğinizde karşılaşacağınız muameleyi görünce yaşayacağınız popo korkusuyla inşallah Semra yazmıştı, der beni hatırlarsınız…
DİNİ TİLKİDEN ÖĞRENEN, TAVUK ÇALMAYI SEVAP ZANNEDER.
Kimden neyi öğrendiniz ve öğrendiğiniz bilgilerin ne kadarı doğru, hayat boyu sorgulayın!!!
Yolu soranlar bulacak, sormayanlar kaybolacak…
Ha bu arada akıl vermiyorum, yaratılıştan, mitolojiden günümüze dek geçerli olan temel öğretilerin ortak dilini anlatıyorum.
Soruyorum sorguluyorum, ilahi düzenin bumerang gibi hızla geri dönen karma sistemini biliyorum.
Müslüman rollerinizle kendinizi kandırırsınız beni değil, Yüce Yaratıcıyı ise hiç kandıramazsınız. O, şekillerinize artistik gösterişlerinize bakmaz, yüreğe bakar.
O yüzden dini tilkilerden öğrenip tavuk çalmayı sevap zannetmeyin…
İnsan olmanın erdemlerini öğrenin…
Semra KOSOVALI
Yazdı
Temmuz 2021