İsa Eşme Yazdı: ÖSYM'de Neler Oluyor?
31 Temmuz 2022’de yapılan KPSS sorularının dışarıya sızdırılması üzerine ÖSYM Başkanı’nın görevden alınması ile başlayan gelişmeler, 50 ayrı tür sınav yaparak her yıl 10 milyon adaya sınav uygulayan, yarım asra yakın geçmişi olan ÖSYM’yi gündemin ilk sıralarına yerleştirdi.

ÖSYM’DE NELER OLUYOR?
31 Temmuz 2022’de yapılan KPSS sorularının dışarıya sızdırılması üzerine ÖSYM Başkanı’nın görevden alınması ile başlayan gelişmeler, 50 ayrı tür sınav yaparak her yıl 10 milyon adaya sınav uygulayan, yarım asra yakın geçmişi olan ÖSYM’yi gündemin ilk sıralarına yerleştirdi. İki binli yıllara kadar Türkiye’nin en güvenilir kurumlar sıralamasında başlarda yer alan, adı “güven” sözcüğü ile özdeşleşen ÖSYM nasıl oldu da bugünkü acınası durumuna düştü? Bu soruya gerçekçi bir cevap verebilmek ve kurumun nereden nereye, nasıl geldiğini görebilmek için 50 yıla yaklaşan geçmişine göz atmak gerekir.
1964 yılından itibaren büyük üniversitelerin sorumluluğunda yürütülen üniversiteye giriş sınavlarını düzenlemek üzere, Hacettepe Üniversitesi rektörü İhsan Doğramacı’nın öncülüğü ile 1974 yılında o zamanki adıyla “Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÜSYM) kuruldu. Kurucu başkanlığa getirilen Prof. Altan Günalp bir taraftan kurumun örgütsel yapısının temellerini oluştururken bir taraftan da kuruma nitelikli elemanlar alarak uyumlu bir çalışma grubu oluşturdu. Günalp sonrasında hizmet bayrağını devralacak olan öğretmen kökenli akademisyen Prof. Fethi Toker ve bu ekolün son temsilci olarak ÖSYM Başkanı olarak görev yapacak olan Prof. Ünal Yarımağan bu çalışma grubunda yer alıyordu. 1981’de YÖK’ün kuruluşuyla adı “Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)” olarak değiştirilen kurum 12 Eylül askeri yönetiminde, ilkelerinden ödün vermeden görevini sürdürdü.
ÖSYM Başkanlığını aralıksız 14 yıl sürdüren Günalp’in 1988’de vefatı sonrasında yerine, kurumun mutfağında yetişen Fethi Toker getirildi. Toker 2003 yılına kadar süren hizmet döneminde Altan Günalp’in yerleştirdiği ilkeler ışığında kurumun gelişmesinde etkili rol üstlendi.
ÖSYM, kuruluşundan itibaren geçen sürede toplumda kazandığı güven nedeniyle, sayısı ve alanı her geçen yıl artan farklı sınavları da üstlenen kurum haline geldi. Fethi Toker, 2003 yılında emeklilik nedeniyle görevden ayrıldığında her yıl 14 ayrı sınav türü ve üç milyonu bulan adaya sınav yapabilen bir kurum haline gelmişti. 2004’de başkanlığa getirilen Ünal Yarımağan o dönem üniversitelere henüz el atamayan siyasi iktidarın çıkardığı zorluklara rağmen, ÖSYM’yi büyük hasar almadan ayakta tutma başarısını gösterdi.
ÖSYM’de ilk sorunlar başlıyor
ÖSYM kuruluşundan itibaren, eleman seçmede ayrıcalık tanınan kurumdu. Kendi elemanını kendi seçtiğinden liyakat sorunu yaşanmıyor, kurum büyüyen iş yüküne rağmen nitelikli elemanların uyumlu çalışmasıyla üstlendiği ağır yükü sorunsuzca taşıyordu. Doğramacı’nın YÖK Başkanlığı sonrasında ÖSYM’ye tanınan bu ayrıcalığın kaldırılmasıyla alınan elemanlarda sorunlar yaşanmaya başlandı. Personel alımındaki bu değişiklik malum cemaat için bir fırsat olarak değerlendirilmiş, kendileri için kapalı kutu olan bu kuruma sızma imkânı doğmuştu. Nihayet bunun ilk sonucu 2009’da yaşandı. 13 Eylül 2009’da yapılan Polis Akademisi Meslek Yüksekokulları giriş sınavında 120 sorudan 88’inin sızdığının anlaşılması üzerine sınav iptal edildi. Bu gelişme, ÖSYM tarihinde bir dönüm noktasıydı. İkinci gelişme, 11 Temmuz 2010’da yapılan KPSS’de yaşandı. Bazı soruların “ortam dinlemesiyle” sızdırıldığı anlaşıldığından sınav iptal edildi. Bunun üzerine yapılan soruşturmada bazı üst düzey yöneticiler görevden alındı. Görevden alınanlar gerçekten olanlardan sorumlu muydu, yoksa bu operasyon, kurumun üst karar organlarına cemaatin adamlarını yerleştirme adımlarının bir aşaması mıydı? Başkan Yarımağan’a göre soruşturma tamamlanmadan, güvendiği bu elemanların görevden alınması doğru değildi. Onların yerine kimler nasıl seçilecekti? Gelenlere nasıl güvenecekti. Bu kaygılarını dönemin YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’a iletti. Sonuç alamayınca 21 Eylül 2010’da istifa etti. Onun bu istifası, kurumda 1974’te başlayan Altan Günalp ekolünün de sonuydu.
Peki, ÖSYM’nin 40 yıla yaklaşan geçmişinde yaşanmayan bu olayların kaynağı neydi, sorular nasıl sızdırılmıştı? Asıl suçlular kimlerdi? O dönemde örtbas edilen bu soruların cevabı, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yapılan soruşturmalarda ortaya çıkacaktı.
ÖSYM’deki asıl dramatik gelişmeler, Altan Günalp ekolünün son temsilcisi Ünal Yarımağan sonrasında yaşanacaktı. Yarımağan’ın istifasından bir gün sonra ÖSYM Başkanlığına, bu alanda hiç deneyimi olmayan Prof. Ali Demir atandı. 2016 sonrasında hakkında, “FETÖ üyeliği ve zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma suçlarından” 18 yıl hapis istemiyle dava açılacak olan Ali Demir göreve başlar başlamaz, “görevde yükselme sınavına tabi tutulmaksızın, bir geceliğine ‘Başkanlık Müşaviri’ olarak atandı.”[1] Böylece Cemaat, Ünal Yarımağan’ın görevden ayrılmasıyla birlikte artık kurumun en kritik noktalarını ele geçirmişti.
Ali Demir’in dört yıllık dönemi dört ayrı skandalla gündeme geldi:
· 27 Mart 2011’de yapılan YGS’de şifreli soru skandalı yaşandı.
· 2011’de yapılan tıp doktorluğu denklik sınavında 100 sorudan 75’inin daha önceki sınavlardaki sorulmuş olması nedeniyle sınav iptal edildi.
· 2012 KPSS’de ikinci oturum devam ederken soruların internete sızdığı tespit edildi, konu yargıya taşındı.
· 6 Mayıs 2012’de yapılan Adli Yargı Hâkim ve Savcı adayları sınavında soruların dışarıya sızması üzerine sınav iptal edildi.
ÖSYM, ilk çeyrek asırlık geçmişinde güven sarsıcı hiçbir olaya meydan vermezken dört yıllık Ali Demir döneminde dört ayrı skandal yaşayarak kendine olan güveni büyük ölçüde kaybetmişti. BU, Ali Demir ile başlayan kadrolaşmanın beklenen bir sonucuydu.
Soruların nasıl, kimler tarafından sızdırıldığı 15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişimi sonrasında kamuoyuna açıklanacak, baş sorumlu olarak Ali Demir gösterilecekti.
ÖSYM 15 Temmuz sonrasında temizlenebildi mi?
15 Temmuz sonrasında başlatılan FETÖ ile mücadele kapsamında ÖSYM ne kadar temizlenebildi bunu bilmiyoruz.
Ali Demir ve sonraki dönemlerde ÖSYM’de olup bitenler, ÖSYM bünyesinde 2019 yılında hazırlanan ve Devlet Denetleme Kuruluna (DDK) sunulan raporda şu ifadelerle ortaya konulmaktadır:
· “Ali Demir yönetimince kritik görevlere atananlar 2015 yılında, sonraki ÖSYM Başkanı Ömer Demir döneminde, görevlerinden alınmış, ancak Ömer Demir sonrasında göreve gelen Halis Aygün yönetiminde, bu kişiler yeniden aktif rol üstlenmişlerdir.”
· “ÖSYM sınavlarında geçmişte yaşanan ve halen aydınlatılamayan soru hırsızlıklarının yeniden baş göstermemesi için, 15 Temmuz FETÖ/PYD darbe girişimden sonra, henüz tehdit ortadan kalkmamış iken sınav kurallarının ve soru hazırlama birimlerinde yapılan görevlendirmelerde liyakat ve güvenlik kriterlerinin göz ardı edilmeye başlaması, sahada sınav koordinatörlerinin güvenlik yerine partizanlık ve ideolojik esaslara göre seçilmeye çalışılması, güvenlik açısından tehdit oluşturmaktadır.”[2]
Peki, bu rapor, kurum tarafından dikkate alınmış DDK tarafından bir soruşturma yapılmış mıydı? Yapılan tek işlem, raporu hazırlayanların kurumdan uzaklaştırılması olmuştur.[3]
… Ve son skandal!
ÖSYM’de yaşanan son skandal, 31 Temmuz 2022’de yapılan KPSS’de yaşandı. Bazı soruların bir yayınevinin kitapçığında sınavdan çok önce yayımlandığı belgeleriyle kanıtlandı. 2010’da Ali Demir döneminde yaşananlara kayıtsız kalan siyasi irade bu kez gecikmeden olaya el koydu. Devlet Denetleme Kurulu tarafından soruşturma başlatıldı, sonuç beklenmeden ÖSYM Başkanı Halis Aygün 3 Ağustos 2022’de bir gece yarısı kararnamesiyle görevinden alındı, Hemen ardından kuruma yeni bir başkan atandı, aynı gün yerinde bir kararla KPSS iptal edildi. ÖSYM’de yaşanan bu skandalın, terör örgütü kalıntılarından mı yoksa liyakatsiz elemanlardan mı kaynaklandığı bu yazının hazırlandığı tarihlerde henüz aydınlatılamadı. Ancak DDK’na verilen raporda yer alan uyarıya bakılırsa bu zaten beklenen bir skandaldı.
Yanıt bekleyen sorular
ÖSYM’nin başına getirilen Prof. Ersoy’un özgeçmişine bakarsak, ÖSYM konusunda hiç bir deneyimi olmamakla birlikte, matematik alanında iyi bir eğitimden geçtiği, bilimsel yayın performansıyla başarılı olduğu görülmektedir. Ancak bu olumlu bilgileri öğrenmemizin hemen ardından ilginç başka bilgiler ortaya saçıldı. ODTÜ diplomalı, yurtdışı deneyimli matematik profesörü Ersoy’un, 23 Haziran 2022’de yaptığı bir paylaşımı ile kız çocuklarının okumasına karşı olan ve kadınların eve kapanmasını savunan ünlü tarikat liderine, Cüppeli Ahmet Hoca’yı bile geride bırakan övgülerle taziyede bulunduğu anlaşıldı. Çağdaş ve modern yaşamı reddeden, kadınları dışlayan birini “gül yüzlü efendisi” olarak gören biri ÖSYM’nin başına getirilmişti. Basında büyük yankı bulan bu atama, konuya bambaşka bir boyut kazandırdı.
ÖSYM’deki bu atama sonrasında herkes haklı olarak şu sorulara cevap aramaktadır: Yeni başkan Ersoy ÖSYM’de, kurucu başkan Altan Günalp’in liyakate dayalı bilim ve aklı esas alan bir çalışma yöntemini mi esas alacak yoksa kurumu “Gül yüzlü efendim” dediği önderinin öğretileriyle mi yönetecek? Yaşananlar sıradan bir soru sızdırma olayı mı yoksa ÖSYM’nin 2010’da Ali Demir formülüyle FETÖ’ye teslim edildiği gibi bu kez bir cemaat ya da tarikata mı teslim edilmesi projesi miydi?
Bekleyip göreceğiz.