İlknur Çetinkaya Yazdı: Uzaktan Eğitim Süreciyle Sosyal Adalet Kavramına Bir Bakış
Eğitim ile ilgili ulusal ve uluslararası bazı düzenlemeler devletlere vatandaşlarının eğitime erişim imkanını sağlama konusunda bazı sorumluluklar vermiştir. Her ne kadar bazı düzenlemeler yapılmış olsa dahi toplumun dezavantajlı kesimleri kamusal eğitime erişim konusunda yıllardır birtakım zorluklar yaşamaktadır.

Paylaş
Yazı boyutu
100%
UZAKTAN EĞİTİM SÜRECİYLE SOSYAL ADALET KAVRAMINA BİR BAKIŞ
Türkiye Cumhuriyeti Devleti sosyal bir hukuk devletidir (T.C. Anayasası, 1982, madde 2). Anayasada yer alan bu temel ilke Türk Milli Eğitim Temel Kanunu’nda da yer almaktadır. Türk Milli Eğitim Temel Kanunu’na göre eğitimin dayandığı temel ilkeler arasında “demokrasi eğitimi”, “genellik ve eşitlik”, “imkân ve fırsat eşitliği” yer almaktadır. Ancak ülkemizde çok tartışılan konulardan biri yasalarda yer alan maddelerin pratikte uygulan(a)mıyor olmasıdır.
Eğitim ile ilgili ulusal ve uluslararası bazı düzenlemeler devletlere vatandaşlarının eğitime erişim imkanını sağlama konusunda bazı sorumluluklar vermiştir. Her ne kadar bazı düzenlemeler yapılmış olsa dahi toplumun dezavantajlı kesimleri kamusal eğitime erişim konusunda yıllardır birtakım zorluklar yaşamaktadır. Türkiye’de yıllardır önemli bir sorunsal olan fırsat ve imkan eşitliği özellikle bölgeler arası farklılıklardan, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden, etnik kökenden ve din, sınıf ayrımından kaynaklanmaktadır. Covid-19 pandemisi ile iyice derinleşen var olan eşitsizlikler, çocuklarda belki de yıllarca etkisi kolay kolay geçmeyecek ruhsal, duygusal, fiziksel, bilişsel bazı olumsuzluklara sebep olacaktır.
Sosyal adalet kavramı hak, eşitlik, çeşitlilik ve fırsat eşitliği gibi kavramları içine alan şemsiye bir kavram olup dağıtımcı, ilişkisel ve kültürel olmak üzere üç türü bulunmaktadır. Dağıtımcı adalet, toplumun sahip olduğu imkanların yurttaşlara adil bir şekilde dağıtılması, kültürel adalet herhangi bir kültürün başka kültürler üzerinde baskı kurmaması, ilişkisel adalet ise toplumdaki marjinal grupların kendileri ile ilgili kararlarda söz sahibi olmasıdır. Dezavantajlı gruplar, etnik-dini ayrım yaşayan kesimler, mülteciler, engelliler, homofobiye maruz kalan kesimler, başkalarının gözünde hep bir öteki konumunda. Sosyal adalet kavramı toplum tarafından ötekileştirilen kesimlerin bu duruma karşı duruşları olarak ifade edilebilir.
Eğitimde sosyal adalet, farklılıkların eğitimde yarattığı dezavantajlı durumların, öğrencilerin akademik başarıları üzerindeki etkisini tamamen gidermeyi veya azaltmayı hedeflemektedir. Fırsat ve imkan eşitliğinin herkes için uygulanması gerektiği söz konusu iken, sosyal adalet dezavantajlı kesimlerin yaşadıkları eşitsizliği gidermeyi amaçlamaktadır. Herkese karşı adil olmaktansa, herkese ihtiyacı ölçüsünde davranmayı gerektirir. Sosyal adaletin sağlanmasının önündeki en büyük engelin ise kaynak yetersizliği ve toplumsal duyarsızlığın olduğu söylenebilir.
Pandemi sürecine hazırlıksız yakalanan birçok ülke gibi Türkiye de uzaktan eğitim sürecine her ne kadar erken geçmiş olsa da, süreç teknik- alt yapı veyahut maddi imkanlardan kaynaklı eğitime ulaşamayan birçok öğrenciyi görünmez kıldı. Her öğrencinin eşit bir şekilde ulaşamadığı bu süreci değerlendirmek amacıyla her dersten bir sınav yapılması kararı geçtiğimiz günlerde alındı. Zaten eğitime erişemeyerek kendilerini çaresiz, yoksun ve suçlu hisseden öğrencileri sınava tabi tutmak, onlarda adalet kavramını bir kez daha sorgulatacak, belki biraz öfke biraz da üzüntülerinden kaynaklı ilerleyen zamanlarda okul ile bağ kurmalarını zorlaştıracaktır.
Uzaktan eğitime erişemeyen öğrencilerimizden ne kadar haberimiz var. Kimisi yoksulluğun iyice derinleştiği bu günlerde, zaten eğitime de ulaşmadığı için çareyi ailesine destek olmakta aramış, çocuk işçisi olarak ucuz emek gücüne katılmakta, kimisi yaşına dahi bakılmadan çocuk yaşta evlendirilmekte, kimisi toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinden kaynaklı ev içi emeğe dahil olmakta, kimisi özel eğitim öğrencisi olduğundan kazandığı bazı becerileri de kaybetmekte, kimisi ev içi şiddete ya da istismara maruz kalmakta, kimisi de mülteci olup eğitime zaten hiç dahil olamamıştı belki..
Öğretmenlerin, öğrencilerin uzaktan eğitime ulaşmak amacıyla hayatlarını dahi kaybettiği bu süreçten, toplum ve yönetenler olarak eğitim sistemi ve politikalarına dair çıkaracağımız çok ders var. Öncelikle toplumun görünür olmayan kesimlerini görmemezlikten gelmeyi bırakmalı, sosyal adalet temelinde var olan imkanları kullanmalı ya da imkanlar yaratmalı, öğrencilerimizin eğitimden kopmalarının önüne geçmeli, eğitimin tüm paydaşlarının psikolojik iyi oluş hallerini sağlamalıyız.
Sağlıklı bir toplum ve gelecek inşa etmek istiyorsak bu süreç toplumun tüm kesimleri ile gerçekleşecektir. Elimizin ulaşamadığı, gönlümüzün dokunmadığı tek bir kişi kalmayana kadar tüm imkanlarımızı sosyal adalet ölçüsünde seferber edelim.
Kaynakça
Özdemir, M. & Kütküt, B. ( 2015). Sosyal Adalet Liderliğ Ölçeğinin Geliştirilmesi: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması.
Tomul, E. (2009). İlköğretim Okullarındaki Sosyal Adalet Uygulamalarına İlişkin Yönetici Görüşleri.
İLKNUR ÇETİNKAYA