Mektepli Gazete

İKİ TÜRKİYE

İKİ TÜRKİYE

Paylaş
Yazı boyutu
100%

İKİ TÜRKİYE

Son yıllarda kutuplaşarak ayrışan bir Türkiye, hiç birimizin inkar edemeyeceği istenmeyen bir gerçek. İnanç, etnik köken, siyasi çizgi, cinsiyet… Bugüne kadar kutuplaşmaya ve ayrışmaya alıştırıldığımız konulardan. Şimdi karşımızda çok tehlikeli bir ayrışma var; ahlak ve ahlaki ikilik.

Öyle bir ülke olduk ki, biri diğerine benzemeyen. Biri aksa diğeri kara Türkiye; o kadar uzak iki kutup tek coğrafyada. İyinin içinde bir gram kötülük olmadığı gibi kötünün içinde de iyiliğin hiç olmadığı insanların ülkesi.

Erdal Yetimov; iktidarın ne işe yaradığını anlamadığımız bir derneğinin İngiltere’deki yöneticisi. Belki de onu bu hayatta tanımlayan tek şey de iktidara yakın olmak. Londra’da yaşayan Yetimov, orada kaptığı virüsün tedavisi için özel uçak ile Türkiye’ye getirildi; çünkü güçlü Türkiye vatandaşını dünyanın diğer ucunda da olsa mağdur etmezdi. İki kez Londra’da hastaneye giden ve yatışına gerek görülmeyen tek sıfatlı Yetimov, hastanede yer olmadığı gerekçesiyle tedavi alamayan Aslı Özkısırlar’ın henüz cenazesi kalkmadan getirildi. Neydi aralarındaki fark? Her ikisi de insan değil miydi? Her ikisi de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değil miydi? Birini diğerinden kıymetli kılan neydi?

Kürşat Ayvatoğlu; iktidarın genel merkezinin büro elemanı. Altında milyonluk araba, elinde yüz dolar ile burnuna pudra şekeri çeken, lüks yaşantısı ile parmak ısırtan iktidarın yozlaşmasının sonucu bir genç adam. İtibardan tasarruf etmeyen büyükleri ile sadece fotoğraf çektirmemiş; itibar ticareti yaparken masraftan da çekinmemiş, en güzel otellerde tatil yapabilmiş. Aynı üç bin lira maaşı alabilen şanslı yaşıtları, aldığı maaş ile nasıl geçineceğini düşünüyor. Çünkü onların kabusu öğrenciyken aldığı krediyi ödeyememek. İnsanca yaşayabilmek için gördüğü bir dünya kabustan sadece biri üstelik. Ne farkı var yaşıtları ile Kürşat’ın? Onları birbirinden bu kadar uzaklaştıran şey ne?

Atanamayan, atanmaktan da artık ümidini kesen kaç bin kişi var bu memlekette? Atanamadığı için ailesinin bile yüzüne bakamayan, asgari yaşam standartlarının yanına bile yanaşamayan, her sabaha kahır ile uyanan kaç bin kişi var? Kadrosuzluk duvarı dört bir yanını saran kimler var? Kendisi Bakan, kardeşlerinden biri Büyük Elçi diğeri ise Bakan Yardımcılığı yapan Fatma Betül Sayan Kaya, atamalardan yağmur altında kalmışçasına faydalanırken, binlerce atanamayan öğretmenin günahı ne? Yok mudur Şaban Dişli’nin dışında Büyük Elçi olarak atanabilecek başka isim? Bu kadar mı kadro fakiriyiz yoksa iktidar on parmağı on marifet adam yetiştirme konusunda bu kadar mı mahir?

Huzur hakkı diyerek maaşına maaş katanlar ile tarlada hasadı kalan çiftçimizi ayıran bu uçurumun adı nedir? Uyuyan güzel Bakanımız Atilla Koç’un yıllardır huzur içinde yatarak Turkcell’den aldığı huzur hakkı sadece benim mi dudağımı uçuklattı? Yıllardır döviz cinsinden huzur gölünde kulaç atan Koç’un kızı, bakan olarak bize huzur verdi mi? Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı kızımız; İstanbul Sözleşmesi’nin katledilmesine bir kadın olarak seyirci kalırken kardeşi Ali Taha Koç Cumhurbaşkanlığı’nda dijital olarak neyi dönüştürmekte? Pırıl pırıl gençlerimiz gözünü Avrupa’ya çevirmişken, göz bebeği kurumlarımızın cin gibi kafaları çoktan bu diyarı terk etmişken; tek bir ailenin çocuklarına mı kaldık? Bir babanın emekli maaşını utana sıkıla bekleyen binlerce genç işsizin canını yakmaz mı bu huzurlu aile?

Bu kokuşmanın adı ahlaksızlık, ahlakın erozyonu. Ahlakın toplumun büyük bir kısmını terk etmiş olması…

Bu kutbun iki ucu var; vicdanlı ve ahlaklılar ile vicdanını iktidara kiralayıp ahlakını herkesten önce kendi ayaklarının altına alanlar. İşte elimizde iki Türkiye var; iki Türkiye, ikircikli Türkiye…

Didem TEMEL
Nisan 2021

Mektepli Gazete | İKİ TÜRKİYE