İki büyük uçurum
İKİ BÜYÜK UÇURUM

İKİ BÜYÜK UÇURUM
Gazetelerde geçtiğimiz hafta iki haber yayınlandı. Biri sofralarımızdaki yangınla diğeri de Cengiz Holding’e verilen über destekle ilgiliydi.
Sofradaki yangını TÜİK verileri ile gördük; yani fazlası var eksiği yok. Malum özellikle 2018 yılı itibari ile devletin içi boşaltılan kurumlarından biri de TÜİK oldu. Ağustos ayı gıda enflasyonu artışını yüzde 29 olarak açıklayan TÜİK; kalem kalem diğer gıda maddelerini de listeledi.
Parasını salatalığa yatıran olsaydı bir yılda yüzde 128 kazançlı çıkardı. Bu 128 tehlikeli rakam, insana kendini hıyar gibi de hissettirmiyor değil hani…
Küresel ısınmaya bağlı artış gösteren kuraklık fiyat artışlarında önemli bir sebep olarak karşımıza çıkıyor. Ancak kuraklık uzun yıllardır tartışılan, önlem alınması gerektiği bilinen çıplak bir gerçek. Dolayısıyla salatalığı ulaşılabilir kılmanın yöntemi de biliniyor; ‘ucuza mal etme’. Çiftçi daha ucuza üretebilirse, kuraklıktan kaynaklı kıtlığı da arz miktarı ile oynayarak çözmek çok kolay. Çiftçinin girdi maliyetleri üzerinden verilecek bir destek ve aracıların kontrolü ile aile bütçesinin önemli bir gider kalemi olan gıda harcamaları bu kadar can yakıcı olmazdı. Özellikle dar gelirli vatandaşın aylık harcama dağılımında gıda maddeleri büyük bir orandır. Zaten dar gelirlidir ve en yüksek harcamayı mutfağa yapar. Dolayısıyla gıda maddelerindeki artışı çok daha sert hisseder. Çözümü ise çiftçi desteğinde; yani daha ucuz mazot, daha ucuz elektrik ve daha ucuz gübre ile daha ucuz gıda özellikle enflasyonist ortamda dar gelirliye nefes aldırır.
Ancak çiftçiyi fonlama ana görevi ile yola çıkan banka bile çiftçinin gözünün yaşına bakmadan traktörünü haczeder; zira mühim olan vatandaşın daha ucuza beslenmesi değildir. Mühim olan bir ailenin devletin malını çiftçinin hakkı olan krediyi alarak inşaat alanına çevirmesi ve sonrasında bu krediyi bile geri ödememesidir. Gel de hıyar gibi hissetme.
Çiftçisini fonlamayanlar peki kimi fonlar? Cevabı geçen haftanın ikinci haberinde…
Cengiz Holding… Hani en sevilen beşlinin halkla ilişki kurmaya bayılanına. Malum, halka ne yapacağını açıkça duymuştuk.
Gelin teşvikin içeriğine bakalım; “ projeye; gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisna ve iadesi, vergi indirimi (vergi indirim oranı: yüzde 100, yatırım katkı oranı yüzde 80, yatırım katkı tutarının yatırım döneminde kullanılabilecek oranı yüzde 100), azami tutar sınırı olmaksızın 10 yıl süreli SGK işveren primi desteği, 10 yıl süreli gelir vergisi stopaj desteği, azami 20 milyon TL tutarında ve 5 yıl süreli nitelikli personel desteği, 75 milyon TL ile sınırlı 10 yıla kadar enerji tüketim harcamalarının yüzde 50 oranında enerji desteği ve yatırım yeri tahsisi teşvikleri”.
Üreticinin desteklenmesi ayakta alkışlayacağım türden bir politikadır. Yani elini taşın altına sokan her iş insanı belli oranlarda ve yaptığı için nüvesine bağlı olarak devlet desteği alabilmelidir. Devlet özellikle katma değeri yüksek ürün üreticilerine kol kanat gererse birçok sektörde dünyaya meydan okumak ve en nihai sonuç olarak kalkınmak işten bile değildir. Bu sebeple teşviki destekliyor; ancak verilen firmayı kabul edemiyorum.
Yıllardır ihale üstüne ihale alan, Cumhurbaşkanı’ndan bile önce Azerbaycan’a koşan, bırakın Türkiye’yi dünyada bile sürekli iş aldığı için kıskanılan Cengiz Holding’in böylesi büyük oranlarla desteklenmesi adil midir? Yani bunca teşvik Cengiz Holding’e verilmese; Cengiz Holding bu yatırımı yapamaz mıydı? Altından kalkamaz mıydı?
Hepimiz yanıtı biliyoruz…
Çiftçiye hak görülmeyen destek, yıllardır destek manyağı edilen Cengiz Holding’e verilince kendimi hıyar gibi bile hissedemiyorum. Zira hıyar altın değerinde, vatandaş olarak bizler bu iktidarın gözünde hıyar bile etmeyiz…
Didem TEMEL
Yazdı
Eylül 2021