Mektepli Gazete

Hayat Bayram Olsa

Hayat Bayram Olsa

Paylaş
Yazı boyutu
100%

Hayat Bayram Olsa

Televizyonlarda ilk duyduğum, ne olduğunu kısmen gördüğüm ilk savaş Falkland savaşıydı. İngiltere dünyanın bir ucundan başka bir ucuna Arjantin’e giderek orada işgal edilen adaları kurtarmak adına bir askeri hareket yapmıştı.

Daha sonra hemen yanı başımızda iki komşumuzun savaştığını gördüm televizyonlarda. İran-Irak savaşını izledik. Bitmeyen bir savaştı, sanırım 8 yıl falan sürmüştü. Her akşam Humeyni ile Saddam Hüseyin’nin demeçlerini ve askeri hareketlernii görüyorduk. Yaklaşık bir milyon kişinin ölümüne, iki milyon kişinin yaralanmasına, 150 milyar Amerikan Doları maddi hasara, her iki ülkede de ağır yıkımlara yol açmış, dünyada petrol krizlerine neden olmuştu.

İran-Irak savaşı sonrası o coğrafya yine rahat bir dönem geçirmedi. Sonrasında 1990’da Körfez krizi ile başlayan ve halen etkisi devam eden bir savaşlar zinciri başladı. İlk Körfez krizinde üniversite de öğrenciydim. Ankara Atatürk Yurdunda akşamları savaşı izlemek adına ( o dönemde ilk özel televizyonda yayına başlamıştı) televizyon karşısına geçer beklerdik. ABD 11.129 km okyanus ötesinden Irak’a hareket yapacaktı. Bir türlü yapılmayan hareket nedeniyle o yılların esprisi gündem olmuştu “Savaş çıkmış duydun mu diye sorulan sorunun cevabı Prekazi girmişti” diye yanıtlanıyordu. Tüm Irak savaşları sonrasında (1990 ve 2003) milyonu aşkın sivil ve asker yaşamını yitirdi. Halen haberlerde Irak’ta patlama sonucu ölenlerin sayısı veriliyor. Bir türlü barış egemen olamadı.

Körfez ve Irak savaşları sonrası bu kez güney komşumuz Suriye’de iç karışlıklarla başlayan bir savaş dönemi başladı. Halen başka boyutlarıyla devam eden ve ülke olarak bizi en fazla görünür bir şekilde etkileyen savaştı. Ekonomik kaybımızın yanında Suriye’den 5 milyon mülteci ülkemize geldi. Yine ABD yine Rusya yine İngiltere yine Fransa bu coğrafyadaydı. Komşu değillerdi ama karar vericilerdi.

Sonra Bosna’da yaşanan insanlık dışı bir savaşı yaşadık. Tarihin en acı olayları yaşandı hem de medeni Avrupa’nın göbeğinde.

Son olarak Ukrayna’da savaş çirkin yüzünü gösterdi. Aynı aktörler yine devrede, yine oyun kurucuları. Kader yine aynı, yine acı, yine kan, yine gözyaşı. Ancak bu acıların üstüne yapılan Ukraynalı mülteci esprilerinin iğrençliği de ayrı bir yazı söz konusu.

Bunlar yaşayarak gördüğümüz savaşalar. Ülke olarak son 100 yılda iki savaş yaşadık. Kurtuluş Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekâtı. İlki kurtuluşumuz, ikincisi soydaşlarımızın varoluş mücadelesiydi.

Ömrü savaş meydanlarında geçmiş, kurtarıcımız, kurucumuz Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk kadar savaşı yaşamış, yönetmiş çok az devlet adamı vardır. Atatürk kadar da savaş karşıtı da çok az lider vardır. Şu sözü insanlığın anahtarı olmalıdır: “Behemehal şu veya bu nedenler için milleti savaşa sürüklemek taraflısı değilim. Savaş zorunlu ve hayat için olmalıdır. Gerçek inancım şudur ki milleti savaşa götürünce vicdanımda acı duymamalıyım. Öldüreceğiz diyenlere karşı ölmeyeceğiz diye savaşa girebiliriz. lâkin milletin hayatı tehlikeye düşmedikçe savaş bir cinayettir

Kaynaklar savaşa değil barışa, eğitime, sağlığa, yoksulluğu yenmeye, çevreye, daha iyi bir dünya kurmaya ayrılsa, insanlar mutlu olsa bundan kim kaybeder. Kimin kaybedeceğini herkes biliyor ve bu tahammülsüzlük ve hırs hiç bitmiyor maalesef.

Bu kasvetli ortamda yine çocukluk yıllarımızda duyduğumuz bir şarkının sözü ile yazımızı bitirelim. İnsanlar el ele tutuşsa birlik olsa hayat bayram olsa.

Hiçbir çocuğun “anne çocukları küçük kurşunlarla mı vururlar” demeyeceği, barışın egemen olduğu bir dünya dileğiyle.


Şafak Akça
Şubat 2022

Mektepli Gazete | Hayat Bayram Olsa