Mektepli Gazete

Hasan Hüseyin Aksoy Yazdı: Mesleki Eğitim Kurslarında “Olan”lar ve “Olması Mümkün Olan”lar Hakkında

İçinde bulunduğumuz günler, yetişkinlerin onlarca yıllık yaşam deneyimleri içinde daha önce karşılaşmadığı birçok yeni durumu içermektedir. Aslında tarihsel olarak benzer deneyimlerin hem ülkemiz coğrafyasında hem de başka ülkelerde yaşandığı bilinmektedir. Bununla birlikte, ortaya çıkan sorunların çözümlerinin yeni bağlamlarda, kendi yerellikleri ve toplumsal birikimler bağlamında “yeniden keşfedilmesi,” hemen her alanda çalışan akademisyen, öğretmen, yönetici, siyasetçi ve aktivistler açısından bir zorunluluk ve görev olarak görülebilir.

Paylaş
Yazı boyutu
100%
Mesleki Eğitim Kurslarında “Olan”lar ve “Olması Mümkün Olan”lar Hakkında

Hasan Hüseyin Aksoy*

-I-
İçinde bulunduğumuz günler, yetişkinlerin onlarca yıllık yaşam deneyimleri içinde daha önce karşılaşmadığı birçok yeni durumu içermektedir. Aslında tarihsel olarak benzer deneyimlerin hem ülkemiz coğrafyasında hem de başka ülkelerde yaşandığı bilinmektedir. Bununla birlikte, ortaya çıkan sorunların çözümlerinin yeni bağlamlarda, kendi yerellikleri ve toplumsal birikimler bağlamında “yeniden keşfedilmesi,” hemen her alanda çalışan akademisyen, öğretmen, yönetici, siyasetçi ve aktivistler açısından bir zorunluluk ve görev olarak görülebilir. Salgın döneminde sağlık hizmetlerinden eğitim hizmetlerine, ulaşımdan enerjiye hemen her kamusal ve ticari alan çeşitli şekillerde etkilenmektedir. Bu etkilenme sadece bazı iktisadi sektörler ve sosyal alanlarda gerçekleştirilen üretim ve etkinliklerin nicel bir daralmasından ibaret değildir. Aynı zamanda gerçekleştirilen iktisadi ve toplumsal etkinliklerin niteliklerine ilişkin bir dönüşümü de zorlamaktadır. Bu değişme baskısı altındaki alanlardan birinin de yerel yönetimlerin yürüttükleri hizmetlere ilişkin olduğu söylenebilir. Yerel yönetimlerin hâlihazırda sürdürdüğü hizmetlerde ve gerek iktisadi gerek toplumsal rollerinin içinde eğitimle ilgili olanlar da önemli bir yer tutmaktadır. Yerel yönetimlerin yürüttüğü eğitim etkinliklerini merkezi yönetimin yürüttüğü etkinliklerle benzer ve aynı havuz içinde değerlendirmeye yol açan bazı yanlar bulunsa da, yerel yönetimlerin gerçekleştirdiği ekonomik, politik, toplumsal, mesleki ve pedagojik faaliyetlerin kendine özgü bağlamları da bulunmaktadır. Kent bağlamı içinde, özellikle kozmopolit büyük şehirlerde çok kültürlülük, sanat, tarih, edebiyat, bilim, teknoloji, enerji, ulaşım, eğitim, turizm, kent tarımı, gastro-mutfak ve dahi akla gelmeyen ama açık bir zihinle şehri gözlemlediğimizde/ deneyimlediğimizde hemen görebileceğimiz onlarca birbiriyle ilişkili bağlam bir arada yer almaktadır. Bu noktada, yerel yönetimlerin gerçekleştirdiği meslek eğitimlerinin, kursların bağımsız bir politik- pedagojik değerlendirmeye konu olması, amaç ve yöntemlerinin, eğitim yaklaşımlarının eleştirel analizleri ve bu bağlamda öneriler geliştirilmesi olası olacaktır.

-II-

Dünyanın çeşitli yerlerinde, ABD’de Tennessee’de Highlander Halk Okulu, Brezilya Porto Alegre’de Yurttaş Okulu ve Topraksız Köylü Hareketi, Meksika Chiapas’ta Zapatista Hareketi ve diğer benzer örneklerinde görüldüğü gibi (Aksoy 2014; Mayo, 2015) halkla iç içe geçmiş ve onların desteğini almış toplumsal hareketlerin ya da yerel yönetimlerin gerçekleştirdiği eğitimsel etkinliklerin, geleneksel eğitim kurumlarından eğitim bakanlığına bağlı halk eğitim merkezlerinin ya da şirketlerin ve vakıfların eğitim etkinliklerinden daha geniş bir kapsamı bulunmakta ve aynı zamanda dönüştürücü (Freire&Shor, 1987; Merriam, 2009) yanları bulunmaktadır. Bu dönüştürücülük, sadece insanın kendini değiştirmesi yoluyla çevreye uyumu değil, insanın kendini kucaklayan ve paylaşılan değerler bağlamında çevreyi değiştirebilmesi yeterliği ile de ilgilidir. Bu iki yönlülük diyalektik bir durumu göstermektedir. Ancak, yerel yönetimlerin piyasa güdümlü olmayan mesleki eğitim ve kurslarının dönüştürücü olması bir kurgu olarak, gerçekleştirilebilir bir olasılık olarak görülebilir ve tüm yerel yönetimlerin eğitimlerine içkin (bu eğitimlerin doğal bir özelliği) olarak görülemez. Zira, günümüzün neoliberal eğitim anlayışının yetişkin mesleki eğitime ilişkin de baskın söylemler oluşturduğunu, bu söylemler dışındaki seslerin duyulmaz hale geldiğini ve böylece ezilenlerin kendilerini yoksullaştıran, politik ve iktisadi karar mekanizmalarının dışında tutan etkenleri değiştirmek değil yeniden üretmek üzere düzenlenmiş süreçleri desteklediklerini ve bir ideolojik yeniden üretimin neferleri gibi davrandıkları görülebilmektedir. Bu trajik durumun ortaya çıkmasına yol açan temel pedagojik kurgu içinde ilk akla gelebilecekler arasında ise, genel nitelikli örgün eğitim alanında olduğu gibi, mesleki olanın içinde de yerleşik olan genel’in (akademik ve saklı program) haklara ve demokrasiye ilişkin yeterlikleri içermemesi, mesleki olan ile istihdam edilebilir olan arasında dolaysız-mutlak bir ilişki kurulması sayılabilir. Oysa, mesleki ya da iş ile ilgili olanın istihdam ile ilişkilendirilebilmesi, birçok açıdan toplumsal güç ilişkileri ve toplumsal bilinç ile, üretim ilişkilerini belirleyen iktisadi formasyon ve toplumun talep etme gücünü ortaya çıkaran örgütlülüğü gibi olgularla ilgilidir. Bu sınırlandırma ve biçimlendirme mesleki eğitimlerin -piyasa ve işgücü talebi gibi doğası gereği eşitsiz ilişkiler odağına sahip bir iktisadi ilişkiler yapısına ve zaten iktisadi yapının ürettiği ve yapının olmazsa olmazlarından biri haline gelen-“işsizliğe uyumlu” bir eğitim haline gelmesine yolaçmaktadır. Başka bir deyişle, mesleki eğitimler, a) piyasanın antidemokratik ve çoğu zaman da rasyonel ve gerçekçi olmayan taleplerine karşılık geldiği sanılan göstergelere yanıt verecek itaatkârlık ve uyum kazandırma sürecine; b) yurttaşların işsizliği kendi yetersizliklerinin bir sonucu sanmalarını ve sürekli kendileri için anlamı olmayan ama “piyasa aktörlerinin planlarından” bağımsız olarak “istihdam edilebilirlik” yarattığı sanılan yeni yeterlikler kazanarak “eğitim ve işgücü piyasalarında” aktif kalmaya devam etmelerini sağlamaya çalışan bir eğitim türüne dönüşmektedir. Kuşkusuz her bir eğitimin, bireyler nazarında bizim kestiremeyeceğimiz sosyal ilişkiler ya da bireysel hedefler bakımından karşılıkları bulunabilir. Örneğin erken yaşta örgün eğitimden uzaklaştırılmış bir kadın için bu tür bir eğitim kısmi bir özgürlük alanı yaratabilir ya da farklı deneyimler ve beceriler edinmek isteyen bir birey için uygun bir platform oluşturabilir. Bununla birlikte, bir kent için devasa bir “mesleki” eğitim arzı sağlayan ve geniş bir yurttaş kitlesine hitabeden, örneğin İstanbul’da İSMEK gibi yerel yönetimlerin mesleki nitelikli eğitimlerini sürdüren kurumsal yapıların, “mesleki” olanın içinde yerleşik “mevcut - olan” kadar “olması mümkün olan”ı da dikkate alan bir eğitim yaklaşımına erişmesi önemli bir ilerleme sayılabilir. Bu yaklaşım, toplumsal kaynakların ekonomik amaçlardan bağımsız kullanılması anlamına gelecek bir amacı içermez, ancak, “mesleki eğitim ve kursların” piyasa güdümünden kurtarılması, yurttaşların refahı ve mutluluğu için harcanmasını destekleyen bir bakış açısını gösterir..

-III-

Yurttaşların refahlarına ve istihdam edilecek yeterlikler edinme arayışlarına gerçekçi katkının daha gecikmeli ve dolaylı olsa dahi genel politik bir hak anlayışı ve arayışı kazandırmaktan geçtiği bilinmelidir. Yurttaşların demokratik gelişmeye katkılarını artıran onların siyasal bilinçlerine katkı sunan içerikleri, mesleki olandan bağımsız düşünemeyiz. Mesleki eğitim içinde mevcut ve günümüzde bir postula gibi öne çıkan yol göstericiler arasında “istihdam edilebilir” beceriler söylemi göze çarpmakla birlikte, bütüncül bir eğitim anlayışı açısından ve özellikle kitlesel nitelikteki eğitimler bakımından “özel” ile” kamusal” olanın, “mevcut-olan” ile “ potansiyel/mümkün” olanın mesleki ve teknik olduğu kadar, politik ve ideolojik perspektiflerden anlaşılması ve aralarındaki gerilimin kamusal olan ve potansiyel/olası olan lehine çözülmesi için mücadele edilmesi gerekir. Kuşkusuz bu öneri, milyonlarca yetişkinin ve gencin işsizliğinin, çaresizliğinin yaygınlığına rağmen siyasal iktidarların sorumluluklarını konu dışı tutmayı başaran siyasetçilerce ya da ucuz işgücü çalıştırmayı sermaye birikimi için kaçınılmaz gören sermaye kesimince uygun görünmeyecektir. Bu politik ve iktisadi ortakların, temel haklar ve çalışma yaşamına ilişkin haklar dahil her türlü hak arama konusunu yeterlik alanı olarak dile getirmeye yönelecek eğitimcilere, marjinallik ya da dışlama söylemleriyle yaklaşan bir toplumsal kültürü desteklemesi de kaçınılmaz görünmektedir. Bu nedenle mesleki olanın içinde yer alan “genel ve siyasal” olanın ve bugün değilse de gelecekte ortaya çıkacak olanın görünür hale gelmesi için çaba göstermenin genel akademik ve pedagojik kavrama güçlükleri içermesi dışında, yerleşik anlayışların dirençleriyle karşılaşması da kaçınılmaz bir durum olacaktır. Bu gerilimde, mesleki eğitim yoluyla kendine gelecek arayanlar ile bu geleceği istihdam sağlayarak onlara sunacakları düşünülenlerin aynı tarafta olmamaları, demokrasi, haklar ve adalet gibi söylemlerin yaşama geçirilmesini daha da önemli kılmaktadır.

-IV-

İçinde bulunduğumuz pandemi dönemi, yetişkinlerin yeni durumlar için eğitilmesini en az çocukların eğitimleri kadar zorunlu kılmaktadır, çünkü yeni bir gelecek ortaya çıkmıştır, belirsizlik içeren ve hazırlanmayı gerektiren birgelecek. Aslında daha önce de belirsizlik ve hazırlanma gerektiren bir dünyada idik. Ancak daha yavaş ilerleyen ve değişimlerin hegemonya kurulmasına elverişli hızlarda gerçekleştiği durumlardan sözedilebilir, ya da öyle olduğu ileri sürülebilirdi. Günümüzde ve aslında yakın yıllarda ise, daha hızlı gerçekleşen ve çok yönlü denebilecek bir dönüşüm ve daha hızlı bir uyarlanma baskısı karşısında genel olarak siyasal yapıların ve bireylerin bir uyum çabası daha açık görünmektedir. Bu uyumun her zaman olumlu anlama gelmediği, bazı durumlar için çokça siyasal ve iktisadi yasaklama ve sınırlamalar, bireylerin kapanma veya çekilme davranışları, örgütsüzleşme denebilecek bir yalnızlaşma da olabilmektedir. Bu çerçevede, mesleki eğitimdeki potansiyel dönüşüme ilişkin tartışmalara farklı eğitim felsefelerinin, eğitim yaklaşımlarının, androgojik ilkelerin (Merriam, 2009) eşlik etmesi, yerel yönetimlerin ve bu bağlamda çalışan eğitimcilerin topluma sağlamak istedikleri katkıları daha bilinçli ve ne yaptığını bilerek gerçekleştirmelerini olası kılabilir.

Despotizmden pandemiye, eğitimden güvenliğe kadar toplumun canını yakan pek çok sorunla yüzleşecek yerel yönetimlerin, bu mücadeleyi kendini yenilemiş, demokratik ve bütünlüklü mesleki programlara katılmış yurttaşlarla daha güçlü yapacağını da düşünebiliriz.

-V-

Eleştirel Eğitim Yaklaşımının Tartışmaya Katkıları ve Öneriler

Mesleki olanın içinde gömülü olanı (genel, akademik ve demokratik olanı), gelecekteki yaşamı güvenceye almaya yönelen “haklara ilişkin yeterlikleri” açığa çıkarmak, bu amaçlara uygun bir eğitim felsefesini, pedagoji yaklaşımını da gerektirir. Buna göre, eğitim gereksinimlerinin saptanması ve eğitim içeriklerinin belirlenmesi, bir plana ve araştırmaya dayalı olma gereğinin ötesinde, eğitim alanların/eğitim sürecine katılacakların birer özne olarak görülmelerine dayanmalıdır. Bu gereksinmeler, afaki, masa başında, geçerliği kendinden menkul piyasa iddialarına dayanan göstermelik tekniklerle belirlenmemelidir. Eleştirel eğitim yaklaşımında öne çıkan özgürleştirici araştırma (emancipatory research) ve soruna dayalı eğitim (problem posed education) yaklaşımlarının ölçüt ve süreçleri başlangıç noktalarından biri olarak, dönüştürücü yerel mesleki eğitim etkinliklerinin hazırlık çalışmaları arasında sayılabilir.

Eğitimlerin “ideolojik araçlar” arasında sınırsız bir yeri olan ve yaş ve mekan sınırı tanımayan dijital medyayı da içerecek şekilde, eleştirel medya okuryazarlığını bir çerçeve program olarak içermesi demokratik bilince katkı sunabilir. Bu nedenle, demokratik gelişmeye katkı sunacak içeriklerin bağımsız eğitim programı ya da ekli-program (eğitim programına eklenen ve mevcut programın temel konusu olmayan ancak saklı da olmayan) olarak kitlesel düzeyde sunulması, aslında mesleki anlamını yitirmiş “meslek kurslarının” toplumsal kazanımlar yoluyla mesleki bir nitelik kazanmasına yol açıcı olabilir. Antidemokratik bir sistem içinde, mesleki olanın yani uzmanlık ve geçim faaliyetlerinin parçası olan ve istihdamla ilişkilendirilen bilgi beceri ve tutumun, başka bir deyişle yeterliklerin geliştirilmesi, bireylere ekonomik özgürlük ve çalışma hakkı bağlamında bir güvence kazandırmayacak, ayrıca işsizlik karşısında sorumsuzluk gösteren iktidarların varlıklarını sürmesi nedeniyle, geniş kitlelerin mesleki yeterliklerini artırma yoluyla daha iyi bir yaşam sürmeleri mümkün olmayacaktır. Otoriter bir yönetsel yapıyı barındıran toplumsal yapıda toplumun demokratikleşmesi için nasıl mücadele edileceğini öğrenmek mesleki bir kazanımdır. Bu konuda yerel yönetimlerin ve mesleki nitelikler kazandırmaya yönelen tüm kurumların “mevcut - olan” ve kendilerine nakledilenin dışında “ilerici” bir rol oynamaları ve kendilerinden bireysel gelişimleri ve daha iyi bir yaşam için destek isteyen yurttaşlarına - ve henüz bu isteği dile getiremeyen ancak içinde yaşadıkları koşulların sınırladığı diğer tüm toplumsal kesimlere- karşı sorumlu davranmaları, eleştirel, özgürlükçü ve demokratik bir anlayışla yeterliklerini geliştirme çabalarına destek sağlamaları beklenebilir. Bu temel, bütünlüklü ve demokratik mesleki eğitim yaklaşımı benimsendiğinde, eleştirel arayışlar eşliğinde teknik sayılabilecek içerik ve pratikler de eğitim ortamlarında daha anlamlı bir şekilde paylaşılabilecektir. Ancak, tekrarlamak gerekirse; teknik olana eşlik edecek, eleştirel bir pedagojik odaklanmanın yöneliminde piyasa dışılaşma, demokratik değerler ve kazanımlar, bireylerin konum ve durumlarıyla ilişkili olarak haklar bilgisi, kent hakkı, eleştirel medya okuryazarlığı, kooperatifçilik, estetik, sanat ve yeni yaşam kültürü, barış içinde ve barışçı bir küresel yaşam bağlamında enternasyonalizm ve dayanışma gibi içerikler yer alabilir. Daha önce belirtildiği gibi, bu olası konuların her bir meslek kursu için, eğitimcilerce “yeniden keşfedilmesi” de bir zorunluluk olacaktır. Bu içerikler, toplulukların sorunları bağlamında güncellenir, değişir, yoğunlaşır, azalır, ancak yine de eleştirel eğitim anlayışının sonuçları, kazanımları olarak kabul edilebilir.



Kaynaklar

Aksoy, Hasan Hüseyin.(Eylül-Ekim 2014). Eleştirel Eğitim Deneyimleri Üstüne Düşünmek. Eleştirel Pedagoji. Sayı 42, ss. 24-26. Online Erişim: http://www.elestirelpedagoji.com/FileUpload/ks7397/File/elestirel_pedagoji_sayi_35.pdf
Freire, P. & Shor, I. (1987). A pedagogy for liberation: dialogues on transforming education. Dialogues on Transforming Education. Houndmills, Mac Millan Education Ltd.

Mayo, P. (2015). Eğitimde ‘Yeterlik’ Söylemi ve Toplumsal Eylemlilik ile Eleştirel Yurttaşlık Mücadelesi. Çev. D.G. Dinç. A.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi. Cilt 48 (1). 233-243. Online Erişim: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/508631

Merriam, S. B. (2009). Yetişkin Öğrenme Kuramının Değişen Manzarası. Çev. G. Güvercin ve O. Seçkin. A. Yıldız ve M. Uysal (Der.).Yetişkin Eğitimi. (ss.105-126). İstanbul, Kalkedon.
* Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi
Mektepli Gazete | Hasan Hüseyin Aksoy Yazdı: Mesleki Eğitim Kurslarında “Olan”lar ve “Olması Mümkün Olan”lar Hakkında