Mektepli Gazete

GERÇEĞİN FARKINDA MISINIZ?

Üniversitede arkeoloji okuduktan sonra Dünya tarihinin bizlere öğretildiği gibi olmadığını fark ettim.

Paylaş
Yazı boyutu
100%

Üniversitede arkeoloji okuduktan sonra Dünya tarihinin bizlere öğretildiği gibi olmadığını fark ettim.

Bize öğretilen her şey bir kurgudan ibaret olabilir, bu yüzden olasılıkları göz ardı edemiyorum.

Sümer ve Akadlara ait çivi yazısıyla yazılmış olan kil tabletler, hala gizemini koruyor.

Asur’un başkenti Nineve şehrindeki kral Asurbanipal’in sarayında bulunan yirmi beş bin kil tablette, yazılanlar tüm insanlığa açıklanmıyor.

Mısır’ın ünlü İskenderiye kütüphanesinde yarım milyondan fazla yazılı kayıt olduğu söylenmekte ve Arap istilaları sırasında bu kütüphane neden yakıldı, cevabı verilemiyor.

Biz yazarlar, bilinmez dehlizlerde ulaşabildiğimiz bilgileri yazmakla ve geleceğe aktarmakla görevli vakanüvisleriz.

Fakat herkes yazar değildir.

Kişinin yazar olup olmadığını zaman belirler, onlarca yıl geçmesine rağmen bir kitap okunuyorsa onu yazan kişi yazardır.

Ve bir çok kitap daha yazmışsa o da yazardır.

Diğerleri yalnızca yazandır. Güne uygun yanlış yönlendirmeler yapan, mutluluk hapı gibi yazılmış, yalnızca amigdalayı mutlu eden, ye iç seviş kavramları dışında beyin nöronlarını çalıştırmayan kitapları yazanlar yazar değil YAZANDIR.

Bilgi dolu bir kitap okuduğunuzda nöronlar çalışır ve beyni geliştirir, amigdalayı kontrol altına alır işte bu yüzden insanlar beyni çalıştırıp amigdalayı kontrol altına almak istemezler.

Oh ne rahat ye iç seviş yat varken niye beyin çalışsın ki…

Zihin, yalnızca gördüğü ve öğrendiği bilgiyi kabul eder. Bilemediği gerçeği ise kabul etmekte zorlanır bu yüzden basit keyif veren şeyleri seçer, okur.

Bu yüzden insan, dünya üzerindeki yetmiş-seksen yıllık ömründe yaşadıklarıyla ne geçmişi ne de geleceği tam çözebilecek duruma erişemeyecektir.

Geleceğin şifreleri geçmişte saklıdır. Geçmişi öğrenerek geleceği inşa edebiliriz.

Bu özel sırrı bile Mustafa Kemal Atatürk, 1935 yılında Emekli General Tahsin Bey’i Maya Medeniyetini ve Türk dili ile olan benzerliğini araştırması için Meksika’ya Büyükelçi olarak atamış ve Türklerin kökenlerinin araştırılmasını sağlamıştır.

Sakarya Meydan Muharebesine katılmadan önce, kaburga kemiği kırıldığı için yattığı sedyeden Ankara Evlerinin Korunması ve Etnografya Müzesinin açılması kanununu imzalayacak kadar tarihe önem veren ve tarih ile ilgili kurumlar, üniversiteler açtıran Mustafa Kemal Atatürk’e, silah arkadaşlarına, geçmişi arayan arkeologlara ve yalnızca gerçeği yazan yazarlara sonsuz teşekkürlerimle…

Ve gelecekte bizi ne bekliyor?

Panoptikon; İngiliz filozof ve toplum kuramcısı Jeremy Bentham'ın 1785 yılında tasarlamış olduğu hapishane inşa modelidir.

Panoptikon, bütünü gözlemlemek anlamına gelir.

PANOPTİKON kavramı,aynı anda her şeyi gözeten demektir ve günümüzde Corona sebebiyle izlenilen yol bizi bu sisteme doğru sürüklüyor.

Hastalığı kontrol edeceğiz bahanesiyle çoklu gözetim altında tutulacağımız günlere hızla gidiyoruz.

Kuran dahil kutsal kitaplar yaratılış felsefesinden bahseder.

İnsanların sürekli izlendiğini, günah ve sevapların amel defterine yazıldığını, ölümden sonra amel defterine bakılarak cennete mi cehenneme mi gideceğine karar verildiğini anlatır ve kutsal kitaplarda yazılı olan Allah’ın emirlerine uyarak yaşayan iyi insanlar, cennetle müjdelenir.

Kutsal kitaplarda bizlere aktarılan bu sistemin bir küçük modeli Çin’de uygulanmaya başlanmış bile!

Yapay zekayla bütünleşmiş binlerce kamera ile kişiler takip ediliyor, hatta Coronatespiti yapabilmek için ateşleri dahi ölçülüyor ve sistem uyarı verince hemen sağlık ekipleri kişiyi alıp hastaneye yatırıyor.

Çin, vatandaşlarına sosyal kredi sistemi de getirmiş,sosyal güven puanı veriyor.

Kurallara uyanların puanları yüksek oluyor ve ödülleniliyorlar, uymayanların puanları düşüyor ve bir süre sonra cezalar başlıyor.

Bu puanlama sistemi; kişinin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlarından, trafikte yaptığı hareketlere kadar, harcama alışkanlıkları hastane kayıtlarının hepsinin birden dahil olduğu bir algoritma sonucunda puanlamalar yapılıyor.

Ve devletlerin elinde vatandaşlara ait listeler oluşuyor. Kara listeye girenlerin vay haline, seyahat sağlık ve para hakları kısıtlanabilecek

İlerleyen süreçlerde bu kameralar aracılığıyla yapay zeka, kişilerin ruh hallerini, davranışlarından psikolojik durumlarını da tespit edip bir suç işleme ihtimalini belirleyip daha suçu işlemeden olasılıklara dayanarak kişiyi dahi tutuklayabilecek ve bunu AMERİKA küçük bir bölgede denemeye başladı bile.

Yakın zamanda tüm dünya bu sisteme geçecek gibi görünüyor.

Çünkü nüfus çok arttı, kontrol zorlaşıyor, bu şekilde kontrol kolay olacak diye düşünüyorlar.

Yaratıcı modelin bir küçüğünü devletler uygulayacak fakat burada soru şu; kontrol mekanizmasının başında kim olacak?

Kaç kişi insanlığı bekleyen tehlikeleri okudu, gördü ve yorumladı.

Öyleyse hepinize iyi uykular, gerçeğe uyandığınızda esarete merhaba diyeceksiniz!

Biz ise tüm bunları anlatabilmek için kendi kendimizi paraladığımızla kalacağız…

Mektepli Gazete | GERÇEĞİN FARKINDA MISINIZ?