Erdal Atıcı Yazdı: Ve Yalnızsın Sonbahar Ayazı Kadar. Bozkır Hüznüsün 10 Kasım’larda...
Bir türlü uyku tutmuyor, dönüp duruyorum yatakta... İnce bir sızı içimde, yataktan kalkıp pencereye gidiyorum. Şafak sökmek üzere...

VE YALNIZSIN SONBAHAR AYAZI KADAR.
BOZKIR HÜZNÜSÜN 10 KASIMLARDA...
Bir türlü uyku tutmuyor, dönüp duruyorum yatakta...
İnce bir sızı içimde, yataktan kalkıp pencereye gidiyorum.
Şafak sökmek üzere...
Çankaya köşkünün oralara doğru bakıyorum.
Ankara yeni yeni soğuyor... Bıçak gibi keskin olur Ankara ayazı...
Bir sonbahar gecesi Çankaya Köşkünün bahçesinde yemek masasının başında. Misafirleri uğurlamış, köşkün çalışanlarına yatmaları talimatı vermiş. Öylece kalmış sabaha kadar orada. Sabah Namazına kalkan çalışanın biri onu öyle masanın başında düşünür bulmuş, kim bilir ne düşündü o gece?
Aklına ne takıldı?
Neyi gerçekleştiremedi?
Kurtuluş Savaşı sonrası her yönden geri kalmış, yanmış yıkılmış bir ülke, ipten dönmüş yöneticiler ve ağır bir ekonomik yoksulluk.
Yol yok, geçit yok, tünel yok...
Üç beş otomobil koca ANKARA'DA...
Okumuş, aydın kesim savaşlarda kırılmış...
Doğru dürüst okul yok, öğretmen yok...
EN ÖNEMLİSİ seni anlayan yok...
Saltanat ülkeyi satmış, hala saltanat yanlıları var... insanlarda utanma duygusu da yok...
Halifeyi islam dünyası iplemiyor, İngilizle işbirliği yapıyor, adamlar hala halifelik yanlısı...
Arapçayla okur yazar oranı neredeyse sıfıra düşmüş, adamlar eski yazı kalkmasın diye savaşıyorlar...
Kadınların sofrada yeri öküzden sonra geliyor, insan sayılmıyor, kadın haklarına karşı adamlar...
Birkaç kişi kalmış etrafında Kemal Paşanın, işte Kılıç Ali, Ali Çetinkaya, İsmet Paşa, Nuri Conker, Salih Bozok, Mustafa Necati...
Yalnızsın ve kimse anlamıyor seni...
Kaçıp kurduğun Atatürk Orman Çiftliğindeki küçücük kolibaya sığınıyorsun kimi zaman.
Sonra yüz yıl sonrasını düşünerek Ankara'ya 8 şeritli yol yapmalarını öneriyorsun kıs kıs gülüyorlar arkandan...
Hiç farkında değiller yolun kenarındaki iğde ağacının, her ilkbahar selam alıp veriyorsun. Birgün onu da kesip atıyorlar. Hüngür hüngür ağlayacak kadar insansın...
Kitaplara veriyorsun kendini, düşünceye, tasarılara...
Yalovada bir dal kesmemek için köşkü yürütüp ağaçtan uzakalaştırıyorsun...
Kırşehir'den öğretmenler mektup yazıyorlar sana, maaşlarımızı alamıyoruz diye, bu işten sorumlu vekil "kış olduğu için para gitmemiştir" deyince, sinirleniyorsun, gece yarısı o zaman biz gideriz deyip yola çıkıyorsun...
Kar, kış kıyamet...
Otomobil kara saklanınca bir köye sığınıyorsun. Gece yarısı köylüler kahveye soba yakıp ısıtıyorlar seni donmaktan kurtarıyorlar, yine de sabaha kalmadan gidiyorsun Kırşehir'e...
Halk, seni çok seviyor, kalpten ve sahici. Hiç koruma olmadan aralarına katılıyorsun...
Hiç çekinmeden anlatıyorlar sana. "Köylü milletin efendisidir" diyerek kanı, iliği, kemiği sömürülen halkın yanında olduğunu açıkça gösteriyorsun.
ANKARA'DA 10. Yılında Cumhuriyetin, "Az zamanda büyük işler yaptık" derken dünya hayranlıkla izliyor yaptıklarını...
En modern kıyafetler, en güzel ayakkabılar, paltolar ve her zaman traşlı bir yüz...
Her alanda örnek olmak gerek diyorsun sık sık...
Sonra bir sonbahar...
Bir fırtına tutuyor ülkeyi... Bir siyah bir endişe... Dolmabahçeden gelecek iyi haberleri bekliyor büyük Türk ulusu, evladı Mustafa Kemal' den.
Çok gidilecek yol var oysa...
Çok aşılacak dağ...
Yeryüzüne indirilecek kara bulut...
Dağıtılacak hüzün...
Haberler iyice kötüleşiyor...
Halkın gözü kulağı İstanbul Dolmabahçe Sarayında...
Ve 10 Kasım 1938, saat 09.05...
Kara haber tez ulaşıyor Anadolu Bozkırına...
"Türk Milleti büyük evladını kaybetti."
"Babamızı kaybettik" Yollara dökülüyor gözü yaşlı milyonlar...
Top arabasına konulan naaşın arkasında hıçkırıklarını tutamayan gençler. Gözyaşlarını başlarındaki tülbentte silen yaşlı kadınlar. Köy kahvesinin önünde hazırolda saygı duruşu yapan ihtiyarlar.
FRİGYALILARDAN beri görülmemiş yas törenleri...
Her canlı mutlaka ölecek...
İş ölmekte değil, iş; ölsen de bir milletin gönlünde yaşayabilmek...
Mustafa Kemal işte bunu başardı. Milletinin gönlüne gömüldü.
Rahat uyu atam...
Her geçen gün seni daha iyi anlıyoruz. Ülkemin üstüne kara bulutlar çoktukça milletçe daha çok anlıyoruz seni...
Ve sen hiç bırakmadın bizi...
Türk ulusu ve vatan sana her zaman minnettardır...
Erdal Atıcı
10 Kasım 2020