Mektepli Gazete

Erdal ATICI Yazdı: Fakir Baykurt Hep Yüreğimizde

Cumhuriyetin öğretmeniydi onlar... Devrimin eğitim kurumu köy enstitülerinden mezun olan 17.000 köy çocuğuydular. Çoğu, okula kefalet parasını ödeyemediği için, köylülerinden buğday, tereyağ, pekmez toplayarak geldiler, kayıt yaptırabildiler...

Paylaş
Yazı boyutu
100%
FAKİR BAYKURT HEP YÜREĞİMİZDE...
(1929 Akçaköy - 11 Ekim 1999 Duisburg)
Cumhuriyetin öğretmeniydi onlar...
Devrimin eğitim kurumu köy enstitülerinden mezun olan 17.000 köy çocuğuydular. Çoğu, okula kefalet parasını ödeyemediği için, köylülerinden buğday, tereyağ, pekmez toplayarak geldiler, kayıt yaptırabildiler...
Cumhuriyet olmasaydı, kapılarını çalan olmayacak ve Yücel'in "dağ başlarında kendi kendine açıp solan yaban gülleri" gibi, solup gideceklerdi...
Tonguç Baba kapılarını çaldı, Yücel okullarını açtı...
Okudular, öğrendiler, öğrendikçe dünyayı ve ülkeyi sorguladılar...
Görevlerini yaptılar ve sonra, büyük savaşlardan dönen komutanlar gibi birbiri ardına sıralanıp bu dünyadan ayrıldılar...
Fakir Baykurt,
Mahmut Makal,
Talip Apaydın,
Mehmet Başaran
ve en son
Abdullah Özkucur'u uğurladık...
Bir tören geçişiyle birer birer çekip gittiler yıldızlara...
Bir yıldızlı yol, yüzlerce kitap ve başarılı olmuş bir mücadele bıraktılar geride...
Cumhuriyetin yarattığı olanaklarla okuyan bu insanların Cumhuriyete borçlarını nasıl fazlasıyla ödediklerine şahit olduk. Bedri Rahmi'nin dediği gibi; "Ne bir haram yediler, ne cana kıydılar..."
Öğretmenliğin para mesleği olmadığını, halkın verdiği vergilerle bu yurdun öğretmenleri olduklarını her ortamda gösterdiler.
Mertliği, korkusuzluğu, yiğitliği, isyan etmeyi, halk için ölümü göze almayı biz o öğretmenlerden öğrendik...
Onlar Anadolu'nun en ücra köşelerinde küçücük okul odalarında, sobası olmayan buz tutan sınıflarda öğrencilerini en iyi şekilde yetiştirmenin yollarını arayıp buldular...
Adam sendeci olmamayı, suya sabuna dokunmayı, Bolubeylerini rahatsız etmeyi öğrettiler bize...
Sokrates olmayı, sorgulamayı gösterdiler...
Altı yüzyıl susturulmuş, yoksul ve dilsiz bir milletin çocuklarıydılar, her biri halkın dili oldu, söyledi yazdı.
Hiç korkmadan, saklanmadan, kula kulluk etmeden, onurla yaşadılar, görevlerini tam olarak yapmış yurttaşların huzuruyla bu dünyadan ayrıldılar...
Şimdi sıra bizde, bize düşen görev, onların yolundan korkmadan yürümek, haklarımızı anayasadaki, ifade özgürlüğünden alarak düşündüklerimizi korkmadan söyleyebilmektir, yazabilmektir.
Şimdi bize düşen, hiç lafı çevirmeden, eğip bükmeden; siyaha siyah, beyaza beyaz diyebilmektir.
Erdal Atıcı
11 Ekim 2022
Mektepli Gazete | Erdal ATICI Yazdı: Fakir Baykurt Hep Yüreğimizde