Mektepli Gazete

Erdal Atıcı Yazdı: Eylülde Gidenlere Türkü...

Bir Eylül daha geldi ölmeyene... "Hasatmış" Süryanicede anlamı... Bugünden sonra, güneş dağların ardında kaybolurken, hafif bir ürperti saracak hepimizi...

Paylaş
Yazı boyutu
100%

EYLÜLDE GİDENLERE TÜRKÜ...
Bir Eylül daha geldi ölmeyene...
"Hasatmış" Süryanicede anlamı...
Bugünden sonra, güneş dağların ardında kaybolurken, hafif bir ürperti saracak hepimizi...
Penye hırkalar, çıkarılacak kışlık hurçlardan.
Sonra, birden bire susacak ağustos böcekleri. Güvercinler daha görünür olacak şehir meydanlarında... Şadırvan başlarında kolları dirseklerine kadar sıvalı ihtiyarlar, abdes arası sohbetlerde unutacaklar ömürlerinin geride kalan sonbaharlarını...
Güneş dünyanın öbür tarafına yöneltecek ısısını, gölgeler git gide daha da uzayacak...
Üzümler sarıdan kırmızıya renklenecek... Pekmezler kaynayacak günlerce...
Kırmızı biber çuvalları dökülecek ortaya, üstü bulutlu kazanlar kurulacak avluların orta yerine.
Ninem Akkızca değneğe dayana dayana kazanların başına kadar gelecek, kocaman kepçeyle koyuluğuna bakacak salçanın...
Rüzgarda sürüklenen kokular gezecek köylerin üstünde.
Çocuklar geçecek sonra, kuş alayları gibi cıvıl cıvıl... Çocukluğum geçecek sonra, siyah beyaz önlüğüyle anneme ve nineme sitemle baka baka...
Ninem "bırak yüz verme şuna, gitsin okusun!" diyecek, yine...
Caminin önünden geçerken çocukluğum, günler sayan yaşlıların gözlerindeki ölüm hüznünü görecek... "Bu dünya bir bakımlık bir dünya, işte rüzgar gibi geçti.." diye iç çekişlerini duyacak...
Yerde almış gökte yemiş, yaylalarda dolaşmış, büyük sürüler sahibi olmuş, Yörük beyi Sarı İbrahim ile karşılaşacak sonra çocukluğum. Saçı sakalı birbirine karışmış, iki büklüm torunu Ahmet'in kollarında... Gözleri kör olmuş Sarı İbrahim... Bıçak gibi keskin sesiyle "Gahba da gençlik geldi geçti yel gibi..." diyecek yine Dirmilli Kör Emin...
Çamköylü Hasan Amca'nın avlusundaki ayva daha da sararmış, artık çalma zamanı diyecek Tahir...
Elinde zil okul avlusunda karşılayacak Tevfik Özabalı öğretmenimiz, sararan dünyaya bir kez daha hep birlikte şaşkınlıkla bakacağız...
Sınıflara dolaşacağız hiç bitmeyen zamanlarda. Sonra sonbaharın sarı yağmurları başlayacak...
Biz yeniden gelecek günlere; gelecek günlerin bilinmezliklerine dalacağız... Büyükler dünya işiyle gücüyle oyalayacaklar...
Sarı İbrahim, bir sonbahar günü ayrılacak bu dünyadan. Sessiz sedasız kimseyle helalleşemeden... Sonra ömrü savaşlarda geçen Şeytan Hasan... Kara bir kazan kaynayacak evinin önünde. İçine defne dalları, kekik desteleri atılacak. Burcu burcu kokacak bu dünya... Karakol komutanı ve birkaç candırma katılacak törene... İstiklal Madalyası parlayacak tabutun üstünde. Esas duruşta bekleyecekler candırmalar...
Sonra Salih Erdoğan...
Sonra ninelerimiz dedelerimiz...
Kol kola türküler söyleyerek göç edecekler başka ülkelere...
Sonbahar her seferinde, biraz daha tılsımını yitirecek, ıssızlaşacak dünya...
Zaman Arnavut kaldırımlarının taşlarında parlayacak.
Eylül bize hiç bir şeyin sonsuz olmadığını, bir kez daha anımsatacak...

Erdal Atıcı
2 Eylül 2022

Mektepli Gazete | Erdal Atıcı Yazdı: Eylülde Gidenlere Türkü...