Mektepli Gazete

Erdal Atıcı yazdı: İnandılar... Dövüştüler... Öldüler...

İnandılar... Dövüştüler... Öldüler...

Paylaş
Yazı boyutu
100%
"İNANDILAR... DÖVÜŞTÜLER... ÖLDÜLER...
EMANETİNİN BEKÇİLERİYİZ..."
Yukarıdaki sözler, şimdi Menemen meydanında tarihin sonsuzluğuna bakan Kubilay Anıtının ön yüzünde yazılı...
Bir de bu siyah beyaz fotoğraf var elimizde. Yüreğimizi delen bakışlarıyla masumiyeti gözlerinde taşıyan bir idealist öğretmenin fotoğrafı...
Tarih 23 Aralık 1930
Cumhuriyet kurulalı henüz 7 yıl olmuş...
Yanmış yıkılmış, binlerce evladını kaybetmiş, ekonomisi yerlerde sürünen bir ülkeyi, ayağa kaldırılmaya çalışılıyor Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları...
Dünya 1929 Ekonomik bunalımını yaşıyor. Kıtlık açlık dünyada da almış yürümüş... Bir de Avrupa da savaş tehlikesi var.
Mustafa Kemal Atatürkün devrimlerine karşı olan gerici kesim, hiç durmadan yeraltı çalışmaları yapıyor. Halkın içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıdan yararlanmaya çalışıyor...
Tarikatlar birbiriyle yarışıyor...
Kubilay Atatürk devrimlerine yürekten bağlı bir genç öğretmen... ATATÜRK'ÜN gençliğe hitabesini kendine yol bilmiş. İzmir Menemen'de yedeksubay olarak askerliğini yapıyor.
Nakşibendi tarikatı Ege'de yayılmış, faaliyetlerini hızlandırmış. Manisa Dağlarında kamp yapan Nakşibendi Derviş Mehmet, birgün bekledikleri anın geldiğini, halifenin ordusuyla sınırda beklediğini, sınıra 800 bin kişinin dayandığını anlatıp, silahlarını alıp isyan için yola çıkıyorlar. Sabaha kadar yol yürüyorlar. Sabah Namazını kılmak için Menemen Cami'ine giriyorlar. Namazdan sonra Yeşil bayrağı eline alıp, meydanda gösteriye başlıyorlar. Halkı zorla kendilerine katılmaya çağırıyorlar. Bu bağırış çağırış üzerine, yoldan geçenler de meydana toplanıyor.
Olay şehirde bulunan askeri alaya haber veriliyor. Yedek Asteğmen Kubilay bir grup acemi askerle alana gelip kalabalığın içine girip Derviş Mehmet'in karşışına çıkıyor ve onları ikna etmeye çalışyor...
TARİHİN EN VAHŞİ CİNAYETİ...
Az sonra, Kubilay'ın arkasından bir el silah sesi duyuldu. Gökyüzüne patır patır güvercinler savruldu. Kubilay yere düştü... Hiç bağırmadı. Öyle baktı başına toplananlara ve bu dünyaya... Sonra kendini toparlayıp son bir çare cami avlusuna koştu. Öyle ya, orası Allahın eviydi ve orada cinayet işlenemezdi. Cami avlusunda yakaladılar Hasan Fehmi Kubilay'ı...
Bir kör bağ bıçağıyla başını gövdesinden ayırdılar. Ellerindeki yeşil bayrağın ucuna bağladılar. Derviş Mehmet Kubilay'ın kanını avucuna alıp içti. Olaya engel olmak isteyen Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki de oracıkta şehit edildi...
Vahşet duyulunca hemen sıkıyönetim ilan edildi. Menemen'in etrafı çevrildi. Ankara'dan emir beklendi...
Ordu ilk anda Derviş Mehmet ve yanındaki iki kişiyi öldürdü. Diğerleri de yakalandı.
Divan ı Harp kuruldu ve başına Org. Mustafa Muğlalı getirildi. Mustafa Muğlalı aynı zamanda Şeyh Said isyanını bastırmış, sorumlularını astırmıştı...
Harp divanında yargılanan suçlular idama mahkum edildi ve Kubilay'ın öldürüldüğü yerde asıldılar...
Kubilay'ın katledilmesi olayıyla gericilik üzerine çok sert gidildi. Gericiler yeniden yer altına çekildiler...
Kubilay evli ve bir çocuk babasıydı. Kanıyla genç Cumhuriyete nasıl sahiplendiğini göstermiştir. O Mustafa Kemal'in öğretmeni olduğunu da kanıtladı...
Bize düşen görev. Devrim şehidi Hasan Fehmi Kubilay'ı unutmamak ve unutturmamakır. Emanetine sahip çıkmaktır...
Karanlığa karşı en güçlü ışık olan Devrim Şehidi Kubilay ve Bekçiler Hasan ve Şevki'yi saygıyla ve borçluluk duygularımızla anıyoruz...
Erdal Atıcı
23 Aralık 2022
Mektepli Gazete | Erdal Atıcı yazdı: İnandılar... Dövüştüler... Öldüler...