Mektepli Gazete

Eğitimcilerin buluştuğu çalıştayın sonuç bildirgesi yayımlandı

TÜZYEKSAV, Mektepli Gazete, Özgür Radyo ve EDUTEK Akademi'nin düzenlediği çalıştayın sonuç bildirgesi yayımlandı.

Paylaş
Yazı boyutu
100%

TÜZYEKSAV, Mektepli Gazete, Özgür Radyo ve EDUTEK Akademi, Cumartesi günü düzenlediği "Dijital Dünyada Eğitimde Fırsat Eşitsizliği” çalıştayını düzenledi. Çalıştayda, dijital dünyada eğitimde fırsat eşitsizliği konuşuldu.

Çalıştayın sonuç bildirgesi yayımlandı. Eğitimdeki farklı sorunlara değinilen bildirgede 16 madde yer aldı.

Bildirgede “Çalıştay katılımcıları eğitim sürecinin bireyin özgürleşmesi süreci olduğunun bilinciyle eğitim hakkının tüm (çocuklar-gençler-bireyler) yurttaşlarının en temel insan hakkı olduğunu vurgular ve uluslararası alandaki düzenlemelerde, Anayasamızda ve Milli Eğitim Temel Kanununda da belirtilen bilimsel, demokratik, laik eğitimin sağlanması için tüm yurttaşlarımızla dayanışmasını belirtir” ifadelerinin yer aldı

İŞTE TAM METNİ

Çalıştayın sonuç bildirgesinin tam metni şöyle:

“27 Kasım 2021 tarihinde Ankara’da eğitimciler, akademisyenler, meslek örgütleri ve siyasi partilerin katılımıyla düzenlenen Dijital Eğitimde Fırsat Eşit(siz)liği Çalıştayı’nda çalışma gruplarında tartışılan başlıklar ve bu başlıklar çerçevesinde ortaya çıkan çözüm önerileri eğitim kamuoyunun bilgisine ve incelemesine sunulur.

  1. Eğitimde Fırsat Eşitliği kavramı yerine bireyin sahip olduğu yetenek veya yeteneklerini ilgi ve istekleri doğrultusunda gerçekleştirebilmesini kapsayan “Eğitim Hakkı” kavramı öne çıkarılmalı ve tüm eğitim politikaları “Eğitim Hakkı” temelinde belirlenmelidir.

  1. Çocuklara yönelik politikalar çocuk hakları, uluslararası anlaşmalar ve taraf olunan tüm düzenlemeler çerçevesinde siyaset üstü biçimde değerlendirilmelidir.

  2. Ülkemizde erken çocukluk dönemi eğitimde eşitsizliğin en üst seviyede gözlendiği dönemdir. Okul öncesi eğitim alan öğrencilerle eğitim alamayan öğrenciler arasında hem eğitsel hem de öğrenme farkları ortaya çıkmakta ve bu durum zihinsel gelişim farklarına da neden olmaktadır. Bu sebeple MEB; erken çocukluk dönemi eğitimini 3-6 yaş aralığı için zorunlu hale getirmeli, niteliğin artırılması için gerekli fiziksel düzenlemeleri yapmalı, okul öncesi dönemde resim, müzik, beden eğitimi vb. derslerin branş öğretmenleri tarafından verilmesini sağlamalıdır.

  3. Eğitime ilişkin alınan kararlar ve uygulamalarda çocuğun ve gençlerin yüksek yararı düşünülmemektedir. Alınan kararlar hala yetişkin merkezlidir, alınacak tüm kararlarda ve uygulamalarda çocukların-gençlerin gelişimine uygunluğunun tartışılması gerekmektedir ve onların yüksek yararı dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda taşımalı eğitim, kız çocuklarının eğitime erişimleri, yurt ve barınma sorunları, sanat eğitimi, yaratıcılık eğitimi, teknolojik altyapı vb. tüm sorunlu alanlarda bireylerin yüksek yararı gözetilerek kararlar alınmalıdır.

  4. Özel gereksinimli çocukların eğitimine yönelik ortam ve şartların iyileştirilmesi, teknolojik imkanlarının geliştirilmesi, eşitsizliğin ortadan kaldırılması önem taşımaktadır. Bu kapsamda değerlendirilen ve ülkelerin her alanda gelişmesinde kilit rol oynayan üstün zekalı ve üstün yetenekli çocukların eğitimi için kamusal kaynaklar harekete geçirilmeli, bu gruptaki öğrencilerin eğitimine yönelik yasal ve idari düzenlemeler çocukların en üst potansiyellerine ulaşmalarına imkan sağlayacak şekilde bir an önce hayata geçirilmelidir.

  5. Eğitimin bilimsel niteliğinden taviz verilmesi ve nitelikli eğitimden uzaklaşılması eşitsizliğin asıl kaynağını oluşturmaktadır. Eğitim sistemimizde niteliksiz hedefler üst sınır olarak belirlenemez, standartlar tüm kurumlar için sağlanmalıdır, üst sınırların eğitim kurumları tarafından özgürce belirlenmesine olanak sağlanmalıdır.

  6. Mesleki eğitim, ülkemizde eğitimdeki ayrımcılığı artırmaktadır. Ortaöğretim kademesindeki mesleki eğitimin emek sömürüsüne dönüşmesine neden olan bazı uygulamalara son verilmelidir. Ortaöğretim kademesindeki mesleki ve teknik eğitimin yüksek öğretim düzeyiyle bağlantısı özendirici tedbirlerle (sınavsız yerleşme, ek puan vb.) yeniden kurulmalıdır.

  7. Ders kitaplarında yer alan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini vurgulayan görsel ve anlatımlara yer verilmemelidir.

  8. Ülkemizde toplumun her kesiminde gözlenen özellikle kadına yönelik olarak yoğunlaşan şiddetle mücadele için her seviyede eğitimlerin düzenlenmesi, eğitim kurumlarında toplumsal şiddetin kaynağı olabilecek her türlü uygulamaya son verilmesi ve kadın dayanışmasının güçlendirilmesi gerekmektedir.

  9. Türkiye’nin farklı illerinde bulunan Köy Enstitüleri koruma altına alınarak kuruluş amaçlarını yansıtacak şekilde düzenlenmeli, eğitim kurumu ya da müze olarak gelecek kuşakların yararlanmasına sunulmalıdır.

  10. Eğitimde yaşanan olumsuz süreçlerin öğretmenlerin sorumluluğuna verilmesi ve sürekli öğretmenlerin eğitim eksikliğine vurgu yapılması kabul edilemez bir durumdur.

Uzun yıllardır yürürlükte olan yanlış öğretmen yetiştirme politikaları sonucunda 2023 yılında 1 Milyon atanmayan öğretmen olacaktır.

Öğretmen yetiştirme politikalarının gözden geçirilmesi, öğretmen yetiştiren kurumların bulundukları coğrafi konum, sayı, kontenjan ve işleyişlerinin yeniden düzenlenmesi acil müdahale edilmesi gereken bir alan olarak öne çıkmaktadır. Formasyon programları ile öğretmen yetiştirme uygulaması bir an önce sona erdirilmelidir.

  1. Öğretmenlerin istihdam türlerindeki farklılıklar adaletsizlik kaynağı haline gelmiş durumdadır. Sözleşmeli öğretmenlik ve ücretli öğretmenlik uygulamasına son verilmeli, tüm öğretmenlerin kadrolu kamu çalışanı olarak görevlendirilmesi yapılmalı. Öğretmenlere kariyerlerinde ilerleme imkânı sağlayacak yasal düzenlemeler yapılmalı. Bu yasal düzenlemelerin özlük haklarını da geliştirecek biçimde hızla yeniden yürürlüğe konulması gerekmektedir.

  2. "Eğitim Politikası Bilimi" nin kimliği, konuları ve yöntemine hakim uzman gereksinimini karşılamak için üniversitelerde lisansüstü programlar açılmalıdır. Yetiştirilen eğitim politikası uzmanlarını istihdamı için kamuda uygun kadrolar tahsis edilmelidir.

  3. Mülteci ve göçmen ailelere ve çocuklarına da eşit imkanlar sağlanmalı, ailelerine uyum seminerleri verilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan öğrencilerin eğitim hakkının aynısı mülteci ve göçmen çocuklarına da sağlanmalıdır.

  4. Dijitalleşme kavramı ve eğitimde teknoloji kullanımının çerçevesi ülkemizde tam olarak anlaşılamamış olup birçok farklı kavram gerçek anlamından farklı kullanılmaktadır. Online eğitim elbette yüz yüze eğitimin yerine geçemez, sosyalleşme ve paylaşım gibi alanlarda yüz yüze eğitimle karşılaştırılamaz.

Tüm dünyada pandemi dönemiyle birlikte “ % 100 Yüz Yüze eğitim” sona ermiştir. Dijital-Teknolojik Eğitimin önünde kimsenin duramayacağının farkına varılmalıdır. Teknolojik eğitim; öğretimin zenginleştirilmesi, kendi hızında öğrenme, bireysel öğrenmeyi yönetme imkânı sağlamaktadır ve buradan hareketle yüzyüze ve online eğitimin birlikte kullanıldığı “Harmanlanmış Model”e geçiş yapılmalıdır.

  1. 2016 yılından beri uygulanan ve Çocuklarımızı psikolojik olarak olumsuz etkileyen karanlıkta okul yollarına düşmelerine neden olan Sürekli Yaz Saati Uygulamasından bir an önce vazgeçilmelidir.

Çalıştay katılımcıları eğitim sürecinin bireyin özgürleşmesi süreci olduğunun bilinciyle eğitim hakkının tüm (çocuklar-gençler-bireyler) yurttaşlarının en temel insan hakkı olduğunu vurgular ve uluslararası alandaki düzenlemelerde, Anayasamızda ve Milli Eğitim Temel Kanununda da belirtilen bilimsel, demokratik, laik eğitimin sağlanması için tüm yurttaşlarımızla dayanışmasını belirtir.

Mektepli Gazete | Eğitimcilerin buluştuğu çalıştayın sonuç bildirgesi yayımlandı