Mektepli Gazete

Eğitim Uzmanı Alaaddin Dinçer yazdı: Akademide Özgürlükler ve Aylıklar Yetersiz!

Türkiye akademik özgürlükler bakımından dünya sıralamasında sürekli irtifa kaybetmekte. Sadece akademik özgürlükler değil, aynı zamanda akademisyenlerin aldığı ücretler konusunda da irtifa kaybetmeye devam ediyor. Akademik özgürlükler alanında en sert düşüş 2916 yılında yaşandı. Özgürlükler sıralamasında ki irtifa kaybı, 2016 yılında yaşanan faşist darbe girişiminin ardından gerek yasalarda gerekse OHAL Kararnamelerinde yapılan değişiklikler ile yoğunlaşırken, son yıllarda yaşanan ekonomik kriz, vergi dilimleri ve TL’nin satın alma değerinin hızla düşmesi nedeniyle alınan ücretlerde erime yaşanmakta. Akademide Özgürlükler Yetersiz EURONEWS’İN internet sitesinde yer alan habere göre, Türkiye’nin Akademik Özgürlükler Endeks puanının 2012-2022 arasında 0,43’ten 0,08’e düşmesi son 10 yılda özgürlük seviyesinin hızlı şekilde gerilediğine işaret ediyor. Akademik Özgürlük Endeksi 2023 raporuna göre, Türkiye 179 ülke arasında 166. sırada bulunuyor. Türkiye; uluslararası kuruluşlar tarafından ağır insan hakları ihlalleri ve özgürlük kısıtlamaları suçlamasına maruz kalan Kuzey Kore, Belarus ve Türkmenistan ile aynı grupta bulunuyor. Türkiye 2012 yılında 134. sırada bulunmasına rağmen endeks skoru çok daha yüksekti. İsveç’teki Göteborg Üniversitesi Demokrasinin Çeşitleri Enstitüsü (V-Dem) ile Almanya’daki Friedrich Alexander Üniversitesi Erlangen-Nürnberg Akademik Özgürlük Endeksi (AFI) dünyada akademik özgürlüğü ölçmeyi hedefliyor. Şu beş temel göstergeye dayanarak filli akademik özgürlük düzeyi değerlendirildi. Araştırma ve öğretme özgürlüğü Akademik değişim ve yayma özgürlüğü Kurumsal özerklik Kampüs bütünlüğü Akademik ve kültürel ifade özgürlüğü AFI, dünya çapında farklı ülkelerden 2 bin 197 uzman tarafından yapılan değerlendirmelere, standartlaştırılmış anketlere ve V-Dem projesi tarafından uygulanan istatistiksel modellere dayanıyor. V-Dem projesi, demokrasinin çeşitli boyutları hakkında kapsamlı veri ve analizler üretiyor. Endeks 0 ile 1 arasında değişiyor. 1 özgürlüğün en iyi durumda olduğunu gösterirken 0 özgürlüklerin kısıtlandığına işaret ediyor. AFI ülkeleri “en iyi yüzde 10”dan başlayarak “en kötü yüzde 10”da sona eren 10 gruba ayırdı. Türkiye “en kötü yüzde 10” grubunda yer alıyor. Bu grup akademik özgürlüklerin en çok kısıtlandığı ülkeleri gösteriyor. Bu grupta puan sıralamasına göre şu ülkeler yer alıyor: Küba, Ruanda, Mısır, Türkiye, İran, Nikaragua, Çin, Suudi Arabistan, Güney Sudan, Ekvator Ginesi, Bahreyn, Suriye, Belarus, Türkmenistan, Eritre, Burma/Myanmar, Kuzey Kore. Bu ülkelerin büyük bir kısmı insan hakkı ihlalleri ile anılıyor. Haberin detayı EURONEWS haberde. Akademisyenlerin Ücretleri Yoksulluk Sınırının Altında 2023 yılı aralık ayı itibarı ile net aylığı TÜRK-İŞ’in açıkladığı yoksulluk ücretinin üzerine çıkan akademisyen yok. Temmuz ayında artan aylıklar yüksek vergi dilimi nedeniyle Aralık ayında neredeyse yüzde 15 oranında azalmakta. Türkiya’de bir profesör günlük çalışma süresi daha uzun olmasına rağmen aldığı aylıkların toplamı yıllık yaklaşık 18 bin dolar olurken, günlük çalışma süresi daha az olan rakam OECD ortalamasında 54 bin ABD’de 71 bin dolara kadar çıkmakta. Ocak ayında yüzde 50 zam yapılmış olsa bile profesörün aylığı asgari ücretin ancak 4,2 katı olacak. Bu oran 2013 yılından bu yana en düşük ikinci değer. Akademik kadrolarda ücret yoksulluğu alt unvanlara indikçe artan bir tabloyu karşımıza çıkarmakta. Ortaya çıkan ücret göstergeleri akademisyenlerin büyük geçim sıkıntısı içinde olduklarını göstermekte. Bırakalım araştırma ve yayın yapmaya bütçe ayırmayı, insanca yaşam sürdürmek için gerekli olan temel gereksinimler(gıda ve barınma) bile karşılamakta zorlanma gerçeği var. Ayrıca akademide özlük hakları ve ekonomik haklar bakımından da başkaca sorunlar ve mağduriyetler yaşanmaktadır. Bunların başında akademik kadrolara atanma ve yükseltmelerde görülmektedir. Bu alanda görülen en önemli sorun, atanacağı unvan için belirlenen kriterlere ilişkin yeterlilikleri yerine getiren ve unvanında bekleme süresini dolduranların bir üst kadroya yükseltmeleri yapılmadan, keyfi ya da politik nedenlerle bulundukları kadroda bekletilmeleridir. Özlük hakları ve ekonomik haklar bakımından kayıplar yaşanmasına ve adalet duygusunun zayıflamasına neden olan bu olumsuzluklar zaman kaybetmeden sona erdirilmelidir. Sonuç olarak, adına üniversite denilen ancak batıdaki emsallerine göre yüksekokul düzeyinde bile olmayı başaramamış kurumların sayısını durmadan çoğaltmak bir işe yaramıyor/yaramayacak. Niteliği, bilimselliği ve özgürlükleri sağlamanın yolu yukarıda değerlendirme için belirlenmiş beş kriterin gereklerini yerine getirmeye bağlı, Bu noktada esas yanıt bulunması gereken soru, Türkiye bu kriterleri yerine getirmek istiyor mu istemiyor mu? Değerlendirme puanlarına ve uygulamalara bakarak kriterleri yerime getirmekte zorlandığını söyleyebiliriz. O halde, ülkenin uluslararası arenada özgürlükler alanında bulunduğu sıradan rahatsızlık duyuluyorsa yapılması gereken, kriterleri en geniş anlamda uygulamak ve gereklerini yerine getirmektir. Burada bir görevde akademisyenlere düşmektedir. O da, ekonomik ve demokratik hakları birlikte ele alarak her ikisi için bir araya gelmek, dayanışmak örgütlenmek ve mücadele etmektir. alaaddin dinçer/eğitim uzmanı/2 Ocak 2024

Paylaş
Yazı boyutu
100%
Türkiye akademik özgürlükler bakımından dünya sıralamasında sürekli irtifa kaybetmekte. Sadece akademik özgürlükler değil, aynı zamanda akademisyenlerin aldığı ücretler konusunda da irtifa kaybetmeye devam ediyor. Akademik özgürlükler alanında en sert düşüş 2916 yılında yaşandı. Özgürlükler sıralamasında ki irtifa kaybı, 2016 yılında yaşanan faşist darbe girişiminin ardından gerek yasalarda gerekse OHAL Kararnamelerinde yapılan değişiklikler ile yoğunlaşırken, son yıllarda yaşanan ekonomik kriz, vergi dilimleri ve TL’nin satın alma değerinin hızla düşmesi nedeniyle alınan ücretlerde erime yaşanmakta.
Akademide Özgürlükler Yetersiz
EURONEWS’İN internet sitesinde yer alan habere göre, Türkiye’nin Akademik Özgürlükler Endeks puanının 2012-2022 arasında 0,43’ten 0,08’e düşmesi son 10 yılda özgürlük seviyesinin hızlı şekilde gerilediğine işaret ediyor. Akademik Özgürlük Endeksi 2023 raporuna göre, Türkiye 179 ülke arasında 166. sırada bulunuyor. Türkiye; uluslararası kuruluşlar tarafından ağır insan hakları ihlalleri ve özgürlük kısıtlamaları suçlamasına maruz kalan Kuzey Kore, Belarus ve Türkmenistan ile aynı grupta bulunuyor. Türkiye 2012 yılında 134. sırada bulunmasına rağmen endeks skoru çok daha yüksekti.
İsveç’teki Göteborg Üniversitesi Demokrasinin Çeşitleri Enstitüsü (V-Dem) ile Almanya’daki Friedrich Alexander Üniversitesi Erlangen-Nürnberg Akademik Özgürlük Endeksi (AFI) dünyada akademik özgürlüğü ölçmeyi hedefliyor. Şu beş temel göstergeye dayanarak filli akademik özgürlük düzeyi değerlendirildi.
Araştırma ve öğretme özgürlüğü
Akademik değişim ve yayma özgürlüğü
Kurumsal özerklik
Kampüs bütünlüğü
Akademik ve kültürel ifade özgürlüğü
AFI, dünya çapında farklı ülkelerden 2 bin 197 uzman tarafından yapılan değerlendirmelere, standartlaştırılmış anketlere ve V-Dem projesi tarafından uygulanan istatistiksel modellere dayanıyor. V-Dem projesi, demokrasinin çeşitli boyutları hakkında kapsamlı veri ve analizler üretiyor.
Endeks 0 ile 1 arasında değişiyor. 1 özgürlüğün en iyi durumda olduğunu gösterirken 0 özgürlüklerin kısıtlandığına işaret ediyor. AFI ülkeleri “en iyi yüzde 10”dan başlayarak “en kötü yüzde 10”da sona eren 10 gruba ayırdı. Türkiye “en kötü yüzde 10” grubunda yer alıyor. Bu grup akademik özgürlüklerin en çok kısıtlandığı ülkeleri gösteriyor. Bu grupta puan sıralamasına göre şu ülkeler yer alıyor: Küba, Ruanda, Mısır, Türkiye, İran, Nikaragua, Çin, Suudi Arabistan, Güney Sudan, Ekvator Ginesi, Bahreyn, Suriye, Belarus, Türkmenistan, Eritre, Burma/Myanmar, Kuzey Kore. Bu ülkelerin büyük bir kısmı insan hakkı ihlalleri ile anılıyor. Haberin detayı EURONEWS haberde.
Akademisyenlerin Ücretleri Yoksulluk Sınırının Altında
2023 yılı aralık ayı itibarı ile net aylığı TÜRK-İŞ’in açıkladığı yoksulluk ücretinin üzerine çıkan akademisyen yok. Temmuz ayında artan aylıklar yüksek vergi dilimi nedeniyle Aralık ayında neredeyse yüzde 15 oranında azalmakta. Türkiya’de bir profesör günlük çalışma süresi daha uzun olmasına rağmen aldığı aylıkların toplamı yıllık yaklaşık 18 bin dolar olurken, günlük çalışma süresi daha az olan rakam OECD ortalamasında 54 bin ABD’de 71 bin dolara kadar çıkmakta. Ocak ayında yüzde 50 zam yapılmış olsa bile profesörün aylığı asgari ücretin ancak 4,2 katı olacak. Bu oran 2013 yılından bu yana en düşük ikinci değer. Akademik kadrolarda ücret yoksulluğu alt unvanlara indikçe artan bir tabloyu karşımıza çıkarmakta. Ortaya çıkan ücret göstergeleri akademisyenlerin büyük geçim sıkıntısı içinde olduklarını göstermekte. Bırakalım araştırma ve yayın yapmaya bütçe ayırmayı, insanca yaşam sürdürmek için gerekli olan temel gereksinimler(gıda ve barınma) bile karşılamakta zorlanma gerçeği var. Ayrıca akademide özlük hakları ve ekonomik haklar bakımından da başkaca sorunlar ve mağduriyetler yaşanmaktadır. Bunların başında akademik kadrolara atanma ve yükseltmelerde görülmektedir. Bu alanda görülen en önemli sorun, atanacağı unvan için belirlenen kriterlere ilişkin yeterlilikleri yerine getiren ve unvanında bekleme süresini dolduranların bir üst kadroya yükseltmeleri yapılmadan, keyfi ya da politik nedenlerle bulundukları kadroda bekletilmeleridir. Özlük hakları ve ekonomik haklar bakımından kayıplar yaşanmasına ve adalet duygusunun zayıflamasına neden olan bu olumsuzluklar zaman kaybetmeden sona erdirilmelidir.
Sonuç olarak, adına üniversite denilen ancak batıdaki emsallerine göre yüksekokul düzeyinde bile olmayı başaramamış kurumların sayısını durmadan çoğaltmak bir işe yaramıyor/yaramayacak. Niteliği, bilimselliği ve özgürlükleri sağlamanın yolu yukarıda değerlendirme için belirlenmiş beş kriterin gereklerini yerine getirmeye bağlı, Bu noktada esas yanıt bulunması gereken soru, Türkiye bu kriterleri yerine getirmek istiyor mu istemiyor mu? Değerlendirme puanlarına ve uygulamalara bakarak kriterleri yerime getirmekte zorlandığını söyleyebiliriz. O halde, ülkenin uluslararası arenada özgürlükler alanında bulunduğu sıradan rahatsızlık duyuluyorsa yapılması gereken, kriterleri en geniş anlamda uygulamak ve gereklerini yerine getirmektir. Burada bir görevde akademisyenlere düşmektedir. O da, ekonomik ve demokratik hakları birlikte ele alarak her ikisi için bir araya gelmek, dayanışmak örgütlenmek ve mücadele etmektir. alaaddin dinçer/eğitim uzmanı/2 Ocak 2024
Mektepli Gazete | Eğitim Uzmanı Alaaddin Dinçer yazdı: Akademide Özgürlükler ve Aylıklar Yetersiz!