DSD’nin Ardından EMEK Hareketi De Eğitim Sen Kongresinden Çekildi!
Emek Hareketi, Nispi Temsilin kabul edilmemesi ve karşı listenin altı kişilik yürütme kurulu listesi oluşturarak Emek Hareketinden bir kişinin MYK taşınmasını etik bulmadığı için çekildiğini açıkladı.

Paylaş
Yazı boyutu
100%
DSD’nin Ardından EMEK Hareketi De Eğitim Sen Kongresinden Çekildi!
Emek Hareketi, Nispi Temsilin kabul edilmemesi ve karşı listenin altı kişilik yürütme kurulu listesi oluşturarak Emek Hareketinden bir kişinin MYK taşınmasını etik bulmadığı için çekildiğini açıkladı.
Eğitim Sen Genel Merkez Delegesi Gülhan ŞİMŞEK Emek Hareketinin çekilmesi şu şekilde yorumladı;
"Emek Hareketi, “Mevcut koşullara baktığımız zaman ‘Nispi temsil sistemi gelmeli’ diyoruz. Arkadaşlar bunu kabul etmiyorlar, ‘Çok parçalı bir yönetim oluşur’ diyorlar. Genel Kuruldan ayrılırken de itiraz noktalarında ‘Bir siyasi anlayışın kendisini dayatması’nı gerekçe gösteriyorlar. Aynı zamanda nispi temsile de hayır diyorsanız siz de başka bir siyasi anlayış olarak kendinizi dayatıyorsunuz demektir” eleştirisini yöneltti.
Sorun ‘Merkezi olarak oluşturulan ittifak üzerinden sendikayı şekillendirmek’ olduğunu söyledi. Söz konusu tutuma itiraz ettik. Sendika yönetimi grupla ve merkezi ittifakla belirlenemez deiyoruz. Emekçilerle bunu tartışmıştık. İttifak yapılacaksa işyerinden başlayarak emekçilerle yapılmalı. Gruplarla değil. Ankara’da yapılan şube seçimlerinde bu iki anlayış yanyanaydı. ‘İttifaklar yapılacak ve koltuklar paylaşılacaktı. Bizler bu anlayışların karşısında emekçilerin sınıfın taleplerini koyduk, bu tarz yaklaşımların emek mücedelesine güç vermeyeceğini hep belirttik. İşte bugün başkanlıkta sorunlar yaşanınca ittifak dağıldı. Bugün DSD’nin yaptığı şey aslında ‘Koltuk dağılımını ideolojik bir kılıfa’ büründürmek. Sendikayı daraltan şey buydu. Şubelerde anlaşıldı, merkezde mevcut gruplar koltukta anlaşamayınca ittifak bozuldu. Dolayısıyla mesele koltuk kavgasıdır. İdeolojik boyutu sendikal anlayışlardır. İşyerlerinde emekçilerin taleplerini alan, talepleri ortaklaştıran ve buradan sendikal politikaların belirlendiği yapıyı inşa etmek sınıf sendikacılığıdır.”
İşin özünde bugün için emekçilerin tutumunu, talebini yönetimlere yansıtacak en iyi seçim yöntemi nispi temsildir. Herkesin gücü oranında, kendi programıyla, aldığı oy oranıyla yönetimlerde temsil edilmesidir.
Bugün Eğitim Sen’de yaşanan durum sadece Eğitim Sen’de yaşanıyor değildir. Kongreden çekilen DSD bugün çekilmesini kulağa hoş gelecek “aydınlık gelecek, laiklik elden gidiyor gibi söylemlere dayandırıyor. Bakın başka sendikalarda yine aynı kaygılarla milliyetçi, dinci söylemlere dayanarak emekçileri ayrıştırıp kutuplaştırıyorlar ve buradan bir çıkar beklentisi içine giriyor.
Oysa ki sendikalar özünde emek örgütüdürler ve emekçilerin ortak talepleri üzerinde hak mücadelesi verirler. İş yerlerinde eğitim emekçileri bugün düşük maaş, esnek ve kuralsız çalıştırma ile boğuşuyorlar. Pandemi gerekçesi ile ek derslerimiz adeta gasp edildi. Yüz yüze eğitimi beceremeyen MEB, sürekli öğretmenleri hedefe koyuyor, öğretmenleri yük olarak görüyor. Uzaktan eğitim ise ister öğretmen açısından ister öğrenciler ve veliler açısından ele alın tam bir facia ve garabet. Öte yandan okullarda yeterli önlem alınmadan oklar açıldı, öğrenciler ve öğretmenler risk altına sokuldu, daha çokça sorun sıralayabilirim.
Bizler Emek Hareketi olarak baştan, iş yerlerini ve tüm eğitim emekçilerinin taleplerini temel alan, onların taleplerini ortaklaştıran, merkezileştirerek bir güç haline getiren bir sendika yapılanmasını savunduk. Nispi temsil olmadan bu sürecin içinde olmayacağımızı söyledik. Buna uygun olarak ta kongrede tutum aldık. Bugün Eğitim Sen bugün halen mücadeleci bir sendika olarak emek mücadelesinde ve emekçilerin gözünde önemli bir yere sahiptir. Hepimizin ihtiyacı emekçileri birleştirecek, kıdem tazminatına sahip çıkma mücadelesi veren,işçilerle birleştirecek, halkın demokrasi, adalet taleplerine de güçlü bir destek verecek, emekçilerin taleplerini merkezine alan bir sendikayı örmek."
DSD, 28 Kasım tarihinde başlayan Eğitim Sen Genel Merkez Kongresinden bir deklarasyon yayınlayarak çekildiğini belirtmişti.
Emek Hareketi, Nispi Temsilin kabul edilmemesi ve karşı listenin altı kişilik yürütme kurulu listesi oluşturarak Emek Hareketinden bir kişinin MYK taşınmasını etik bulmadığı için çekildiğini açıkladı.
Eğitim Sen Genel Merkez Delegesi Gülhan ŞİMŞEK Emek Hareketinin çekilmesi şu şekilde yorumladı;
"Emek Hareketi, “Mevcut koşullara baktığımız zaman ‘Nispi temsil sistemi gelmeli’ diyoruz. Arkadaşlar bunu kabul etmiyorlar, ‘Çok parçalı bir yönetim oluşur’ diyorlar. Genel Kuruldan ayrılırken de itiraz noktalarında ‘Bir siyasi anlayışın kendisini dayatması’nı gerekçe gösteriyorlar. Aynı zamanda nispi temsile de hayır diyorsanız siz de başka bir siyasi anlayış olarak kendinizi dayatıyorsunuz demektir” eleştirisini yöneltti.
Sorun ‘Merkezi olarak oluşturulan ittifak üzerinden sendikayı şekillendirmek’ olduğunu söyledi. Söz konusu tutuma itiraz ettik. Sendika yönetimi grupla ve merkezi ittifakla belirlenemez deiyoruz. Emekçilerle bunu tartışmıştık. İttifak yapılacaksa işyerinden başlayarak emekçilerle yapılmalı. Gruplarla değil. Ankara’da yapılan şube seçimlerinde bu iki anlayış yanyanaydı. ‘İttifaklar yapılacak ve koltuklar paylaşılacaktı. Bizler bu anlayışların karşısında emekçilerin sınıfın taleplerini koyduk, bu tarz yaklaşımların emek mücedelesine güç vermeyeceğini hep belirttik. İşte bugün başkanlıkta sorunlar yaşanınca ittifak dağıldı. Bugün DSD’nin yaptığı şey aslında ‘Koltuk dağılımını ideolojik bir kılıfa’ büründürmek. Sendikayı daraltan şey buydu. Şubelerde anlaşıldı, merkezde mevcut gruplar koltukta anlaşamayınca ittifak bozuldu. Dolayısıyla mesele koltuk kavgasıdır. İdeolojik boyutu sendikal anlayışlardır. İşyerlerinde emekçilerin taleplerini alan, talepleri ortaklaştıran ve buradan sendikal politikaların belirlendiği yapıyı inşa etmek sınıf sendikacılığıdır.”
İşin özünde bugün için emekçilerin tutumunu, talebini yönetimlere yansıtacak en iyi seçim yöntemi nispi temsildir. Herkesin gücü oranında, kendi programıyla, aldığı oy oranıyla yönetimlerde temsil edilmesidir.
Bugün Eğitim Sen’de yaşanan durum sadece Eğitim Sen’de yaşanıyor değildir. Kongreden çekilen DSD bugün çekilmesini kulağa hoş gelecek “aydınlık gelecek, laiklik elden gidiyor gibi söylemlere dayandırıyor. Bakın başka sendikalarda yine aynı kaygılarla milliyetçi, dinci söylemlere dayanarak emekçileri ayrıştırıp kutuplaştırıyorlar ve buradan bir çıkar beklentisi içine giriyor.
Oysa ki sendikalar özünde emek örgütüdürler ve emekçilerin ortak talepleri üzerinde hak mücadelesi verirler. İş yerlerinde eğitim emekçileri bugün düşük maaş, esnek ve kuralsız çalıştırma ile boğuşuyorlar. Pandemi gerekçesi ile ek derslerimiz adeta gasp edildi. Yüz yüze eğitimi beceremeyen MEB, sürekli öğretmenleri hedefe koyuyor, öğretmenleri yük olarak görüyor. Uzaktan eğitim ise ister öğretmen açısından ister öğrenciler ve veliler açısından ele alın tam bir facia ve garabet. Öte yandan okullarda yeterli önlem alınmadan oklar açıldı, öğrenciler ve öğretmenler risk altına sokuldu, daha çokça sorun sıralayabilirim.
Bizler Emek Hareketi olarak baştan, iş yerlerini ve tüm eğitim emekçilerinin taleplerini temel alan, onların taleplerini ortaklaştıran, merkezileştirerek bir güç haline getiren bir sendika yapılanmasını savunduk. Nispi temsil olmadan bu sürecin içinde olmayacağımızı söyledik. Buna uygun olarak ta kongrede tutum aldık. Bugün Eğitim Sen bugün halen mücadeleci bir sendika olarak emek mücadelesinde ve emekçilerin gözünde önemli bir yere sahiptir. Hepimizin ihtiyacı emekçileri birleştirecek, kıdem tazminatına sahip çıkma mücadelesi veren,işçilerle birleştirecek, halkın demokrasi, adalet taleplerine de güçlü bir destek verecek, emekçilerin taleplerini merkezine alan bir sendikayı örmek."
DSD, 28 Kasım tarihinde başlayan Eğitim Sen Genel Merkez Kongresinden bir deklarasyon yayınlayarak çekildiğini belirtmişti.
DSD Çekilme Gerekçesi olarak;
“Bir kez daha vurgulamak isteriz ki, KESK’in demokratik birikimi, dar grupçuluğun ve siyasal dayatmacılığın reddine dayanır. Emekçilerin çıkarlarını tüm grup çıkarlarının önüne koyduğu için emekçilerin örgütü haline gelen KESK’in örgütsel bütünlüğünün ve geleceğinin güvencesi de yine bu anlayıştır. Bugün Eğitim-Sen’e dayatılan ise bu mücadele birikiminin reddedilmesinden başka bir şey değildir.
Devrimci Sendikal Dayanışma olarak Eğitim Sen’in ve KESK’in mücadele tarihiyle bağdaşmayan bu dayatma karşısında, daha şimdiden meşruiyeti tartışmalı hale gelen, Eğitim Sen 11. Olağan Genel Kurulu’ndan çekiliyoruz!” açıklamasında bulunulmuştu.
Eğitim Sen Kongresinde 2.Gün Krizi
DSD’nin kongrenin birinci günü çekilmesinden sonra, Eğitim Sen içerisinde etkin olan diğer bir grup olan Emek Hareketi’de genel kurul seçimlerine katılmayacağını ve çekildiğini açıkladı.
Emek Hareketi, Genel Kurul seçimleri ile ilgili nispi temsilin gerçekleştirilmesini ve her dinamiğin kendi delegasyonu doğrultusunda yönetimlerde olmasını savunmuş bu çerçevede divana dilekçe vererek talebin karşılık bulmasını beklemiş. Ama genel kurul delegasyonu oylama sonucu nispi temsili ret etmiştir.
Emek Hareketi cephesinden genel kuruldan çekilmelerinin birinci gerekçesi nispi temsil iken ikinci gerekçe olarak yönetim organlarının seçimi için oluşturulan listede karşı tarafın yedi yerine altı kişiyi göstermesi ve bu yöntemle Emek Hareketi listesinden bir kişinin MYK’ya taşınma çabası red edilmiş ve genel kuruldan çekildiklerini açıkladılar.