Mektepli Gazete

Dr.Öğr.Üyesi Mustafa KARAAĞAÇLI: Bu Türkiye Sosyolojisiyle Okullar Açılırken; Eğitimde İşler Zor!

1.Öndeyi “Türkiye Eğitim Coğrafysında 9 Eylül 2024 Pazartesi günü Okular açılıyor. Türkiye'de nüfusun yarıdan fazlası genç, 17 milyondan fazlası da örgün eğitime kayıtlı öğrencilerden oluşuyor. “Bu Türkiye Sosyolojisiyle Okullar Açılırken; Eğitimde İşler Zor!” konulu bu çalışmanın temel amacı; Türkiye’nin Sosyolojik yapısında ulusal eğitimin krizlerine kamu oyununun dikkatini çekmektir. Çalışma, kaynaklarda sıralanan literatür verilerine ek olarak yazarın postpozitivist görüşleriyle oluşturulmuştur. Çalışma sistematiği; (1)Öndeyi, (2)Türkiye’nin Sosyolojik Darboğazları, (3) Türkiye’nin Ekonomik Darboğazları, (4)Eğitime Erişimde Eşitlik ve Fırsatlılık Lafta Kalıyor!, (5)Eğitsel Ölçmede Kural Koymak Kolay; Uygulamak Zordur!, (6)Yönetsel Liyakatsizlikler Toplam Kaliteyi Düşürüyor!, (7) Okullararası Nitelik Farkları Doğru Anlaşılmıyor!, (8) Eğitimde Öğrenciler Açısından Yoksunluklar, (9)Eğitimde Öğretmenler Açısından Yoksunluklar, (10) Eğitimde Diğer Açmazlar!, (11)Vargı ve Tartışma alt başlıklarında raporlaştırılmıştır. 2.Türkiye’nin Sosyolojik Darboğazları Türkiye’nin sosyal yapısında Sosyoloji’nin kaldıramayacağı ve kabul edemeyeceği darboğazları bulunmaktadır. Bu darboğazlar aşağıda sıralanan özellikler göstermektedir: Yönetsel bürokraside liyakatsızlık yaygındır. Devlet- Kurumlar-vatandaşlar arası yabancılaşmalar vardır. Neoliberal uygulamalar sosyal yapıda kültürel erozyonları artırıyor. Sosyal yapıda yer alan ürünlerin ve hizmetlerin sayısal çoğunluğu onların toplam kalite standartlarına tercih edilerek, her alanda nitelik ve toplam kalite standartlarından uzaklık gözleniyor (Karaağaçlı, 2019). Kutsal değerler adına riyakarlık artıyor. Sanat adına şoven algıları tetikleniyor. Hanım ağalı, delikanlı ağır abili ve lüks villa yaşamlarını konu eden dizliler ekranları kaplıyor. Kaynağı belirsiz paralılar gösterişli yaşamlar sürüyor. Toplumsal yapıda sporda şiddet artıyor (Resmi Gazete, 2019). Bayağı ve basit özel ilişkili programların yayını hala sürüyor. Kitapçılar pahalı çeviri romanlarından geçilmiyor. Dinsel simgeleri kullanarak, siyasal yararlanmalar artıyor. Birey yuttaşın toplumsal aidiyeti kayboluyor. Hükümete iktidar olanlar devlet sanılıyor. Toplumsal özgünlük oligarşik özgürlüklere dönüşüyor. Mufazakar iklim aşınırken; tutucu anlayış öne çıkıyor. Mülakatlardaki kuşatmacı “benden-bizden” bakışı egemen oluyor. Normal işler lütufmuş gibi sunuluyor. “Ne kadar kendin olursan o kadar farklı olursun” anlayışı yerine; aynı sakal, saç, ve giysilerlerle prototipler yaygınlaşıyor. Sonuçlar amaç oluyor. sonuçlar amaç olunca da işler ürünler ve hizmetler değersizleşiyor. Mesleki etiklikten giderek uzaklaşılıyor. 3.Türkiye’nin Ekonomik Darboğazları Türkiye’de Ulusal ölçekli darboğazlar şu alanlarda kendini gösteriyor: Gelir eşitsizliği artıyor. Yoksulluk derinleşiyor. Alım gücü düşüyor. Kamusal kaynakların israfı artıyor. Çalışanların alım gücü azalıyor. Türk lirasının değer kaybı artıyor. Merkezi İktidarın bir kuruluşu olan TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranlarıyla günlük yaşantılarla karşılaşılan enflasyon oranları farklılık gösterdiğinden, gerçek enflasyon oranlarıyla yaşamada maaşlar plansız, tutarsız ve yetersiz kalıyor. 4.Eğitime Erişimde Eşitlik ve Fırsatlılık Lafta Kalıyor! Türkiye’de eğitime erişimde eşitlik fırsat ve imkan kavramları 1739 Sayılı Milli Eğitim Kanunun’da kalmış görünürken; eğitimde fırsat ve imkan eşitliği Türkiye coğrafyasını kapsamış bulunmuyor! Oysa, “Genellik ve Eşitlik İlkesi; Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet ve din ayrımı gözetilmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişi ve aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınmaz” der.(MEB,1973) Bu ilkenin uygulamada pratik değeri paralı eğitim anlayışlı her düzeydeki özel okullar ve paralı kurslarla bozulmuş bulunuyor. Gezegeni ve Türkiye’yi tehdit eden salgında okulların kapanması, eğitimin uzaktan eğitim sistemlerine evrilmesiyle bilişim ortamlı araçlara ve gereçlere duyulan gereksinimi artırırken, artışın çözümü parasal yükleri berarinde getirmiştir. Bilişime erişimde fark parası olmayan aleyhine bozulmuştur (Karaağaçlı, 2021-1 ve Karaağaçlı, 2021-4). 5.Eğitsel Ölçmede Kural Koymak Kolay; Ugulamak Zordur! Türkiye’de eğitim hakkı elde etmenin sınavlara dayalı olması, sınavalrın ise sıkça değişmesi, eğitim isteminde istikrarsızlıları artıran en önemli ve etkili deişkenin sınav sistemindeki değişiklikler olduğu görülüyor. Her yıl değişen sistemsel işleyiş ve sınav sisteminin "yapboza dönmesi", “hedef-içerik-eğitim durumları ve değerlendirmeden” oluşan bütünsel eğitim-öğretim ve ders programları algısını zayıflatmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı uzmanlarına, öğretmenlere, öğrencilere ve velilere de sorulsa, memleketin eğitimle ilgili en çok şikayet edilen konusunun sınav sistemi olduğu görülür. Eğitim sisteminin en yumuşak karnı olan sınav sisteminde de açık uçlu sorularla sınavların yapılacağını söylemek de öznel ve torpılli ölçmelere davetiye çıkarıyor. Kaldı ki; sistemde çoktan seçmeli maddelere ek olarak, açık uçlu sorularla da sınavlar yapılmaktır. YKS girişinde taban puanının kaldırılması ise eğitimin toplam kalite standartlarını giderek zayıflatmanın başfaillerinden olmuştır. Bu durumun en somut göstergesi; “üniversiter sisteme gelen öğrencilerin bilgi, beceri tutum formasyonlarının yetersizlikleridir.” 6.Yönetsel Liyakatsizlikler Toplam Kaliteyi Düşürüyor! Eğitim alanında, yapılan liyakatsiz görev değişikliklerinin eğitimde süreklilik ve kaliteyi olumsuz etkiliyor. Eitimin yönetsel görünmeyen yüzünde, neoliberal muhafazakar kuşatmacı gurupların, ve sendikal seslerin egemen olması eğitimin “bilimsel” niteliği rafa ve buzdolobına kaldırılmış bulunuyor. 7.Okullararası Nitelik Farkları Doğru Anlaşılmıyor! Anadolu liselerinde yapancı dil derslerinin öneminin azalması, İmam- Hatip okullarıyla diğer okullar arasında program temelli ayrımsal çizgilerin artması, okul öncesi eğitim süreçlerinde öğretmenlerin çocuk bakıcıları gibi görülmesi, meslek liselerinin bilgi ve beceri bütünlüğüyle eğitim-öğretim yapması yerine; eğitim süreçlerinin ürün üretmeye ve piyasaya satmaya odaklandığı gözleniyor. 8.Eğitimde Öğrenciler Açısından Yoksunluklar Her zeminde rakamsal büyüklükler olarak övünülen eğitim girdilerinin çıktılar olarak yani eğitim-öğretim ve değerlendirme süreçlerine yansımaları rakamsal büyüklükler kadar ilgi çekici, böbürlenici ve gurur verici değil! Çünkü; Eğitimde fırsat ve imkan eşitsizlikleri artıyor (Karaağaçlı, 2021-2). Kimse okula gitmek istemiyor. Kimse ders çalışmak istemiyor. Kimse kitap okumak istemiyor. Öğrenciler kopya ve internet aşırmalı ödevlerle derslerden geçiyorlar. Bireysel farklar dikkate alınmıyor. Derse dinlemeye gelen kişi olarak öğrenci görülüyor. Öğrenciler test ve tost arası bir yaşam biçimine mücbir kalıyorlar. Kalabalık öğrencili sınıflar sorunu devam ediyor. Taşımalı eğitimde nitelik sorunu hiç dikkate alınmıyor. Yıllardır eğitim bilimleri ilgililerince ve ulusal eğitim yetkelerince sıkça söylenen ama bir türlü yapılaman eğiti-öğretimde bireysel farklar gözardı ediliyor. Oysa her öğrenci “ben ayrı ve özel bir bireyim” diyor. Öğrenciler yeteneklerine göre eğitim-öğretim alamıyor. Oysa her öğrencinin “kendine özgü yetenek ve değer yargılarının olduğu göz ardı ediliyor. Sınıf ve okul yönetim ve sorunlarının çözümüne “öğrenciler katılmıyor.” Ödevlerin kaldırılması gibi garip bir uygulama sınıfta işlenen konularla ilgili öğrencilerin tekrar ve pekiştirme işlevi yapamamalarına neden oluyor. Eğitbilim literatüründe ödev yerine “destekleyici çalışma” kullanıldığı dikkate alındığında, öğrencilere ve velilere şirin gözükme gösterili “ödevleri kaldırmanın ve öğretmenlere öğrencilere ödev vermeyin!” popülizminin kime neye hizmet ettiği daha somut anlaşılır. Sınıf ve okul iletişimin psikolojik ve sosyal yapısından kaynaklanan iletişim engelleri öğrencilerin sınıfa ve okula rahat gelme ve derslere katılma iklimini zedeliyor. Sert üsluplu iletişime öğrenci; “beni azarlayıp bağırmadan önce ne yapmak istediğimi anlamaya çalışın” diyor. 23 Nisan, 19 Mayıs ve 29 Ekim gibi ulusal birlik ve beraberlik adına coşkuyla kutlanması gereken günler, eski heyecanında ve ilgisinde kutlanmıyor. Öğrencilere “ulusal bilinç” yeterli, tutarlı ve duyarlı olarak verilmediğinden 23 Nisan, 19 Mayıs ve 29 Ekim gibi ulusal bayramlara katılması istenen öğrenciler “niye ben?” diye soruyorlar. Öğrenciler eğitim-öğretim süreçlerinde eğitimin toplumsallaştırma işlevini sağlayacak gerçek yüzyüze hareketli ve dayanışmacı sosyalleşmeler yerine: bilişim ortamlı antisosyal medya araçlarından beğeni medetleri umuyorlar. 9.Eğitimde Öğretmenler Açısından Yoksunluklar Türkiye’de Ulusal eğitimin istatistik övünmeleri eğitim sisteminde yer alan tüm öğelere anlam katan ve işleten öğretmenlerin huzur, mutluluk ve mesleki aidiyet katsayılarına nedense bir türlü yansımıyor. Çünkü; öğretmenler açısından duruma bakıldığında; Öğretmenlerin okula aidiyetlerinde yönetimlerin tutumlarından kaynaklı ciddi ilgisizlikler gözleniyor. Öğretmenlerin okula dolayısıyla MEB habitifine aitlikleri sorunlu bulunuyor. Öğretmenlerin sosyo-ekonomik yaşam koşulları gün geçtikçe zorlaşıyor. Kalabalık öğrencili okullar ve sınıflarda öğretmenlerden tek beklenti; “sınıfı susturmak/gürültü yapmasını önlemek” olarak görülüyor (Karaağaçlı, 2021-3). Öğretmenlerin adına mesleki kariyer basamakları denen ama bütünsel niyet ve uygulamada kast sistemi işlevinde olan aday öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen ayrımı öğretmenlerin ders ve meslek aidiyetlerini olumsuz etkilediği gözleniyor (TC Resmi Gazete, 2022). 14 Şubat 2022’de 31750 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Öğretmenlik Meslek Kanunu (Kanun No. 7354) Aday Öğretmen, Uzman Öğretmen ve Başöğretmen mesleki kariyer basamaklarındaki düzenlemeleri kapsıyor.   Kanunun amacı, eğitim ve öğretim hizmetlerini yürütmekle görevli öğretmenlerin atamaları ve mesleki gelişimleri ile kariyer basamaklarında ilerlemelerini düzenlemek olarak tanımlansa da ve ilk başta eğitim, çalışma, mesleki yükselme odaklı gibi görülse de zamanla bu girişimin öğretmenler arasında ayrımcılığa ve kast sistemli kapalı uygulamalara dönüşeceği öngörülüyor (Resmi Gazete, 2022). 10.Eğitimde Diğer Açmazlar! Eğitim sistemine dönük eleştirilerinin nesnel bakan herkes tarafından haklı bulunması da eğitim sorunlarının her geçen gün arttığını gösteriyor. Cinsiyet eşitliği, engelli öğrencilerin eğitim hakları, engelli öğretmenlerin atamaları, öğretmenlere ek gösterge başlıkları, ders kitaplarının müteahhit kafayla basılması ve FATİH projesinin kullanılmaz hale gelmesi eğitimde öne çıkan diğer sorunlar olarak kendini gösteriyor. Akademik özgürlük tartışmaları giderilebilmiş değildir!: Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) akademik özgürlük, "herhangi bir öğreti tarafından sınırlanmadan eğitim ve tartışma özgürlüğü", "araştırma yapma ve sonuçlarını yayma/yayımlama özgürlüğü", "fikirlerini ifade edebilme özgürlüğü" olarak tanımlıyor. UNESCO, bu tanımı, "fikirlerin sansür edilmeme özgürlüğü" ölçütüne dayandırıyor. Türkiye’nin de UNESCO’nun bu metni imzalayan ülkeler arasında bulunması akademik özgürlük bağlamında var olan tartışmaları giderip daha özgürlükçü bilimsel, yönetsel ve üniversiter yapılanmalara yönelmesi yaşamsal öönem taşıyor. (UNESCO,1997). 11.Vargı ve Tartışma Türkiye’nin varolan sosyolojisiyle eğitimde işlerin zor olduğu görülüyor. Ulusal eğitimin bu çalışmanın kapsam sınırlılıkları içerinde ana çizgilerle kamuoyunun dikkatine sunulan bu sorunların herbiri birey, toplum ve eğitim saç ayaklarnı topalllaştırıyor. Bu topal, ağır aksak ve yap-boz algılı uygulamalar ise ulusal eğitimin verimli, tutarlı,yeterli, etkili ve planlı yol alıp gelişmesine yaşamasl önemde ketler vuruyor. Sonuçta ise ulusal eğitimin toplam kalite standartları olumsuz etkileniyor. Eğitimde uluslar arası eğitim başarısının Türkiye ölçeğinde altlarda olması da eğitimde işlerin zorluğunu artırıyor. Eğitimde bireysel ve toplumsal sorunların çözümleri, ulusal eğitim yapısalındaki her girişimde eskiyi çöpe atmak ve kötü olarak nitelemekle değil: aksayan yerlere bilimsel yöntemle yaklaşmaktan geçiyor. Eş deyişle “algı doğruluğu” gerekiyor. Ya değilse; birkaç akademisyenle, uzmanla ve komisyonla eğitim alanında değişikliklere gitmek çözümler yerine sorunlara davetiye çıkarmaktır. Eğitim politikası, eğitime yön veren felsefi akım ve düşüncelerin ürünüdür. Eğitim uzun yıllar yatırım karşılığı alınan bir alandır. Bu gerçek gün gibi güneş gibi açıktır. Bu somut gerçek, eğitim süreçlerinde izlenen politikaların yerinde ve doğru olduğu anlamına gelmezken; “Karşılaştırmalı eğitim” bu konuda ülkelere ışık tutan araştıra veri ve bulguları ortaya koymaktadır. Yeter ki eğitimde taklide, kopyaya ve metafiziği baştacı yapmadan bilimsel yöntem ve araştırma bilimi ilkeleri esas alınmış olsun. Kaynaklar Karaağaçlı, M. (2019). Eğitimin Sosyolojisi. İkinci Yazım Birinci Basım. Ankara: Kitapçı Basımevi Yayıncılık Dağıtım Tasarım San Tic. Ltd. Şti. ISBN No:978-605-62357-9-5. Bandrol Seri Aralıkları: THG-PRH 637078-637207. Karaağaçlı, M. (2021-1). Ulusal Eğitimin Sloganlarda Eşitci Butikte Eşitsiz Çürümüş Tahtaları. Ankara: Mektepli Gazete. Tebeşir. Sayı:17. Eylül 2021. http:// www.mektepligazete.tebeşir.ss 25-27. Karaağaçlı, M. (2021-2). Salgında Ulusal Eğitimin Fırsat ve İmkan Eşitşizliğinde Tiranlaştırılıp Tanrılaştırılan Bilişim. Eleştirel Pedogoji. Sayı; 68, Nisan 2021. Karaağaçlı, M. (2021-3). 2021 Türkiye’sinde Ulusal Eğitimin Kronikleşmiş Öğretmen Sorunsalına Yeni Nesil Sorular. Ankara: Mektepli Gazete. Tebeşir. Sayı:19. Kasım 2021. http://www.mektepligazete.tebeşir.ss 12-13. Karaağaçlı, M. (2021-4). Gezegenin Yeni Tanrısı Dijital Habitifin Eğitsel Eşitsizlikleri. Ankara: Mektepli Gazete. Tebeşir. Sayı:20. Aralık 2021. http://www.mektepligazete.tebesir.ss.10-11 TC Resmi Gazete. (2019). 6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun ile Başarılı Sporculara Aylık Bağlanması ile Devlet Sporcusu Unvanı Verilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun. Ankara: Resmi Gazete. 12 Temmuz 2019, Sayı: 30829. TC Resmi Gazete. (2022). Öğretmenlik Meslek Kanunu (Kanun No. 7354). Resmi Gazete. 14 Şubat 2022. Sayı No: 31750. MEB. (1973). Milli Eğitim Temel Kanunu. Ankara: TBMM. Kanun No: 1739. UNESCO. (1997). Eğitim ve Tartışma Özgürlüğü. Araştırma Yapma ve Sonuçlarını Yayma-Yayımlama Özgürlüğü..www.unesco.org. WEF, (2021). Global Institutions: The World Economic Forum–A multi-stakeholder approach to global governance, Routledge. https://tuik.gov.tr. Temmuz, 2004. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). Resmi Web Sayfası. _____________ İletişim ve Erişim Dr. Öğr. Üyesi, G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi, EBB Öğr.Üyesi. e-posta         : [email protected]   ORCID : https://orcid.org/0000-0003-3488-1021 Web       (1): w3.gazi.edu.tr/~mkara  Web       (2): https://avesis.gazi.edu.tr/mkara Web (3): www.yurtspor.com Web (4): www.mektepligazete.tebeşir Web (5): www.mektepligazete.bülten Facebook  (1): Kirizma Facebook  (2): Mustafa Karaağaçlı Twitter       : M_Karaagacli_ İnstagram    : mustafakaraagacli1 Blog :mustafakaragacli.blogspot.com

Paylaş
Yazı boyutu
100%
1.Öndeyi
“Türkiye Eğitim Coğrafysında 9 Eylül 2024 Pazartesi günü Okular açılıyor. Türkiye'de nüfusun yarıdan fazlası genç, 17 milyondan fazlası da örgün eğitime kayıtlı öğrencilerden oluşuyor. “Bu Türkiye Sosyolojisiyle Okullar Açılırken; Eğitimde İşler Zor!” konulu bu çalışmanın temel amacı; Türkiye’nin Sosyolojik yapısında ulusal eğitimin krizlerine kamu oyununun dikkatini çekmektir. Çalışma, kaynaklarda sıralanan literatür verilerine ek olarak yazarın postpozitivist görüşleriyle oluşturulmuştur.

Fotoğraf: ıstock
Çalışma sistematiği; (1)Öndeyi, (2)Türkiye’nin Sosyolojik Darboğazları, (3) Türkiye’nin Ekonomik Darboğazları, (4)Eğitime Erişimde Eşitlik ve Fırsatlılık Lafta Kalıyor!, (5)Eğitsel Ölçmede Kural Koymak Kolay; Uygulamak Zordur!, (6)Yönetsel Liyakatsizlikler Toplam Kaliteyi Düşürüyor!, (7) Okullararası Nitelik Farkları Doğru Anlaşılmıyor!, (8) Eğitimde Öğrenciler Açısından Yoksunluklar, (9)Eğitimde Öğretmenler Açısından Yoksunluklar, (10) Eğitimde Diğer Açmazlar!, (11)Vargı ve Tartışma alt başlıklarında raporlaştırılmıştır.
2.Türkiye’nin Sosyolojik Darboğazları
Türkiye’nin sosyal yapısında Sosyoloji’nin kaldıramayacağı ve kabul edemeyeceği darboğazları bulunmaktadır.
Bu darboğazlar aşağıda sıralanan özellikler göstermektedir:
Yönetsel bürokraside liyakatsızlık yaygındır.
Devlet- Kurumlar-vatandaşlar arası yabancılaşmalar vardır.
Neoliberal uygulamalar sosyal yapıda kültürel erozyonları artırıyor.
Sosyal yapıda yer alan ürünlerin ve hizmetlerin sayısal çoğunluğu onların toplam kalite standartlarına tercih edilerek, her alanda nitelik ve toplam kalite standartlarından uzaklık gözleniyor (Karaağaçlı, 2019).
Kutsal değerler adına riyakarlık artıyor.
Sanat adına şoven algıları tetikleniyor.
Hanım ağalı, delikanlı ağır abili ve lüks villa yaşamlarını konu eden dizliler ekranları kaplıyor.
Kaynağı belirsiz paralılar gösterişli yaşamlar sürüyor.
Toplumsal yapıda sporda şiddet artıyor (Resmi Gazete, 2019).
Bayağı ve basit özel ilişkili programların yayını hala sürüyor.
Kitapçılar pahalı çeviri romanlarından geçilmiyor.
Dinsel simgeleri kullanarak, siyasal yararlanmalar artıyor.
Birey yuttaşın toplumsal aidiyeti kayboluyor.
Hükümete iktidar olanlar devlet sanılıyor.
Toplumsal özgünlük oligarşik özgürlüklere dönüşüyor.
Mufazakar iklim aşınırken; tutucu anlayış öne çıkıyor.
Mülakatlardaki kuşatmacı “benden-bizden” bakışı egemen oluyor.
Normal işler lütufmuş gibi sunuluyor.
“Ne kadar kendin olursan o kadar farklı olursun” anlayışı yerine; aynı sakal, saç, ve giysilerlerle prototipler yaygınlaşıyor.
Sonuçlar amaç oluyor. sonuçlar amaç olunca da işler ürünler ve hizmetler değersizleşiyor.
Mesleki etiklikten giderek uzaklaşılıyor.
3.Türkiye’nin Ekonomik Darboğazları
Türkiye’de Ulusal ölçekli darboğazlar şu alanlarda kendini gösteriyor:
Gelir eşitsizliği artıyor.
Yoksulluk derinleşiyor.
Alım gücü düşüyor.
Kamusal kaynakların israfı artıyor.
Çalışanların alım gücü azalıyor.
Türk lirasının değer kaybı artıyor.
Merkezi İktidarın bir kuruluşu olan TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranlarıyla günlük yaşantılarla karşılaşılan enflasyon oranları farklılık gösterdiğinden, gerçek enflasyon oranlarıyla yaşamada maaşlar plansız, tutarsız ve yetersiz kalıyor.
4.Eğitime Erişimde Eşitlik ve Fırsatlılık Lafta Kalıyor!
Türkiye’de eğitime erişimde eşitlik fırsat ve imkan kavramları 1739 Sayılı Milli Eğitim Kanunun’da kalmış görünürken; eğitimde fırsat ve imkan eşitliği Türkiye coğrafyasını kapsamış bulunmuyor!
Oysa, “Genellik ve Eşitlik İlkesi; Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet ve din ayrımı gözetilmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişi ve aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınmaz” der.(MEB,1973)
Bu ilkenin uygulamada pratik değeri paralı eğitim anlayışlı her düzeydeki özel okullar ve paralı kurslarla bozulmuş
bulunuyor. Gezegeni ve Türkiye’yi tehdit eden salgında okulların kapanması, eğitimin uzaktan eğitim sistemlerine evrilmesiyle bilişim ortamlı araçlara ve gereçlere duyulan gereksinimi artırırken, artışın çözümü parasal yükleri berarinde getirmiştir. Bilişime erişimde fark parası olmayan aleyhine bozulmuştur (Karaağaçlı, 2021-1 ve Karaağaçlı, 2021-4).
5.Eğitsel Ölçmede Kural Koymak Kolay; Ugulamak Zordur!
Türkiye’de eğitim hakkı elde etmenin sınavlara dayalı olması, sınavalrın ise sıkça değişmesi, eğitim isteminde istikrarsızlıları artıran en önemli ve etkili deişkenin sınav sistemindeki değişiklikler olduğu görülüyor.
Her yıl değişen sistemsel işleyiş ve sınav sisteminin "yapboza dönmesi", “hedef-içerik-eğitim durumları ve değerlendirmeden” oluşan bütünsel eğitim-öğretim ve ders programları algısını zayıflatmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı uzmanlarına, öğretmenlere, öğrencilere ve velilere de sorulsa, memleketin eğitimle ilgili en çok şikayet edilen konusunun sınav sistemi olduğu görülür. Eğitim sisteminin en yumuşak karnı olan sınav sisteminde de açık uçlu sorularla sınavların yapılacağını söylemek de öznel ve torpılli ölçmelere davetiye çıkarıyor. Kaldı ki; sistemde çoktan seçmeli maddelere ek olarak, açık uçlu sorularla da sınavlar yapılmaktır.
YKS girişinde taban puanının kaldırılması ise eğitimin toplam kalite standartlarını giderek zayıflatmanın başfaillerinden olmuştır. Bu durumun en somut göstergesi; “üniversiter sisteme gelen öğrencilerin bilgi, beceri tutum formasyonlarının yetersizlikleridir.”
6.Yönetsel Liyakatsizlikler Toplam Kaliteyi Düşürüyor!
Eğitim alanında, yapılan liyakatsiz görev değişikliklerinin eğitimde süreklilik ve kaliteyi olumsuz etkiliyor.
Eitimin yönetsel görünmeyen yüzünde, neoliberal muhafazakar kuşatmacı gurupların, ve sendikal seslerin egemen olması eğitimin “bilimsel” niteliği rafa ve buzdolobına kaldırılmış bulunuyor.
7.Okullararası Nitelik Farkları Doğru Anlaşılmıyor!
Anadolu liselerinde yapancı dil derslerinin öneminin azalması, İmam- Hatip okullarıyla diğer okullar arasında program temelli ayrımsal çizgilerin artması, okul öncesi eğitim süreçlerinde öğretmenlerin çocuk bakıcıları gibi görülmesi, meslek liselerinin bilgi ve beceri bütünlüğüyle eğitim-öğretim yapması yerine; eğitim süreçlerinin ürün üretmeye ve piyasaya satmaya odaklandığı gözleniyor.
8.Eğitimde Öğrenciler Açısından Yoksunluklar
Her zeminde rakamsal büyüklükler olarak övünülen eğitim girdilerinin çıktılar olarak yani eğitim-öğretim ve değerlendirme süreçlerine yansımaları rakamsal büyüklükler kadar ilgi çekici, böbürlenici ve gurur verici değil!
Çünkü;
Eğitimde fırsat ve imkan eşitsizlikleri artıyor (Karaağaçlı, 2021-2).
Kimse okula gitmek istemiyor.
Kimse ders çalışmak istemiyor.
Kimse kitap okumak istemiyor.
Öğrenciler kopya ve internet aşırmalı ödevlerle derslerden geçiyorlar.
Bireysel farklar dikkate alınmıyor.
Derse dinlemeye gelen kişi olarak öğrenci görülüyor.
Öğrenciler test ve tost arası bir yaşam biçimine mücbir kalıyorlar.
Kalabalık öğrencili sınıflar sorunu devam ediyor.
Taşımalı eğitimde nitelik sorunu hiç dikkate alınmıyor.
Yıllardır eğitim bilimleri ilgililerince ve ulusal eğitim yetkelerince sıkça söylenen ama bir türlü yapılaman eğiti-öğretimde bireysel farklar gözardı ediliyor. Oysa her öğrenci “ben ayrı ve özel bir bireyim” diyor.
Öğrenciler yeteneklerine göre eğitim-öğretim alamıyor. Oysa her öğrencinin “kendine özgü yetenek ve değer yargılarının olduğu göz ardı ediliyor.
Sınıf ve okul yönetim ve sorunlarının çözümüne “öğrenciler katılmıyor.”
Ödevlerin kaldırılması gibi garip bir uygulama sınıfta işlenen konularla ilgili öğrencilerin tekrar ve pekiştirme işlevi yapamamalarına neden oluyor. Eğitbilim literatüründe ödev yerine “destekleyici çalışma” kullanıldığı dikkate alındığında, öğrencilere ve velilere şirin gözükme gösterili “ödevleri kaldırmanın ve öğretmenlere öğrencilere ödev vermeyin!” popülizminin kime neye hizmet ettiği daha somut anlaşılır.
Sınıf ve okul iletişimin psikolojik ve sosyal yapısından kaynaklanan iletişim engelleri öğrencilerin sınıfa ve okula rahat gelme ve derslere katılma iklimini zedeliyor. Sert üsluplu iletişime öğrenci; “beni azarlayıp bağırmadan önce ne yapmak istediğimi anlamaya çalışın” diyor.
23 Nisan, 19 Mayıs ve 29 Ekim gibi ulusal birlik ve beraberlik adına coşkuyla kutlanması gereken günler, eski heyecanında ve ilgisinde kutlanmıyor.
Öğrencilere “ulusal bilinç” yeterli, tutarlı ve duyarlı olarak verilmediğinden 23 Nisan, 19 Mayıs ve 29 Ekim gibi ulusal bayramlara katılması istenen öğrenciler “niye ben?” diye soruyorlar.
Öğrenciler eğitim-öğretim süreçlerinde eğitimin toplumsallaştırma işlevini sağlayacak gerçek yüzyüze hareketli ve dayanışmacı sosyalleşmeler yerine: bilişim ortamlı antisosyal medya araçlarından beğeni medetleri umuyorlar.
9.Eğitimde Öğretmenler Açısından Yoksunluklar
Türkiye’de Ulusal eğitimin istatistik övünmeleri eğitim sisteminde yer alan tüm öğelere anlam katan ve işleten öğretmenlerin huzur, mutluluk ve mesleki aidiyet katsayılarına nedense bir türlü yansımıyor.
Çünkü; öğretmenler açısından duruma bakıldığında;
Öğretmenlerin okula aidiyetlerinde yönetimlerin tutumlarından kaynaklı ciddi ilgisizlikler gözleniyor.
Öğretmenlerin okula dolayısıyla MEB habitifine aitlikleri sorunlu bulunuyor.
Öğretmenlerin sosyo-ekonomik yaşam koşulları gün geçtikçe zorlaşıyor.
Kalabalık öğrencili okullar ve sınıflarda öğretmenlerden tek beklenti; “sınıfı susturmak/gürültü yapmasını önlemek” olarak görülüyor (Karaağaçlı, 2021-3).
Öğretmenlerin adına mesleki kariyer basamakları denen ama bütünsel niyet ve uygulamada kast sistemi işlevinde olan aday öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen ayrımı öğretmenlerin ders ve meslek aidiyetlerini olumsuz etkilediği gözleniyor (TC Resmi Gazete, 2022).
14 Şubat 2022’de 31750 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Öğretmenlik Meslek Kanunu (Kanun No. 7354) Aday Öğretmen, Uzman Öğretmen ve Başöğretmen mesleki kariyer basamaklarındaki düzenlemeleri kapsıyor.
Kanunun amacı, eğitim ve öğretim hizmetlerini yürütmekle görevli öğretmenlerin atamaları ve mesleki gelişimleri ile kariyer basamaklarında ilerlemelerini düzenlemek olarak tanımlansa da ve ilk başta eğitim, çalışma, mesleki yükselme odaklı gibi görülse de zamanla bu girişimin öğretmenler arasında ayrımcılığa ve kast sistemli kapalı uygulamalara dönüşeceği öngörülüyor (Resmi Gazete, 2022).
10.Eğitimde Diğer Açmazlar!
Eğitim sistemine dönük eleştirilerinin nesnel bakan herkes tarafından haklı bulunması da eğitim sorunlarının her geçen gün arttığını gösteriyor. Cinsiyet eşitliği, engelli öğrencilerin eğitim hakları, engelli öğretmenlerin atamaları, öğretmenlere ek gösterge başlıkları, ders kitaplarının müteahhit kafayla basılması ve FATİH projesinin kullanılmaz hale gelmesi eğitimde öne çıkan diğer sorunlar olarak kendini gösteriyor.
Akademik özgürlük tartışmaları giderilebilmiş değildir!: Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) akademik özgürlük, "herhangi bir öğreti tarafından sınırlanmadan eğitim ve tartışma özgürlüğü", "araştırma yapma ve sonuçlarını yayma/yayımlama özgürlüğü", "fikirlerini ifade edebilme özgürlüğü" olarak tanımlıyor. UNESCO, bu tanımı, "fikirlerin sansür edilmeme özgürlüğü" ölçütüne dayandırıyor.
Türkiye’nin de UNESCO’nun bu metni imzalayan ülkeler arasında bulunması akademik özgürlük bağlamında var olan tartışmaları giderip daha özgürlükçü bilimsel, yönetsel ve üniversiter yapılanmalara yönelmesi yaşamsal öönem taşıyor. (UNESCO,1997).
11.Vargı ve Tartışma
Türkiye’nin varolan sosyolojisiyle eğitimde işlerin zor olduğu görülüyor. Ulusal eğitimin bu çalışmanın kapsam sınırlılıkları içerinde ana çizgilerle kamuoyunun dikkatine sunulan bu sorunların herbiri birey, toplum ve eğitim saç ayaklarnı topalllaştırıyor. Bu topal, ağır aksak ve yap-boz algılı uygulamalar ise ulusal eğitimin verimli, tutarlı,yeterli, etkili ve planlı yol alıp gelişmesine yaşamasl önemde ketler vuruyor.
Sonuçta ise ulusal eğitimin toplam kalite standartları olumsuz etkileniyor. Eğitimde uluslar arası eğitim başarısının Türkiye ölçeğinde altlarda olması da eğitimde işlerin zorluğunu artırıyor.
Eğitimde bireysel ve toplumsal sorunların çözümleri, ulusal eğitim yapısalındaki her girişimde eskiyi çöpe atmak ve kötü olarak nitelemekle değil: aksayan yerlere bilimsel yöntemle yaklaşmaktan geçiyor. Eş deyişle “algı doğruluğu” gerekiyor. Ya değilse; birkaç akademisyenle, uzmanla ve komisyonla eğitim alanında değişikliklere gitmek çözümler yerine sorunlara davetiye çıkarmaktır.
Eğitim politikası, eğitime yön veren felsefi akım ve düşüncelerin ürünüdür. Eğitim uzun yıllar yatırım karşılığı alınan bir alandır. Bu gerçek gün gibi güneş gibi açıktır. Bu somut gerçek, eğitim süreçlerinde izlenen politikaların yerinde ve doğru olduğu anlamına gelmezken; “Karşılaştırmalı eğitim” bu konuda ülkelere ışık tutan araştıra veri ve bulguları ortaya koymaktadır. Yeter ki eğitimde taklide, kopyaya ve metafiziği baştacı yapmadan bilimsel yöntem ve araştırma bilimi ilkeleri esas alınmış olsun.
Kaynaklar
Karaağaçlı, M. (2019). Eğitimin Sosyolojisi. İkinci Yazım Birinci Basım. Ankara: Kitapçı Basımevi Yayıncılık Dağıtım Tasarım San Tic. Ltd. Şti. ISBN No:978-605-62357-9-5. Bandrol Seri Aralıkları: THG-PRH 637078-637207.
Karaağaçlı, M. (2021-1). Ulusal Eğitimin Sloganlarda Eşitci Butikte Eşitsiz Çürümüş Tahtaları. Ankara: Mektepli Gazete. Tebeşir. Sayı:17. Eylül 2021. http:// www.mektepligazete.tebeşir.ss 25-27.
Karaağaçlı, M. (2021-2). Salgında Ulusal Eğitimin Fırsat ve İmkan Eşitşizliğinde Tiranlaştırılıp Tanrılaştırılan Bilişim. Eleştirel Pedogoji. Sayı; 68, Nisan 2021.
Karaağaçlı, M. (2021-3). 2021 Türkiye’sinde Ulusal Eğitimin Kronikleşmiş Öğretmen Sorunsalına Yeni Nesil Sorular. Ankara: Mektepli Gazete. Tebeşir. Sayı:19. Kasım 2021. http://www.mektepligazete.tebeşir.ss 12-13.
Karaağaçlı, M. (2021-4). Gezegenin Yeni Tanrısı Dijital Habitifin Eğitsel Eşitsizlikleri. Ankara: Mektepli Gazete. Tebeşir. Sayı:20. Aralık 2021. http://www.mektepligazete.tebesir.ss.10-11
TC Resmi Gazete. (2019). 6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun ile Başarılı Sporculara Aylık Bağlanması ile Devlet Sporcusu Unvanı Verilmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun. Ankara: Resmi Gazete. 12 Temmuz 2019, Sayı: 30829.
TC Resmi Gazete. (2022). Öğretmenlik Meslek Kanunu (Kanun No. 7354). Resmi Gazete. 14 Şubat 2022. Sayı No: 31750.
MEB. (1973). Milli Eğitim Temel Kanunu. Ankara: TBMM. Kanun No: 1739.
UNESCO. (1997). Eğitim ve Tartışma Özgürlüğü. Araştırma Yapma ve Sonuçlarını Yayma-Yayımlama Özgürlüğü..www.unesco.org.
WEF, (2021). Global Institutions: The World Economic Forum–A multi-stakeholder approach to global governance, Routledge.
https://tuik.gov.tr. Temmuz, 2004. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). Resmi Web Sayfası.
_____________
İletişim ve Erişim
Dr. Öğr. Üyesi, G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi, EBB Öğr.Üyesi.
ORCID : https://orcid.org/0000-0003-3488-1021
Web (1): w3.gazi.edu.tr/~mkara
Web (2): https://avesis.gazi.edu.tr/mkara
Web (3): www.yurtspor.com
Web (4): www.mektepligazete.tebeşir
Web (5): www.mektepligazete.bülten
Facebook (1): Kirizma
Facebook (2): Mustafa Karaağaçlı
Twitter : M_Karaagacli_
İnstagram : mustafakaraagacli1
Blog :mustafakaragacli.blogspot.com
Mektepli Gazete | Dr.Öğr.Üyesi Mustafa KARAAĞAÇLI: Bu Türkiye Sosyolojisiyle Okullar Açılırken; Eğitimde İşler Zor!