DİLE KEMİK ŞART
DİLE KEMİK ŞART

DİLE KEMİK ŞART
Uzmanlığa göre konuşmak, hakim olduğu konularda beyanat vermek hem kişisel hem de kurumsal güvenilirliği sağlamlaştıran bir duruştur. Kişiler özellikle bir kurumu temsil ediyorlarsa; hele de o kurum ülkenin en önemli yapı taşlarından birini oluşturuyorsa hakimiyeti dışında konuşan kişi, kuruma ve ülkeye zarar verir. Su damlası gibidir; denize düşer ama etki alanı düştüğü alanın çok ötesine geçer.
Siyasetçi hangi etki alanına sahip olduğundan bağımsız olarak açıklamalarına bu sebeple dikkat etmelidir. Hele bir de siyasetçi göz önündeyse bu dikkat özenle bezenmelidir. Çünkü yaptığı açıklamalar salt kendini bağlamaz; sıklıkla da örnek alınır. Bu nedenle siyasetçi hal ve hareketinin yanı sıra dili ile de bağlıdır.
Miting meydanındasınız ve devletin iki numarası çıkıp ‘temmuz ayında ekonomi şahlanacak’ diye muştu veriyor. Üzerine ‘Almanyası, İngilteresi hasedinden çatlayacak, oh!’ diye el arttırıyor. Böylesi bir açıklamaya ‘Amin’ demeyecek kimseyi tanımıyorum. Kim istemez ki, kim rahatsız olur ki refahtan, huzurdan ve zenginlikten? Ama maalesef sonuç hiçbirimize ‘Amin’ dedirtmedi.
Üstelik bakanımızı alkışlayan kalabalığa inat, laf bakanımızın ağızından çıkarken Karadeniz’de filosunu batırmışçasına uzaklara daldım şahsen. Çünkü hepimiz biliyoruz ki bir ayda şaha kalkacak bir ekonomiye sahip değiliz. Yani her şey güllük gülistanlık mıydı da küçük bir düzenleme ile kaldığımız yerden devam edelim? Son üç yıldır ekonomik daralma, artık vatandaşın cüzdanında tamiri zor ve derin yaralar açarak bu günlere geldi. Üstelik hızlıca yapılması şart olan adımlar atılmazsa bugünleri hasretle anacağız.
Toplumun tüm kesimlerini iliklerine kadar etkileyen böylesi uzun soluklu bir kriz için konuşacaklar listesi yapsak, son sırada İçişleri Bakanlığı gelir. Aile Bakanlığı bile daha çok söz sahibi maalesef. Maalesef diyorum çünkü içinden geçtiğimiz dönem ailelerde dirlik bırakmadı. Ya da Sağlık Bakanı; bu dehlizden daha hızlı çıkabilecek güvenli aşı politikası ile ana oyunculardan. Hazine ve Maliye Bakanı, Ticaret Bakanı hatta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı bu dönemin başrolü. Eğitim vereninden alanına kadar herkesi başı kesik tavuğa çeviren pandemi ile Milli Eğitim Bakanı; umudunu sıcak denizlere inmeye isteyen turiste bağlayanlar için Kültür ve Turizm Bakanı yardımcı oyuncu kategorisinde. Yatırımcıya güven verecek, hukukun üstünlüğünü kendi üstünlüğünün önünde tutacak Adalet Bakanı; görünmez kahraman. Gözyaşları buradan Bağdat’a yol olan çiftçinin, hayvancının ya da geleceğin teminatı teknoloji firmalarının krizden çıkabilmesi için gözleri kulakları bağlı bulundukları bu iki bakanlıkta…
Ana konusu ekonomi olan bakanlar susmuşken konusu güvenlik olan İçişleri Bakanı neden ekonomi konuşur? Hadi konuştu, neden olması mümkün olmayacak vaatlerde bulundu?
Artık balçıkla sıvayamayacağımız kadar ‘İmdat’ diyor çünkü vatandaşın cüzdanı. Gencinden yaşlısına kadar herkesin ana gündemi dolduramadığı pazar filesi. Hal böyle olunca ekonomi ile gelen iktidar ekonomi ile gideceğini de görüyor elbet. Hani halktan koptular deniyor ya, tezgahların el yaktığını bilemeyecek kadar kopmadıklarının en güzel ifadesi Bakan Bey’in bu açıklaması idi. Şükür ki gelen dip dalgayı görüyorlar.
Ancak ehil olmayan ağızlardan sırf laf olsun diye çıkan bu vaatler güven kırıyor. Vatandaş yarın ne pişireceğini düşünürken şahlanma ayı diye muştulanan temmuz, zamlar ile başlıyor. İğneden ipliğe zam gelirken, çıkarılan gazlar da yetmiyor. Hangi cami açılırsa açılsın, okulların açılışını kara kara bekleyen veli gerçeklerden kaçamıyor. Hangi yabancı ülke kıskançlıktan çatlarsa çatlasın çiftçinin derdine çare olmuyor. Üstüne bir de böylesi gerçeklikten uzak açıklamalar yapılınca gelecek günlere olan umudumuz da erozyona uğruyor.
Güvenli bir limana ulaşana kadar Türkiye, tüm siyasetçilerin konuşurken iki kez düşünmeleri elzem. Bu fırtınalı günlerden aklı selim ile çıkmak tek yol iken, gerçeklikten uzak popülist söylemler sistemin kan kaybına tuz basmaktan öteye gitmez. Ülke şaha kalkacak ise, herkesin tanımlı iş alanında en iyisini yapması gerekirken; bilmediğimiz ve hakim olmadığımız konularda konuşmak dostu üzer, düşmanı ise güldürür. Üstelik kaybolan ciddiyet, hepimizin itibarını sarsıyorken bildiğimiz konularda konuşmak ve dürüstçe çalışmak tek çıkış yolumuz.
Zira yabancı yatırımcı en çok güldüğüne değil; en çok güvendiğine yatırım yapar.
Didem TEMEL
Yazdı
Temmuz 2021