Mektepli Gazete

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: 2027 yılı bütçemiz refah ve dönüşüm bütçesidir

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2027 yılı bütçemiz zorlu bölgesel ve küresel koşullar karşısında ekonomimizin güvenliğini ve direncini pekiştiren, Türkiye'nin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini dönüştüren, kazanımlarımızı kalıcı sosyal refaha taşıyan bir dayanıklılık, refah ve dönüşüm bütçesidir" dedi.

Paylaş
Yazı boyutu
100%

(ANKARA) - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2027 yılı bütçemiz zorlu bölgesel ve küresel koşullar karşısında ekonomimizin güvenliğini ve direncini pekiştiren, Türkiye'nin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini dönüştüren, kazanımlarımızı kalıcı sosyal refaha taşıyan bir dayanıklılık, refah ve dönüşüm bütçesidir" dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı'nda düzenlenen "2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Bağlama Töreni"ne katıldı.

Yılmaz, Orta Vadeli Program'ın (OVP) Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlandığını ve Cumhurbaşkanı'nın onayıyla 6 Eylül'de yayımlandığını söyledi. Yılmaz, şunları söyledi:

"Böylece 2027 yılı bütçe hazırlık süreci de başlamıştır. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda 12. Kalkınma Planı esas alınarak güncellenen OVP ile ekonomide dayanıklılığın korunması ve güçlendirilmesi temelinde dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeyi tesis etmeyi, istihdamı artırmayı ve ekonomik kazanımların toplumun geniş kesimlerine yayılmasını sağlayarak gelir dağılımını iyileştirmeyi hedefliyoruz. 2027 yılı bütçemizi makroekonomik istikrarı koruyan, dezenflasyon sürecini destekleyen, kamu kaynaklarını etkin kullanan, yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı güçlendiren, ekonomimizin dış şoklara karşı dayanıklılığını artıran ve toplumsal refahı gözeten bir anlayışla hazırladık. Ortak akıl ve ilgili paydaşların katkılarıyla şekillendirilen bütçemiz Türkiye'nin küresel rekabet gücünü daha ileri taşırken büyüme ve refah artışının toplumun tüm kesimlerine daha güçlü, dengeli ve kapsayıcı biçimde yansıtılmasını sağlayacaktır.

2027 yılı bütçemiz zorlu bölgesel ve küresel koşullar karşısında ekonomimizin güvenliğini ve direncini pekiştiren, Türkiye'nin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini dönüştüren, kazanımlarımızı kalıcı sosyal refaha taşıyan bir dayanıklılık, refah ve dönüşüm bütçesidir."

"KENTSEL DÖNÜŞÜM ÖDENEKLERİNİ 276 MİLYAR LİRAYA YÜKSELTİYORUZ"

"2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifimiz çiftçisiyle, işçisiyle, esnafıyla, sanayicisiyle, çalışanı ve emeklisiyle, kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla ve engellisiyle toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçları ve talepleri gözetilerek hazırlanmış, her kaleminde 81 ilimizin, ülkemizin ve milletimizin gereksinimleri düşünülmüştür" diyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bütçemiz kamu hizmetlerinin kaliteli, adil ve kapsayıcı bir şekilde sunulmasını esas alarak yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı destekleyen, sosyal refahı artırıcı bir yaklaşımla hazırlanmıştır. Asrın felaketi olarak nitelendirdiğimiz depremlerden etkilenen bölgelerde yeniden yapılanma süreci büyük oranda tamamlanmıştır. Bu bütçe ve sonraki bütçelerimizde şehirlerimizi afetlere dirençli hale getirmek temel önceliklerimiz arasında olmaya devam edecektir. 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artışla 276 milyar liraya yükseltiyoruz.

Dar gelirlilere, engellilere ve yeni evlenecek gençlere yönelik sosyal konut yapımını hızlandırıyoruz. Kira artışlarını sınırlandırmak ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sosyal konut ve kiralık sosyal konut imkanını yaygınlaştıracağız. Burada sadece 500 bin konut seferberliği değil, yerel yönetimlerin, özel sektörün de bu konuda daha fazla katılımını ve katkısını sağlayıcı bir anlayışla sosyal konut konusu üzerinde önümüzdeki dönemde hassasiyetle durmaya devam edeceğiz.

Savunma ve güvenlik kapasitemizi ülkemizin içinde bulunduğu stratejik coğrafya ve çevresindeki güvenlik risklerini de dikkate alarak güçlendirmeyi sürdüreceğiz. Savunma sanayinde kritik savunma teknolojilerinde dışa bağımlılığın daha da azaltılmasını, sürdürülebilir teknoloji üstünlüğünün sağlanmasını, katma değerli ihracatın desteklenmesini ve bu alanlardaki kazanımlarımızın sivil alanlara, sivil endüstrilere yayılmasını yine desteklemeyi planlıyoruz.

Dünya ekonomisi jeopolitik gerilimlerin arttığı, korumacı eğilimlerin güç kazandığı ve ekonomik güvenlik kaygılarının öne çıktığı bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Geçtiğimiz yıl orta vadeli programın hazırlanmasından sonra küresel görünümde önemli değişiklikler yaşanmıştır. Ticaret ortaklarımızın büyüme beklentileri önemli oranda aşağı yönlü güncellenirken, Orta Doğu'da artan jeopolitik gerilimler enerji piyasalarında yeni riskler ortaya çıkarmış ve petrol fiyatlarında belirgin yükselişlere neden olmuştur.

Bu gelişmeler küresel büyüme ve ticaret görünümünü zayıflatırken, enerji maliyetleri ve yeniden güçlenen enflasyon baskıları birçok ülkede sıkı finansal koşulların beklenenden daha uzun süre devam etmesine yol açmıştır. Uluslararası Para Fonu'nun açıkladığı son tahminlere göre küresel büyüme oranının 2025 yılındaki yüzde 3,5'ten 2026'da yüzde 3,1'e gerileyeceği beklenmektedir. 2027 yılında ise küresel büyümenin yüzde 3,4'e, küresel ticaret hacmi artışının ise yüzde 4,7'ye yükselerek bir miktar toparlanması beklenmektedir."

Küresel ekonomideki gelişmelere karşı Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı'nın liderliğinde uyguladığı istikrarlı politikalar, güçlü altyapısı, stratejik konumu ve kurumsal kapasitesi sayesinde sağlam duruşunu koruduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Güneyinde ve kuzeyinde savaşlar yaşanırken ülkemiz istikrarlı bir liman olarak ilerleyişini sürdürmüştür. Makroekonomik görünüm üzerindeki dış talep ve enerji kaynaklı etkiler sınırlı kalmıştır. Makroekonomik temellerimiz sağlamdır. Zorlu küresel ve bölgesel koşullara rağmen programımızın kararlılıkla uygulanması sayesinde yatırım, istihdam, üretim ve ihracatta önemli kazanımlar elde ettik" diye konuştu.

"EKONOMİMİZİN 2026 YILINI YÜZDE 3,3 BÜYÜME İLE TAMAMLAMASINI BEKLİYORUZ"

Yılmaz, "Ekonomimiz küresel finansal koşulların sıkılaştığı, dış talebin zayıfladığı ve maliyet baskılarının arttığı bir dönemde dahi büyümesini sürdürmüştür. 2025 yılında yüzde 3,7 oranında büyüyen ekonomimizin 2026 yılını yüzde 3,3 büyüme ile tamamlamasını bekliyoruz. Bu dönemde yatırımların özel tüketimden daha hızlı artması, üretim kapasitemizi güçlendirmiş ve büyümenin niteliğini iyileştirmiştir. Bu görünüm enflasyonla mücadele ile uyumlu, dengeli ve sağlıklı bir büyüme kompozisyonunun oluştuğunu göstermektedir" dedi.

"2027'DE BÜYÜMENİN YÜZDE 4,2'YE YÜKSELECEĞİNİ ÖNGÖRÜYORUZ"

2027 yılında küresel görünümde beklenen iyileşmenin ve dış talepteki toparlanmanın katkısıyla büyümenin yüzde 4,2 seviyesine yükseleceğini öngördüklerini dile getiren Yılmaz, özellikle 2027 yılında ticaret ortaklarında büyümenin ivmeleneceği bir yıl olacağının tahmin edildiğini aktardı. Bunun da ihracat ve dengeli büyüme perspektifi açaısından kendilerine önemli bir imkan sunduğunu söyleyen Yılmaz, program dönemi boyunca verimlilik odaklı politikalarla büyümenin kademeli olarak hızlanmasını ve program dönemi sonunda yüzde 5 seviyesine ulaşmasını beklediklerini ifade etti. Yılmaz bu süreçte üretim faktörlerinin daha etkin kullanımını sağlayacaklarını, toplam faktör verimliliğini artıracaklarını, teknolojik dönüşümü hızlandıracaklarını ve yenilikçilik kapasitesini güçlendireceklerini dile getirdi. Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

"İŞSİZLİK ORANININ YÜZDE 8,1 SEVİYESİNE GERİLEMESİNİ BEKLİYORUZ"

"Tarımda verimliliği, sanayide teknoloji yoğunluğunu ve hizmetler sektöründe yüksek katma değerli faaliyetleri destekleyerek ekonomimizin üretim kapasitesini kalıcı bir şekilde artıracağız. Beşeri sermayenin niteliğini güçlendiren politikalarımızı sürdürürken kamu yatırımlarının özel sektör yatırımlarını tamamlayıcı ve harekete geçirici rolünü daha da güçlendireceğiz.

İşgücü piyasalarımızın dirençli yapısı korunmaktadır. 2026 yılında istihdamın artış eğilimine girmesini ve işsizlik oranının yüzde 8,1 seviyesine gerilemesini bekliyoruz. 2027 yılında büyümedeki ivmelenmenin etkisiyle istihdamın 657 bin kişi artacağını, işgücüne katılım oranının yüzde 53,4'e yükseleceğini ve işsizlik oranının yüzde 8'e gerileyeceğini öngörüyoruz.

Küresel ticarette yaşanan belirsizliklere rağmen ihracatımız güçlü performansını sürdürmektedir. 2026 yılının Ocak-Eylül döneminde ihracatımız yüzde 5,2 artışla 211 milyar dolara ulaşmış, yıllıklandırılmış bazda ise 283,7 milyar dolar ile tarihin yüksek seviyesine çıkmıştır. 125 milyar dolar seviyesine ulaşan hizmet ihracatımızı da dikkate aldığınızda, bu yıl toplam mal ve hizmet ihracatımızın 410 milyar dolar seviyelerine çıkmasını bekliyoruz. Yıllıklandırılmış ihracatın yıl sonu tahminimizin aşmış olması ihracat performansımızın olumlu seyrini ortaya koymaktadır. İhracatımızdaki artış yalnızca miktar bakımından değil, nitelik bakımından da önemli bir dönüşüme işaret etmektedir. 2000'li yılların başında orta-yüksek ve yüksek teknolojinin ihracatımızdaki payı yüzde 28 civarındayken, bugün geldiğimiz noktada, bu yıl için bu pay yüzde 44'e yükselmiş durumdadır. Bunu yüzde 50'nin üzerine çıkardığımızda ekonomimizin niteliksel dönüşümü çok daha belirgin bir hale gelecektir."

Yılmaz, cari açığının savaş kaynaklı geçici yükselişe rağmen 2026 yılında yüzde 2,6 düzeyinde oldukça yönetilebilir seviyede kalmasının beklendiğini söyleyerek önümüzdeki dönemde ticaret diplomasisini güçlendirmeye, ürün ve pazar çeşitliliğini artırmaya, markalaşmayı desteklemeye, yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırmaya ve ihracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştırmaya devam edeceklerini söyledi. Yılmaz, genel finansal koşullardaki iyileşmeye paralel bir şekilde, seçici bazda reel sektörü destekleyici finans programlarını devreye almayı sürdüreceklerini kaydetti.

"CARİ AÇIĞIMIZIN YÜZDE 2'NİN ALTINA İNMESİNİ BEKLİYORUZ"

Hizmet ihracatında yakalanan güçlü performansı da koruyarak dış dengeye katkı sağlayacaklarını belirten Yılmaz, "Önümüzdeki yıl cari açığımızın yeniden yüzde 2'nin altına inmesini bekliyoruz. Bölgesel gelişmeler ve enerji fiyatlarındaki yükselişin ithalat değeri üzerindeki baskısı geçici olup dış ticaretimizi daha sağlam temellere kavuşturmak amacıyla ihracatı artıran, enerji arz güvenliğini güçlendiren ve enerji ithalatına bağımlılığı azaltan politikalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Enerji bizim için en öncelikli alanlardan biri olmaya devam edecektir" değerlendirmesini yaptı. Yılmaz, şöyle konuştu:

"OVP ile uyumlu şekilde dezenflasyon sürecini destekliyor, bütçe açığını kademeli olarak azaltıyor ve kamu borçluluğunu güçlü görünümünü koruyacak seviyede tutuyor. 2024 yılı Haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinde önemli ilerleme kaydedilmiştir. 2026 yılında enerji ve emtia fiyatlarındaki gelişmeler nedeniyle dönemsel dalgalanmalar yaşansa da enflasyonun ana eğilimindeki iyileşme devam etmektedir. Programımızın temel önceliği fiyat istikrarıdır. Bu doğrultuda para politikasındaki kararlı duruş, mali disiplin ve gelirler politikalarıyla desteklemeye devam edilecektir.

"ENFLASYONUN 2027 YILINDA YÜZDE 21 SEVİYESİNE GERİLEMESİNİ ÖNGÖRÜYORUZ"

Uzun bir aradan sonra eylül ayında yüzde 30'un altına inen enflasyon oranının yıl sonunda yüzde 28,4 olacağını tahmin ediyoruz. Sosyal konut ve gıda başta olmak üzere arz yönlü politikalar ile bu düşüşü devam ettireceğiz. Bu politika çerçevesiyle tüketici enflasyonunun 2027 yılı sonunda yüzde 21 seviyesine gerilemesini öngörüyoruz. Orta vadede ise kalıcı şekilde tek haneli enflasyona ulaşmayı hedefliyoruz.

Mali disiplin, fiyat istikrarı ve yapısal dönüşümü birlikte ilerleten bu yaklaşım ekonomimizin dayanıklılığını güçlendirirken sürdürülebilir büyüme ve kalıcı sosyal refah hedeflerimize ulaşmamızın da temel güvencesi olmaktadır. Böylece üretim, verimlilik ve ihracat odaklı dönüşümümüzü sürdürerek fiyat istikrarı ile uyumlu, dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme anlayışımızı daha da güçlendireceğiz. Elde edilen kazanımların toplumun tüm kesimlerine yansıdığı, ekonomik güvenliğin ve toplumsal refahın güçlendiği bir ortamda Türkiye Yüzyılı hedeflerimize kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz."

"BÜTÇE AÇIĞIMIZIN MİLLİ GELİRE ORANINDA 0,4 CİVARINDA BİR DÜŞÜŞ SÖZ KONUSU OLDU"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılı bütçesinde 18 trilyon 979 milyar lira gider, 16 trilyon 266 milyar lira gelir öngörüldüğünü ve bütçe açığının ise gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 3,5 olarak tahmin edildiğini belirtti. 2027-29 dönemini kapsayan OVP'de 2026 yılı bütçe giderlerinin 19 trilyon 660 milyar lira, bütçe gelirlerinin 17 trilyon 28 lira, bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının ise yüzde 3,1 olarak revize edildiğine işaret eden Yılmaz, gelirler de giderlerin de yukarı doğru revize edildiğini söyledi. Yılmaz, "Ancak gelirlerimizin oransal olarak giderlerden daha fazla artması sonucunda bütçe açığımızın milli gelire oranında 0,4 puan civarında bir düşüş söz konusu olmuştur. Başlangıçta öngörülene göre çok daha iyi bir bütçe açığıyla bu yılı kapatacağımızı öngörüyoruz" diye konuştu.

Yakın coğrafyada ve dünyada yaşanan savaş ve gerginlikler sonucunda petrol başta olmak üzere enerji ve emtia fiyatlarında önemli artışlar yaşandığını belirten Yılmaz, yaşanan gelişmelerden kaynaklı enflasyon etkisi nedeniyle kamu personel ve sosyal güvenlik giderlerinde ilave harcamalar yapma gerekliliği doğduğunu dile getirdi. Girdi fiyatlarındaki artışa bağlı olarak, enerji desteklerinde ilave maliyetler oluşturduğunu kaydeden Yılmaz, enerji fiyatlarındaki artışın etkisinin bu kalemlerle sınırlı kalmadığını, mal ve hizmet alımları başta olmak üzere bütçenin diğer giderlerinde de artışlara sebep olduğuna dikkat çekti. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Petrol fiyatlarının yükselmesinden vatandaşlarımızın sınırlı düzeyde etkilenmesini teminen akaryakıttan alınan özel tüketim vergisinde indirim sağlanmıştır. Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen bütçe disiplininden taviz vermedik. Bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz. 2021 yılından bu yana ülkemizde yaşanan depremin bütçe açığına etkisinin yüksek olduğu 2023 yılı hariç, bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranını bütçede öngördüğümüz rakamların altına indirmeyi başardık. 2024'te, 25'te ve 26'da, üç yılda başlangıçta öngördüğümüz bütçe açığından daha iyi bir sonuçla yılı kapatmış olduk. Bu da mali disipline verdiğimiz önemin çok açık bir göstergesidir.

2024 yılında hayata geçirilen tasarruf tedbirleriyle izleme, denetleme, raporlama ve yaptırım modelini güçlü ve kararlı bir şekilde uygulamaktayız. Tasarruf tedbirleri kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payının uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6'dan 2024 yılında yüzde 3,1, 2025 yılında ise yüzde 2,9 seviyesine düşmesi sağlanmıştır. Bu da tasarruf genelgelerimizin etkinliğini ortaya koyan önemli bir rakamdır.

Kamu borcunun milli gelire oranı son yıllardaki olağanüstü afet harcamalarıyla rağmen tarihsel olarak düşük seviyelerde bulunmakta ve uluslararası karşılaştırmalarda güçlü görünümünü korumaktadır. 2002 yılında AB tanımlı genel devlet borç stokunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 71'in üzerindeyken 2026 yılının ilk çeyreğinde bu oran yüzde 23,1'e, ikinci çeyreğinde ise yüzde 22,3'e gerilemiştir. 2002 yılında faiz giderlerinin bütçe içindeki payı yüzde 43,2 iken 2026 yılı itibarıyla yüzde 14,4 olması beklenmektedir. Dünyamızda risklerin, belirsizliklerin arttığı, dönüşüm ihtiyacının güçlendiği bir dönemde düşük kamu borçluluk oranıyla Türkiye'nin bu sürece girmiş olması geleceğe dönük en önemli avantajlarımızdan bir tanesidir."

"DEPREM BÖLGESİNİN İHYASI İÇİN 5,4 TRİLYON LİRA PARA HARCANDI"

2023 yılındaki depremlerin bütçeye etkisi konusunda Yılmaz, şu değerlendirmeyi yaptı:

"2023-2026 döneminde deprem bölgemizin ihyası için güncel fiyatlarla 5,4 trilyon lira para harcanmıştır. Bu dolar bazında 104 milyar dolara karşılık gelmektedir. Ekstra bir yükle Türkiye Cumhuriyeti karşı karşıya kalmıştır ve bu yük en güçlü dediğimiz ekonomileri bile etkileyecek büyüklüktedir. 6 Şubat depremleri sonrasında vatandaşlarımızın ihtiyaçları hızla karşılanmış, imar ve ihya çalışmalarına ivedilikle başlanmıştır. Bu kapsamda toplam 455 bin 357 bağımsız bölümün inşası tamamlanarak teslimi yapılmıştır. Sadece konut ve iş yeri yapılmamış, şehir altyapıları yenilenmiş, organize sanayi bölgeleri yenilenmiş, okullar, hastaneler, kamu binaları, birçok altyapı ve üstyapı yenilenmiş, bölge adeta yeniden inşa edilmiştir.

2023 yılında bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 5,1 olarak gerçekleşmiş, deprem harcamaları hariç bu oran 1,6 seviyesinde olmuştur. 2024 yılında bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 4,7 olmuş, deprem hariç bu 3 seviyesindedir. 2025 yılında yüzde 2,9 olarak gerçekleşen bütçe açığının deprem hariç tutulduğunda yüzde 2,1 seviyesinde olduğu görülmektedir. 2026 yılı sonunda bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 3,1 olarak öngörülmektedir. Deprem harcamaları hariç bu oran yüzde 2,3 seviyesindedir."

"BÜTÇEMİZ DÜŞÜK BİR ORANDA OLSA DA FAİZ DIŞI FAZLA VERİYOR"

Yılmaz, bütçe kanun teklifinin kamu idarelerine ait ödenek tutarları ve gelir kalemlerine ilişkin tahminleri içerecek şekilde hazırlandığını söyledi. 2027 yılı merkezi yönetim bütçesi kapsamında 230 kamu idaresinin bütçesi bulunduğu bilgisini paylaşan Yılmaz, "Önümüzdeki yıl milli gelirimizin 111 trilyon lira seviyesinde olmasını bekliyoruz ve bu büyüklük için de 2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını öngörmekteyiz. 2027 yılında bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3,5 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Deprem harcamaları hariç bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 2,8 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz. Bütçemiz düşük bir oranda da olsa 2025 yılından başlayarak faiz dışı fazla vermektedir. Gelecek yılda bu eğilimin devam etmesini öngörüyoruz" ifadelerini kullandı.

2027 yılı bütçe gelirlerini sıralayan Yılmaz, gelir vergisinin 5 trilyon 533 milyar lira, kurumlar vergisi 2 trilyon 223 milyar lira, özel tüketim vergisi 3 trilyon 284 milyar lira, katma değer vergisi 5 trilyon 681 milyar lira, diğer vergi gelirleri 3 trilyon 184 milyar lira, vergi dışı gelirler ise 3 trilyon 502 milyar lira olduğunu belirtti.

Yılmaz, 2027 yılı bütçe ödeneklerinin ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımına ilişkin, "Personel giderleri 7 trilyon 117 milyar lira, mal ve hizmet alım giderleri 2 trilyon 184 milyar lira, cari transferler 10 trilyon 140 milyar lira, sermaye giderleri 1 trilyon 855 milyar lira, sermaye transferleri 750 milyar lira, borç verme giderleri 613 milyar lira, yedek ödenekler 542 milyar lira, faiz giderleri 3 trilyon 975 milyar liradır. Önümüzdeki hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yapacağım sunumda bütçe teklifimize ilişkin daha detaylı bilgilendirmeler yapacağım" dedi.

"MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI'NA 2 TRİLYON 459 MİLYAR LİRA ÖDENEK AYIRDIK"

AK Parti hükümetleri ve Cumhur İttifakı olarak eğitimi her zaman en öncelikli meseleleri olarak gördüklerini kaydeden Yılmaz, Milli Eğitim Bakanlığı'na 2027 yılı bütçesinde 2 trilyon 459 milyar lira ödenek ayırdıklarını söyledi. 2002 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'nda öğretmen sayısı yaklaşık 510 bin kişi iken, 2026 Ekim ayı itibarıyla öğretmen sayısının 1 milyon 40 bin kişiye ulaştığını bildiren Yılmaz, yükseköğretim kurumlarının bütçelerini 2027 yılında 872 milyar liraya çıkardıklarını söyledi. Yılmaz, şunları söyledi:

"Yükseköğretimi de dahil ettiğimizde, eğitime ayırdığımız kaynak 3 trilyon 747 milyar lirayı bulmaktadır. Böylece merkezi yönetim bütçesinden yüzde 13,7 oranı ile en büyük payı yine eğitime ayırıyoruz. Geçtiğimiz aylarda OECD'nin PISA raporu yayınlandı ve Türkiye üç dalda da puanını artırabilen tek OECD ülkesi oldu. Son derece olumlu bir tablo çıktı. Bu rastgele veya bir yıllık bir çabayla oluşmuş bir sonuç değil elbette. Son çeyrek asırda eğitime yaptığımız yatırımlar, öğretmeniyle, altyapısıyla, müfredatıyla gerçekleştirdiğimiz gelişmeler, işte bu sonucun alınmasına zemin hazırlamıştır. Ben başta Cumhurbaşkanımız, Milli Eğitim Bakanlarımız olmak üzere emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum."

Yılmaz, eğitimle birlikte hükümetleri döneminde en fazla önem verdikleri konuların başında sağlığın geldiğine değinerek, vatandaşların sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanmasını sağlamak amacıyla merkezi yönetim bütçesinden sağlık hizmetleri için 2 trilyon 134 milyar lira kaynak ayırdıklarını ifade etti. Yılmaz, Sağlık Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurumları ile Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan yapılacak sağlık harcamaları da dikkate alındığında sağlık alanına ayrılan toplam kaynak 4 trilyon 532 milyar liraya ulaştığını söyledi.

SOSYAL YARDIM VE DESTEKLER...

"Sosyal devlet anlayışıyla ülkemizin ürettiği refahı toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırmayı hedefliyoruz" diyen Yılmaz, sosyal yardım ve destekler için 2027 yılı bütçesinde 1 trilyon 341 milyar lira kaynak ayırdıklarını ve bu tutarın 2027 yılı bütçesinin yüzde 4,9'una denk geldiğine dikkati çekti. Yılmaz, 2027 yılında sosyal konut finansmanının desteklenmesi amacıyla geçen yıla göre yüzde 150 artışla ayırdıkları kaynağı 250 milyar liraya çıkardıklarını söyledi. Yılmaz, ödeme gücü olmayan vatandaşların sağlık primi giderlerini karşılamak amacıyla 186 milyar lira, 65 yaş üstü yaşlılar, bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlar ve yakınlarına bağlanan aylıklar kapsamında 132 milyar lira, engelli vatandaşların evde bakımına destek amacıyla 109 milyar lira, engelli vatandaşların eğitim desteği için 90 milyar lira, doğum yardımı ödemeleri için 84 milyar lira, ekonomik yoksulluk içinde olan çocukların aileleri yanında yetişmelerine imkan sağlayan sosyal ve ekonomik destek ödemeleri için 29 milyar lira, engellilerin eğitim taşıma giderleri için 19 milyar lira, koruyucu aile uygulaması kapsamında ise yaklaşık 4 milyar lira kaynak ayırdıklarını dile getirdi.

Enerji sübvansiyonlarına 2021 yılında başladıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yımaz, vatandaşların daha ucuz elektrik ve doğalgaz kullanabilmeleri için 2027 yılı bütçesinde yüzde 62 artışla 605 milyar lira kaynak öngördüklerini belirtti. 2027 yılında yüzde 3,5 olması öngörülen bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının 0,5 puanlık kısmı enerji sübvansiyonları desteklerinden kaynakladığını belirten Yılmaz, "Ekim ayında mesken aboneleri için düşük kademede doğalgazda yüzde 56, elektrikte düşük kademede yüzde 53 oranında faturalarda devlet desteği uygulandığını ifade etmek istiyorum. Düşük kademelerde dünya fiyatlarına göre gelmesi gereken faturanın yarısından fazlasını biz bütçeden yaptığımız aktarımlarla vatandaşımızın yükünü hafifletmek için bu tahsisatları gerçekleştiriyoruz" şeklinde konuştu.

"2027'DE TÜM ÇALIŞANLARIN GELİRLERİNE 1 TRİLYON 460 MİLYAR LİRA KATKI SAĞLAMIŞ OLUYORUZ"

Yılmaz, 2022 yılı Ocak ayı itibarıyla asgari ücrete kadar tüm ücretleri vergi dışı tuttuklarına değinerek, bu imkandan tüm çalışanların yararlandığını söyledi. Yılmaz, "Bu kapsamda vergi istisnası yoluyla 2027 yılında tüm çalışanlarımızın gelirlerine 1 trilyon 460 milyar lira katkı sağlamış oluyoruz. Doğalgaz ve elektrikteki devlet destekleri ile asgari ücret tutarına kadar olan tüm ücretlerin vergi dışı tutulmasını da dikkate aldığımızda sosyal harcamalara ayrılan kaynağın toplamda 3 trilyon 406 milyar liraya ulaştığını görüyoruz. Bu tutarın bütçemize oranı yüzde 12,5 seviyesindedir" değerlendirmesini yaptı.

"SAVUNMA HARCAMALARI İÇİN 2 TRİLYON 206 MİLYAR LİRA ÖDENEK ÖNGÖRÜYORUZ"

Tarımı stratejik bir sektör olarak ele aldıklarını ve bu doğrultuda 2027 bütçesinde toplam 1 trilyon 305 milyar lira imkan sağladıklarını ifade eden Yılmaz, özetle şunları kaydetti:

"Bu kapsamda tarım sektörü vergi harcamaları için 342 milyar lira, tarımsal kredi destekleri için 325 milyar lira, tarım sektörü yatırım ödenekleri için 268 milyar lira, tarımsal destek programları için 235 milyar lira, tarımsal kitlerin finansmanı, müdahale alımları ve ihracat destekleri için 135 milyar lira imkan sağlıyoruz. Çiftçimizin mazot maliyetinin yüzde 50'sini, gübre maliyetinin ise yüzde 25'ini karşılıyoruz. Tarımsal kredilerde faiz giderinin ortalamada yüzde 70'i hazinemiz tarafından karşılanmaktadır.

Son iki yıl içinde önemli ölçüde artırdığımız reel sektör desteklerine 2027 yılında da devam ediyoruz. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı ve dengeli büyüme stratejimizi sürdürüyoruz. Reel kesim destekleri için bütçemizde tarımsal krediler, sübvansiyon destekleri hariç 658 milyar lira ödenek öngörüyoruz. Bu kapsamda Sosyal Güvenlik Kurumu işveren prim desteği ödemeleri için 351 milyar lira, Halk Bankası esnaf kredileri sübvansiyon desteği için 92 milyar lira, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı teşvik ödemeleri için 73 milyar lira, ihracat destekleri için 65 milyar lira, diğer reel sektör destekleri için 78 milyar lira kaynak ayırdık.

2027 yılı bütçesinde deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dirençliliğin artırılması için 769 milyar lira tutarında ödenek öngörülmüştür. Ülkemiz sanayinin en önemli ve kritik alanlarından olan savunma sanayii ekosistemimizin dışa bağımlılığını asgari seviyeye düşürüyoruz. Bu alanda son çeyrek asırda Türkiye Cumhuriyeti bir değişim değil, bir devrim yaşamıştır. Bugün dünyamızın geldiği şartlar bu tercihi zamanında yapmış olmamızın ne kadar kıymetli olduğunu göstermektedir.

Milli Savunma Bakanlığı bütçesinde savunma harcamalarının önemli bir kısmını oluşturan silah, mühimmat, silah sistemleri ve diğer savunma araçları alımlarına ilişkin ödeneklerde yüzde 229 artış yapılmıştır. Diğer savunma harcamaları ile birlikte toplam savunma harcamaları için 2 trilyon 206 milyar lira iç güvenlik harcamaları için ise 1 trilyon 248 milyar lira ödenek öngörüyoruz.

Mahalli idarelerimizi de güçlendirmeye devam ediyoruz. Büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ayırdığımız toplam kaynağı 2 trilyon 384 milyar liraya çıkarıyoruz. 2002 yılında yerel yönetimlere ayrılan kaynağın bütçemize oranı yüzde 4 civarındaydı. Bugün geldiğimiz noktada bu oran yüzde 8,7'ye çıkmış durumdadır.

Sulama projelerinden demiryollarına, iltisak hatlarından denizyolu yatırımlarına, petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerinden madencilik projelerine kadar pek çok alanda yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. 2027 yılı bütçemizde yatırımlara ayırdığımız kaynağı 2 trilyon 849 milyar liraya yükseltiyoruz. Bu tutar 2027 yılı bütçemizin yüzde 10,4'üne denk gelmektedir.

2027 yılı bütçemizle ülkemizin ekonomik gücünü ve uluslararası rekabet kapasitesini artırırken, dış politikada milli çıkarlarımızı gözeten, barış ve istikrara katkı sunan dengeli ve vizyoner anlayışıyla Türkiye'nin küresel etkinliğini daha da güçlendireceğiz. Ekonomiden eğitime, teknolojiden sosyal politikalara kadar her alanda milletimizin refahını, ülkemizin gücünü yükseltmek için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz."


İlgili Haberler

Mektepli Gazete | Eğitime 2027 yılı bütçesinde 2 trilyon 459 milyar lira ödenek ayrıldı