Çözüm Kent Enstitüleri
"Ülkeyi kalkındırma yollarından biri de kent insanlarının eğitimidir. Bu nedenle Köy Enstitülerini aynen canlandırmak yerine yeni koşul ve durumlara uygun olarak Kent Enstitüleri modeli tartışılmalıdır. Değişen ekonomik ve toplumsal yapı yeni analizleri ve somut çözüm önerilerini üretmeyi gerektirmektedir."

Prof. Dr. Adil Türkoğlu
SORUN:
1940’lar Türkiye’sinde nüfusun % 80-85’i köylerde yaşamaktaydı. Köylerimizde su yoktu, kanalizasyon yoktu. Yol yoktu. 300-500 -1500 nüfuslu köyler çağdaş yaşamdan uzak eğitim olgusunun uğramadığı yerlerdi.
Köy Enstitülerinin kurucularından İsmail Hakkı TONGUÇ, Atatürk’e ulaşan bir raporla sorunları açıklıyordu. Rapor sonrası 17 Nisan 1940 ‘da 3803 sayılı KÖY ENSTİTÜLERİ yasası çıkarılmıştır.
Köy Enstitüleri, geniş arazilerde bahçesi, bağı, hayvan barınakları, traktörü, arabası tesisleri olan eğitim işletmeleriydi. Sistem yeniydi. Dünyada olmayan bir modeldi. Köye hem öğretmen hem de başka alanlarda iş gücü (sağlıkçı, yapıcı, ziraatçı ) yetiştiriyordu.
Köy Enstitüleri, birer eğitim kurumu, toplum merkeziydi. Yalnızca bulunduğu köye değil çevresindeki 2-4 ile de hizmet veriyordu Köy Enstitüleri, 1954 yılında kapatılmıştır. Enstitülerin kapatılması nedenini açıklayan hiçbir bilimsel dayanak yoktur. Nedenler siyasi olup, tutarsızdır. Aydınlanma olgusuna karşı çıkan gruplar cahil ve okumuş-cahil kitlesiyle birlikte ENSTİTÜLERİ kapatmıştır.
2021’lerin TÜRKİYE’si 1940’lı yıllardan farklıdır. O zamanlarda, nüfusun % 78’i köylerde yaşarken, nüfusun % 22’si kentlerde yaşamaktadır. 1950’lerde başlayan, 1960’larda hız kazanan köylerden kentlere göç, 2010’lu yıllarda ülkemiz nüfusunun %75’inin kentlerde yaşamasına neden olmuştur. Kentleşme 6 büyük ilimizde (İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Mersin) en yüksek oranlardadır. 2000 verilerine göre 6 ilimiz toplam nüfusun yaklaşık % 30’unu barındırmaktadır.
1990’da kent nüfusunun Ankara’da % 70’i, İstanbul’da %60’ı, İzmir’de % 50’si, Adana’da % 50’si Samsun’da % 40’ı,Gaziantep’te % 40’ı, Bursa’da % 30’u gecekondularda yaşamaktadır.
Gecekonduların sorunları üzerinde fikir birliği oluşmasına rağmen ileri sürülen çözüm yolları geçicidir. Sorun çözümsüzlüğe bırakılmakta ve giderek büyümektedir.
FARKLILIKLARI OLAN KÜLTÜR YARATILDI
Köylü kente göç edince gecekondular ortaya çıkmaktadır. Gecekondu da köy ile kent arasında kalan ortak öğelerin her ikisine de benzemeyen ama kendine özgü farklılıkları da olan bir kültür yaratmaktadır. Bu oluşum içinde birey, artık ne köylü ne de kentlidir.
Köyün yaşam koşullarına göre gereksinimlerini karşılayan birey köyü kente taşımakta farklı gereksinimler ve bu gereksinimleri karşılama yolları konusunda yabancılık çekmektedir.
Kentleşmenin doğurduğu sorunlar hızlı kentleşme nedeniyle çözülememektedir. Barınma, beslenme, eğitim ve belediye hizmetlerinden yararlanma gereksinimleri kentin farklı bölgelerinde farklı biçimlerde karşılanmaktadır. Gecekondu bölgesine yerleşen vatandaş gecekonduların dört temel özelliğiyle buluşmaktadır:
Yasal olarak başkasına (hazineye, vatandaşa ) ait yerde bulunma
İmar yasasına aykırı davranma
Sağlık kuruluşlarının bulunmaması ya da yetersiz olması
Altyapı sorunları bulunan ve temizlik koşullarının sağlanamadığı yaşam alanlarına mahkum olma.
HER TÜRLÜ SÖMÜRÜYE AÇIK
Sokaklar kirli; caddeler yok; kanalizasyon var-yok; evler, insanlar var; her şey sorun. Gecekonduda kadın olmak daha da zor; doğurganlığı yüksek olan kadın, hiç eğitim almaması nedeniyle çocuk yapmayı beslenme olgusu gibi kabul ederek her yıl doğurmak zorunda kalmaktadır. Yeşil alan, çevre düzenlemesi, deterjan kullanımı, beslenme konularını hiç öğrenmemektedir.
Çocuklar ise erken yaşlarda sokak yaşamına başlamakta, mesleğe dönük işlerde çalışmamakta, çok sık iş değiştirmektedir. Günde 8-10 saat çalışan çocuklar; cinsel, fiziksel, duygusal açıdan her türlü sömürüye açıktır. 24.01.2007 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde Ertuğrul ÖZKÖK : “Madımak sendromu” başlıklı yazısında, varoşlarda yaşayan çocukların ve gençlerin suça itilmemeleri için, sivil toplum örgütleri, Milli Eğitim Bakanlığı ve aile müessesesinin Türk tarihinin en büyük işbirliğini yapması gerektiğine dikkati çekmektedir.
Kentlerdeki gecekondularda,
Uyuma ilişkin sorunlar
Gereksinimler
Meslekler
Ve bunlara bağlı olarak yeni davranış, bilgi, beceri ve tutum gereklidir ki bunlar EĞİTİM gereksinimleridir. Nüfusun kentlerde yoğunlaşması ve yoğunlaşacak olması kentlerin varoşların eğitim sorunlarının çözümlenmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu nedenlerle yeni çözümler ve arayışlar tartışılmalıdır. Çözümün bir yolu da KENT ENSTİTÜLERİ’dir.
Çarpık kentleşmenin sorunları artmaktadır. Marmara Denizi en güzel örnektir. Yılların ihmali, yanlış politikalar denizi öldürmüştür. Tedbir alınmaz ise kentleri benzer ağır sorunlar beklemektedir.
Ülkeyi kalkındırma yollarından biri de kent insanlarının eğitimidir. Bu nedenle Köy Enstitülerini aynen canlandırmak yerine yeni koşul ve durumlara uygun olarak Kent Enstitüleri modeli tartışılmalıdır. Değişen ekonomik ve toplumsal yapı yeni analizleri ve somut çözüm önerilerini üretmeyi gerektirmektedir.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Dünya İnsani Dayanışma Derneği Gezici Köy Enstitüsü kuracaklarını belirterek Ağrı ve Dr. Ayten ZARA bölgede okulun yanı sıra gezici bir Köy Enstitüsü de kuracaklarını açıkladı. Ekipte psikologlar, avukatlar, hekimler ve mühendisler bulunmaktadır. Meslek grupları ekip halinde geliyor, eğitimlerini veriyorlar. Hekimler, cinsel istismar, doğumlar, kadın erkek ilişkisi ve cinsel sağlık hakkında bilgi veriyor. Avukatlar ise yurttaşların Anayasal haklarını kamudan nasıl almaları gerektiği konusunda tavsiyeler vermektedir. Kendi haklarını nasıl koruyabileceklerini ve en önemlisi onlara nasıl sahip çıkabileceklerini anlatmaktadırlar. Toplum sosyal, kültürel, psikolojik ve ekonomik olarak güçlendirmektedir.
Gezici Köy Enstitülerin benzerleri kentlerde açılarak vatandaşlara ekonomik, hukuk, sağlık her türlü kurs açılmalı, sürekli eğitim yapılmalıdır. İzmir Selçuk Belediyesi’nin kaynaklarıyla hayata geçen Efes Tarlası Yaşam Köyü açıldı. Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu SENGEL, “Bu proje tarım için, toprak için hepimiz için var. Türk Tarımının sürüklendiği çöküşe karşı çok yönlü bir Efes Tarlası Yaşam Köyü adı verilen yeni bir çözüm modeli ortaya konmuştur” dedi.
Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Efes Tarlası Yaşam Köyü’nü cumhuriyet dönemi Köy Enstitülerinden ilham aldıklarını, köylülerin gözleri ile görebilecekleri, verimli modern merkezleri kurma hedefiyle tohum merkezi, tarım müzesi, toprak okulu, üretici pazarı ve seraları ile birlikte yeni bir yaşam biçimi desteklenmektedir.
Kadınlarımızı sosyal ekonomik hayatta ve aile içinde güçlü ve özgür olmalarını istiyoruz. Biliyoruz ki yaşam toprakta filizlenir. Efes Tarlası Yaşam Köyü, Selçuk ve köylerini içine alacak biçimde hekim, mühendisler, avukatlar, psikologlarla sürekli eğitim verilmeli, emekli memurlardan yararlanmalıdır.
Herkesin kabul ettiği harikalar yaratan Eskişehir'de eğitim düzeyi yükseltilmiş meslek ve beceri kursları açılarak vatandaşlar meslek sahibi olmuştur. Sosyal ve kültürel yaşam düzeyi yükseltilerek, halk sağlığını koruma alanında örnek çalışmalar yapılmıştır.
Eğitim Biliminin olanakları iyi kullanılarak:
Kim eğitilecek
Nasıl eğitilecek
Kim eğitecek sorularına yanıt aranmalıdır.
Bu sorulara değişik zamanlarda yanıt verilmektedir.
Farklı kurum ve kuruluşlar (AÇEV, TEGV, ÇYDD ) bu amaçlarla çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmaların tümünden yararlanılmalıdır.
Amaç bireylerin yalnızca okur yazar olması değil,
Beceriler kazanarak bir meslek sahibi olmaları Kendilerini ve çevrelerini değiştirmede etkin olmaları
Üretici olmaları
Daha iyi bir yaşam kurabilmeleri
Bilinçli yurttaşlar olmalarıdır.
Kent Enstitülerinin kuruluş ve işleyişinde herkese görev düşmektedir. Üniversiteler, yerel yönetimler, valilikler, milli eğitim müdürlükleri, kaymakamlıklar, muhtarlıklar ve ilgili her kurum, kuruluş ve yönetici üzerine düşen görevi yapmalıdır.
Yukarıda yer alan Kent Enstitüleri örnekleri eksiklikleri irdelenmeli, tartışılmalı ve geliştirilmelidir. Yerel yönetimler üzerinden yaygınlaştırılması sağlanmalıdır.