Covid-19 varken, okulları yeniden açmak mı?
Covid-19 varken, okulları yeniden açmak mı?

Mektepli Gazete: Bu aralar pek çok ülke okullarını yeniden açmayı düşünüyor ve tartışıyor. Kimi ülkeler bu süreçte okullarını kapatmamıştı ancak Güney Kore gibi açtığında vaka sayısı artan kimi ülkeler, okullarını yine kapatmak zorunda kaldılar. Türkiye ise bu eğitim-öğretim yılını kapattı, okulların Eylül ayında açılacağı söyleniyor. Ancak o tarihe değin, eğer Covid-19 konusunda tedavi konusunda bir ilerleme olmazsa, ikinci bir dalganın geleceği, hatta bunun kesin olduğunu söyleyen tıp uzmanları var. Okullarını 1 Haziran 2020’de açmayı düşünen, bu yönde karar alan İngiltere’de ise eğitim ve tıp uzmanları, bunun çok yanlış bir karar olduğunu ileri sürüyorlar. Tabii bilimsel gerekçelerini de belirtmeden geçmiyorlar. Mektepli gazete olarak bundan böyle bu ve diğer konularda eğitim ilgilendiren kısa çeviri makalelere yer vereceğiz. İlk makale, İngiltere’de öğretim üyesi olan Dr. Alpesh Maisuria’dan. Kendisi University of the West of England’da eleştirel eğitim alanında eğitim politikası üzerine doçent olarak çalışmaktadır. Daha çok toplumsal sınıf, eğitim politikası, neoliberalizm ve Marksizm konularına dair araştırmaları vardır. Bu yazısı kendi blogundan alınmıştır. Alpesh Maisuria, Reclaiming Schools gruunun bir üyesidir.
.jpg)
Doç. Dr. Alpesh Maisuria
“Topladığımız kanıtlar gösteriyor ki, [Britanya’da] okulların 1 Haziran'da yeniden açılması için çok erken. Hükümet, bu tehlikeli kararı alarak insanların sağlığını riske ediyor ve ikinci dalga olasılığını hesaba katmıyor.” (Sir David King, Bağımsız SAGE Grubu)
Bu blog yazısı burada bitebilirdi ancak yüksek risk göz önüne alındığında, üzerinde daha fazla düşünülmelidir…
Öğretmenler ve sendikaları, İngiliz hükümetinin 1 Haziran gibi çok erken bir tarihte okulları yeniden açma kararı almasına karşı gösteri yapmaya hazırlanıyorlar. Daily Mail’ın haberlerine göre bazı basın kuruluşları ve hükümetten bakanlar, Michael Gove’u ziyaret ederek, siyasi muhalifler, sendika patronları ve yerel yöneticilerin okulların yeniden açılmasını sabote etmek için gizlice anlaştıklarını iddia etmektedirler.
2013 yılında, Gove'un kötü etki bırakan müfredat reformlarına karşı bir mektubun kaleme alıp imzalayan 100 akademisyenden biriydim; ancak bu kez durum daha ciddi. Öyle ki, tarafsız Britanya Tıp Birliği (BMA), Bağımsız SAGE Grup'tan okulları en azından bir süre daha kapalı tutulması için yapılan çağrıyı destekledi.
Downing Street’in [İngiliz Hükümetinin] verdiği yanıltıcı tavsiyeler ve veriler nedeniyle, ünlü tıp bilimcileri Bağımsız SAGE Grubu’nu (ISG) kurmaya karar verdiler. ISG’nin okulların 1 Haziran’da yeniden açılmasına muhalefet etme kararı,Mumsnet’in de yer aldığı ve uzman eğitimcilerin titiz tavsiyeleriyle de desteklendiği bir toplantının yapılmasının ardından geldi. Profesör Sir DavidKing, 1 Haziran’da okulların yeniden güvenli bir şekilde açılması için uygun şartların neredeyse sıfır olduğu sonucuna vardı. Rapor, okulların yeniden açılması kararının toplumdaki düşük enfeksiyondüzeyine ve yerel test, izleme ve izolasyon stratejisiyle yeni enfeksiyonlara hızlıca yanıt verme kapasitesine bağlı olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Ancak henüz o aşamada değiliz. Çocukların hastalığa yakalanma olasılığı yetişkinlerden daha az olsa da, çocuklar hala bulaştırıcı faillerdir. DfE tavsiyesi bile bu endişeyi yansıtıyor görünmektedir:
“ Bazı çalışmalar, küçük çocukların daha az bulaştırıcı olabileceğini gösteriyor, ancak bu kanıt yetersizdir ve en iyi ihtimalde bile düşük düzeyde bir güven vermektedir .”
Bu nedenle, enfeksiyonu taşıyan ancak semptomgöstermeyen bir çocuk, hastalığını diğer çocuklara ve okul personeline fark edilmeden taşıyabilir ve daha sonra kimi hastalıkları olan aile üyelerinin yanı sıra yaşlı akrabalarına da bulaştırabilir. Yani hasar,ölümcül düzeyde ciddi olabilir.
Hükümet, işçi sınıfı ailelerine mensup çocukların evde eğitim için gereken eğitim kaynaklarına zengin aileler gibi sahip olmadıkları için büyük ölçüde dezavantajlı olduklarını ileri sürerek kararının etik olduğunu vurgulama eğiliminde.
Ancak ISG raporu, okulları yeniden açmak için acele etmekten ziyade, bilgisayar ekipmanı sağlamanın ve uzaktan eğitim sunmanın daha güvenli olacağını vurguluyor. Koşullar elverişli olduğunda, eğitsel “telafi” oturumları da dâhil olmak üzere,(bulaştırmanın en aza indirildiği) açık havalı yerlerde yaz etkinlik programlarını uygulamak uygun bir seçenek olacaktır. Mevcut durum, eğitimi nasıl algıladığımızla ilgili varoluşsal soruları önümüze sermektedir. Biz “Reclaiming Schools” (Okulları Geri İstiyoruz) ağı olarak, çocukları sıralarına oturtmayı değil sadece, onların ihtiyaçlarının karşılanmasının gerekli olduğunu öne sürüyoruz.
Eğitim, çocukların sosyal, duygusal ve daha geniş özelliklerini geliştirmeye yönelik olmalıdır. Bu bağlamda, sosyal mesafeye sıkı sıkıya bağlı bir okulun çocuklar için zararlı olduğu düşünülebilir. 1 Haziran'da yeniden açılış için tüm oyuncakları kaldırmak zorunda olan kreş ve ana sınıflarının hikâyeleri, zengin eğitim ortamından yoksun bir ortam yaratmaya gidiliğini göstermektedir.
Ayrıca, Hükümet'in öncelikle küçük çocukları okula geri çağırma talimatı tartışmalıdır. Dünyadaki çoğu ülkede, okula başlama yaşı 6 veya 7'dir; bu nedenle kreş ve ana sınıfı çağındaki çok az çocuk aslında okuldadır.
Çocuklarda ruh sağlığı sorunları, 6 veya 7 yaşlarındakimi ülkelerde her zaman çok daha azdır. Çocukların, merkezi sınavlara girmeye gerek olmaksızınçocukluklarını yaşama şansları olmalıdır. (7, 11, 16yaşlarında son derece önemli merkezi sınavlar uygulayan İngiltere, mukayese edilebilir herhangi bir ülkeden daha fazla sınav yapmaktadır.)
Ulusal düzeyde standartlaştırılmış merkezi sınavları ertelemek için önemli bir olay vardır. Bu, sınavların çocuk ve öğretmenler üzerindeki etkisini değerlendirmek için bir fırsat da sağlayacaktır.
Öğretmenlerin yaklaşık % 15'i, 1 yılın ardındanmesleği terk ederken % 30'dan fazlası da 5 yıl içinde işinden ayrılmaktadır. Yaşanan çoğu örnekteöğretmenliğin sadece zor bir iş olduğunu öğrenmiyoruz; aynı zamanda sınavlar ve karşılaştırmalı lig tablolarının dışsal baskılarını da öğreniyoruz. Dört yıl süren fakülte eğitimi, öğretmen olmak isteyenlere zihinsel ve fiziksel olarak da zarar verirken nihayetinde sonra da görev yapmayı zorlaştırmaktadır.
C-19 ve ötesinde, ilerici kılmak ve sosyal olarak sorumlu hale getirmek için eğitimi yeniden ele geçirmemiz gerekiyor. Ulusal Eğitim Hizmeti bunuyapmak için bize bir araç sunuyor.
Yazının yayım tarihi: 29 Mayıs 2020