Mektepli Gazete

CHP'den MEB tarikat ilişkileriyle ilgili çarpıcı rapor

CHP'den MEB tarikat ilişkileriyle ilgili çarpıcı rapor

Paylaş
Yazı boyutu
100%
CHP Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık tarafından partisinin Merkez Yönetim Kurulu toplantısına sunulan raporda; Milli Eğitim Bakanlığı’nın tarikat ve cemaatlerle kurduğu ilişkiler anlatıldı.
CHP'li Karabıyık’ın “MEB ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Tarikat, Cemaat, Vakıf ve Derneklerle İlişkisi” başlıklı kapsamlı raporda şunlar yer aldı:
Yeterinci tartışılmadı: Milli Eğitim Bakanlığı, tarikat ve cemaatlerin arka bahçesi vakıf-derneklerle yaptığı protokollerle yetkilerinin bir kısmını bu kurumlara devretmiştir. Son 18 yılda eğitim sitemi hemen her yönü ile tartışılsa da vakıf-derneklerle yapılan protokollerin siteme verdiği zarar makul bir zeminde tartışılamamıştır. Tartışılmamasının nedenleri, Bakanlığın konu ile ilgili yaptığı perdeleme ve eğitim sendikalarının olayın ciddiyetinin farkına varmamalarıdır. Eğitim sendikaları için kendi iç çekişmeleri çok önemli olurken, laik eğitimi sonlandıran protokoller yeterince gündemlerine girememiştir.
Protokoller 4 4 4’le başladı: 2012 yılında yapılan 4 4 4 düzenlemesi sonrası vakıf-derneklerle imzalanan protokollerde ciddi bir artış yaşanmıştır. Özellikle TÜRGEV, Ensar Vakfı, TÜGVA, İlim Yayma Cemiyeti, Hayrat Vakfı ve İHH ile yapılan protokoller çok dikkat çekmiştir. 2015’e kadar genellikle Genel Kurmay, Adalet Bakanlığı ile Milli Eğitim arasında er ve erbaşlara okuma-yazma, mesleki eğitim kursu, tutuklulara çeşitli eğitimler verilmesi, Tarım Köy İşleri Bakanlığı ile el sanatları kursu, Türk Hava Kurumu ile ASO Organize Sanayi Bölgesi’nde otomasyon, Robinson Club Hotel ile mesleki eğitim, Denizcilik Müsteşarlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı-Belediyeler Birliği (okullar hayat olsun) ile projeler yürütülürken 2015’ten itibaren gerici dernek, vakıf, cemaatlerin daha öne çıktığını görüyoruz.
Yönetmelik değişikliği önü açtı: 12/9/2019 tarihinde Sosyal Etkinlikler Yönetmeliğinde yapılan değişiklik ile sivil toplum kuruluşlarının “her tür ve seviyedeki resmî ve özel örgün ve yaygın eğitim kurumlarında” sosyal etkinlik yapmasının önü açılmıştır. Bu hamle, 4 4 4 süreci sonrası, eğitime alanında yaşanan en önemli girişimlerden birisi olmuştur. Sivil Toplum Kuruluşu adı altında bahsi geçen tarikat ve cemaatler, okul öncesinden üniversiteye kadar tüm okullara, protokol yapmasına gerek kalmaksızın girmeye başlamışlardır. Ayrıca, okul öncesi düzeyde, Sibyan Mektepleri adı altında, tarikat ve cemaatlere bağlı vakıf-dernekler faaliyet göstermeye başlamışlardır.
Diyanet bile uyardı: Tüm bunların yanı sıra Diyanet İşleri Başkanlığı 2018 Yaz Kuran Kurslarına ilişkin raporunda çok önemli tespitlerde bulunmuştur. Özellikle dernek, vakıf ve cemaatlerin Kuran Kurslarındaki etkilerinin azaltılması gerektiğine yönelik vurgusu, ülkeyi yönetenler tarafından dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir mesajdır. Bu durum Milli Eğitim Bakanlığı’nın iradesinin önemli bir kısmını teslim ettiği dernek, vakıf ve cemaatlerden bir an önce kurtulması gerektiğini ortaya koymaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu tespitlerine karşın, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu oluşumlarla protokol imzalamaya devam etmesinin anlaşılabilir bir tarafı bulunmamaktadır.
Diyanet rapor hazırladı: Temmuz 2019’da Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlandığı iddia edilen GİZLİ ibareli raporda; 15 Temmuz’da dini istismar eden Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) eliyle ülkemizin maruz kaldığı ihanet ve darbe girişimi bu çalışmaya gerekçe gösterilmiş ve ülkemizdeki dernek, cemaat, tarikat veya vakıf adıyla faaliyet yürüten dini yapıların derinlemesine incelenmesinin zaruri bir hal aldığına değinilmiştir. Cemaatlerin, 1985 sonrasında sadece din öğretimi ve maneviyat eğitimi ile uğraşan yapılar olmaktan çıktıkları, sahip oldukları insan kaynaklarını ticari/mali kazanımlar elde etmek için seferber ettikleri, Devlet bürokrasisi içerisinde gizlice örgütlendikleri, konumlarını kendi mensupları lehine kullandıkları, dolayısıyla devletteki kadroları liyakat kriteri dışında suiistimal ettikleri, 2000 sonrasında şirketler, holdingler kurdukları, okullar açtıkları raporda açıkça ifade edilmiştir.
İstismarlar yaşandı: Son dönemlerde yaşanan cinsel istismar olayları eğitim sistemine yeni bir toplumsal sorun olarak girmiştir. Taciz ve cinsel istismar kavramları eğitimle ve okullarla anılır hale gelmiştir. Ülkemiz, çocukların cinsel istismar da dahil olmak üzere şiddetin ve sömürünün her türlüsünden korunma haklarını Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü Ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi gibi uluslararası düzenlemelere taraftır. Aynı doğrultuda Anayasa’nın 41. maddesinin son fıkrası uyarınca da devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri almak zorundadır. Cinsel istismar çocukların sağlık haklarına, yaşam haklarına, maddi ve manevi bütünlüklerine yönelik saldırılardan en yaygın olanıdır. Ülkemizde eğitim süreç ve ortamlarında çocukların intihar ettiği, yaşanan cinsel istismar vakalarının sistematik olarak devam ettiği, cinsel istismar vakalarının ya farkına varılmadığı yahut görmezden gelindiği süreçler yaşanmaktadır.
Resmi okullarda yaşanan cinsel istismar olaylarından bazıları şunlar:
- 2010-2014, Karaman’da, Karaman Anadolu İmam Hatip ve İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği'ne (KAİMDER) yakın kişilerin kiraladığı evlerde kalan 9-10 yaşlarında 45 erkek öğrenciye bir öğretmen tarafından cinsel istismarda bulunduğu iddiası ile dava açılmıştır.
- Ankara Hasanoğlan Fen Lisesi pansiyonunda kalan öğrenciler, 09/03/2016 tarihinde gece yarısı öğretmenler tarafından uyandırılarak mescide götürülmek istenmiştir. Karşı çıkan öğrencilere; Hizmet Vakfından bazı görevlilerin öğrencilerin inanç eksikliklerini gidermek amacıyla Hasanoğlan Fen Lisesine geldiğini, bu nedenle mescide gitmeleri gerektiği belirtilerek baskı yapılmıştır.
- Çankaya’da bir lisede Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin 3 kız öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla dava açılmıştır.
- Kayseri’de öğretmeni tarafından tecavüz edilen kız öğrenci intihar etmiştir.
- İstanbul Beykoz’da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni tayt giyen kız öğrencinin şehvet uyandırdığını söylemiştir.
- Gaziantep’te 12 kız öğrenciye cinsel istismarda bulunan Rehber öğretmen 150 yıl hapis cezası almıştır.
- Sinop Gerze’de İslamcı Gençlik İlim ve Hikmet Derneğinde Kur’an kursu öğretmeni 4 erkek öğrenciye tecavüzden 22 yıl ceza almıştır.
- Ankara Keçiören Anadolu İmam hatip Lisesinde 12 kız öğrenciye tacizde bulunan bir öğretmen tutuklanmıştır.
- 2018, Ümraniye'de Fıkıh-Der isimli derneğin bünyesinde faaliyet gösteren ruhsatsız yatılı Kuran kursunda çok sayıda (30-35) çocuk istismara uğramıştır. Mahkeme heyeti "iyi hal' indirimi uygulayarak, Ömer Işıktekin’e 76 yıl 11 ay, Tarık Bektaş’a 25 yıl, Hacı Serkan Bektaş’ ise 37 yıl 6 ay hapis cezası verdi.
- 2019, Ankara/Polatlı Mehmet Akif Ersoy İlkokulu'nda hizmetli olarak görev yapan E.Y., iddiaya göre 6 ve 9 yaşındaki iki kız kardeşe cinsel istismarda bulunmuştur. İki kardeşin durumu anlattığı ailesinin şikayeti üzerine hizmetli E.Y., polis tarafından gözaltına alınmıştır.
- 2019, İstanbul İstek Vakfına Bağlı bir okulda 5 yaşında bir çocuğa Beden Eğitimi öğretmeni tarafından cinsel istismarda bulunulmuştur.
Mektepli Gazete | CHP'den MEB tarikat ilişkileriyle ilgili çarpıcı rapor